e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Mektup 65

5 Eylül 1962

Dostlara, yaşamları uzun olsun,

Şimdi Eylül ayı ve sıradan insanların, yani toprak sahiplerinin bile Teshuva (tövbe) konularına bağlanma zamanı.

Toprak sahipleri ve Tora öğrencileri arasındaki fark nedir? Fark şudur ki “toprak sahipleri” dünyanın sahipleri olduklarını hissetmek, yani dünyadaki mevcudiyetlerini büyütmek, uzun yaşam ve “realitenin sürekliliği” denilen pek çok şeyle ödüllendirilmek isteyenlerdir.

Tora öğrencileri” sadece realitenin iptaline bağlananlardır. Yaradan istediği için bu dünyada yaşar ama O’nun önünde iptal olmak isterler. Sahip oldukları her şey yalnızca Yaradan istediği içindir.

Toprak sahiplerinin düşüncesi Tora düşüncesinin tersidir denmesinin anlamı budur. Tora düşüncesi realitenin iptali, toprak sahiplerinin düşüncesi ise realitenin sürdürülebilirliğidir. Ancak Eylül ayında toprak sahipleri de realitenin iptaline bağlanmaları gerektiğini bilir.

Atalarımız der ki, “Tövbe edenlerin durduğu yerde, tam erdemli duramaz.” Bunu Kabalaya göre yorumlamalıyız.

Bilinir ki, Keter ve Hohma Kapları (ihsan etme kapları) denilen bir Katnut (küçüklük) zamanı vardır. İhsan etme kaplarını edindiğimiz zaman buna “realitenin iptali” denir, kişi sadece Yaradan’a ihsan etmek, bir şey almamak istediğinde, buna “tam erdemli” denir. Bu demektir ki, kendisi için bir arzusu yok ve tüm çalışması sadece Yaradan’ın önünde iptal olmakla ilgili. İhsan kaplarında parlayan ışık, Nefeş Ruah denilen Ohr Hassadim olduğundan, buna “Katnut zamanı” denir.

Gadlut zamanı (yetişkinlik) ise kişinin Katnut sırasında Parsa’nın altında kalan Bina ve ZON kaplarını (alma kapları) edindiği zamandır. Bu demektir ki, üzerlerindeki alma arzusu, Malchut nedeniyle dereceden ayrılırlar. Diğer bir deyişle, Bina ve ZON Kapları alma arzusu hükmü altındadır ve bu nedenle onları ihsan etmek için kullanmak imkânsızdır. Bu nedenle dereceden ayrılırlar.

Gadlut sırasında—çalışmalarında ilerlediklerinde—dereceye geri dönerler çünkü ihsan etmek için almaya bağlanabilirler. Bu sırada dereceye geri döndüklerinden, “alma kapları” denilen Bina ve ZON kaplarını kullanırlar.

Buna Gadlut denir, çünkü şimdi Neşama ve Haya ışıkları parladığından ve kişi alma arzusuna bağlandığından, buna “realitenin sürekliliği” denir.

Yukarıda söylenenlerden anlaşıldığı gibi Katnut’a, realitenin iptali, Keter ve Hohma Kapları nedeniyle “tam erdemli” denir. Alma kapları Bina ve ZON ise realitenin sürekliliği olarak kabul edilir ve kişinin tek arzusu sahip olduklarını büyütmek ve çoğaltmaktır. Ancak, bunlar gelir ve gider, yani Katnut zamanında onlar derecenin dışındadır, Gadlut sırasında ise dereceye geri dönerler ve çektikleri ışık Gadlut’tandır.

Dolayısıyla “tövbe edenlerin durduğu yer,” çabaları vasıtasıyla Neşama ve Haya ışığına sahip olanlar demektir. Bu nedenle sadece Keter ve Hohma Kapları denilen ihsan kaplarına bağlanan tam erdemli biri Ohr Hohma’ya değil, Nefeş ve Ruah olan Katnut’a, yani Ohr Hassadim’e sahiptir.

Ve o zaman kişi “toprak sahibidir,” şöyle yazdığı gibi, “Bir ev erdemlikle inşa edilmelidir,” çünkü “ev” realitenin sürekliliği demektir. Bu özellikle Bina ve ZON denilen alma kaplarına alınan Hohma ışığı ile yerine getirilir. Oysa Keter ve Hohma kapları ihsan kapları ve realitenin iptali olarak kabul edilir, çünkü kişi hiçbir şey almak istemez. Sonunda sadece Ohr Hassadim denilen Katnut ışığını çeker.

Öyle anlaşılıyor ki, kişi en azından “tam erdemli” olmak için tövbe etmelidir. Daha sonra erdemli derecesine ulaştığında bir kez daha tövbe etmelidir.

Dileyelim Yaradan en azından tam erdemli olmamıza yardım etsin.

Çalışmada temel şey şudur ki, maneviyatta bir şeyin yarısı verilmez. Aksi takdirde kişi yarım tövbe ettiğinde yukarıdan diğer yarı için yardım alması gerekir. Bu nedenle maneviyatta yarım şey olmadığından, kişi Yaradan’a yardım için dua etmelidir. Bu demektir ki, dua kalbin çalışması olduğundan, dua sırasında kişi kalbindekini ortaya koyarak Yaradan’ın ona O’nun önünde iptal olma arzusu vermesi, yani kendi otoritesi altında hiç arzu kalmaması ve içindeki tüm arzunun sadece Yaradan’a yönelik olması için dua eder.

Bir kez tam iptale karar verdiğinde, Yaradan’dan bunu başarması için yardım ister. Bu demektir ki, aklı ve arzusu Yaradan önünde iptal olmaya hemfikir olmasa da, Yaradan’a O’nun önünde iptal olmak için dua etmelidir. Buna “tam dua” denir, yani kendisi için bir şey istemeden Yaradan’ın ona tam bir arzu vermesini ister ve daima erdemlik içinde kalmak için Yaradan’a yakarır.

Tam erdemli demek, daima erdemli arzusu içinde yaşamaya tereddütsüz karar vermiş olmak demektir. Bu anlayış onun içinde tamamen çözümlenmiştir. “Tamamlanmamış,” tüm arzularını O’nun önünde iptal edip etmeyeceğine henüz karar verememiş demektir. Öyle anlaşılıyor ki, başlangıçta çalışma tam erdemli olmaktır, fakat sonra alma kaplarını iyileştiren ve onları kutsallığa geri götüren “tövbe edenler” denilen diğer çalışma başlar.

Maneviyatta yarım vermek yoktur ile ilgili bir kanıt vermek istiyorum. Atalarımız şöyle der, “Dediler ki, ‘Günah için merhamet dileyelim.’ Merhamet dilediler ve bu onlara garanti edildi. O, onlara şöyle dedi, ‘Unutmayın, eğer öldürürseniz, dünya bozulur.’ Bunu üç gün kilitlediler ve bir günlük yumurtayı tüm İsrail toprakları boyunca aradılar, fakat hiçbiri bulamadı. Dediler ki, ‘Ne yapacağız? Eğer öldürürsek dünya bozulacak. Yarısı için merhamet isteyelim,’ oysa cennetten yarım bir şey verilmez. Gözlerini kumla örttüler, bunun olmasını sağlayan insanın soyu için arzu duymamasıydı.” Bunlar onların sözüdür.

Bu açıkça ispatlar ki, maneviyatta sadece bütünlük vardır. Baal HaSulam bunun neden böyle olduğunu açıklar: Yaradan bütün olduğundan, bereketi verdiğinde aşağıdaki insan bütünlüğü almalıdır. Aksi takdirde Yaradan ona verse bile, kişi alamaz, çünkü bütünlük için kabı yoktur.

Dolayısıyla, kişi kendini bütünlüğü almaya hazır hale getirmeden önce bütünlük amacına giden yolun uzunluğunu göremez, kabı olmadan O’nun bereketini alamayacağından, bunu çalışmanın ortasında değil ancak sonunda görebilir. Bu sebeple kendini kuvvetlendirmeli ve kralın sarayına yaklaştığını söylemelidir, çünkü her bir kuruş bir araya geldiğinde büyük miktar ettiğinden, sonunda kişi kapının açıldığını görür ve saraya girmekle ödüllendirilir.

Yukarıdaki sözleri Kabalaya göre yorumlamalıyız. Sulam’ın pek çok yerinde yazdığı gibi, önce sağ çizgiyi, sonra sol çizgiyi ve en sonra da orta çizgiyi çekeriz. Orta çizginin rolü, sol çizgiyi sadece VAK de Hohma denilen yarım derece aydınlatmak ve GAR de Hohma’yı almamaktır.

Daima şu soru vardır, “Neden sol çizgiyi çeker çekmez, sadece yarım derece, yani GAR olmadan VAK’ı çekiyoruz?” Ayrıca “Neden tam bir derece çekme gerekliliği var ve neden sonra orta çizgi vasıtasıyla GAR de Hohma’yı yukarıda kaldırıp, VAK de Hohma’yı aşağıya uzatarak dereceyi ayırıyoruz?”

Maneviyatta yarım bir şey verilemediğinden, yukarıdaki sözleri anlayabiliriz. Bu sözleri sırayla yorumlayacağız.

Şöyle dediler, ‘Günah eğilimi için merhamet dileyelim.’” Tüm günahlar sol çizgiden uzanır, yani onlar Masach de Hirik vasıtasıyla sol çizgiyi iptal ederler. Buna “Merhamet istediler ve O bunu onlara verdi,” denir, yani sol çizgi için “Unutmayın, öldürürseniz dünya bozulur,” yerine getirdiler. Bu demektir ki, yaratılış amacı Yarattıklarına iyilik yapmak olduğundan, Ohr Hassadim Dvekut (birleşme) ışığı bölünme lekesini silebileceğimiz tek araçtır, ancak yaratılış amacının ışığı değildir.

Üç gün boyunca kilitli tuttular,” yani Ohr Hohma ve GAR denilen sol çizgiyi kullanmadılar ve “bir günlük yumurtayı tüm İsrail toprakları boyunca aradılar fakat hiçbiri bulamadı.” Baal HaSulam, “yumurtanın,” küçük canlılık olduğunu söyler, yani henüz dışarıya ifşa olmamış hayvansal nitelikler.

Tüm İsrail toprakları boyunca,” demek, canlılık Ohr Hohma’dan uzandığından, canlılık olmadan “İsrail toprağı” olarak kabul edilen Hassadim ışığını kullandılar demektir, oysa orada Hohma ve canlılık olmalıdır. Fakat sol çizgi tamamen çıkarıldığı için İsrail topraklarında hiç canlılık olmaz.

Derler ki, ‘Ne yapacağız? Eğer öldürürsek dünya bozulacak.’” Bu demektir ki, yaratılış amacı tamamlanmadı, buna “dünyanın yıkımı” denir. “Yarımın merhametini isteyelim,” yani öyle bir ıslah yapacağız ki, Hohma’yı sadece yarım derece, yani başlangıçta sol çizgiyi yarım çekeceğiz. Yukarıdan daima bütünlük geldiğinden, “Maneviyatta yarım verilmez.”

Gözlerini kumla körleştirdiler,” bu demektir ki Masach de Hirik’in ıslahından sonra Hohma ışığını sadece “dişi ışık” denilen Hohma’nın aydınlanması olarak kullanırız. Bu “almak ve aşağıya vermemek” sözünün anlamıdır. Gözleri körleştirmek demek, görme aşağıya yayılmayacak ve buna “Gözlerini kumla körleştirdiler,” denir, tıpkı “Sen üzerinden geçmesinler diye bir sınır koydun.” Yukarıdan aşağıya uzatmak istedikleri an, manevi olan derhal dünyevi (İbranicede Hol kelimesi, hem “dünyevi” hem “kum” demektir) olduğundan, sınır kum haline gelir.

Bunun olmasını sağlayan kişinin soyu için arzu duymamasıydı.” Bu demektir ki, biz aşağıya bakamadığı için “kör” denilen aydınlanmayı aşağıdan yukarıya kullanırız. Bu insana Dvekut denilen yakınlığı kaybetmemesinde yardımcı olur. Fakat eğer yukarıdan aşağıya çekersek bu ayrılığa sebep olur. Bu nedenle düzen Hohma ışığını bütünlükte uzatmak olmalıdır.

Niyet şudur ki, onlar ıslah yapmak isterler: bir kez Hirik noktasını yaptıklarında ve sol çizgiyi iptal ettiklerinde bir daha asla sol çizgiyi çekemeyecekleri ıslahı yapmak isterler ve böylece günahın eğilimi için yer olmaz. Ancak, “Sen onları erdemlikle yarattın” olduğundan, görürler ki bu dünyanın yıkımı demektir, özellikle Hohma vasıtasıyla dünya varolur ve bu yaratılış amacıdır.

Ancak “Maneviyatta yarım şey verilmez” bu nedenle üç çizgi boyunca ıslah olmalıdır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,111