e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Oyun

Bizler çocuk olarak nasıl yetiştirildik; insanoğlu nasıl büyür? Oynayarak geliştik. Aslında, oyun dünyadaki en ciddi aktivitedir.

Doğadaki her şey, oyun temellidir. Büyüyen her hücrede, doğadaki her harekette, eğer düşük bir durumdan bir yükseğine geçiş varsa, biz bir sonraki duruma çıkan bir çocuktaki sürecin tamamen aynısını gözlemleriz. Bu her aşamada olur, hatta bitkisel ve hareketli aşamalarda da.

Var oluşun her aşamasında, eğer oyunun bir elementi yoksa bir aşamadan bir diğerine değişmek imkânsızdır. ‘’Oyun’’ tam olarak ne demek? Bu kendinizi gerçekte olduğunuzdan daha gelişmiş hayal etmenizi kapsar. Prensipte, bunda garip olan hiçbir şey yok çünkü büyümek aslında gönüllü, arzu edilir olmalı ve zorunlu olmamalıdır. Her ne kadar doğa bize güçlü ve her şeyi etkiler, gelişmeye zorlar gibi gözükse de, gerçekte bu sadece dışarıdan görünendir. İçte, var oluşun her seviyesinde: cansız, bitkisel, canlı, Yaratan’a karşı aynı gönüllü özlem vardır.

Bizim dünyamız ile manevi dünya arasındaki boşluk kesin ve koşulsuzdur. Bencil bir durumda, özverili manevi durumu arzulayamayız. Bu imkânsızdır ve bizler bunu sadece suni olarak hayal edebiliriz. Ancak, bunu suni olarak hayal ederek kendimizi o durumla özdeşleştirmek için hedef aldığımızı fark etmek zorundayız, bunu o duruma geçip içinde var olmak için yaparız. Eğer böyle yaparsak, bencil halimiz bize sıkıntı vermez ve oynamaya karşı nefret hissetmeyiz.

İşin doğrusu, bir oyun olmayacak; bir çeşit yaratılış olacak. Bu tıpkı bizim kendimizden, farklı bir varlık yaratmamız gibi bir şey. Bunun için yeteri kadar çabaladığımız zaman, tıpkı bir çocuğun oynarken yaptığı gibi, bizler de başarıya ulaşacağız. Bir çocuk dener, uğraşır, ama başaramazsa; sonra gene dener ve sonunda görevi başarır. Eğer biz bu aktiviteye daha çok ve daha çok yatırım yaparsak ve daha çok çaba sarf edersek, o zaman yukarıdan yeterli bir miktarda ışık bizim üzerimize gelir, içimizde algının altıncı hissini yaratır, bizi yükseltir ve bizim için her şeye açıklık getirir.

Oyun zorunludur. Birinin bir daire içinde durup şarkı söylemesinin ve diğerlerinin önünde gerçekleştirmesinin biraz rahatsız edici olduğunu anlıyorum. Bunun nedeni sizlerin eski Kli’niz içinde var olmanız. Bunun ötesine, dışına hareket edin ve bir sonraki aşamada olduğunuzu hayal ederek davranın. Bir sonraki aşamayı kendi içinizde güçle oluşturmak zorundasınız, tıpkı bir çocuğun güçlü bir tavırla oynayarak kendini bir yetişkin olmaya doğru yöneltmesi gibi. Çocuk çok çalışır, ama tıpkı doğanın onu ittiği gibi biz de kendimizi itmekten sorumluyuz, çünkü bizim doğamız bizleri maneviyata doğru itmez.

Biz kalbimizdeki noktayı kullanarak kendimizi itmek zorundayız. İçimizde Üst Dünya’ya ait bir nokta var. Biz kendimizi bu noktanın içinden itmeliyiz.

Bizim oyunumuz niyetimiz. Biz ne yapıyoruz? Yaratan’a, gerçekten doğru ve gerçek niyet oluşturmak istediğimizi gösteriyoruz. Bu bir çocuğun “Ben bir yetişkin olmak istiyorum’’ demesindeki gibi bir niyet değil. Bizler ileri doğru bilinçli olarak gerçek niyetle hareket etmeliyiz.

Gerçek niyet bir perde; bu ihsan uğruna ihsan etmek için olan niyet. İşte bu şekilde perde gelişir.

Yaratan insanın içinde Kendi’si için olan bir arzu uyandırır ve aynı zamanda Kendi’ni gizler, sanki oynuyor gibi veya biriyle flört eder gibi (flört diye adlandırılan bu oyunun dünyamızda sadece bir oyun olmadığını gözlemleriz; Üst Köklerden kaynaklanır), ta ki insan önemli bir arzu geliştirene kadar, Kishui – gerilim. (Din ve Maneviyat [Kabala] arasındaki Fark, 14 Temmuz 2004)

Oyun, alt bir derecenin daha üst bir derece haline gelmek istemesi gibi ama hala bunu yapamaması gibi bir durumdur. Sadece onun gibi olmak ister, aynı bir çocuğun yetişkin birinin davranışlarını tekrarlaması gibi. Alt seviye bu arzu ile uyumlu olarak Üst Işık’ı çeker ve Işık düzeltir. Bu alt seviyenin bir sonraki seviye ile nasıl benzer olduğu ve ona yükseldiğidir.

(Hareket Etme Zamanı, 14 Temmuz 2004)

Bizim gerçek resmin bir parçası olmamamız önemli değil; o anda bizim nerede olduğumuz önemli değil. Biz küçük çocuklar gibi oynuyoruz. Olgun, büyük olmak  istiyoruz; aksi takdirde buna oyun demezdik. Ama biz sahnedeki oyuncular gibi oynamıyoruz; burada bir fark var. Oyuncu sahnede canlandırdığı karaktere benzemek istemez. Bu farklı birşey, sahte gibi ki bu bizim durumumuzda böyle değil. Bizim oyunumuz bir tiyatro gösterisi değil, ama küçük bir çocuğun oyunu gibi: ‘’Ben böyle olmak istiyorum’’. Bu büyük bir fark. Ben oynadığım insan olmak istiyorum, bir tür Othello veya Pygmalion değil.

Ben benzer istekleri olan insanlar bulmaya çalışıyorum ve biz beraber nasıl yükseleceğimizi, uçan bir halı gibi algının bir sonraki aşamasına nasıl yüceleceğimizi düşünüyoruz. Ama eğer ben o aşamaya yükselmeye çalışıyorsam, gerçekten deneyip denemediğimi nasıl bilebilirim? Eğer ortak isteklerim olan dostlarımla berabersem, bu gelecek duruma çıkmaya başlayabilirim, ondan sonra, belli ki o benim şuan ki durumum değildir.

Bu hepimizin mevcut durumumuzdan çıkıp, maneviyata girmeye çalıştığımız bir oyun gibi. Ama bizler çoktan buna giriştik ve aramızdaki bizim iç çabalarımız bu duruma ulaşmak için, ki bu bizim manevi köklerimizde, manevi durumda zaten var, maneviyat için bizim isteğimizi doğuruyor. Eğer ben bunu yapmayı reddedersem, daha yüksek bir manevi seviye için istek geliştiremem veya benim isteğim oldukça yapay olur. Yukarı doğru yönelmiş olmayacaktır ama beni bir yan yola götürecektir. Daha yüksek bir seviye görmediğim için bunu asla bilemem.

(Gelecek Toplumun Prensipleri, 19 Eylül 2004)

Bizler bugünden, Gelecek Toplumun olası şeklini araştırabiliriz. Bu bizi neden ilgilendiriyor? Çünkü bu şekilde daha üst, bizlerin yükseldiği bir aşamayı araştırmaya başlarız. Bu seviyeye çıkmak ve buna karşı bir çekim hissetmek onun özümsenmesi anlamına gelir, çünkü üst seviye oyunun bir formu olarak her zaman kendini içimizde fark ettirir.

Üst seviyenin aşamalı adaptasyonu ve onun iradesi saran ışığı çeker ve bu durum bizi yukarı doğru çeker ve doğruca içine yerleştirir.

(Odessa Kongresi, 21 Ağustos 2004 akşamı)

Oyunun Kuralları:

  • Dostların mutlak eşitliği
  • Bir dosta samimi ve sevilen biri davranmak
  • Bir dosta her şeyde yardım etmek ve en önemlisi neşeli olmada ve amacın önemini fark etmede
  • Sürekli ve bilerek dostunuzla ilgilenmek
  • Dünya Grubundan dostlarla bağlantıda kalmak

Herkes bu kuralları zorla uygulamalıdır; zoraki olarak!

Biz seçeneğimiz yok – bunları takip etmek zorundayız!

Biz, düzelmiş durumda, kendimizi bunlara benzer karşılıklı ilişkilere sahip olmaya zorluyoruz. Böyle yaparak, arzularımızı değiştiren Üst Işık’ı çekiyoruz.

Birey, maneviyatta var olan ilişkileri oynamadan maneviyata ulaşamaz. Bu Aravut’dur (Güvence).

Eğer ben oyunun kurallarını takip edersem ve, içten bu durumuna ulaşmayı arzularsam, dostlarımın maneviyat için olan arzularına güvence oluştururum.

HADİ BU OYUNU OYNAYALIM. KENDİMİZİ O GERÇEKLİKTE BULALIM!

İnsanoğlu sadece oynayarak gelişir. Hadi yücelmişi, Yaratan’ın Işık’ı ile doldurulmuş Tek Kli’nin olduğu durumda var olmayı oynayalım.

Bunu yaparak, “Bizi Kaynağa geri getiren Işık’’ı çekiyoruz ve bu bizi O’na geri getirecek!

 

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,275