e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Çiftler

Soru: Neden erkek ve kadın mevcut, nedir amaç bunda?

Cevap: Manevi dünyada tek bedende var olan, bizim dünyamızda çift bedene dönüşür. Eril ve dişi olarak Neşama bazındadır, ihsan-etme gücü ve alma gücü niteliğindedir. Eril ve dişi armonisinde tek bedendir. Bu armoni ruhun kırılmasında parçalandığı için iki bölüme; ihsan eden ve alana ayrıldığından, dünyamıza da iki ayrı beden olarak -erkek ve kadın- yansıdı. Aslında manevi dünyada bu iki ayrı gücün tek bedende oluşturdukları bağda yeni durumlar ve kademeler yaratması gibi bizim dünyamızda da erkek ve dişi bedenler aralarında kurdukları bağda yeni oluşumlar var ediyorlar ki buna dünyaya çocuk getirmek diyoruz.

Bizim dünyamız manevi dünyanın yansıması olduğundan orada tekte olan bizde de aynen ancak çoğulda gerçekleşiyor.

Soru: Peki, o zaman dünyamızda erkek kadın arasındaki ilişkide var olan çatışmanın nedeni ne?

Cevap: Tabii ki bu da manevi dünyada olanın bir yansımasıdır ve aslında hiçbir şey yoktur ki dünyamızda maneviyatın yansıması olmasın.

Çatışmanın nedeni; karşı olma gücü, zıt olma gücündendir. Her şey ihsan eden ve alan güçlerin arasında oluşmaktadır. Bu zıt güçler sanki birbirlerine muhtaçlar, birbirlerini istiyorlar, birbirlerini arıyorlar fakat nasıl bağ kuracaklarını, nasıl birleşeceklerini bilmiyorlar. “Komünükasya-Sırrı” aralarındaki bağı oluşturmakta onları zorluyor.

Sadece Kabala ilmi bu sırrı çözmüş durumda: “BİRLİK”, aralarında birlik oluşturmak. Ve bunun dışında dünyamızda kadın erkek ilişkisinde dengeyi sağlayacak başka hiçbir yöntem mevcut değildir. Çünkü Neşama’da olan metot budur ve de ondan esinlenerek dünyamıza adapte ediyoruz. Doğal bir sistem olup manevi dünyada bölünmüş ve ayrı olan bu iki gücün, Or ve Kli, erkek ve dişi ancak üçüncü bir dengeleyici ”Masah” aracılığıyla aralarındaki bağı kurabiliyorlar. Bir yanda ihsan eden diğer yanda alan ve bu iki gücü birleştiren, aralarında bir bağ kuran üçüncü bir güç olarak: Masah.

Soru: Peki, dünyamızda erkek ve kadının birbirlerini tamamladıklarını ve bütünselliği yakaladıkları söyleniyor, siz ne diyorsunuz buna?

Cevap: Nerede görüyorsun bütünleşmeyi ve birbirlerini tamamlamayı? Tamamlama ve bütünleşme ancak tarafların kendi doğalarını aşabilmeleri şartına bağlıdır. Her iki taraf da gerçekten ihsan eden olur ve şu anda olduğu gibi kazanan olmaktan vazgeçerse oluşabilir. Oysa günümüzde olduğu şekliyle -aynen devletlerarasında olduğu gibi- asgari müştereklerde mutabakata vararak menfaatini koruma birlikteliğinde gerçek tamamlama ve bütünsellik yoktur. Tamam, kötü değil, eşlerin kendi egolarını fark edip onun üstesinden gelmesi ve birlikteliği koruma adına bir mutabakata varmaları, ancak bu henüz bütünsellik değildir. Şalom (Barış – Selam), Şlemut’dan (Bütünlük) bütünsellikten gelir ve bu o değildir.

Şlemut sadece Sevgi ile oluşur. Maalesef bugün ailede sevgi yok ve aslında hiçbir zaman da olmadı. Sevgi geleceğe dönük olan bir şeydir ve insanlık buna ulaşacaktır. Sevgi demek; ben senin tüm arzularını bilip, kabullenip onları tatmin etmem ve senin de benim tüm isteklerimi kabullenerek onları tatmin etmendir. Ve böylece ikimiz de ortak arzularda buluşup karşılıklı tatminde bulunuyoruz demektir. Sen benim ve de ben senin oluyorum demektir. Böylelikle artık aramızda bir ayırım, bir sınır da kalmış olmuyor.

Çift olmanın -evlilik müessesesinin- maneviyatta ve ruhsal tekâmülde çok büyük bir katkısı mevcuttur. Çiftler birbirlerinden birçok şey öğrenebilirler maneviyat amacına ulaşmak için. Bu karşılıklı ilişki sisteminde birçok farklı safhalar yaşayarak hem Yaradan ve hem de diğer Neşamalar ile ilişkiye girebilirim. Eşim ile olan ilişkim bana diğerleri ve Yaradan’la nasıl ilişki kuracağıma örnek teşkil eder. “İş ve İşa Şehina Beynehem” (Yaradan Erkek ve Kadın Arasındadır), Şehina, Yaradan’ın ifşası demektir. Eğer ben doğru ilişkide olursam, eğer aramızda doğru bir ilişki varsa o zaman aramızda Üst Gücü ifşa ederiz, yeter ki çiftler de her iki tarafta doğru tutumu yani ruhsal eril ve dişil niteliklerini yansıtmış olsunlar. Böylelikle iki tarafın Neşama’sı bütünleşmiş ve arasında da Yaradan İfşa olur, Manevi Dünya oluşmuş olur. Bizim bu dünyayı elde edebilmemiz için tüm insanlığa gereksinimiz yok gibi ve sanki bir tek kendi ailemizle dahi manevi dünyayı ifşa edebiliyoruz.

Soru: Peki, bu ilişki nasıldır, nedir?

Cevap: Kabala bilgeliğinden öğreniyoruz ki bu ilişki, alma arzusu ile verme arzusu (Işık) arasında var olan bir ilişkidir, zıtların ilişkisi. Aslında “İşto le Adam ze Ezer Kenegdo” (Kadın Eşine Ters Yardımdır). Kadın bir yönden, üst âlemlere varmakta eşine destek ve yardım edendir ve diğer yönden ise sanki bu yardım onun karşısında ve zıddınadır. Sanki sen onu ve o seni birlikte ikiniz aynı safhaları yaşarken onları aşmanız gerektiğini öğrenirsiniz Yaradan’ı ifşa etmek için.

Soru: Günlük yaşamımızda çiftler birbirlerini sevmelerine ya da en azından birlikteliklerinden hoşnut olmalarına rağmen aniden fındık kabuğunu doldurmayan bir nedenden ötürü tatsızlıklar ve tartışmalar oluşup gelişiyor. Birbirlerini anlayamıyorlar hatta ne için tartıştıklarını ve tartışma nedenini dahi unutur hale geliyorlar. Peki, nedir bu olanlar, hangi sebep, nasıl bir kuvvet onları bu hale getiriyor?

Cevap: Duygularının onlara hükmetmesine izin veriyorlar ve işte bu yasak, olmamalı. Bizler mükemmel değiliz ve yaşamımızda halletmemiz, düzeltmemiz gereken onlarca niteliklere sahibiz ve bu da çok doğaldır. Bunun bilincinde olarak bizi tartışmaya götürecek şeyleri uyandırmamalıyız. Ben şahsen eşimle bir anlaşmaya vardık birlikte. Aramızda ortak olan konulardan konuşuyor ve bizi anlaşmazlığa sürükleyecek konuları dışımızda tutuyoruz. Her sabah dersten sonra iki saat eşimle beraber olur, yürüyüşler yapar ve aramızda konuşuruz. O bana çocuklarımız ve torunlarımızdan, ben de ona öğrencilerimden, derslerden bahsederim.

Bu prensibi manevi dünyadan öğrendim. Manevi kap büyükçe bir arzu almadır ve bu kap ihsan etme gücüne sahip değildir ve onu hep başka bir zamana erteler. Yavaş yavaş akıllanıp güçlendikçe ve duygulara hâkimiyet arttıkça, konuşulabilecek müşterek konulara bir yenisi daha ilave edilebilecek ve bu böylece tedrici bir şekilde, basamak basamak gelişme gösterecek. Bu şekilde her iki taraf da daha fazla müşterek sağlama adına, ıslah olmamış arzularından bir ölçü daha bu ilişkiye katma çabasında olur. Konuşabileceğimiz konular olduğu gibi bizim için tabu olan konular da mevcuttur ve onlar hakkında hiç konuşmayız çünkü o konunun bizde ıslah edilmesi gereğinin bilincindeyizdir (burası çok önemlidir) ve aramızdaki iyi ilişkiyi bozmaya gerek yoktur. Bu gayet insancadır çünkü doğa böyle ve hiçbirimiz mükemmel değiliz.

Soru: Hem kadının eşinden hem de erkeğin eşinden birçok istekleri, beklentileri vardır, fakat bunların arasından, örneğin bir kadının eşinden temelde beklediği, arzuladığı en önemli talep nedir?

Cevap: Gerçekte kadın erkeğinden “Manevi-Tatmin” bekler. Kadın erkeğinden onun tabiatında noksan olanın onun tarafından tamamlanmasını, hissettiği eksikliğin giderilmesini arzular. Manevi âlemde kadın Kli yani Evi temsil eder. Günlük yaşam dünyamızda da bunu görüyoruz. Kadın kendine ait olan bir aile hissetmek ister. Çocuklar, eş, ev eğer kadın bunlara sahip ise yaşamını %90 gerçekleştirmiş hisseder kendini. Kliyi dolduran ışıktır ve dünyamızda evi dolduran da erkek olup dolumun oluşturduğu yeni safhalar gelişmeler de çocuklardır.

Soru: Peki, bir erkeğin eşinden beklediği en önemli arzu nedir?

Cevap: Erkek de eşinden “Değer Verildiğini” görmek ister, eşinin onu ne kadar değerlendirdiğini hissetmek ister. Ve eğer kadın bunu başarırsa; erkeğinin ne kadar değerli, ne kadar başarılı, güçlü, saygın ve özel olduğunu ona hissettirebilirse artık o erkeğin onun için yapmayacağı hiçbir şey yoktur. Erkek bu konuda çok zayıf olup eşinin desteğine muhtaçtır. Tabii ki bu da Manevi âlemle ilgilidir. Bizim alma-arzumuz, ihsan etme arzusundan destek görüyor. İhsan etmede her şeyi yapma gücü vardır ancak bunu gerçekleştirmek için de alma arzusunun buna destek olması gerek. Dünyamızda da alma arzusunu temsilen kadın erkeğine bu desteği vermediğinde onun ihsan etme niteliği çok güçsüz kalır.

Gördüğünüz üzere çiftlerde, kadının kendini var etmesinde erkeğine duyduğu ihtiyaç kadar, erkeğin de kendini var etmesinde kadınına ihtiyacı vardır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,297