e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Makaleler > Çalışmada ‘Sayılmış Olanda Kutsama Yoktur’ Ne Demektir?

Çalışmada ‘Sayılmış Olanda Kutsama Yoktur’ Ne Demektir?

Makale No. 31, 1990

Zohar’da (Bamidbar, madde 13) şöyle yazar: “Gel ve gör, sayılan bir şeyin üzerinde yukarının kutsamasının olmadığını söylediler. Peki, şunu sorabilir miyiz, ‘İsrail nasıl sayıldı? Kefaret onlardan nasıl alındı?’ Öncelikle İsrail kutsanır, sonra kefaret sayılır ve daha sonra İsrail tekrar kutsanır. Dolayısıyla İsrail, başlangıçta ve sonunda kutsanmıştır ve onların arasında ölüm yoktur. Şöyle sorar: ‘Neden, sayılma nedeniyle orada ölüm var?’ Şöyle cevap verir: ‘Çünkü saymada kutsama yoktur ve kutsama gittiğinde, kişinin üzerine Sitra Ahra (diğer taraf) gelir.’”

Raşi, Yaradan’ın İsrail’i sayma sebebini söyler. Şöyle der: “Onlara olan düşkünlüğünden, onları her saat sayar.” Bu demektir ki Raşi, sayılan şeylerde tehlike olduğunu, ölüm olabileceğini söylüyorsak Yaradan’ın, neden İsrail’in sayılmasını söylediğini ve onları tehlikenin içine yerleştirdiğini açıklamak istiyor. Bu nedenle Raşi şunu açıklar; “Onlara olan düşkünlüğünden, içindeki tehlikeye rağmen onları her saat sayar. Ancak, İsrail’e duyduğu sevgi ve onların sayısını bilme arzusu sebebiyle İsrail’i sayacağını söyledi.”

Yaradan onların sayılarını bilmek istediği için, ‘Aralarında mâni olmasın, Yaradan onları kefaret yoluyla sayabilsin diye onların ıslah vasıtasıyla sayılmaları gerekir’ denmesini, görünüşte anlamak zordur. Böyle bir şeyi, Yaradan onların sayısını bilmek istediği için onların sayılmaları, İsrail’in toplamını vermelerinin gerektiğini ve Yaradan’ın o zaman bileceğini aksi takdirde halkın sayısını önceden bilemeyeceğini, fakat yaratılanların O’nu haberdar etmesi gerektiğini söylemenin nasıl mümkün olduğunu anlamalıyız. Bu olabilir mi? Ayrıca, çalışmada kutsamanın, sayımın ne demek olduğunu ve sayımda kutsama olmadığında neden ölüme sebep olduğunu anlamalıyız. Ayrıca, sayılan şeylerin üzerinde neden kutsama olamayacağını da anlamalıyız.

Bilinir ki, Yaradan çalışmasında iki mesele vardır: 1) yaratılış amacı 2) yaratılışın ıslahı. Yaratılış amacı, yaratılanların haz ve mutluluğu alması demektir, şöyle yazıldığı gibi: “O’nun arzusu yarattıklarına iyilik yapmaktır.” Yaratılışın ıslahı, yaratılanların Yaradan yolunda yürümesi yani form eşitliğine ulaşmaktır. Dolayısıyla Yaradan’ın yarattıklarına verdiği gibi, yaratılanlar da Yaradan’a vermelidir. Aksi takdirde form eşitsizliği söz konusu olur ve maneviyatta form eşitsizliği ayrılığa yani Yaşamların Yaşamından ayrılığa sebep olur.

Bununla ilgili Zohar’da (TAS, bölüm 1, Histaklut Pnimit, madde 17) şöyle yazar: “Form eşitsizliği, ihsan etme formunda hiçbir şeylerinin olmadığı, köklerinin zıt ucunda olmaları nedeniyle kötü olanlara yaşamlarında ‘ölü’ denir, onlar, O’ndan ayrıldı ve gerçekten öldüler.” Ancak, onlarla ilgili Zohar’da şöyle yazar: “Yaptıkları her şeyi kendileri için yaparlar” yani amaçları öncelikle kendileri ve kendi zaferleri içindir.”

Diğer bir deyişle Yaradan’a atfettiğimiz şeyler yani Yaradan’ın yaptığı her şey, bütünlük halindedir. Bu demektir ki Yaradan, yarattıklarının haz ve mutluluğu almalarını ister, bu nedenle onların içinde almak için bir arzu ve hazzı almak için büyük bir özlem yarattı. Bununla haz almak isteyeceklerinden emin oldu. Fakat yaratılışın ıslahı için, yaratılanların edinmesi gereken Kli (kap) ve arzuya -haz ve mutluluk alabilecekleri arzuya- “ihsan etme arzusu” denir. Bu arzunun edinilmesi aşamalı olarak gerçekleşir çünkü aşağıda olanın üst gücün arzusuna, Yaradan’ın yarattığı, kendisi için alma arzusuna karşı gelme gücü yoktur.

Dolayısıyla iki çeşit kap (Kelim) olduğunu görürüz.

1- Alma kapları. Ancak, alma kaplarına ıslah verilmiştir yani alma kaplarında Kli’nin tam tersi olan bir niyet vardır. Diğer bir deyişle kişi aslında alır fakat niyetinde verir. Öyle anlaşılıyor ki, amaç eylemin tam zıttıdır ve bu Kelim’e alınan ışığa “ihsan etmek için almak” denir.

Bu ışığın adı, Hohma’dır (bilgelik) ve bu yaratılış amacının ışığıdır. Aynı zamanda Dinim’in (yargılar) azalmasına da işaret eder. Bu demektir ki, alma kaplarında Dinim var yani orada form eşitsizliği ve ayrılık yarattığı için, kabın kullanmasının yasak olduğu Din (yargı) var ve bu Din, o sırada azaltılmıştır. Bu azaltma nedir? Kabın üzerine “ihsan etme” niyeti yerleşmektedir.

Bu demektir ki kişi, ihsan etme niyetini alma arzusunun üzerine yerleştirmeden önce, bu arzu onun hoşnutsuzluğuna sebep olur. Dokunmak istediği manevi olan her şeyin tadı acılaşır, çünkü kendisi için alma arzusunun üzerinde Tzimtzum (gizlilik) ve gizlilik vardır, böylece maneviyattan iyi bir tat almak imkânsızdır. Başka bir deyişle kutsal olan her şey, alma arzusunun hazzında ulaşılmaz, uzak ve imkânsız olarak hissedilir. Buna “acı” denir.

Ancak, eğer kişi, alma arzusunun üzerine ihsan etme arzusunu yerleştirirse kutsallıktaki her şeyde tatlılık olduğunu görür ve hisseder. Fakat kutsallığa ait olmayan konularda, onlardan uzak durması gerekir yani onlara tahammül edemez.

Öyle görünüyor ki, kişi ancak kendini ıslah ettikten sonra ihsan etmeyi hedefleyebilir, burada Aviut (kalınlık) ve Masah (perde) içeren ışığın ve Kli’nin farkına varır. Aviut’a kısıtlama ve gizliliğin olduğu Dinim denir ve ışık orada parlamaz. Bu sebeple Aviut’a “karanlık” denir.

Diğer bir deyişle kendisi için almaya “Av (kalın) olmak” denir ve ihsan etmeyi istemeye Zach (arı/temiz/kusursuz) denir. Sonrasında, Av’ın üzerine ihsan etme niyetini yerleştirdiğinde, Din zayıflar ve daha önce karanlık olan yer, ışığın, Kli’nin içinde parlayacağı bir yer olur. Buna “Dinim’in azaltılması” denir.

2- Şunu da unutmamalıyız, kişide ihsan etme kapları vardır, örneğin; kişinin dostunun hoşuna gitmesi için bir şeyi ona vermesi gibi. Vermenin kendisine “ihsan” denir. Zach olan bir insan, insanları mutlu etmeye, onların iyi hissetmesini sağlamaya çalışan kişidir. Bu Kelim’in üzerinde, bu eylemlerde Din olduğu yani orada ihsan etmeyi arzulayan Kelim’in kullanımına engel olan yargı olduğu söylenemez.

Ancak, burada da niyet yani içten olup olmama meselesi vardır. Kişi verdiği zaman amacı, yalnızca başkalarını umursadığından, kendisini umursamadan başkalarının haz alması mıdır? Bu niteliğe hem eylem hem de amaç ihsan etmek amacıyla olduğunda “ihsan etmek için ihsan etmek” denir.

Bazen kişinin yaptığı her şey, başkalarının iyiliği içindir ama amacı, saygı ya da benzeri şeyleri elde etmektir. Bu tıpkı Zohar’ın kötü olanlarla ilgili olarak, yaptıkları tüm iyi şeyleri kendi iyilikleri için yaparlar, şeklinde yazması gibidir. Burada, Kli’nin perspektifinden Din yani eksiklik yoktur. Başka bir deyişle eylem açısından ıslah edilecek bir şey yoktur.

Ancak, niyette bir ıslah gereklidir. Bu demektir ki, amaç açısından eylemin, ihsan etme ya da alma olup olmaması arasında bir fark yoktur. Her iki eylem de ıslaha ihtiyaç duyar ki böylece amaç da ihsan etmek amacıyla olsun.

Bu böyledir çünkü çalışma, öncelikle kalptedir. Yani kişi, Yaradan sevgisi derecesine ulaşmalıdır, şöyle yazıldığı gibi: “Ve sen Efendin Tanrını tüm kalbinle ve tüm ruhunla seveceksin.” Tora ve Mitzvot’ta (emirler) yaptığımız her şey, kalbi ıslah etmek içindir. Bununla ilgili şöyle yazılmıştır (Panim Meirot uMasbirot, Kitaba Giriş, madde 10): “Gel ve atalarımızın sözlerini gör, Kabalist Abraham İbn Ezra … ‘Bil ki, Tora’da yazılan bütün Mitzvot veya atalarımızın yaptığı anlaşmaların … hepsi kalplerin ıslah içindir, ‘Çünkü Efendi tüm kalpleri inceler.’”

Yukarıda söylenenlerle genel olarak iki konuyu tespit edebiliriz -yaratılış amacı, O’nun yarattıklarına iyilik yapmak; bu ışığa Hohma denir, elinde ne olduğunu görmek anlamındaki “görmek”, kişi ne kadar elde ettiğini sayıyor demektir, zira yaratılış amacı iyilik yapmaktır ve o zaman kişi elinde olanı hissetmeli ve edinmelidir.

Örneğin; diyelim ki, iki kardeş var, biri zengin ve Amerika’da yaşıyor, diğeri fakir ve İsrail’de yaşıyor. Zengin kardeş, fakir kardeşin adına bankaya bir milyon dolar yatırır. Ancak, ne fakir kardeşinin bunu bilmesine ne de bankanın, fakir kardeşin parası olduğunu ona bildirmesine izin verir. Böylece bu kardeş fakir kalır çünkü bundan haberi yoktur.

Yarattıklarına iyilik yapmak olan yaratılış amacı da buna benzer. Eğer insanlar bilmiyor ve haz ve mutluluğu hissetmiyorlarsa bunun ne faydası var? Bu nedenle bu ışığa Hohma (bilgelik) ve “görmek” denir ve “Panim (yüz/ön) ışığı” olarak adlandırılır, tıpkı “İnsanın bilgeliği yüzünü aydınlatır” sözünde olduğu gibi.

Çalışmada buna “sayılan bir şey” yani alma kaplarına alınan bir şey denir. Bu, kişi eğer alırsa ne aldığını görecek ve sahip olduklarını sayacak demektir.

Buna aynı zamanda “hediye” denir. Genellikle, kişi dostuna bir hediye verdiğinde, dostunun bunu saymasını ve hediyenin değerini, basit bir sebeple onu sevdiğini göstermek için vermiş olduğunu takdir etmesini ister. Hediyenin değerine göre kişi, sevginin ölçüsünü takdir edebilir. Öyle anlaşılıyor ki, eğer kişi hediyenin büyüklüğünü görmek için hediyeye bakmıyorsa sevginin ölçüsünü lekeliyordur.

Dolayısıyla kişi, bir hediye aldığı zaman eğer görmüyor veya hediyenin önemini görmeye çalışmıyorsa verenin, bununla göstermek istediği sevginin ölçüsünü lekeler. Örneğin, atalarımız şöyle der: “Kendine bir dost satın al.” Ve bu kişi, dostunu ona hediyeler göndererek satın almak ister. Eğer kişi bunu görmez ve ondan aldığı hediyenin büyüklüğünü ve önemini takdir etmezse “Kendine bir dost satın al” aşamasına nasıl gelebilir? Öyle anlaşılıyor ki, armağan söz konusu olduğundan kişi, dostundan aldığı şeyi saymalı ve ölçmelidir.

Dolayısıyla eğer yaratılanlar, Yaradan’ın onlara verdiğine göre sayılıp ölçülmezlerse bu durumda yaratılış amacı olan, Yarattıklarına iyilik yapmak amacını edinme aşamasına ulaşamazlar.

Buna “Hohma ışığı” denir ve bu ışık, alma kaplarına alınır. Ancak, kişi bunu alma kaplarının üzerindeki “ihsan etmek için almak” denilen ıslahla kullanmalıdır. Bu demektir ki kişi, alma kaplarına ihsan etme niyetini yerleştirmelidir. Eğer bunu yapmazsa eşitsizlik ayrılığa sebep olduğundan, Yaşamların Yaşamından ayrılır. Dolayısıyla bir alıcı olmak kişinin manevi ölümüne sebep olur, yukarıda söylediğimiz gibi; “Kötülere yaşamlarında ‘ölü’ denir.”

Ancak, ihsan etme kaplarına alınan ışığa “Hasadim (merhamet) ışığı” denir. Hesed (merhamet), dostuna merhamet eylemi gerçekleştiren biri gibi veriyor demektir. Buna “örtülü Hasadim” denir yani Hasadim -kişinin ihsan etme kaplarına aldığı yani verdiği şey- ışık, Kli’yle aynı değere sahiptir.

Bilinir ki, bir sadaka bir de hediye vardır. Hediyede, yukarıda açıkladığımız gibi kişi dostundan sadece hediye almamalı, aynı zamanda ne aldığını da görmelidir. Eğer kişi, “Bana ne verdiği önemli değil” derse dostunun hediyesini lekeler. Bu şekilde dostunun ona hediye gönderme amacı gerçekleştirilmemiş olur. Hediye, bir dost satın almak içindir, yukarıda söylediğimiz gibi “Kendine bir dost satın al”, ama kişi hediyenin önemini görmezse o zaman kendine dost satın alamaz. Dolayısıyla hediyeyi saymalı ve hesaplamalıdır.

Fakat kişi, dostuna bir sadaka gönderirse veren -eğer gerçekten sadaka vermek istiyorsa-, sadakayı alanın sadakayı ona kimin gönderdiğini bilmemesini sağlamalıdır. Sadakayı alan da sadakayı verenin, sadakayı kime verdiğini bilmediğini bilirse çok mutlu olacaktır.

Benzer şekilde, bazen insanlar önemli bir kişi için para toplarlar ve sadakayı alanın bundan utanmasını istemezler. Parayı toplayanlar şöyle der: “Birisi için isim vermeden topluyoruz.” Dolayısıyla sadakada, alan da veren de bilinmediğinde bu, gerçek yardım olarak kabul edilir ve burada sadakayı alan kişi açısından hiçbir rahatsızlık olmaz.

Öyle anlaşılıyor ki, Hesed’de biz, verenin yani aşağıda olanın perspektifinden konuşuyoruz. Bu durumda kişi, mantık ötesi hareket ettiği yani verdiği ama kime verdiğini bilmediği bir aşamadadır ancak verdiği her şeyin amacına ulaştığına inanır. Buna “gizlilik içindeki sadaka” denir.

Sadaka, kişinin verdiği Hasadim olarak kabul edilir. Bu demektir ki, kişinin ihsan etme kaplarıyla çalıştığı bir zamandan yani sadece Yaradan’a ihsan eden bir kişiden bahsediyoruz. Buna, bir başkasını kutsayan, onunla olumlu bir şekilde konuşan bir insan gibi “kutsama” denir. Kişi, aslında ona vermez ancak yine de onu sözel olarak kutsadığı kabul edilir. Bu, hâlihazırda kalpte bir kutsama sayılır. Başka bir deyişle kişi gerçekte veremez, kalbiyle verir ve kalbinde olanı sözel olarak gösterir.

Öyle görünüyor ki, kutsama, vermek, ihsan etmek demektir. Bu demektir ki kişi, bu sırada ihsan etme kaplarına bağlanıyor. Bu demektir ki kişinin, dostunun, ona gerçekte verebileceğinden daha fazlasına sahip olmasını istemesi kutsamadır. Dolayısıyla kişi ihsan etmeye bağlandığında, Yaradan’a memnuniyet vermek ister, o yüzden Yaradan’a şöyle der: ‘Sana iyi eylemlerden daha fazlasını verebilirim, yaptığım iyi eylemlerden daha fazlasını Sana verebileceğim için Seni kutsuyorum.’ Diğer bir deyişle kişi daima Yaradan’ı kutsamalıdır bu da gerçekte Yaradan’a, verebildiğinden daha fazla memnuniyet vermek istediği anlamına gelir.

Bu nedenle ihsan etme kaplarına “sadaka” denildiği ve sadakanın gizlilikte verilmesi yani verenin kime verdiğinin ve alanın da kimin verdiğini bilmemesi gerektiği için, kutsama üzerinde bir sayma meselesi yoktur. Dolayısıyla burada sayma meselesi yoktur çünkü sayma, hediyeyle ilgili söylediğimiz gibi coşkuya ve sevgi bağına sebep olur.

Hediyede atalarımızın söylediği gibi, durum bunun tamamen tersidir: “Kim dostuna hediye verirse, bunu ona bildirmelidir.” Bu böyledir çünkü tamamen ihsan etmek zorunda olduğu sadakanın aksine, hediyenin sonucu her ikisini birbirine bağlayan sevgi olmalıdır. Bu demektir ki sadakada, herhangi bir sayımdan kaçınmak için birbirlerini bilmemeleri en iyisidir.

Dolayısıyla çalışmayla ilgili olarak konuştuğumuzda sadaka, ihsan etme kapları demektir, Kli, Hesed yapmak istediğinde, Kli’ye dolan ışığa “Hasadim ışığı” denir. Her şey ihsan etmek için olduğunda buna “yaratılışın ıslahı” denir.

Fakat yaratılışın amacı, Kelim’in haz ve mutluluk almasıdır ve burada ne aldıklarını kesinlikle görmek zorundadırlar çünkü kişi aldığı şeye göre yaratılış amacından, iyilikten ve iyilik yapmaktan bahseder. Eğer ne aldığını sayıp hesaplayamazsa içinde hissettiği haz ve mutluluk açısından henüz almıyor demektir. Dolayısıyla Yaradan’dan sadece haz ve mutluluk aldığını söyleyemez. Bu nedenle Hohma ışığına -yaratılış amacı- aynı zamanda “görmek” denir zira yaratılış amacı, görmek olarak kabul edilir.

Fakat bu, yaratılış ıslahıyla zıtlık içindedir. Buna “örtülü Hasadim” denir, yani kişi, henüz aldığı şeyleri görmüyordur ve bu halen daha ondan gizlidir. Çalışmada buna, “Merhameti (Hesed) arzulamak” yani sadece ihsan etmeyi arzulamak denir. Yukarıdan bir şey alıyorsa bile onunla ilgilenmez. Kişinin payına düşünle mutlu olduğu yani Yaradan çalışmasında bir şeyler yapabiliyor olmaktan dolayı mutlu olduğu düşünülür.

Diğer bir deyişle maddi bedeninin ihtiyacı için olmayan bir şeyleri yaptığını söyleyebildiği için, payına düşenden memnundur, atalarımızın dediği gibi (Avot, bölüm 5:14): “Kim konuşur ama yapmazsa, yürümenin ödülü elindedir.”

Yorumcular şöyle açıklar; “Yürümenin ödülü elindedir.” Kişi, bir şey yapmasa bile sadece toplantıya katılmak bile kendi içinde bir Mitzva olduğundan, hâlihazırda yürümenin ödülüne sahiptir zira orada Tora’nın atmosferi içindedir. Öyle anlaşılıyor ki, eğer kişi sadaka için çalışmak istediği için, sayma meselesinin olmadığı Hesed denen ihsan etme kaplarına bağlandıysa bunun, “yaratılışın ıslahı” olarak kabul edildiğine dikkat edilmelidir.

Yukarıda söylenenlerle sorduğumuzu, onların neden “Onlara düşkünlüğünden, onları her saat sayar” dediklerini anlayabiliriz. Şöyle sorduk; ‘Eğer Yaradan, İsrail’in sayısını bilmek isterse İsrail sayana ve toplamı bildirene dek beklemek zorunda mıdır? Ancak o zaman mı İsrail’in sayısını bilecek?’

Aslında, “Onlara düşkünlüğünden” demek, onların her şeyi ihsan etme amacıyla yaptığını görüyor demektir. Bu demektir ki onlar, yaratılış ıslahını yerine getirdiler ve bu nedenle O, onlara, “görmenin ışığı” denilen Hohma ışığını, yaratılış amacını vermek istiyor. Diğer bir deyişle zaten sahip olduklarını sayıyor olmalılar çünkü ışık, alma kaplarına alınır.

Ancak, onu ihsan etmek için almalıdırlar ve eylem amacı takip eder kuralına göre, kişi, haz alma eylemine bağlandığında, alma eylemi, amacın ihsan etmek için değil de almak için olmasına sebep olabilir. Kendisi için almak, Yaşamların Yaşamından ayrılığa sebep olur ki bu, ölüm olarak kabul edilir, şöyle yazıldığı gibi: “Kötü olanlara yaşamlarında ‘ölü’ denir.”

Şöyle yazılmıştır: “Neden sayma sebebiyle ölüm artar?” Cevap şudur; sayılan bir şey alma kaplarına alınan “Hohma ışığı” olarak kabul edildiğinden, eylem, amaca hükmeder ve kişi, ihsan etme amacında olamaz. Böylece doğal olarak ölüm olur.

Şöyle yazılmıştır: “O cevap verir; ‘Saymada kutsama olmadığı için kutsama gittiğinde, Sitra Ahra ona gelir.’” Diğer bir deyişle sol denilen Hohma ışığı, alma kaplarında parladığında, orta çizgi meselesi söz konusu olur. Kişinin alma eyleminden sonra, oraya çekilmemesi için ıslahı gereklidir. Bu aşamada ihsan etme kaplarıyla beraber çalışan Hasadim ışığı çekilmelidir ve yukarıda söylediğimiz gibi, ihsan etme eylemi düşünceyi, eylem gibi olması için etkiler.

Bu, ıslah gerektiren sol çizginin Kelim’inde alınan Hohma ışığının üzerindeki korumadır. Ancak, kişi Lişma derecesi ile ödüllendirilmeden yani yaptığı her şeyin Lişma olmasından önce, Hohma ışığı ile ödüllendirilemez. Diğer bir deyişle çalışma düzeninde, önce kişi Katnut’la ödüllendirilir, sadece ihsan etmek amacıyla ihsan etme kaplarını amaçlayabildiği düşünülür. Sonrasında, Gadlut’la (yetişkinlik) ödüllendirilir, bu demektir ki kişi, Hohma ışığının, yaratılış amacının parladığı alma kaplarında ihsan etmeyi amaçlayabilir.

Öyle anlaşılıyor ki, kişi saymada ışıkla ödüllendirilmeden önce, “kutsama” denilen Hasadim ışığı ile ödüllendirilmelidir yani o, Yaradan’ı kutsar ve O’ndan bir şey istemez. Kişi kendisi için almak istemez ve bunun yerine tamamen ihsan etmek ister. Sonrasında sayma ışığı olan Hohma ile ödüllendirilir. Bu demektir ki, bu ışık, kişi eylemden sonra çekilmesin diye saymadaki ışığın korunması gerektiğinde alma kaplarına gelir. Bu bir alma eylemi olduğundan, kutsama ışığı yani koruyan Hasadim ışığı, bir kez daha çekilmelidir.

Şimdi sorduğumuzu yorumlayabiliriz;

1.Yaradan, İsrail çocuklarının sayısını bilmek istediği ve İsrail halkı, sayıyı O’na söyleyeceği için mi İsrail’in çocuklarını saymayı arzuladı ve Yaradan bunu kendisi bilmiyor muydu? Cevap şudur; onları sevdiği için, İsrail halkının sayılarını bilmelerini istedi. Diğer bir deyişle Yaradan, onların Hohma ışığını edinmelerini istedi. Öyle anlaşılıyor ki, O, onların bilmelerini ve saymadaki ışığı edinmelerini yani onların kendilerinin saymasını ve ne edindiklerini görmelerini istedi çünkü buna, alma kaplarına gelen “görmenin ışığı” denir. O’nun, Kendisi için bilmeye ihtiyacı yoktur ama İsrail halkının bilmesini istedi.

2) Kutsamanın olmadığı yerde neden ölüm vardır? Cevap şudur; sayılan bir şey, alma kaplarına gelen Hohma ışığıdır. Alma kaplarını kullanırken kişi, alma eyleminden sonra çekilebilir ve böylece Yaşamların Yaşamından ayrılır. Buna “ölüm” denir ve bu nedenle koruma gerektirir. Bu koruma kutsamadır yani ihsan etme amacından ayrılmaması için alma eylemini koruyan ihsan etme eyleminin, Hasadim ışığının uzantısıdır.

3) Neden öncesinde ve sonrasında kutsama ihtiyacı vardır? Çalışma düzeni, Lişma’yı (O’nun adına) başarma ihtiyacıyla başlar. Atalarımız bununla ilgili olarak şöyle der: “Kim Tora Lişma öğrenirse, Tora’nın sırları ona açılır.” Ayrıca Lişma, kişinin tüm eylemleri “kutsama” denilen ihsan etme amacıyla olacak demektir. Kişi verdiğinde bu, kutsama yani sözlü kutsama demektir. Bu demektir ki kişi, eyleme ekleme yapamadığından, tüm kalbiyle verdiğinin işareti olarak ağzıyla kutsama vermeye çalışıyor. Buna “Hasadim ışığı” denir.

Dolayısıyla düzen şöyledir:

1. Önce “sağ çizgi”, Hesed denilen kutsama.

2. Kişi, Hohma (bilgelik) denilen ödülle, Tora’nın sırlarıyla ödüllendirilir, bilinir ki, Tora’ya alma kaplarına alınan “hediye” denir. Bu sebeple buna “sayma” denir. Diğer bir deyişle kişi, O’na nasıl şükredeceğini bilmek için ne aldığına bakmak ister.

Burası kişinin “ayrılık” denilen ölüme geldiği bir yer olduğundan, buna “sol çizgi” denir, Nekudim dünyasındaki yedi krallığın ölümünde olduğu gibi. Bu sebeple Hasadim’i genişletme gereksinimi vardır ve bu Hasadim korur, böylece onların içinde ölüm olmaz yani Yaşamların Yaşamından ayrılmazlar.

Bu sebeple sonunda kutsama için bir ihtiyaç olduğu yazılmıştır. Öyle anlaşılıyor ki, İsrail, başlangıçta ve sonunda kutsandı ve onlarda ölüm yoktur.

Genel olarak buna dünyanın ıslahı olarak adlandırılan “çizgilerin ıslahı” denir zira dünya bununla devamlılığını sürdürebilir.

3. Çalışmada kutsama nedir? Kişi verme aşamasında olduğunda, bu Hasadim ışığıdır.

4. Çalışmada sayma nedir? Alma kaplarına gelen ışıktır. O zaman kişi, ne aldığını görmek ve saymak ister. Bu, “hediye” olarak kabul edilir.

5. Neden sayılan bir şeyde kutsama yoktur? Sayılan bir şey, alma kaplarına gelen ışık ve bolluk, kutsama ise ihsan etme kaplarına gelen bolluk demektir ve onlar birbirlerine zıttır. Zohar’a göre Hesed denilen sağ çizgi, sadece ihsan etmek istediği ve alma kaplarını kullanmak istemediği ama sol çizgi bunun tam tersi olduğu, özellikle alma kaplarını kullanmak istediği için, her iki çizgi ihtilaf halindedir zira sol çizgi, “ama yaratılışın amacı sadece almak” der. Ancak, ihsan etmek için olması için ıslah gereklidir. Bu sebeple sonrasında aralarında barışı sağlayan orta çizgi gelir. Bu nedenle başlangıçta bir kutsama ve sonunda bir kutsama gereklidir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,269