e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

İyi ya da Kötü Hissetmek

Yaşıyor olduğumuz şey, kişinin pratik eğitimini de kapsayan çalışmayla meşgul olduğunda tecrübe ettiklerine benzer. Bazen, çevremizdeki dünya o kadar karanlık görünür ki durumu sanki dünyanın sonu ve hiç çıkış yokmuş gibi görürüz. Ancak daha sonra, eğitim ve çalışma sayesinde, durumun böyle olmadığını kavrarız. Bu olaylar bize yukarıdan verilen çok kesin ve doğru çalışmalardır. Biz bunu sadece daha sonra anlayabiliriz. Sadece olaylardan sonra bir önceki düzeltmede içinde bulunduğumuz safhada ne kadar gerekli oldukları gerçeğini kabul ederiz.

Bu nedenle, yolumuza katlanmalıyız, sürekli olarak ilerlememizin amacını korumalıyız ve aklımızı kaybetmemeliyiz. Eğer kişi ateşin içine atlayacağı bir durumun içine konulduğunu görürse ve bununla ilgili hiçbir şey yapamıyorsa, bu ona hiçbir şey üzerinde hükmü olmadığını göstermek için vuku bulur.

Bu durumlar atlatılamaz ve kaçınılamaz. Ancak, kısaltılabilirler öyle ki daha hızlı ve daha acısız geçerler. Kişi hemen gruba, dostlara ve rutin işlere bağlanmalıdır. Kişi daha çok çalışabilir, okuyabilir ve bu durumları kısaltmak için mümkün olan her şeyi yapabilir.

Kişi içsel çalışmayla meşguldür. Peki, çevresine nasıl verir? Diğerleri onu anlarlar mı? Zaman zaman, işte ya da evde olan şeyler bizi kavgaların ve sorunların kaynağı olarak algıladığımız şeylere karşı düşmanca hissettirir. Olan her şey için patronu, iş arkadaşlarını, eşi, çocukları suçlarız. Sinirleniriz ya da kızarız; her şeyin bittiğini düşünürüz. Daha sonra, bir dizi hisler yaşayıp onlardan geçmemiz için her şeyin yukarıdan geldiğini anlarız. Bizim her şeyi büyütüp, ne oldu ise hayatımızdaki en berbat şey olarak algıladığımızı görürüz. Şimdi, her şey geçti. Ancak, zaman geçtikçe bu tekrar olur. Bu durumlardan ne kadar çabuk kaçıp bir kitaba ya da gruba dönersek, bizim için o kadar iyi. Olabilecek en kötü şey bu koşulda kalmak, devam etmek ve tekrar tekrar yaşamak.

Kişi iyi hissettiğinde, hayatında bazı kötü zamanlar geçirmiş olduğunu hatırlamalı ve sebep ve sonuca ilişkilendirmeli: iyi – kötü ya da kötü – iyi. Bu, kişiyi ebediyete ve mükemmelliğe daha yaklaştırır. Size olan her şeyde madeni paranın iki yüzünü de görün ki birinin diğeri olmadan olamayacağını anlayın. Ve olan her şeyi olduğu gibi kabul etmelisiniz. Kişi bunu yaptığında kötü iyi olarak algılanır. O zaman kötüye iyi gözüyle bakılması asılsız olacak çünkü sadece bizim düzeltilmemiş hislerimizde (Kelim) karanlık olarak algılanır. Düzeltilmiş hislerde (“Yaradan’ın uğruna” niyeti), hem iyiyi (ışık) hem de kötüyü (karanlık) ışık olarak algılarız.

Kişi kendi doğal özelliklerinden (gurur, para hırsı, güç, bedensel arzular) dolayı acı çekmeye başlayana dek, onlardan dolayı utanç duymaya başlayana dek, onları manevi yolunda bir engel olarak görene dek, bu özellikler iyi olarak algılanamaz. Kendi yolumuzda bu hislerle acı çekmeliyiz ve anlamalıyız ki arzularımızı yönetmek için yukarıdan güç alana dek iyi hissetmeyeceğiz. Arzularımızdan kurtulamayız, onları doğru kullanmalıyız. Arzularımız olmadan Yaradan’a tutunmak mümkün değildir. En önemli şey arzularımızı doğru dürüst kanalize etmektir. Kişinin bir tek bile kötü özelliği yoktur; sadece sahip olduğu özellikleri negatif yönde kullanabilir.

Bir takım hayati durumlarla karşılaştığımız anda ilk önce şöyle demeliyiz: “bak Yaradan bana ne yapıyor”, ki O’nunla, bunu Yapan ile bağı kaybetmeyelim. Eğer kişi bu düşünceye tutunursa o zaman Yaradan’la olan bu bağ onun düşüşünü ve derecesini alçaltmasını engeller. Tam tersine, eğer Yaradan kişinin hislerinden tamamen yok olursa, bu düşüştür. Bu durumlarda kişi kitaba, çalışmaya, gruba asılmalıdır ve bir süre sonra pozitif bir değişiklik hissedecektir. Ancak, her durum bir sonraki manevi dereceye yükseliş olarak yorumlanmalıdır.

Eğer ruhun düzeltilmesi için zaman gelmiş ise, düzeltmeden kaçamaz. Kaçmaya her teşebbüs acının süresini uzatır. Kişi Mahsom’u geçene dek, onda sadece hayvansal arzular açığa çıkar. Hemen Mahsom’dan önce, Mahsom’dayken ve onu geçerken Yaradan’ın arzuları açığa çıkar. Kişi bunların hiçbirinde mevcut değildir. İnsanın seçme yetkisinin olduğu tek arzu Yaradan’ın yönetimine razı olmasıdır.

Âdem’in ruhu 600,000 parçaya ayrıldı. Bu parçalar bir birlerine bağlılar, ancak, Aviut’larına göre farklılar: Şoreş’den Dalet’e kadar. Altı bin derece (yıl) bizi Yaradan’dan ayırır. Aviut de Şoreş’in ruhları ilk bin yılda düzeltilirler. Sadece bu dünyada yaşayıp biraz acı çekmeleri gerekiyor (hayvanlarla, düşmanlarla, kıtlık, vb. ile mücadele etmek). Kişi acıdan kaçar ve bu da Aviut de Şoreş’i düzeltmek için yeterlidir. İkinci bin yıl ruhlarda Aviut Alef’i düzeltir; sonra Bet’i, daha sonra Gimel’i. Sonunda, altıncı bin yılda Aviut de Dalet düzeltilir. Bunların hepsi koşulludur!

Hali hazırda, dördüncü sürgünün sonunda, Eretz İsrail’e (manevi yönelişe) dönüş gerçekleşiyor. Manevi kurtarılma dönemine giriyoruz, Mesih dönemine.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,112