e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Kötüleyenlerle İlgili

18.Makale

Zohar’da yazılıdır: “Rabbi Yehuda der ki, ‘Neşeyi bilenlere ne mutlu.’ İnsanların Yaradan’ın yolunu nasıl izlediklerini, Tora’nın Mitzvot’unu nasıl yerine getirdiklerine bakın, onlar bununla sonraki dünyayla ödüllendirilir, aşağıda ve yukarıda tüm kötülüklerden korunurlar. Bu böyledir, çünkü aşağı dünyada kötüler olduğu kadar, yukarıda da insanlara kara çalmaya hazır olanlar vardır.”

Kötüleyenler nedir anlamalıyız. Onlar birisine bir şey vermek istediğimizde kişiye gelir ve almak üzere olduğu şeyi almaması gerektiğini söyleyerek aklını çeler. Bu, şu soruyu doğurur, “Kimin önünde kişinin aklını çelerler?”

Kötüleyenler insana gelir. Eğer kişi Yaradan’a ihsan etme yolunda ilerlemek istiyorsa, gelip ona derler ki, “İhsan yolu sana göre değil; bu yol sadece özel yeteneğe ve beceriye sahip seçilmiş birkaç kişi için. Senin bu niteliklerin yok. Dolayısıyla insanların arasında olman senin için daha iyi, yani halkın yolunu izle ve imkânsızı isteme.”

Bu bağlamda Rabbi Yehuda der ki, “Neşeyi bilenlere ne mutlu” RASHI, bunu kişinin yaratıcısını nasıl memnun edeceğini bilmesi olarak yorumlar. İnsan O’nu nasıl mutlu eder? Rabbi Yehuda Yaradan’ın yolundan gitmeleri ve Tora’nın Mitzvot’unu yerine getirmeleri gerektiğini söyler.” Ayet der ki, “Ne Ben’im düşüncelerim senin düşüncelerin, ne de Ben’im yolum senin yolun.”

Bu demektir ki, kişi Yaradan’ın yolunda sadece mantık ötesi yürüyebilir. Oysa mantık dâhilindeyken bedeni ihsan etme yolunun ona göre olmadığını anlamasına sebep olur.

Bununla şu ayeti anlayabilirsiniz: “Rüşvet almayacaksın, çünkü rüşvet gözünü körleştirir ve erdemlinin sözlerini çarpıtır.” Dolayısıyla kişi çalışma düzenini düzenlemek istediğinde ihsan etme çalışması olan bu yolu, üzerine alamayacağına iki nedenle karar verir.

  • Çabası karşılığında ödül almış kimseyi göremediğinden, çalışmanın ödülünden yüzde yüz emin değildir. Bu demektir ki, çalışmanın koşullarına katlanarak çalışan insanlara baktığında onların büyük çaba harcadıklarını ama çalışmaları karşılığında ödül alamadıklarını görür. Neden ödül alamadıklarını kendine sorduğunda cevabı hazırdır: Çalışmanın tüm koşullarını yerine getiren kesinlikle ödül alır. Çaba harcarlar fakat onlardan istenen kadar değil. Bu sebeple O’nun onları reddettiğine inandıkları bir aşamaya gelirler, çünkü kendilerinin haklı olduğuna ve ihsan çalışmasının onlara göre olmadığına inanırlar.

2) Bu sırada ikinci bir soru akla gelir; “Kişinin diğerlerinden daha başarılı olacağını ve Yaradan’la Dvekut’a ulaşmak için kendini yüzde yüz adayacağını kim biliyor?”

Bu iki sebepten sonra, mantık ötesine, ihsan temeline dayanan bu yolu yüzde yüz üzerine almayı istememesinde haklı olduğuna karar verir. Bundan emindir ve kimsenin onun bu isteksizliğini eleştirmeyeceğini bilir.

Şu soru doğar: “İhsan yolundaki insanlar bu soruların üstesinden nasıl gelir?” Kişiye “Git, ödül almama niyetiyle çalış,” denildiğinde, bu sorular onu rahat bırakmaz. Hangi güç “kötü sular,” denilen bu soruları ortaya çıkarır?”

Tek yol, mantık ötesi gitmek ve “Gördüğüm şey—haklı olduğum ve herkesin gittiği yoldan gitmem gerektiği—gerçek değil. Yalnızca gözleri açık olanlar gerçeği görebilir,” demektir. Kişi bu soruları sormaya başladığında sadece kendisine fayda sağlamayı düşündüğünden, alma arzusuna doğru meyil eder. Dolayısıyla gerçeği göremez. Ayet bize bununla ilgili “Meyil etme, bu seni kör eder,” der.

Dolayısıyla, haklı olduğunu söyleyemeyiz, çünkü alma arzusuna meyil etmiştir ve bu nedenle gerçeği göremez. Tersine şöyle demelidir, “Senin haklı sorularını duymuş olmama rağmen, sana cevap veremiyorum. Fakat ihsan etme arzusuyla ödüllendirildiğim an gözlerimi açacağım. Sonra sorularla bana geldiğinde sana doğru cevaplar verebileceğim.

“Fakat şimdi mantık ötesi gitmekten başka sansım yok, çünkü tüm mantık kendini-sevme tarafından gelir. Tüm hesaplarımın doğru olduğunu düşünmeme rağmen, kimin haklı olduğunu bilmiyorum.”

Bu tüm kitaplarda bahsedilen “arınmanın” anlamıdır. Kişi yapmak üzere olduğu her Mitzva’dan önce arınmalıdır. Arınmayla ilgili Baal HaSulam der ki, kişi her şeyin gerçeğin tarafında olmasına dikkat etmelidir ve burada hataya yer yoktur. Ayrıca der ki, arı olmada insanlar arasında farklılık vardır—kıyafetlerinde kir olmadığından emin olmak isteyen ve kirin belli olduğu fakat bununla ilgili endişeleri olmadığı için arınmayı arzu etmeyen insanlar.

Maneviyatta da böyledir: Bir insan bir insana benzemez. Kişi yanlışı tahammül edememesi ölçüsünde gerçeğin yoluna yaklaşır.

Baal HaSulam ayrıca ruhun kirinin zarar-verici olduğunu bilmemiz gerektiğini söyler. Ruh ebedi olduğundan kişi yanlışa düşmemek için dikkatli olmalı ve kendi gerçeğini arı tutmalıdır.

Bununla atalarımızın dediğini anlayabiliriz, “Rabbi Hiya der ki, ‘Rabbi Yohanan dedi ki, ‘Kıyafetinde leke bulunan her bilge öğrenci ölmelidir, şöyle denildiği gibi, ‘Ben’den nefret eden herkes ölümü sever.’ Bunu ‘Ben’den nefret et,’ olarak değil, ‘Nefrete sebep olan’ olarak söylemeliyiz. RASHI bununla ilgili der ki, onlar insanların gözünde kendilerini küçültür, insanlar der ki, ‘Saygısız ve günahkâr oldukları için yazıklar olsun Tora öğrencilerine.’ Öyle anlaşılıyor ki Tora’yı mundar hale getirirler.’’”

Bunu anlamak zordur. Eğer kıyafetlerinde leke varsa, ölmeyi hak ederler mi? Ayeti delil gösterir, “Ben’den nefret eden herkes ölümü sever.” Şunu anlamalıyız: Eğer Ben’den nefret ederse, bu onun ölümü sevdiğinin delili midir?

Yukarıda yazılana göre arınmışlık temiz olmakla ilgilidir, böylece gerçeğin yolunda yürümek istediğinde orada yanlışlık olmaz. Gerçeğe Lişma denir, Maimonides’in dediği gibi, “Sevgiden çalışan, Tora ve Mitzvot’u yerine getiren ve ilmin yolunu izleyen kişi bunu gerçek olduğu için yerine getirir ve iyilik bunun sonucunda gelir.”

Dolayısıyla bu demektir ki, kıyafetlerinde leke bulmak, kendini-sevmeden arınmak ve sadece Yaradan için olmak zorundadırlar. Bunu şöyle yorumlayabiliriz, “Ben’den nefret eden herkes ölümü sever.” Bize sorulur, “Neden ayet ‘Ben’den nefret eden herkes,’ der, yani Ben’den nefret etme sebebi ölümü sevmesi midir?

Bunun cevabı basittir: Kendini yaşamın yaşamına adayan kişinin yaşamı olduğundan, ölümün anlamı açıktır. O’ndan ayrılan yaşamdan ayrılır.

Bu nedenle “Ben’den nefret eden herkes,” denir, yani Yaradan’ı sevmeyen, Yaradan için çalışmayan fakat kendini-sevmeye kendini kaptıran kişi. Kendini-sevme yaşamın yaşamından ayrılığa sebep olur. Bu sebeple ölümü seven, yani kendini seven Yaradan’dan nefret eder.

Bunu anlamak zordur. Kıyafetinde leke varsa, halkın gözünde kötü müdür? Ayrıca, atalarımızın “Kıyafetinde leke olan her bilge öğrenci ölmelidir,” dediği gibi Tora insanların ölecek kadar Tora’dan nefret etmesine mi sebep olur?

Çalışmada “kendilerini halkın gözünde kirlettiler” sözünün anlamı, kişinin organları, arzuları ve düşünceleri demektir. İnsanın bedenine “kendi içinde bir dünya,” denir. Bedenin organları der ki, “Yazıklar olsun Tora’yı çalışanlara.” Fakat yazılıdır ki, “Bunlar yaşamımız ve günlerimiz olduğu için” ve onlar “Altından daha arzu edilir, baldan daha tatlıdır,” fakat bunu Tora öğrencilerinde göremeyiz.

Bunu görmememizin sebebi kıyafetlerinde leke olmasıdır, yani onlar çalışma sırasında kendini-sevmeye dalmıştır. Öyle anlaşılıyor ki bu leke Tora’daki iyiliğin ve yaşamın, bu kıyafetlerde kıyafetlenmemesine sebep olur. Bu sırada “bedendeki insanlar” çaresizliğe düşer ve bu onların Tora’dan nefretine yol açar. Buna sebep olan kimdir? Bunun sebebi arınmaya dikkat etmemiş olmalarıdır.

Bununla eğer kıyafetlerinde leke varsa neden ölmeleri gerektiğini anlayabiliriz. Bu bize lekenin onları yaşamın yaşamından ayırdığını gösterir. Temiz olmaya dikkat etmemiş, LoLişma denilen kirliliğe düşmüşlerdir. Oysa her şey Yaradan için olmalıdır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,267