e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Realitenin Hissedilmesi 5

ARZULARIN GELİŞİMİ

  • Bizim dünyamızdaki zevkler ile maneviyattaki zevkler arasında bir bağlantı var mı?
  • Manevi Reşimo’yu tamamlamaya ne zaman başlarım?
  • İçimdeki maddi arzular nasıl maneviyata karşı olan arzularım ile birbirlerine uyarlar?
  • Neden daha az gelişmiş ülkelerde daha az sayıda intihar oluyor?
  • Çocukların gelişimine yararlı olacak tarzda ve onları bunaltmadan, nasıl eğitilmeliler?

Manevi alma arzusu, Perde, Üst Işık, manevi haz – ve bizim burada, bu dünyada beş duyumuz aracılığı ile hissettiklerimiz arasında bir bağlantı var mı?

Arada hiçbir bağlantı yok, çünkü bu bizim dünyamız. Arada bağlantı olmaması ne anlama geliyor? – Çok basit: benim beş duyum aracılığı ile alabildiğim zevkleri, ben bir perde olmadan alıyorum. Onları alma arzuma bağlı olarak alıyorum –  ki bu zevkin kaynağında sahip olduğum Reşimo’ya bağlı. Bu Reşimo önceden belirlenmiş durumda, ama hareketsiz halde. Ben bunun üzerinde sadece buReşimo’yu aktif hale getirmek için çalışmak zorundayım. Eğer benim küçük bir Reşimo’m varsa, amaç onu biraz daha büyük hale getirmektir. Şöyle diyelim, ben yemek istiyorum, ama yeteri kadar değil. Ama ben bu arzu üzerinde çalışıyorum. Ve bu girişler ile altıncı hissin girişi birbirlerinden tamamen bağımsız durumda.

Büyük bir Kabalist olmak ve altıncı his ile perde ile, çok yüksek basamaklarda çalışmak ve aynı zamanda da bütün beş duyumdan keyif almak mümkün, – bunda bir çelişki yok.

Bu beş duyuyu geçersiz kılmıyor mu?

Bu beş duyuyu bozmaz. Aksine, ıslahın sonuna gelmek demek en yüksek basamağa eriştiniz demektir ve aynı zamanda siz bedeninizin içindesiniz, bu dünyada ve ruhunuzda bu iki karşıt noktayı tek olarak bağlıyorsunuz. Onları gerçekten düzenliyorsunuz. Bunu yaparak da Yaratılışın Amacını gerçekten tamamlamış oluyorsunuz.

Bu iki spiral kalpteki noktaya ve maddi Reşimo’ya nasıl bağlanmış durumda?

Bunun hakkında çoktan konuştuk – bizim birçok gelişim aşamamız var, veya denildiği gibi – reenkarnasyon, ki bu bizim kullandığımız terim. Bizim bu maddi Reşimo’yu doldururken birçok enkarnasyonumuz olur ki bunlar ilk olarak hayvansal arzulara ayrılmıştır, hayvanlarda ve benzer olarak da insanlarda bulunan – yemek için, aile için, cinsellik için, barınak için, çıkın için olan arzu. Sonradan ise para, şöhret ve bilgi için olan arzular vardır.

Kişi bütün bu arzuları tamamladıktan sonra, maneviyat için olan arzuyu takip eder. Bunun anlamı o şeylerin, ben birinden diğerine ilerledim diye, düzgün şekilde kesilmiş olması gerektiği anlamına gelmiyor – maddi hazlardan para için olan arzuya ve o zaman sadece para isterim ve yemek için olan bütün şeyler artık beni ilgilendirmiyordur. Doğru değil! Ancak, ben öncekini öylesine bir büyüklükte geliştirdim ki, şimdi benim içimde paraya olan isteği belirli bir ölçüde açmaya yetiyor (herkesin ki kendine göre, kişisel tarzında, o kişinin ruh yapısına bağlı olarak); şimdi ben onurumla çalışmaya başlayabilirim. Birden bire onur için çalışmak istedim, mesela diyelim ki ben parlamentonun bir üyesi veya benzer bir şey olmak istiyorum. Bu ben parayı veya maddi zevkleri unuttum gibi bir durum değil, basitçe, hepsi beraber çalışıyorlar. Onların hepsini yeteri kadar geliştirdim ve şimdi onurla da birlikte biraz daha gelişiyorlar ve böyle devam ediyor. Öyleyse, maneviyat için olan arzu ile birlikte, onunla beraber, ben aynı zamanda eski arzularımı da daha çok ve daha çok geliştiririm. Onur, örneğin, manevi gelişimi oldukça karıştırır. Bunu olumlu bir yönde yapar. Tıpkı diğer sıkıntılar gibi, benim eksik olan yerimi vurgulamak için gelir, vesaire.

Yani – bu hisler her zaman bir Kabalist ile ilişiktir. Şöyle yazılmıştır “her kim dostundan üstün hissederse, onun arzusu üstündür” ve “Tapınak’ın yıkımı zamanlarından, BYA’ın tadı Yaratan’a hizmet edenler ile birlikte değişmeden kaldı’’. Bunun anlamı en düşük seviyedeki hayvansal arzular sadece Yaratan rızasına çalışanlar için kalmıştır. Özellikle de bunların içinden bu kanalı, altıncı hissi, açanların diğer beş duyusu oldukça iyi çalışıyordur, çok güçlüdür. Ama o onları istekli bir şekilde hissediyor ve onlar onun amaca doğru gitmesine yardım ediyor.

Acı çekmek ruhun gelişimine yardım eder mi?

Ben ne söyleyebilirim? Milyarlarca insan acı çekiyor, bütün Afrika açlıktan ölüyor ve bu onların ruhun gelişimi ile ilgili hale getirmiyor. Diğer bir taraftan, en yüksek intihar oranları en çok gelişmiş ülkelerde bulunuyor, Afrikalıların içinde değil. En yüksek uyuşturucu kullanma oranı nerede? Avrupa’da. Onlar ki yeterli yiyeceği zar zor olan, yoksulluk içinde yaşayanlar ve onlar uyuşturucuları yetiştirenler, uyuşturucu kullanmıyor.

Şöyle yazılır, “acı bedeni saflaştırır’’, veya acı alma arzusunu saflaştırır. Şunlar acı çekmeyenler ki biz maddi zevklerin eksikliğinin arasından hissederiz. Onlar sevginin kederlileri ki biz maneviyat için özlem duyarız ve ona ulaşamayız. O zaman sadece o acılar bizi saflaştırır ve bizi maneviyatın yakınına çeker.

Ve tekrar, Kabala acı çekmeye karşıdır. Kabala’nın Bilgeliği’ne göre kişi akıllıca yürümelidir – böylece her bir anından keyif alır. Aksi halde kişi Yaratan’ı savunmak yerine lanetliyordur ve kendisine olan durumu doğru olarak yorumlayamıyordur. Bunun sebebi ise kendimizi içinde bulduğumuz her durum aslında bizi ıslah etmek ve bize daha fazla maneviyat getirip, daha yüksek bir aşamaya getirmek için olmaktadır. Biz hiçbir zaman gelişme göstermeyeceğimiz bir durumda olmayız. Her gün, her an, bizler sürekli olarak gelişiyoruz. Ancak, bunu henüz hissetmeyen biri bile, birazcık olsun anlamalı ve onun üzerinde düşünmelidir. Bu gerçekten böyledir.

Ve her kim acı çekme durumuna girerse ve ondan ortaya çıkarmak istemezse ve hatta bundan keyif alırsa – buna Klipa (kabuk) denir. Bunlar kişiyi durduran güçlerdir ve hatta bir şekilde onu alçaltan ve biz buna karşı koymak zorundayız. İşte bu sebepten dolayı bu yeni başlayanlar için büyük bir problemdir, öyle ki onlar ne kadar çürümüş, kutsallıktan ne kadar uzak olduklarını hissetmeye başlarlar ve ne ölçüde ne istediklerini ne kadar eksik olduklarını. Ve hala egoizmin içine batmış durumdadırlar, egoist bir şekilde alma arzusu, “Ben yoksunum, ben yoksunum, ben yoksunum’’, ve kişi umudunu keser. İşte bu olması gerekenin tam tersidir.

Bu nedenle gelişim, gerçek ilerleme, kişinin, kendisi için, sadece neşeli kalmayı başarabilmesi şartı ile kendi yolunu eleştirme ihtimaline açmasına bağlıdır. Baal HaSulam bunun hakkında bir yazınında şöyle yazmıştır: öyle ki insan günün yirmi üç buçuk saati boyunca neşeli olmalıdır ve sadece yarım saat boyunca nerede olduğunu kontrol etmelidir.

Daha öncede söylediniz, sıradan insanların üzerinde çalışan ahlaki bir sistem var. Benim sorum şu, dünyanın içinde bulunduğu durumda, bütün dünyayı açmak için, “her şeye izin verilmiştir’’ gibi davranmak mümkün mü?

Soru şu, bu kuşak, ahlaki yöntemlerden Kabala’nın yöntemine geçmek için, Doğa ile uyumu geliştirmek için, nasıl eğitilmelidir? Bilmiyorum. Bizim burada en genç kızlardan oluşan bir grubumuz var. Bilmiyoruz, hatta çocukları bile nasıl eğitiriz bilmiyoruz. Benim belli ki konu hakkında fikirlerim var, ama en büyük Kabalist’lerimizden hiçbir şeyimiz yok – ve ben daha büyük değilim. Ben manevi eğitim hakkında kitaplar yazmayacağım, ben yerimi biliyorum.

Hayıflandığımız, henüz büyük olandan, yukarıdan çocuklara nasıl yaklaşacağımız konusunda bir yöntem almadık. Vilna’nın Büyük Gaon’u gerçekten üç veya dört yüz yıl önce biraz yazdı, ilerleyen dokuzlu yaşlarda, Kabala’nın Bilgeliği belki çocuklara öğretilebilirdi. Çünkü insanın, kendisi için çevresinde nerede çok ve daha çok başarı ve büyüme olduğunu bilmesi kadar doğal bir şey yoktur. Ve işte bunlarda genç yaşlardaki birinin sorduğu sorular: Ben kimim? Ben neyim? Ben burada ne yapmak için bulunuyorum? Sonra ise, bütün dertlerimizin sonucu olarak, biz bütün bu soruları unutuyoruz.

Ama her koşulda – ortada henüz bir yöntem yok. Tıpkı henüz ortada bütün millete nasıl yaklaşılması gerektiğini gösteren bir yöntem olmadığı gibi, eğer maneviyatın eksikliğini hissetmiyorsa ve hala kendini önceki sorunlarda buluyorsa. Bu nedenle, ya çalışarak bütün insanlığı ona doğru hızlandıracağız veya – benim hocamın zamanında olduğu gibi. Ben örneklerden öğrenmeyi seviyorum ve bu güzel bir örnek, öyle ki benim gözlerimin önünde gerçekleşti. Ona öğrencileri Tel Aviv’den getirdiğim zaman, aralarında dindar olmayan gençler vardı ki bunlardan bazılarını o kesinlikle kabul etmek istememişti. Ve bana dedi ki eğer mümkünse – onlar gelmesinler. Bazıları için dediği şey: gelmelerine izin ver oldu ve o andan itibaren onlar gelişecekler, hatta kalplerindeki nokta daha gelişmemiş olsa bile; onlar orada grubun içinde birliktelerdi, beraber barlara gitmişlerdi, beraber zaman geçirmişlerdi ve birden bire aralarından bazıları maneviyat için olan arzu ile tutuşmuştu. Ve onlar, diğer bütün çocukları da çekiyorlardı ve birçokları katılıyordu, bütün gruplar. Biz bunun kesinlikle faydası olduğunu gördük ki birden bire insanlar gelmeye başladılar, nedenini bilmeden, çünkü sadece “İshak burada, ben de burada olmak istiyorum’’, bir kulüp gibi. Ve sonrasında, gördük ki bu insanlar gerçekten geliştirler, öyle ki bir dostu İshak’a yetişmişti bile ve hatta daha da ileri gelişmişti.

Biz ruhun yollarını bilmiyoruz, hangi tarzda veya hangi hızda geliştiğini. Birden bire ileriye sıçrayabilir ve bunu kendim de gördüm. Ve tersi de aynı zamanda doğru. Benim öyle örneklerim var ki, insanlar çok saftılar ve ona çok açıktılar, hemen anlamışlardı, birçok şey keşfetmişlerdi öyle ki ben onları bunun için kıskanmıştım, çok gelişmişlerdi, materyali kavrıyorlardı.

Ansızın eski kötü alışkanlıklarına geri dönmeye başladılar, kurumaya ve bırakmaya ve eğer ayrılmadılarsa da, Kabala’da sadece biçimsel olarak kaldılar. Bu yüzden önceden bilmek imkânsız, hatta öyle ki ben yeteri kadar akıllı değilim derdim ve gördüm ki hocam da bunu görmemişti. Birinin ne kadar ileri gideceğini tahmin etmek mümkün değil, ne ölçüde gelişeceğini ve onu tökezleten blokların nerede olduğunu. Bu diğer herhangi bir ruh için de geçerli ve hatta o küçük ve önemsiz olsa bile, bilmenizi sağlayacak hiçbir şey yok. Kendi gözlerimiz ile görsek bile, bir kişi hakkında – onun hayat yolunun ne olacağını – söyleyemeyiz. Bu böyledir.

 

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,108