e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1152 – Bedenimizden Çıkmak Mümkün mü?

Yeni Hayat 1152 – Bedenimizden Çıkmak Mümkün mü?

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat söyleşi serisinde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman. Herkese merhaba.

Bugün bedenimizden çıkmanın mümkün olup olmadığı ile ilgili konuşmak istiyoruz. Bedenimizi hissediyoruz, beş duyumuz vasıtasıyla hayatı algılıyoruz ve bildiğimiz, aşina olduğumuz bu. Farklı bir tür gerçekliğe girmek mümkün müdür? Bizimle olun. Lütfen, buyurun.

Konuk: Bilim insanları ve doktorların bunun insan zihninde meydana gelen oldukça yaygın bir fenomen olduğunu söylediğini görünce çok şaşırdım. 14.000 adet beden dışı deneyim üzerinde çalışma yapmış olan, üniversitelerde uzmanlık yapan Dr. Jeffrey Long, bunun son derece yaygın olduğunu, hastalarının çoğunun böyle deneyimler yaşadığını, kanıtların insanlığın zihninin nasıl çalıştığı ve zihnin yeteneklerinin neler olduğu konusunda farkındalıksız olduğunu gösterdiğini söylüyor. Kimi insanlar bilinçli olarak beden dışı deneyimler yaşamayı deniyor ve yolculuklarını anlatıyorlar. Bu, insanlığı gerçek anlamda ilgilendiren bir şey. Bu mümkün müdür? Kabala İlmi’nin bu konuda neler söylediğini sormak istedik. Bedenlerinden çıkabilen insanlar var mı? Eğer varsa neden, ne için?

Dr. Laitman: Kabala İlmi bunu oldukça basit bir şekilde açıklıyor diyebilirim. Kabala İlmi, bu büyük geniş dünyada var olduğunu deneyimlediğimiz her şeyin sadece bizim algılamamızda var olduğunu söyler. Bu onun var olup olmaması meselesi değil, onun sadece benim algımda var olması meselesidir. Eğer var olmasaydım, var olanı algılamasaydım, o zaman onun var olduğunu ya da var olmadığını söyleyemezdim. Yani var olan tüm bu şeyler, yalnızca benim algıma göre, kendim olarak, duyularıma göre kavradığım şekilde varlar. O hâlde bedenden çıkıp, bedene girmek ne anlama gelir? Sadece gerçeklik algımı değiştirdiğim anlamına gelir: eğer şimdi bir hayal kurarsam, hissettiğim budur. Bunu bir bedenin içine hapsolmuş duyularımla algıladığım şekilde hissediyorum. Sert bir yapım olduğunu, sıcak olduğumu, oturduğumu, vs. hissediyorum. Muhtemelen bu duyuların, hislerin üzerine çıkarsam, bedenin dışındaki bir hayatı hissedeceğim – sanki onunla ilgili bir sorun yokmuş gibi, belki sadece şu an başımızdan geçen olguları deneyimlemeye bir son vermek gibi.

Oren Levi: Söylediklerinizi anlamıyorum, lütfen tekrar edin.

Konuk: Tamam, belki sorular vardır. İnsanların çoğunun kolaylıkla bedenlerinden çıkabileceklerini hissetmemeleri size göre neden bir sorun değil?

Dr. Laitman: Bedeninizden kolayca çıkabileceğinizi söylemiyorum. Hakkında konuştuğum şeyi betimlemenin kolay ve mümkün olduğunu söylüyorum. Evet, kendimi hissediyorum, gerçekliği bedenim vasıtasıyla hissediyorum. Gerçekliğin tamamı benden ve benim hissettiklerimden oluşuyor. Eğer hissettiğim şeyden kopup, onunla bağlantımı kesersem, o zaman artık ben var olmam – kendi varlığım ve beni çevreleyen dünyanın varlığıyla ilgili olan his.

Konuk: Bu bir ölüm hali midir?

Dr. Laitman: Öyleymiş gibi görünüyor, ama biz onu ölüme bağlarız. Belki kendi benlik algımla, kendilik duygumla, çevreyi hissetme şeklimle, etrafımdakilerle olan bağlantımı ölmeden koparabilirim. Diyelim ki günden güne birçok defa farklı fenomenler hissediyorum ve sonra, onlar kayboluyor. Daha sonra yeni fenomenler hissediyorum, bu ne anlama geliyor? Her zaman tüm evreni, daha geniş ve daha küçük evreni ve kendimi – tüm organlarım ve beni meydana getiren her şeyimle- hissetmem, yani o gelir ve gider. Eğer kendimi hissetmemeye, endişelenmemeye veya kendime önem vermemeye, evreni ve etrafımda olan her şeyi farklı bir şekilde düşünmeye çalıştığım bir duruma ulaşırsam, diyelim ki… O zaman kendimi başka bir dünyada hissedeceğim. Ölmek zorunda değilim. Diyelim ki, teorik olarak, kendimi önemsemeyi bıraktım, bu durumda artık bulunduğum yeri, hissettiğim şeyleri, dünyanın beni nasıl etkilediğini de önemsemem. Duygularımla, kendi bakış açıma göre nasıl olduğumdan, dünyaya göre durumumun ne olduğuna kadar her şeyle olan bağlantımı keseceğim. Buradan yola çıkarak, ölmek zorunda olmadığımı, dünyanın yok olmasına gerek olmadığını zaten görüyoruz, ama nihayetinde bu, olduğum kişiye ve bulunduğum yere karşı olan davranışlarıma bağlıdır. Kendimi kendimden ve dünyadan koparabilirim. Bu kopuş öldüğüm anlamına gelmez, sadece hissetmediğim anlamına gelir. Nasıl oluyor da hissedemiyorum? Örneğin, bunu gün boyunca görüyoruz. Daha birkaç dakika önce söyledim. Gün boyunca sürekli olarak arzularımı, hislerimi, izlenimlerimi değiştiriyorum- bir şey daha önemli oluyor, başka bir şey daha az önemli hâle geliyor. Her seferinde değiştiği için bazen uyumak istiyorum, bazen yemek yemek istiyorum, bazen şunu bazen bunu yapmak istiyorum. Ve her zaman, tüm bu arzulardan koparsam, o zaman zaten tamamen farklı bir gerçeklikte olmuş olurum. Sanki ölmüşüm gibi.

Konuk: Bir kişi neden bunu istesin ki? Sanki ölmüş gibi olmayı?

Dr. Laitman: Hayır, bu ölmek gibi değil. Kişinin kendi kendisiyle alakadar olmamasıdır. Belki bununla yüce, çok önemli fırsatlar elde ederim.

Konuk: Her şeyden önce temeli anlamak için, şu anki gerçeklik algımın her zaman kendimle ilgili belirli bir endişeye dayandığını mı söylüyorsunuz?

Dr. Laitman: Evet, kendim için.

Konuk: Bu endişe vasıtasıyla gerçekliği algılıyorum. Arzum her zaman şimdi olanla, kendimle, planlarla, gelecekle ve geçmişle ilgilenir. Bu benim algımdır. Şimdi siz, eğer bundan koparsak, o zaman farklı bir gerçekliğe ilerleyeceğimizi mi söylüyorsunuz?

Dr. Laitman: Evet, çünkü kendim için duyduğum endişe vasıtasıyla gerçekliği algılarım, her zaman kendimle ilgili- daha sıcak veya daha soğuk, daha iyi veya daha kötü, daha büyük veya daha küçük… Her şeyi kendimle ilgili olarak ölçüyorum.

Konuk: Bu bir çeşit hayatta kalma gibi bir şey midir?

Dr. Laitman: Bu hayatta kalma değildir, bir mağazada olmak gibidir. Her kıyafet denediğimde- her seferinde yeni bir şey: Aynaya bakıyorum ve görüyorum ki biri daha çok, diğeri daha az, biri çok büyük, diğeri çok küçük, biri öyle biri böyle… Gerçekliğiniz her zaman böyledir. Gerçekliği olduğu şekliyle görmüyorum, onu kendime göre görüyorum.

Konuk: Çünkü o, bedenimin içindeki benle ilgili, öyle mi?

Dr. Laitman: Gerçekliği beş duyum vasıtasıyla algılıyorum. Bu nedenle onu kendime göre, beş duyum vasıtasıyla her zaman bu şekilde ölçüyorum. Eğer bir şekilde onlardan kurtulursam, onların üzerine çıkarsam- daha iyi bir ifadeyle, onları aşarsam… Kendime göre ölçemeyeceğim şekilde soyut olan yeni, farklı bir gerçekliğe sahip olurum.

Konuk: İnsanlar beden dışı deneyimi düşündüklerinde, sanki kendi bedenlerine dışarıdan bakıyorlarmış ya da bedenleri olmaksızın başka bir yere gidiyorlarmış gibi düşünüyorlar. Ancak yalnızca fiziksel ve coğrafik olarak bedenlerinin dışına çıkıp, başka bir şey gördüler.

Dr. Laitman: Hislerim olmadan bir şeyin fiziksel ve coğrafik olarak varlığından nasıl söz edebilirim?

Konuk: Bu, insanların tanımladığı beden dışı deneyimden, çeşitli nörolojik deneyimler veya fenomenlerden tamamen farklıymış gibi görünüyor. Burada sadece bedenimden ayrılmak ve ona dışarıdan bakmaktan bahsetmiyoruz, aynı zamanda gerçeği algıladığımız duyulardan da söz ediyoruz.

Dr. Laitman: Bağlantımdan hissettiklerime kadar her şeyi farklı şekilde hissetmek istiyorum. Algı kaplarımı değiştirmek ve başka bir şey yapmak istiyorum.

Konuk: Neden buna zihinden değil de örneğin bedenden çıkmak diyorsunuz?

Dr. Laitman: Bunun genel adı bu olduğu için. Kendimden çıkmak gibi.

Oren Levi: Anladığım kadarıyla bedenden çıkmak mümkün, öyle mi?

Dr. Laitman: Ki bu arzularımdan, özlemlerimden, amaçlarımdan, planlarımdan çıkmak anlamına gelir – bedenin dışına çıkmak anlamına geliyor. Bedene, genel arzum denilir.

Oren Levi: Ondan çıkmak mümkün o hâlde. Onu terk ettiğimiz, onun üzerine çıktığımız zaman- bizi başka bir yere yükselten bir asansördeymişiz gibi: ne hissetmeye başlarız?

Dr. Laitman: Sonra, beden dışı deneyimler yaşamaya başlarız.

Oren Levi: Ne gibi deneyimler?

Dr. Laitman: Görüyorum ki hemen yazmaya başladınız.

Oren Levi: Hayır, öncelikle bunun mümkün olup olmadığını anladığımdan emin olmak istedim. Peki, şimdi ayrıntıları dinlemek istiyorum. Bu süreç meydana geldiğinde ne tür deneyimler yaşarız? Bu asansöre binip yükseldiğinizde nereye gittiniz?

Dr. Laitman: Tamamen, bütünüyle iyi olan bir dünyaya ulaşırsınız.

Konuk: İnternette bir reklam gördüm. Hiç ziyaret etmediğiniz yerlere gitmek, hiç tanışmadığınız insanlar tanımak, farklı ilişkileri, hep istediğiniz hayatı deneyimlemek için birisi sizi beden dışı bir deneyim yaşamaya davet ediyor. Bu hayal gücünüzde meydana gelen bir tür beden dışı deneyim. Bu kişi bunun nasıl yapılacağını da öğretiyor.

Dr. Laitman: Varsayalım ki Hindistan veya Afrika ile ilgili bir film izledim. Hiç ziyaret etmediğim yerler. Bu durumda bir beden dışı seyahate mi çıkmış oluyorum? Beden dışı seyahat ne anlama geliyor? Bedensel olarak orada olmadığım kesin, ama yine de başkalarının bana aktardığı farklı fenomenlere dâhil oluyorum.

Konuk: Yani bununla bir ilgisi yok mu?

Oren Levi: Tamam, sormak istediğim bir şey var: sonra ne olur? Özellikle, deneyimler nelerdir, nereye gidilir, nasıl seyahat edilir, ne tür maceralar yaşanır?

Dr. Laitman: Hayatınızda algıladığınız, kavradığınız, egonuzda, haz alma arzunuzda kavradığınız her şey. Haz alma arzusu her zaman size eşlik eder ve sizi her an mümkün olduğunca çok kazanmak ve olabildiğince az kayıp vermeye doğru yönlendirir.

Oren Levi: Formül bu yani; ona aşinasınız.

Dr. Laitman: Elbette, herkes aşinadır. Yani beden akıllıdır ve sizi bunu yapmaya iter. O sizin dostunuzdur, sizin iyiliğinizi ister ama bununla birlikte son derece de kurnazdır. O gerçekten de dostunuz mudur, yoksa aslında düşmanınız mı? Neden? Çünkü onun yüzünden çok kısıtlı bir gerçeklik algınız var; öyle ki ne istiyorsanız, hissediyorsanız, kavrıyorsanız, yutuyorsanız, vs. o kadar. İçinde bulunduğunuz sonsuz gerçeklik, yeryüzüne kadar daralmış durumda. Yaşadığınız, bulunduğunuz yere, apartmanınıza ve içinde yaşadığınız bedeninize kadar daralmış durumda. Durum bu. Tüm seçenekleri ve fırsatları ile tüm evren… Ona en ufak bir aşinalığınız dahi yok. Onun hakkında çok az şey biliyorsunuz. Yani sizi içinde yaşamaya zorlayan bedeniniz, o sizin düşmanınızdır, dostunuz değildir.

Konuk: Gerçekliği engelliyor öyle mi?

Dr. Laitman: Elbette.

Konuk: Tamam, bir şey sormak istiyorum: paralel evrenlerle ilgili konuşmalar yapan bilim insanları var…

Dr. Laitman: Demek istediğim şey bu değil, hiç alakası yok. Bu, farklı hesaplamalara dayanıyor. Bizler evrenimizde maddeyi algılıyoruz ama farklı eksenlerde, farklı birçok form var. Söylemek istediğim bu değil ama yine de önemli.

Konuk: Gerçekliğin sadece ufak bir kısmını algıladığımızı söylüyorlar.

Dr. Laitman: Doğru, günden güne daha fazlasını keşfediyoruz.

Oren Levi: Eğer kastettiğiniz bu değilse nedir o hâlde?

Dr. Laitman: Demek istediğim şu: alma arzumuzdan, kavrayışımızdan, kaplar açısından, kapların hacmi açısından kendimizi kısıtlı bir arzuyla doldurmaktan çıkmalıyız. Bir tür anti-formda, benliğimizin dışında, bizim dışımızda neler olup bittiğini algılamaya başlamak; Böylece Direkt ışık olan Or Yaşar’ın içindeki bir alma kabı olmak yerine, Yansıyan Işık olan Or Hozer’in içinde olacağım.

Oren Levi: Bu ne anlama geliyor?

Dr. Laitman: Beş duyum var. Evet, işitme, görme, koklama, tatma, dokunma. Onlar vasıtasıyla, onların içinden alırım.

Oren Levi: Onların içinden algılarım, öyle mi?

Dr. Laitman: Tabii ki, onlar aracılığıyla. Bu yüzden, onlardan kurtulurum. Bu hayatı bir kenara bırakırım, ben var olurum. Ancak duyularımı, gerçekliğe karşı daha farklı bir şekilde geliştiririm.

Oren Levi: Ne şekilde?

Dr. Laitman: Verme şeklinde. Gerçekliği, kendimin dışında nasılsa o şekilde algılamak istediğim beden dışı şekilde, aynı gerçekliği egomdan ve egoist haz alma arzumdan algılamak değil, aksine kendimden çıkarak algılamak. Kendimden çıkmak demek, haz alma arzumdan, alma arzumdan çıkmak demektir.

Oren Levi: Nereye?

Dr. Laitman: Onun dışına.

Oren Levi: Nereye?

Dr. Laitman: Sadece bir şeye sahibim: Ya kendim ya da başkası, başka bir kişi. Başkalarının iyiliğini düşünme koşuluna erişmek için kendimden çıkarsam, farklı bir gerçeklik elde etmeye başlarım- kendi içimde değil, kendi dışımda.

Konuk: Bu beden dışı gerçeklikte neyi keşfederiz?

Dr. Laitman: Gerçekte var olan neyse, hiç görmediğiniz veya tanımlamadığınız ne varsa onu keşfedersiniz. Bu içinde var olmadığım bir şeydir.

Konuk: Ne var orada?

Dr. Laitman: Açıklayamıyorum, kuvvetler var.

Oren Levi: Ne tür kuvvetler?

Dr. Laitman: Doğanın kuvvetleri, ihsan etme kuvvetleri, bizim gerçekliğimizde var olmayan sevgi kuvveti.

Oren Levi: O zaman nerede bunlar?

Dr. Laitman: Bunlar, şu an siz ve benim algılıyor olduğumuz gerçekliğin dışında var olan kuvvetlerdir. İhsan etme kuvvetleri, kendimizin dışında var olan kuvvetlerdir.

Konuk: Bizim dışımızda var olanların, olmuş ve olacak olanla ilgili bilgilerin bulunduğu alanlar olduğunu da duydum.

Dr. Laitman: O vardır, konuşacak bir şey yok. Bir bilgisayar gibidir; vardır ama gerçeklik algısı ile bir alakası yoktur. Gerçeklik algısının yoğunluğu ile ilgisi vardır. Geçmiş, gelecek, şimdiki zaman; bunlar her zaman bizim hizmetimizdedir.

Konuk: Algıladığımız gerçeklikte bile kavramamış olduğumuz diğer katmanlar mevcut. Bilgisayar olarak adlandırdığınız tüm sistem, bilgi, gelecek daha da gizli. Yani anlamadığımız ya da algılamadığımız bu bilgisayar var, farklı parametreler ya da veri parçaları… Daha başka neler olacak veya biz yalnızca bu bilgisayarı mı algılayacağız?

Dr. Laitman: Ne olduğunu açıklayamıyorum bile. Yani bunlar, gerçekliğin tüm parçalarını bir araya getirmek için çalışan kuvvetlerdir ve bir kişi sınırsız olan bu tür eylemlere dâhil olur. O hiçbir şey söylemez, bir başkasına aktaramayacağınız bir şeydir.

Oren Levi: Sevgi kuvveti ile ilgili soru sormak istiyorum. Şu an algıladığım gerçekliğin dışında, sevgi kuvvetinin var olduğu bir gerçekliğin olduğunu söylemiştiniz. Doğru anlamış mıyım? Şimdi algılıyor olduğum gerçekliğin dışında nerede bu?

Dr. Laitman: Gerçekliği niteliklerinize göre algılarsınız. Niteliklerinizi karşıtlarına çevirin ve karşıt bir gerçeklik göreceksiniz.

Oren Levi: Sizi hayalimde mi göreceğim?

Dr. Laitman: Hislerinizde.

Oren Levi: Vizyonumda, duyma, koklama, tatma, dokunma hislerimde mi?

Dr. Laitman: Bunlar yeni duyular ve onların içinde yeni bir gerçekliği hissedeceksiniz.

Oren Levi: Peki. Tekrar edelim lütfen. Bu yeni gerçekliği neden şu anda hissetmiyorum?

Dr. Laitman: Çünkü duyularınız eksik.

Oren Levi: Onu algılamak için gereken duyulara sahip değilim, öyle mi? Örneğin, sevgi kuvvetini algılamak için hangi duyulara ihtiyacım var? Sevgi kuvvetini algılamak için ne tür bir algılama kabına ihtiyacım var?

Dr. Laitman: Gerçekliği şu an nasıl algılıyorsunuz, onu nasıl kavrıyorsunuz?

Oren Levi: Kavrama arzuma göre onu algıladığımı bana siz söylediniz.

Dr. Laitman: Form eşitliği durumunuza göre- duyularınız ve gerçeklik arasındaki form eşitliğine. Sizin için realite- onun içinde alma, kavrama, edinme, algılama arzunuzla kavrayabildiğiniz ve algılayabildiğiniz kuvvetler vardır. Ve bir de onun içinde ihsan etme, sevgi, verme arzunuz ile özdeşleştirerek algılayabileceğiniz bir realite de vardır. Yani bunlar odaklanmış, sizde yoğunlaşmış niteliklerdir. Sizin dışınızda ne varsa onlara, diğerlerine odaklanmış niteliklerdir. Dolayısıyla, gerçekliğin iki formu vardır: içe dönük ve dışa dönük.

Oren Levi: Bu iki algı biçimi, bedenden çıkmanın mümkün olduğunu söylerken kastettiğiniz, içe dönük bir algı biçimi olan bu algıdan çıkmanın mümkün olması mı? Algılama yeteneğimin hacmiyle sınırlıyım. Çıktığınızda bir yere gitmiş olmuyorsunuz, bunun yerine bu yaptığınız U dönüşü gibi bir şey. Araba kullanırken direksiyonu içe doğru değil de başka bir yöne doğru çevirirsiniz. O ise dışa doğru gider. Eğer doğru anladıysam, bu süreç beni farklı bir gerçekliğe götürür. Bu farklı gerçeklik- o aslında hayata farklı bir yaklaşım.

Dr. Laitman: Tamamen farklı.

Oren Levi: Tamamen zıt olan bu yeni yaklaşımda, zıt bir gerçeklik algılayacak mıyım?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Bu ne açıdan zıttır?

Dr. Laitman: Her açıdan.

Oren Levi: Bize bir örnek verin.

Dr. Laitman: Farz edin ki tavanda ve yerde ne varsa, hepsi baş aşağı dönecek.

Oren Levi: Hayır, cidden mi? Bunu mu kastediyorsunuz?

Dr. Laitman: Tabii ki hayır. Ama bilin ki bu tam zıt bir gerçekliktir.

Oren Levi: Nasıl?

Dr. Laitman: Değerlerinde.

Oren Levi: Hangi değerler?

Dr. Laitman: Alma değeri ve ihsan etme değeri.

Oren Levi: Açıklayın lütfen.

Dr. Laitman: Vermek istediğiniz ölçüde, bu sizin için alma isteğinden daha değerli hâle gelecek. Alma isteği, sizin için gerçekten kötü olduğu noktaya kadar daha az değerli olacak.

Oren Levi: İçimde neden bu şekilde değişecek?

Dr. Laitman: Çünkü o size gerçekten var olduğunuzu hissetmeye başladığınız bu muazzam, bütünlük içerisindeki sistemle yapışma noktasına gelinceye kadar bağlantı sağlar.

Oren Levi: Nedir bu sistem?

Dr. Laitman: Sisteme dünya ya da Yaradan, üst güç denir. Ona ne isim verdiğinizin bir önemi yok ama o, doğanın sistemidir. Doğa, Gematria’da Yaradan’a eşittir.

Konuk: Bu yeni algıda farklı gelişim aşamaları var mı?

Dr. Laitman: Elbette var.

Konuk: Bir şeyle başlayabilirsiniz ve sonra…

Dr. Laitman: Diğer insanlarla bağ kurmaya başlarsınız ve bunun için ancak bir şekilde diğer insanlarla bağ kurabildikten sonra çalışabiliriz. Deneriz, başarısız oluruz, olmasını isteriz; sonra aramızda bağlantı koşuluna ulaşırız. Elbette ki bu, bizim üzerimizde işleyen ve bu bağlantıyı kurmamızda bize yardımcı olan üst güç vasıtasıyla olur. Sonra aramızdaki bağda, yeni gerçekliği keşfetmeye başlarız.

Oren Levi: Bir üst gücün varlığına inanmayan insanlar ne olacak?

Dr. Laitman: İnanmak zorunda değiller.

Oren Levi: Nedir o hâlde?

Dr. Laitman: Doğru bağlantıyı gerçekleştirmeleri gerekiyor; sonra doğru bağlantının içinde, üst gerçekliği, üst gücü keşfedecekler. Bu hayali bir şey değil.

Oren Levi: Nedir peki?

Dr. Laitman: Çok somut, şu anda hissettiklerinizden çok daha somut bir şeydir. Şu an sadece duyularınızda, beş duyunuzda yaşıyorsunuz. Görme, duyma, koklama, tatma, dokunma duyularınızı iptal edelim ve hiçbir şey hissetmeyeceksiniz.

Konuk: Doğru. Bir kişi kendisiyle hiç alakadar olmadığı bir koşulda nasıl yaşayabilir?

Dr. Laitman: Önemi değiştirmek zorundasınız. Bir anne nasıl kendisiyle neredeyse hiç ilgilenmeyip, sadece bebeğiyle ilgileniyor? Lütfen bunu açıklayın. Açıklayabilir misiniz?

Konuk: Çünkü o bebeğin kendisinin bir parçası olduğunu hissediyor.

Dr. Laitman: Öyle hissediyor, doğru. Cevap bu. Burada da aynısı geçerli.

Oren Levi: Kişi şimdi hissetmediği neyi hissetmeye başlar?

Dr. Laitman: Onun için en önemli olan şeyin üst dünya olduğunu: İhsan etme, sevgi ve bağlantı dünyası.

Oren Levi: Kişinin yaşam deneyimi, sabah kalktığında işe gitmesi, işten geri dönmesi trafikte beklemesi, çocuklarıyla sorunlar yaşaması ve aşina olduğumuz bu tür şeylerden ibaret. Onun yaşam deneyimi nasıl değişir?

Dr. Laitman: Ne için yaşadığını biliyor, nerede yaşadığını biliyor, hayatına nasıl fayda sağlayacağını biliyor, herkesle bağlantı kurmak ve onları iyi bir hayata getirmek istiyor. Asıl önemli olan, şöyle söylendiği gibi: “yaşam sürecinde kendi dünyanı göreceksin”i deneyimler. Bugün neler olup bittiğini, ölümden sonra neler olduğunu bilmediği, gizli bir dünyada değil. Kişi için, bir kuvvetler sistemi içerisinde olduğu tamamen ifşa olmuş durumda.

Oren Levi: Son soruyu soruyorum. Hayata dair bilimsel bir bakış açınız olduğunu biliyorum. Bilim dünyasından geliyorsunuz. Biyosibernetik alanından. Bugünkü tartışmamızın tamamını dinleyen birisi olabilir ve bu kişi bu tartışmanın mistik bir tartışma olduğuna kanaat getirir. Bu tartışma mistik midir? Tam olarak nedir bu?

Dr. Laitman: Hiç değil. En gerçekçi şeylerle ilgili bir tartışma bu- bir kişinin zihni, hisleri ve duygularıyla ilgili bir tartışma. Aklımızı zihnimiz ve hislerimiz vasıtasıyla realiteyi nasıl algıladığımızla ilgili. Şimdi anlıyoruz ki aklımızla, duygu ve hislerimizle algıladıklarımız, bize realitenin tam bir resmini vermiyor. Bu nedenle hata yapıyoruz, ne yaptığımızı bilmiyoruz ve darbeler alıyoruz. Tüm bunlar bizi düşünmeye zorluyor. Bütün realiteyi, doğru realiteyi nasıl görebiliriz? Sonra gerçeklik algımızı daha bütünsel ve eksiksiz bir gerçeklik algısıyla değiştirme ihtiyacına ulaşırız. Bu, ona eklemek anlamına geliyor. Şu an içinde yaşadığımız gerçekliği ortadan kaldırmıyoruz, ona başka bir âlem ekliyoruz. Sonra tam bir resmimiz oluyor ve iyi ve doğru bir şekilde, kendi faydamız için, nasıl var olacağımızı bileceğiz.

Oren Levi: Şu anki realiteye zıt bir realite ekliyoruz ve bu iki resme bakarak, bütünlük içinde nasıl hareket edeceğimizi biliyoruz. Çok teşekkürler Dr. Laitman. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,292