e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

54- Manevi Çalışmanın Amacı

Bilindiği üzere hizmet Yaratan’a memnuniyet ihsan etmek içindir. Ancak kişi ihsan etmenin anlamını bilmelidir, zira bu sık kullanılır ve bilindiği üzere alışkanlık alınan tadı zamanla yok eder. Dolayısıyla “ihsan” kelimesini tümüyle net olarak açıklamalıyız.

İşin gerçeği alma arzusu da aşağıda olanın ihsan etme arzusunda dâhildir (ancak alma arzusu ıslahla birlikte kullanılabilir), yoksa veren ile alan arasında bir bağ olmaz. Zira bunun nedeni birisinin verip de diğerinin bir karşılık vermemesi mümkün değildir, şöyle ki bir ortaklık olmak zorundadır.

Sadece birbirlerine sevgi gösterdikleri zaman aralarında bir bağ ve dostluk olabilir, ancak biri sevgi gösterir ve diğeri göstermez ise, böyle bir sevgi gerçek değildir ve var olma hakkı yoktur. Ve hocalarımız şu paragrafı şöyle açıklıyor “ve oğullarına şunu de; onlar Benim halkım”, ancak Ami (Benim halkım) deme ama İmi (Benimle) de, şöyle ki yaratılan varlıklar Yaratan’la ortaklık içerisindedir.

Şöyle ki aşağıdaki Yaratan’a ihsan etmek istediği zaman, aşağıdaki de Yaratan’dan almalı. Buna ortaklık denir, aşağıdaki ve Yukarıdaki karşılıklı olarak verir.

Bunun için, alma arzusu Yaratan’a tutunmayı çok arzulamalı ve O’nun sonsuzluğunu, canlılığını, iyiliğini almalı, zira yaratılışın amacı buydu, yaratılanlara iyilik sağlamak.

Ancak, Nikudim dünyasındaki kırılmadan dolayı alma arzusu Klipot’un (kabuklar) kontrolü altına düştü ve bunun sonucu olarak Kli’de (Kab) iki anlayış oluştu. Birincisi ayrılan zevklere yönelik bir yaklaşımı oldu ve Klipot’un otoritesinden kurtulmaya yönelik çalışmaya “arınmak için çalışmak” denir. Kırılmadan dolayı olan ikinci algı ise manevi zevklerden kopukluk anlayışıydı.

Başka bir deyişle, kişi maneviyattan uzaklaşır ve maneviyat için hiç bir arzusu yoktur. Bunun için gerekli ıslaha Keduşa (Kutsallık) denir ve işin başında yapılan çalışma O’nun yüceliğine duyulan özlemdir. O koşuldayken Yaratan kişi için bu kablarda ışıldar. Ancak bilmeliyiz ki kişinin sahip olduğu arı Kelim (Kli kelimesinin çoğulu) kadar, bunlara “kötülükden nefret et” denir, bu dereceye kadar kişi Keduşa’da çalışabilir, şöyle yazdığı gibi, “Yaratan’ı seven, kötülükten nefret eder.”

Şöyle devam eder, iki anlayış vardır, birincisi arınma ve ikincisi Keduşa. Keduşa’ya Kli denir, yani O’nun iyiliğini almak için hazırlanmak, O’nun yaratılanlarına iyilik yapmak. Ancak bu Kli alttakine aittir, yani bizim ıslah etmemiz gerekmektedir. Başka bir deyişle, iyiliğe özlem duymak bize aittir ve bu şu demektir, kişi sürekli O’nun yüceliğiyle ve kendisinin alçaklığıyla ilgilenmelidir.

Ancak, Keduşa Kli’sinde ifşa olması gereken refah Yaratan’ın elindedir, ancak O aşağıdakine bereket verebilir. Aşağıdakinin bu konuda hiç bir yardımı dokunamaz ve bununla ilgili şöyle yazar; “Gizli şeyler Yaratanımıza aittir.”

Yaratılışın düşüncesine “Yaratılanlarına iyilik yapmak” denir, başlangıcı Eyn Sof’dur (Sonu Olmayan). Bu yüzden sonsuzluğa dua edilir, yani Yaratan’la yaratılanlar arasındaki bağ noktasına. Ari’nin yazılarında yazılanlar bundan ibarettir, şöyle ki Eyn Sof’a dua etmeliyiz.

Bu böyledir, zira O’nun Özünün yaratılanlarla bir bağı yoktur, zira bağ Eyn Sof’da başlar ve orada O’nun Adı vardır ve bu yaratılışın köküdür. Hocalarımızın yazılarında yazan kelimeler şöyledir; her kim dua edecekse Adına etsin, şöyle demek; O’nun Adının olduğu yere ve O ve O’nun Adı ve Eyn Sof şu efsaneyle anlatılır, “Tanrısal şeylerden ibaret bir kule”. Bu yüzden O’nun Adına dua edilir ki baştan beri bizim için hazırlanan iyiliği alabilelim diye.

Bu yüzden Keter’e “O’nun yaratılanlara iyilik yapma arzusu” denir ve bu iyiliğe Hohma (Erdemlik) denir ve bu bereketin özüdür. Bu nedenden dolayı Keter’e Eyn Sof ve Yaratan denir, ama Hohma’ya “yaratılan” denilmez, zira Hohma’da hala bir Kli yoktur ve bu yüzden Kab’ı olmayan bir ışık olarak nitelendirilir.

Dolayısıyla Hohma’da Yaratan olarak düşünülür, çünkü Kli olmadan ışıkta bir edinim olamaz ve Hohma ile Keter arasındaki fark orada yaratılan varlığın kökünün daha fazla ifşasıdır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,274