e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1147 – Çevremizden Gelen Destek

Yeni Hayat 1147 – Çevremizden Gelen Destek

Oren Levi: Merhaba. Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat söyleşi serisinde bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün, çevremizden gelen desteğe olan ihtiyacımızı daha iyi anlamak istiyoruz. Bu derinden hissedilen bir ihtiyaç. Yeni bir hayata giden yolda bu konuyu daha iyi kavramaya çalışacağız. Bizimle olun. Konuğumuz, söz sizde.

Konuk: Bence bugün yaşadığımız gerçeklik hiç de basit değil. Eskiden sahip olduğumuz destek sistemlerinin çoğu ortadan kayboluyor. Çocuklarımızı koruyacağından emin olduğumuz, güvendiğimiz anaokulları bile. Artık onlara güvenemiyoruz. Geçmişte bir kişinin içinde yaşadığı, toplumun eksikliklerini tamamlaması beklenen tüm sistemler ortadan kalkıyor. İnsanlar ve özellikle anneler kendilerini bir stres durumu içinde buluyorlar ve bu nedenle doğal destek ihtiyacımızla ilgili konuşmak istiyoruz. Özellikle de herkesin bunu kendi başına yapmaya çalıştığı bu son derece bireysel olan çağda. Destek konusunda eksik olduğumuzu keşfediyoruz, özellikle de kendi hedefleri ile meşgul olan, yakın olduğumuz kişilerden. Bugünlerde birbirimizi daha az hissediyoruz. Sorum şu: bu ihtiyacımızı en iyi şekilde karşılamanın yolu nedir? Niçin başkalarına bu derece bağımlıyız?

Dr. Laitman: Öncelikle bu cansız, bitkisel ve hayvansal dünya gibi farklı seviyelerde de görebileceğimiz bir şeydir, fakat hiçbir yaratılmış varlığın ve hatta daha çok da insanın kendi başına varlığını sürdüremeyeceğini görüyoruz. Onlar çevre ile madde alışverişi yapıyor ve dahası, örneğin bir kaya, çevresini hissediyor. Çevre de onu hissediyor ve orada ne olduğunu tam olarak bilemesek de, kaya ve çevresi arasında birçok kuvvet ve sistem var. Kaya ve çevresi birbiriyle bütünleşmiş durumda. Bitkisel seviyede ise bundan daha fazlası var. Çevresini hissedebildiği ölçüde dünya ve kendisi arasında bir şeyler var. Çevre de onu hissediyor. Birbirlerini inşa edip, belirliyorlar. Cansız seviyeyle beslenen bitkisel seviye de hayvansal dünyaya bağlanır. Bizler de onlarla besleniriz ve çoğalmamız ve yaşamamız için bile birbirimize yardımcı oluruz. Herkes herkesi kullanıyor. Bunlar şunları kullanıyor. Şunlar da bunları kullanıyor. Aralarında çok sıkı bir bağ var. Bir yandan cansız ve bitkisel seviyeyle doğru bir karşılıklı bağ içinde olması gereken hayvansal dünyanın bir parçasıyız. Ancak ego sebebiyle, yöneten konumda olmayı istemesi, tüm doğayı kendi yararı için eğip bükmeyi dilemesi nedeniyle, ancak bu onun yararına olmaz, insan aslında neyin kendi yararına olduğunu görmüyor. Bunun nedeni insanın her şeye dahil olması ve her şeyin bir parçası olması, ancak bu dengeli tablonun bir parçası olmamasıdır. Onu mahvediyor. Onun dengesini bozuyor. Cansız, bitkisel ve hayvansal seviye, kendi çevreleri içerisinde farklı koşullarda ve farklı gelişimsel süreçler içinde olsalar da, aralarında belli bir uyumla var olurlar. Her seferinde değişmesi ve birbiri ile bütünleşmesi gereken daha birçok parametre vardır ancak bu yukarıdan, doğadan gelen bir şeydir. Doğanın kendine ait yasaları olsa da insan bu resme dahil olduğu ve onu eğip bükmekle işe başlayıp, egoist ellerini ona sürdüğü için, gördüğümüz tüm süreçlerin ve özellikle son zamanlarda doğayı yok eden yıkıcı süreçlerin suçlusunun insan olduğunu görürüz. Halihazırda dünyamızı yok edenin biz olduğumuzu anladığımız, doğamızın kötü olduğunu kabul ettiğimiz ve buna kötülüğün ifşası dediğimiz bir çağda yaşıyoruz. Bu dünyada bizim için bir gelecek yok, çocuklarımız ve torunlarımız için hazırladığımız işte budur. Bunu umursamıyoruz bile. Egomuz o kadar bireyci ki, sonraki bir-iki neslin başına neler geleceğini umursamıyoruz. Onları hiç düşünmüyorum, sanki onlar yokmuş gibi davranıyorum. Sadece şu an bu dünyada yaşıyorum. Önümüzdeki 50 yılda bu gezegende neler olacağına dair ne konuşmak istiyorlarsa gazetelere de onu yazıyorlar. Hepimiz sıcak veya soğuk nedeniyle öleceğiz ya da bir tsunami, radyasyon veya başka bir şey bizi öldürecek. Hiçbir şey umurumda değil. Bir nedenden ötürü bunu anlamak çok güç ama bazı sahte kehanetler veya başka bir şeyden bahsetmiyoruz. Bunu bize bildiren bilim. Bunlar benim gibi insanlar ve bize kanıtları sunuyorlar. Doğada buldukları net gerçekleri. Yine de dinlemek istemiyoruz. Kimse insanlığın %20-30’luk bir kısmının bunu umursamadığını anlamıyor. Hadi yiyip içelim, çünkü yarın öleceğiz. Ancak farklı gelişimsel seviyeler var. Daha çok gelişmiş, daha az gelişmiş, olanları umursayan ve merak eden insanlar var. Çocukları olan ve yakında torun sahibi olacak olan anneler çocuklarına neler olacağını düşünmüyor. Geleceği düşünmeyen bu hükümetleri protesto etmek için neden sokaklara dökülmüyorlar?

Konuk: Dökülmüyorlar ancak bunun bir tür çaresizlik hissi olduğu aşikâr. İnsan kendi başına her şeyi yapıp, başarabileceğini düşünse bile, yine de kendimizi çaresizliğin ve desteğe ihtiyaç duyduğumuz kötülüğün ifşasının içinde buluyoruz. Bir tür değişime, birbirimize ihtiyacımız olduğunu hissediyoruz. Birlikte olmadıkça hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizi hissediyoruz. Yine de insana daha yakın olanlar veya çevreyle ilgili sormak istediklerim var. Çoğu zaman insan stresi kendi başına göğüslediğini hissediyor. Kimsenin olmadığını.

Dr. Laitman: Elbette. Bugün, aile içinde bile, geçmişe nazaran çok daha kayıtsızız. Geçmişte insanların daha sert olduğunu ve bugün ise, sanki bir kaideymiş gibi, daha hassas ve daha nazik olduğumuzu düşünüyoruz. Geçmişte insanlar çocukları ve torunları için çok daha fazla endişe ediyorlardı. 100, 200 yıl sonra neler olacağını düşünüyorlardı. Bugün ise böyle bir şey yok! Bir sene sonra bile ne olacağı beni ilgilendirmiyor. Kendimle ilgili olan kısmı görebiliyorum. İnsanlar bana yıl içinde neler olacağını bildiğimi söylüyor. Bunun bir faydası yok. Bir tür kaygı içerisinde titremeye başlamıyorum, ne olursa olsun. Hayatımı yaşıyorum. Varım, işte o kadar!

Konuk: Aile içinde gelişen bu diğer insanlara karşı kayıtsızlık durumunun asıl sebebi nedir?

Dr. Laitman: Hiçbir şeyi umursamayan egoist doğamızın kötülüğünün ifşasına erişmeliyiz. Şu an hayatımı yaşıyorum, yarın ne olacağını umursamıyorum. Yarınla ilgili düşünme yetim yok, çünkü gerçek ego, var olduğu ve yaşadığı şu ana bağlıdır ve ona tutunur. Bir sonraki anı umursamaz. Bir sonraki anı düşünmek, onun var oluş amacına dahil değildir. Buna inanmak oldukça güç. Son derece sağırız ve öyle aptalız ki… Ancak bu normaldir. 30, 40, 50 sene önce bunu hissetmiyordum. 50-60 yıl öncesini hatırlıyorum; o zamanlar genç bir delikanlıydım. İşler bu şekilde değildi. İnsanlar dünyanın geleceğini, olacak olan şeyleri düşünürdü. Genel olarak bu yıllar ikinci dünya savaşı sonrası Amerika, Avrupa ve Japonya’daki gelişmelerdi. İnsanlar geleceği düşünerek, Ay’a bir adam gönderdi. Bu etkinliğin 50. yılını kutladık.

Konuk: Bir çıkmaza girdiğimiz, kendimizden çıkamadığımız ve işleri daha iyiye götüremediğimiz bu noktadan sonra ne var? Daha iyi ve daha doğru bir resmi nasıl çizebiliriz?

Dr. Laitman: Çizemeyiz, çünkü hiçbir şey bizi harekete geçiremez. Hiçbir şeyden etkilenmeyiz. Bu tamamıyla insan doğasına bağlı. İnsan bu noktadan itibaren şunu söylemelidir: “Bir şey yaparak, dünyayı kendim ıslah etmeliyim ki yarın soğuktan, sıcaktan, tsunamilerden, kasırgalardan vb. ölmeyeyim! Bir şey yapmalıyım!” Ve harekete geçmiyoruz.

Konuk: Anneler ve çocuklarla ilgili olarak bir şeylerin harekete geçtiğini size söyleyebilirim. Birkaç gün önce Facebook’ta anneler tarafından yapılan böyle bir kampanya gördüm. Toplumda, anaokullarında meydana gelen istismarlar, vb. ile hemfikir olmadıklarını göstermek amacıyla profil fotoğraflarını kırmızıya boyamışlardı. Artık bu şekilde devam edemeyeceklerine dair bir his var. Bunun insanlara dokunduğunu ve çocuklarına dokunulduğunda artık sessiz kalamayacaklarını gördüm. Sokaklara dökülüyorlar ve değişim için bir arzu var. İhtiyacımız olan desteği elde etmemiz için insanlar arasında ne tür bir ilişki olmalı?

Dr. Laitman: Bakın, sokaklara dökülmek, protesto etmek, hatta vitrinleri kırın diye bağırmak… İlginç olan şu ki kadınlar çocukları uğruna belki bunları bile yapacaklar, ancak bunların hiçbirinin faydası olmaz. Çünkü bizler kendimizi, çocuklarımızı, bu konuyu umursayana kadar, başkalarının bunu umursamasını talep ediyoruz. Hiçbir şey olmayacak, hiçbir şey değişmeyecek. Hükümete döneceğiz. Hükümet bunu yapmak zorunda. Hükümet her anaokulu öğretmeninin yanına bir polis memuru koyamaz. Bu imkânsızdır, ancak hepimiz öyle bir bozulmanın, öyle bir büyüyen egonun pençesindeyiz ki kimseye güvenemeyiz, kendimize bile. Anneleri dışarı çıkıp, protesto ettiler. Bugün yaptılar ama yarın yapmayacaklar.

Konuk: Belki de kendimize güvenemememizin sebebi, egomuza güven duymamamız; diğer insanların desteğiyle doğru bir bağlantı içinde olmamamızın bir sonucu ise öfkedir.

Dr. Laitman: Bunun asıl nedeni aramızdaki bağlantı eksikliğidir. Bizler anneler olarak bir araya gelelim ve bağ kuralım. Herkesin özen ve ilgi gösterdiği ve herkesin birbiriyle bağlantı içinde olduğu, küçük çocukların ve bebeklerin etrafında ortak özen ve ilgi ortamını oluşturarak, çevreyi değiştirmeye çalışırız. Günde birkaç kez bağlantı kurarlar. Radyoda bununla alakalı çeşitli şovlar var. Herkes dinliyor ve birçok anaokulu gibi çocukların bulunduğu yerlerde neler olduğunu herkes önemsiyor. İlgi tüm mesafeler, sınırlar arasında bir köprü teşkil eder. Resmi ilgi değiştirir. Ancak bu, var olan bir şey değildir. Bağ kurmak zorunda olduklarını hissetmezler, ama her anne, sadece kendi bebeğini, çocuğunu önemser. Bu yeterli değil.

Konuk: Kişinin sakinliğini koruyabilmesi için etrafında ne tür bir destek olmalıdır?

Dr. Laitman: Hepimizin aynı endişeye sahip olması ve bu ortak sorunla hep birlikte ilgilenmemiz.

Konuk: Bir kişi, bu türden bir destek olmaksızın doğru bir şekilde ilişki kurduğu bir koşula nasıl erişebilir?

Dr. Laitman: Kendi bebeğim dışında başka hiçbir bebeği umursamazsam ve diğerleri de aynı şekilde kendi bebeklerini umursayıp benimkini umursamazsa, hiçbir şey iyi olmaz.

Konuk: Neden?

Dr. Laitman: Çünkü burada bir kuvvet, özel bir kuvvet, toplumu etkileyecek olan birleşik bir kuvvet olmak zorunda. Anneler bir araya gelip, birleşmedikçe, bu kuvvet açığa çıkmaz.

Konuk: Toplumu etkileyen, sakinleştiren, bizi yeniden dengeye getiren bu kuvvet nedir?

Dr. Laitman: Ortak ilgi ve özenin genel bağlantı kuvveti. Bir milyon annenin şu an bebeklerini düşünmesi basit bir kuvvet olarak ortaya çıkmaz, o zaman ne olacak? Bu, bir milyona kadar bir artı bir artı bir şeklinde bir şey değildir. Şimdi bu, kayıtsızlığın üstesinden gelmek durumunda oldukları bir bağlantı. Birbirlerine karşı olan içsel, zihinsel uzaklıklarının üstesinden gelmek zorundalar. Bebeklerinin iyi olacağı ve herkesin, başka bir bebeğin başına bir şey gelirse, sanki kendi bebeğinin başına gelmiş gibi hissedeceği şekilde bağlantı kurmak istiyorlar. Bu nedenle annelerin geri kalanıyla, onlar vasıtasıyla da diğer bebeklerle bağlantı kurduğumdan emin olmalıyım. Bu ortak ilgi ve özen ile, bizi koruyacak olan kuvveti inşa edeceğiz. Sadece bu şekilde.

Konuk: Ayrıca tüm bu sorunların nedeninin, anaokulu öğretmenlerinin işlerini düzgün yapamaması olduğunu da biliyoruz.

Dr. Laitman: Suçlanmamalılar. Sadece başaramıyorlar, o kadar.

Konuk: Peki ne tür bir desteğe ihtiyaçları var?

Dr. Laitman: Bizler, bağlantımız ile onları en azından bebeklere zarar vermeyecekleri şekilde ilgilenmeleri için daha çok güç alacakları şekilde, hiçbir söz söylemeden etkileyeceğiz.

Konuk: Kişinin bunu yapmak için dışarıdan almak zorunda olduğu bu kuvvet nedir?

Dr. Laitman: Her bir bireyi, annesi birbirine adanmış büyük bir toplumun, geniş bir grubun kuvvetidir. Kadınlar, eğer isterlerse, dünyayı değiştirebilirler. Erkekler yapamaz, ama kadınlar yapabilir! Şöyle söylendiği gibi: “İsrail halkı dindar kadınlar sayesinde Mısır’dan çıkmıştır”. Egomuzu nasıl alt ettik? Kötü eğilimimizden nasıl çıktık? İyi eğilime yükselmemizi sağladığı için egomuza Firavun denir. Bu aslında bir dereceye kadar bebeklerimizle birlikte olmak istememiz gibi bir şey. Bu dürüst kadınların sayesinde böyle. Bizler anneler, kadınlar olarak aileler için adalet talep ediyoruz. Anneler için, çocuklar için, her şeyin bir olması için bağlantı talep ediyoruz. Bu arzuya dayanabilen hiçbir şey yoktur.

Oren Levi: İlgi hakkında çok fazla şey söylediniz. Bir annenin doğal olarak bir bebekle, bir çocukla ilgilendiğini ancak değişimin gelmesi için onun olmayan bebeklerle, diğer annelerin de kendilerinin olmayan bebeklerle ilgilenmeye başlaması gerektiğini söylediniz.

Dr. Laitman: Ben bir anneyim, diğer anne ve bebeklerini umursamıyorsam, beni ve bebeğimi etkileyecek olan kuvveti biriktiremem.

Oren Levi: Bu ne tür bir kuvvet? Benim olması gerekmeyen bir bebekle ilgilenmemle birikiyor.

Dr. Laitman: Birliğin, bağlantının kuvveti. Bu çok güçlü bir üst kuvvet. Aslında bu kuvvet sayesinde anaokulu öğretmenini ve onun elinde olan bebeğimi etkilemek istiyorum. Tüm bebekler ve tüm annelerle ilgilenerek.

Konuk: Fakat bağlantı nedir?

Dr. Laitman: Bağlantı bu işte. Onlarla ilgileniyorsam, bu sayede bebeğimi etkileyecek olan birçok bebekle ilgilenen birçok anneden oluşan genel bir kuvvet meydana getiririm.

Konuk: Kendi bebeğimle ilgilenmem neden işlerin daha iyi olmasını sağlayacak olan bu kuvveti üretmiyor?

Dr. Laitman: Bu yeterli değil. Bu, tek bir egoist kuvvet. Görüyorsunuz ki tek kuvvet, bir çocuğa vurması, ona bir şeyler yapması, ona zarar vermesi için bir anaokulu öğretmenini zorluyor. Bu egoist kuvveti kullanarak, anaokulu öğretmenini de bu kuvveti kullanması konusunda desteklemiş olursunuz. Yaptığı şeyi sürdürmesi için… Kötülüğünün üstesinden gelemez, bu içinde yaşadığımız alandır. Sadece duygularımı size aktarmak istiyorum. Bu temel ihtiyaca sahipsem ve genel olarak diğer anneler ve onların bebekleri beni ilgilendiriyorsa, kalbim buradadır. Annelerin, bir kadının tarafından, bununla neticede benim bebeğimin anaokulu öğretmenini etkileyecek olan büyük bir kuvvet üretirim. Bununla her şeyin bebeğim için iyi olacağı, kimsenin ona zarar vermeyeceği sözünü veririm. Ancak sadece bu yolla. Bu genel kuvveti meydana getirebilirsem, biriktirebilirsem. Annenin bebeklerle ilgilenmesi demek, bir milyon tane bebekle ilgilenen bir milyon tane annenin birlikte olması demektir. Sonra elbette bu, bebeğimi de korumak için yeterli bir kuvvettir. Sadece kendi bebeğimle ilgilenirsem, egoist kuvveti büyütürüm, böylelikle anaokulundaki öğretmen daha egoist, daha bireyci düşünür hâle gelir. Sadece kendi iyiliğini ve rahatını umursar, benim bebeğimi değil. Sonra bebeğime zarar verebilir. -Niçin? Çünkü sadece kendimle ilgileniyordum.

Konuk: Yani düşündüğümüzün tersine, bir kuvvetler alanında yaşıyoruz ve her birimiz bu kuvvetlerin toplumda ifade edileceği şekilde etki yapıyoruz. Yani bu kuvvet, sadece kendimi düşünerek sistemdeki bu alanı genişlettiğim kuvvettir. Diğerlerini düşünürsem, onlarla ilgilenirsem bu, sistemdeki bu alanı genişlettiğim kuvvettir. Yani yaptıklarımızın bazı anaokulu öğretmenlerini etkilediği bir kuvvetler alanında yaşıyor olduğumuzu hissetme konusunda eksiğiz. Peki, ne yapmamız gerekiyor?

Dr. Laitman: Dışarı çıkıp, bunları açıklamalısınız. Anneler dışarı çıkmalı ve çocuklarımızla, bebeklerimizle ilgilenmemizin tek yolunun bağlantı kurmak olduğunu, bu kuvveti açıklamalısınız. Bağlantımızın bir sonucu olarak, bebeklerimizi koruyabileceğiz ama bunun tek yolu bağlantımızdır. Çünkü bağlantımız, her birimizde bulunan kişisel egonun üzerindedir. O, egoist kuvvete ve herhangi bir anaokulu öğretmeninin bir bebeğe patlayıp, zarar vermesine izin vermeyecektir.

Konuk: Bu, bir çeşit düşünceler, arzular ağı mıdır, nedir?

Dr. Laitman: Tabii ki, tüm anneler arasındaki karşılıklı ilgi ve özenin, bağlantıların bir ağıdır.

Konuk: Şimdiye kadar, doğal olarak kendi bebekleri ile ilgilenen annelerle ilgili konuştuk. Bu bize ayrıca hayattaki diğer bağlantılarımız hakkında da bir şeyler öğretebilir mi? Bir kişinin, kendinin olan bir şeyle ilgilendiği bu çok temel, doğal örnekten neler öğrenebiliriz? Genel anlamda ilişkiler hakkında neler öğrenebiliriz?

Dr. Laitman: Bundan sadece tek bir şey öğrenebilirsiniz: bağlantı, her zaman başarılı olan muazzam bir kuvvettir. Şöyle söylendiği gibi: “ahlâksız bir şehri yıkamazsın”.

Konuk: Ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Suçlulardan, kötülerden meydana gelen bir şehrimiz varsa, bu kişiler bu şehirde bağlantıdalarsa, şehrin duvarlarını yıkıp, onu fethedemezsiniz. Yapamazsınız, çünkü onların arasında bir bağlantı vardır. Birbirlerine adanmış durumdadırlar.

Konuk: Bağlantıyı böylesine büyük bir kuvvete dönüştüren nedir?

Dr. Laitman: Çünkü tek kuvvet üst kuvvete, Yaradan’ın, doğanın kuvvetine zıttır. Tek bir kuvvet olarak siz oradan, bağlantıdan beslendiğinizde, özellikle egoist olarak ortak bir amaç için bağlantı kurduğunuzda, bu amaç onlar için kendi rahatlarından daha önemli olduğunda, o sizdeki kuvveti büyütür. Bu muazzam bir kuvvettir. O gerçekten tüm duvarları yerle bir edebilir ve bu yüzden hiçbir şeyin bir yardımı olmaz. Size gelecekten bahsediyorum. Çocuklarla, askerlerle, ancak bağlantı kurduğumuz zaman koruyabileceğimiz her şeyle ilgili büyük sorunlarımız olacak. Bize İsrail halkının, Yahudi halkının yalnızca bağlantı yoluyla kurtulabileceğini öğretmek için. Çünkü aksi hâlde burada geleceğimiz pahasına yaşıyoruz.

Oren Levi: Son soru ile bitirmek istiyorum. Eğer birbirimize destek vermek istiyorsak, doğal hâliyle kendi çocuklarımız, kendi işimiz, kendi vs.‘lirimizin üzerinde olan ilgi ve özenimizi, doğal olarak ilgi duymayacağımız yönlere doğru çevirmeye başladıysak, bu değişim için yer açmış olur muyuz?

Dr. Laitman: Üst kuvvet. Buna kişinin tek olanı elde etmesi denir. Sonra üst kuvvet tarafından aramızda üretilen ortak kuvvet; yukarıdan destek, Yaradan olarak adlandırılan doğanın genel kuvvetlerinden gelen bir iz düşüm alır. Sonra öyle büyük bir kuvvet ve destek alırız ki, tüm sorunlardan kurtulabilir hâle geliriz.

Oren Levi: Tüm sorunlardan mı?

Dr. Laitman: Her şeyden! Üst kuvveti ellerinize almanızın tek yolu, sadece bireysel egonuzun…

Oren Levi: Sadece benim olanları önemsediğim yerde mi?

Dr. Laitman: Doğru.

Oren Levi: Onu nereye doğru kaydırırım?

Dr. Laitman: İlgiye. Bu bebekler için egoistçe olsa bile. Bunun ne kadar işe yaradığını göreceksiniz. Başka yollar da var. Ulusu, ülkeyi ve tüm dünyayı daha yüksek seviyelere çıkarmak için bu kuvvetin nasıl kullanılacağına dair daha çok seçenek ve yöntem mevcut.

Oren Levi: Harika bir söyleşiydi. Çok teşekkürler Dr. Laitman. Annelerle başlayalım! Annelere iyi şanslar. Bir dahaki söyleşide görüşmek üzere. En iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,279