e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Makaleler > Kötüye de İyiye de, İyilik Yapan İyi

Kötüye de İyiye de, İyilik Yapan İyi

Makale No. 1, Tav-Şin-Mem-Zayin, 1986-87

Deriz ki, “Ve bütün inananlar,” vs., “kötüye de iyiye de iyilik yapan İyi.” Bunu çalışmada anlamalıyız, bununla kastedilen Yaradan’a yakınlaşmak isteyen ve bunu “iyi” olarak nitelendirenler, başka bir deyişle, onların tüm beklentileri sadece budur; Yaradan ile Dvekut [birleşme] ile ödüllendirilmektir. O halde, burada neden “kötüye de iyiye de” sözünü yorumlamalıyız? Şöyle ki, iyiliğe ulaşmak isteyen bir kişiden bahsediyorsak ki ona göre bu Yaradan ile Dvekut’a ulaşılmasıdır, o neden “kötü” olarak nitelendiriliyor? Aynı şekilde, “iyilik” derecesini nasıl nitelendiriyoruz?

Öncelikle, bunu anlamak için, “O’nun yarattıklarına iyilik yapmak” olan yaradılışın amacını incelemeliyiz. Buna göre, “Ve bütün inananlar,” vs., “iyilik yapan İyi,” denildiğinde, atalarımızın dediği gibi kastedilen “İyilik eyleminin kendisi, iyilik yapmaktır.” Buna rağmen, O’nun kötüye de iyiye de iyilik yaptığına inanıyoruz, bunun anlamı kötüye de haz ve zevk verilir demektir.

Basit anlamına göre, “kötü”, diğer kişilere kötülük yapandır, bununla kastedilen, onların kendi iyi oluşları ile ilgilenmeleri ve ihsan etme ile ilgilerinin olmamasıdır. “İyi”, diğerlerine iyilik yapan insandır; bu kişilere “iyi” denir. Bu sebeple, “kötüye de iyiye de, iyilik yapan İyi” ile anlamamız gereken kendini sevme ile dolu olan kötü kişilere de haz ve zevk verilmesidir.

Öğrendiğimiz kurala göre, almak için alma kapları üzerinde bir kısıtlama ve gizlilik vardır, bu yere ışık tekrar girmez ve ışıktan yoksun kalmaya devam eder ve bu kısıtlamaya Tzimtzum Alef [birinci kısıtlama] denir, ki hiçbir zaman kalkmaz, fakat sadece Tzimtzum Bet [ikinci kısıtlama] kalkar, fakat almak için alma arzusunda olan hiçbir zaman alamaz; o zaman, “kötüye de iyiye de iyilik yapan” nasıl doğru olabilir ki? Ne de olsa, “yarattıklarına iyilik yapan” olarak adlandırılan üst nimetleri alabilecek kaplar onlarda yoktur.

Baal HaSulam bir keresinde kişide iki tür Kelim [kaplar] bulunduğundan bahsetmişti: 1) ihsan etme kapları 2) alma kapları, ki buna Kabala’da ihsan etme kapları olan Kelim-de-Panim [öndeki kaplar] ve alma kapları olan Kelim-de-Ahoraim [arkadaki kaplar] denir. İhsan etme kaplarına “iyi kaplar” denir ve kendilerini ıslah edebilen kişiler, ancak ihsan etme kapları ile bunu yapabilirler. Bu şu demektir: ancak ihsan etme kapları ile ihsan etmeye niyet edebilirler ve daha fazlasına değil. Daha üst derece ile ödüllendirilmiş olanlar, bu kişiler ayrıca alma kapları ile de ihsan etmeye yönelebilirler.

Yukarıda bahsedilenlere göre, “kötüye de iyiye de, iyilik yapan İyi” ifadesini şu şekilde yorumlamalıyız: Kişi, Yaradan’ın yukarıdan yardım edeceğine inanmalı, bilgelerimizin de dediği gibi, “Arınmaya gelene yardım gelir”. Bu yüzden, onlar Yaradan’dan davranışlarını ihsan etmeye yönlendirmek için güç talep ettiklerinde, tam duaya gelmeyi talep ettiklerinde, başka bir deyişle alma kaplarının üstünden de ihsan edebilmek için, ihsan etme gücü bulabilmeleri konusunda onlara Yaradan yardım eder, buna “kötüye”, yani alma kaplarına denir. Ve “iyiye” ile anlatılan ihsan etme kaplarıdır. Her ikisinde de niyet Yaradan için olmalıdır.

Şimdi, çalışmasını Yaradan’a adayabilmek için, kendisini O’nun çalışmasına yakınlaştırmayı dileyen kişinin neden “kötü” olarak adlandırıldığını anlayabiliriz. Yukarıdaki açıklamalara göre, “kötü Kelim” olarak adlandırılan alma kaplarını doldurmak isteyenler, aynı zamanda O’na yakınlaşmak da isteyebilir, onlara “kötü” deriz. Şöyle devam edilir; ihsan etmek için ıslah edilecek kötü Kelim’den bahsettiğimizde, esasen “iyi” olandan daha yüksek bir derecedir, çünkü “iyi” ile kastedilen, kişinin Yaradan’dan onların üstüne çıkacak gücü kendisine vermesini istemesi ve ihsan edebilmeyi amaçlamasıdır.

Ve kötü eğilim ve iyi eğilim konusunda, Baal HaSulam’ın bir keresinde dediği gibi, Yetzer’in [eğilim], Tziur [izlenim] kelimesinden gelir. Bu nedenle, bazen eğilim, kişinin Yaradan adına Torah ve Mitzvot’ya uymak için iyi bir izlenim edinmesi anlamına gelir, başka bir deyişle, Yaradan’a ve yaratılışın tamamını yaratan köke bağlılığından haz ve zevk duymaya başlayarak ödüllendirilmesi, yani Yaradan’ın niyetinin yarattıklarına iyilik yapmasıdır.

O zaman, bu izlenim, kişide dünyevi hayatı tamamen bırakma isteği uyandırır, çünkü onların hepsinin önemsiz olduğunu ve iptal edileceğini hisseder. İncelediği dünyevi konuların her hangi birini elde etmek için hayatını boşa harcamaya gerek olmadığını söyler. Aksine, Yaradan ile Dvekut’a ulaşmak için her şeyden vazgeçmenin ve bu dünyada bulunmuş ve bir sonraki dünya ile ödüllendirilmiş olan bütün ruhlar ile bağ kurmaya değer olduğunu ve – Zohar’da yazılan “Raşbi’nin Okulu”, “Matat’ın Okulu – kendisinin bu okullara erişim ile ödüllendirileceğini hisseder. Şöyle devam eder; kişinin maneviyat ile ilgili edindiği iyi izlenimler onun bedensel arzulardan uzaklaşmasına ve ruhani arzulara yönelmesine neden olur, çünkü kişi, bilgelerimizin dediği gibi, şunun özlemini duyar: “Sen yaşamında senin dünyanı ve bir sonraki dünyadaki yaşamda kendi sonunu göreceksin.” (“On Sefirot Çalışmasına Başlangıç”, Madde 89’a bakınız). Bu iyi izlenimdir.

Bazen de kişi kötü izlenim edinir, başka bir deyişle, eğer kişi, kendi yararına değil de sadece Yaradan adına çalışmayı yüklenir ve bütün çalışmaları Yaradan’a adanırsa, o bu dünyadan kaybolmuş gibi izlenimler edinir ki bu dünya yaşam sevinci ile doludur. Sanki hep bugüne değin birlikte olduğu ailesinin hepsini terk ediyordur ve aniden onları terk eder. Elde etmek için özlemini çektiği her şeyi ve elde etmiş olduğunu düşündüklerini ve elde edemediklerini, şimdi, aynı anda, her şeyini kaybeder ve bütün dünyasının kararmış olduğunu hisseder. Maddesel dünyaya ilişkin şu anda edindiği izlenimlerin de üstesinden gelebilecek her hangi bir istek veya arzuyu kendinde bulamaz.

Üstelik kişi dünyevi hayata bugüne değin bu kadar önem atfetmediğine şaşırır ve hali hazırda birçok kez kendine yarar sağlamak için değil de, Yaradan’a yarar sağlamak için çalışmaya kendini adayacağı konusunda mutabık kalmıştır bile. Fakat kişi, maneviyat konusunda kötü izlenimler alıp, dünyevi hayat konusunda iyi izlenimler aldığı şu anda, dünyevi hayattan aldığı lezzeti şu güne değin hiç almamıştır. Bu “kötü eğilim” olarak adlandırılır.

Yukarıdaki açıklamalara göre, “Ve Senin huzurunda zorla ya da isteyerek işlemiş olduğumuz günah için” ifadesinde yazılanları değerlendirmeliyiz ve daha sonra deriz ki; “kötü eğilimle, Senin huzurunda işlemiş olduğumuz günah için.” Herkes sorar; “Önceki ‘günah için’ iyi eğilime ilişkin miydi yoksa kötü eğilime ilişkin değil miydi? Ne de olsa, günahlar sadece kötü eğilimden gelir.”

Bundan üstlenmiş olduklarımızın neler olduğunu değerlendirmeliyiz: kötü izlenimlerin, maneviyatla ilgili olarak bize söylediklerini duymak. Şöyle ki, bir yandan dünyevi günahlara batmış durumdayız ve buna ilaveten, maneviyatla ilgili kötü izlenimler ediniyoruz ve “kötü eğilimle Senin huzurunda işlemiş olduğumuz günah için” ifadesini maneviyatla ilgili kötü izlenim olarak değerlendirebiliriz.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,264