e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Pardes – Meyve Bahçesi

“Dördü bir PARDES’[1]e girdi”, vs. dünya yaratılmadan önce O Birdir ve O’nun Adı Birdir vardı çünkü ruhlar ruh kabul edilmiyordu, zira ismin tüm konusu kişinin yüzünü O’ndan çevirmesiyle ilgilidir, O kişiyi yüzünü geri çevirmesi için çağırır.

Ve Yaratılıştan önce ruhlar O’na tamamen bağlıydı ve onlar talep etmeden bile, O onların üstüne taçlar ve çelenkler, ihtişam, yücelik ve saltanat yerleştirdi, zira O onlarına arzularını Kendiliğinden bilir ve onlara bahşeder. Dolayısıyla, aşağıdan bir yerden uyanışla ilgili bir isim belirtmek elbette ki mevzu dışı. Bu nedenle, Basit Işık olarak addedilir, zira her şey tamamen basitlik içindedir ve bu Işık her bir kişi tarafından anlaşıldı, hiç ilim görmemişler tarafından bile.

Bilgelerin ve erdemlilerin buna Pışat (yazılı olan) demelerinin nedeni budur, zira Pışat her şeyin köküdür. Yazarlar ve kitaplar bunu tartışmazlar çünkü tek, basit ve meşhur bir konsepttir. Ve alt dünyalarda iki ayrım bu Basit Işığın Reşimo’sunda algılansa bile bu kendi kalplerinde “ve ben düzgün bir insanım”[2] vasıtasıyladır. Ancak, yukarıda bahsedilen yerde yapacağınız hiçbir tarifte değişim yoktur.

Bu, kralın sevdiği oğlunu alıp muhteşem, ihtişamlı meyve bahçesine koyması gibidir. Ve oğul gözlerini açtığında meyve bahçesindeki fevkalade ışıktan dolayı durduğu yere bakmadı, doğunun batıdan uzaklığı gibi, gözleri çok uzaklara gitti. Ve gözlerini sadece batısındaki uzak binalara ve saraylara dikti ve gözlerinin batıda gördüğü ihtişamlık ve güzelliği merak ederek günlerce ve aylarca yürüdü, başı boş dolaştı.

Birkaç aydan sonra, heyecanı dindi ve arzusu tamamlanmıştı ve batıya bakmaktan bıktı. “Döndüğüm yolda ne bulunabilir?” diye düşündü ve yeniden muhakeme etti. Yüzünü doğuya, giriş yaptığı tarafa doğru çevirdi ve şaşırdı. Tüm ihtişam ve güzellik yanı başındaydı. Kendisini anlayamadı, nasıl bu kadar süre fark edemediğini ve batıya doğru olan Işığa tutundu. O zamandan sonra sadece doğuya doğru parlayan Işığa tutundu ve giriş kapısına gelene dek doğuya doğru yürüdü.

Şimdi, giriş ve çıkış günleri arasındaki farkı düşünün ve bana söyleyin, zira son aylarda gördüklerini ilk aylarda da görmüştü. Ancak başında etkilenmemişti, zira gözlerini ve kalbini batıya doğru parlayan Işık almıştı. Ve sonrasında bıktı, yüzünü doğuya çevirdi ve doğuya doğru parlayan Işığı gördü. Ancak bu nasıl değişti?

Bununla beraber, girişe yakın olarak ikinci yaklaşımı ifşa etmek için yer var, ki bilgelerimiz buna Remez (imâ) derler, “Gözlerin neyi imâ ediyor?”da olduğu gibi. Bu tıpkı kralın sevgili oğluna üstü kapalı söylemesi ve bir göz kırpışı ile onu korkutması gibi. Ve oğul hiç anlamasa ve bu imadaki gizli korkuyu görmese de, yine de babasına bağlılığından dolayı oradan başka bir tarafa gecikmeden atlar.

Bu Remez denilen ikinci tutumun anlamıdır, zira iki yaklaşım, Pışat ve Remez, alttakilerde tek kök olarak kayıtlıdır, bilgelerin yazdığı gibi tek bir kelime yoktur ki “kelimenin kaynağı” denilen iki harfli bir kökü olmasın. Böyle olmasının nedeni tek bir harften bir anlam çıkarılamayacağıdır, dolayısıyla, Pışat ve Remez’in kısaltması PR’dir (par şeklinde okunur), ve bu PaR Ben Bakar’ın (genç boğa) bu dünyadaki köküdür. Ve Pria ve Revia (çoğalma) da bu kökten gelir.

Şimdi bilgelerimizin Druş (yorumlar) dedikleri üçüncü tutum gelir. Bu nedenle hiçbir şey için Drişa (talep) yoktu, “O Birdir ve O’nun Adı Birdir”de olduğu gibi. Ancak bu yaklaşımda çıkarma, ekleme, yorum (çalışma) ve bulma var, açıkça bildiğiniz “Çabaladım ve buldum”da olduğu gibi. Bu nedenle bu yer aşağıdakilere atfedilmiştir, zira buradan doğunun yüzünün Yukarıya uyanması gibi olmayan bir uyanış vardır, ki bu “Onlar çağırmadan Ben cevaplayacağım” vasıtasıyla idi. Tersine, burada güçlü bir çağrı ve çaba ve özlem bile vardı ve “ihtiras mezarları”nın anlamı budur.

Sonra bilgelerimizin Sod (sır) dedikleri dördüncü yaklaşım gelir. Aslında, bu Remez’e benzer ancak Remez’de algı diye bir şey yoktu, tersine insanı izleyen bir gölge gibiydi ve gitgide üçüncü yaklaşım, Druş zaten onu gizlemişti.

Ancak, burada sanki bir fısıltı gibi, hamile bir kadın gibi…kulağına bugünün Yom Kipur (Kefaret Günü- Eylül-Ekim aylarında kutlanılan bayram) olduğunu fısıldıyorsunuz, böylece fetüs sarsılıp düşmeyecek. Ve şöyle diyebiliriz, “Dahası, bu yüzün gizliliğidir, yüz değil!” Zira, “O’ndan korkanlar için Yaradan’ın tavsiyesi onlarladır; ve bilmeleri için O’nun sözü de” sözlerinin anlamı budur. Bu nedenle dolaşıp durdu, ta ki bir ses ona fısıldayana kadar: “O’ndan korkanlara yiyecek verdi” ve o askerin küçümsediği gibi, yemeye uygun olmayan bir şey değil.

Bu cevabı kendi başınıza anladınız ve bana mektubunuzda çekimser de olsanız yazdınız ve bekâr olduğunuzdan doğal olarak nazikçe.

Bu sözler önünüze geldiğine göre açıklayacağım çünkü şairin sorusu da bu, “O’ndan korkanlar için Yaradan’ın tavsiyesi onlarladır.” Peki, neden böyle söyledi? Yazının arı bir dille söylemek için on iki harfi (sekiz) boşa harcadığını gördüğümüz yerde bilgelerimizin sorusu gibi, şöyle yazılmıştı, “ve arı olmayan hayvanların” vs.

Ancak cevabınız şaire yeterli gelmiyor, zira O ruhlara bolluk verebilirdi ve arı bir dille, Lavan’ın Yakup’a dediği gibi, “Gizlice nerelere uçtun ve beni alt ettin; ve bana söylemedin ki seni sevinçle şarkılarla, dümbelek ve arpla yollayabilirdim.” Şairin buna cevabı şuydu, “ve bilmeleri için O’nun sözü de.”

Kesme, çıkarma ve kandamlasının anlamı budur, yani on üç akdin her biri. Sır bu şekilde olmasaydı, başka bir dille olsaydı Dikna’nın on üç ıslahından dördü eksik olurdu ve ZA’de Dikna’nın sadece dokuz ıslahı kalırdı. Dolayısıyla, ZA, Yaradan’ın sırrını bilenlerin bildiği gibi AA’yı gizlemiyor olurdu. “Ve bilmeleri için O’nun sözü de” sözlerinin anlamı budur ve “atalardan kalma fazilet sona erdi, ama atalardan kalma akit sona ermedi.”

PR (Par okunur), PRD (Pered okunur) ve PRDS (Pardes okunur) konumuza geri dönelim. Yukarıdan aşağıya sırası ve birleşimi budur. Şimdi Pardes’e giren dört bilgeyi anlayacaksınız, yani Sod (sır) denilen dördüncü yaklaşım, zira alttaki ondan önce gelen Üstte Olanları ihtiva eder. Dolayısıyla, dört yaklaşımın hepsi dördüncü yaklaşımın içine dâhildir ve sağa, sola, öne ve arkaya doğrudurlar.

İlk iki yaklaşım sağa ve soladır, yani PR (Tapınak Dağı’nın basamağındaki sözlerinin anlamı budur: “Manevi ilmin tüm bilgeleri benim gözümde değersizdir”) Bunlar Ben Azai ve Ben Zuma’dır, zira bu ruhlar iki yaklaşımla, PR, ilgilenmediler. Ve son iki yaklaşım Panim (ön) ve Ahor’dur (arka) ki bu huzurla giren ve huzurla çıkan Kabalist Akiva’dır. Doğru bir şekilde şöyle söylediler, “bu, her deve dikeninin dağlarca yasa öğrenebileceğinin belirtisidir.”

Ahor, kötü yola sapan (günahkâr oldu) Elişa Ben Avoia’dır. Bilgelerimiz bununla ilgili  şöyle dedi: “Kişi evinde kötü bir köpek beslemez,” çünkü bu yoldan sapmaktır. Onlarla ilgili söylenen her şey – “gizlice baktı ve öldü”, “gizlice baktı ve incindi”, “yoldan çıktı” – birlikte yakından toplandıklarında o nesille ilgili söylendi, ancak hepsi ıslah olmuştu, teker teker, reenkarnasyonun sırrını bilenlerin bildiği gibi.

Ancak, Hutzpit’in dilini gördükten sonra çevirmen  şöyle dedi: “Dönün, yolundan ayrılan çocuklar,” diğeri hariç ve Kabalist Akiva’nın öğrencisi Kabalist Meir onun yerini aldı. Gemarah’ın da bunu zor bulduğu doğrudur: Kabalist Meir maneviyatı bir başkasından nasıl öğrendi? Ve şöyle dediler: “O bir nar buldu ve içindekini yedi ve kabuğunu attı.” Ve bazıları onun Kabuğu (kötü eğilim) da ıslah ettiğini söyler, mezarının üzerinden duman yükselmesinde olduğu gibi.

Şimdi Elişa Ben Avoia’nın sözlerini anlayabilirsiniz: “Bir çocuğa öğreten nasıldır? Yeni bir kâğıda yazılmış mürekkep gibi,” Kabalist Akiva’nın ruhunu kastediyor. Kendisine  şöyle dedi: “Ve yaşlı bir adama öğreten nasıldır? Kullanılmış kâğıda yazılmış mürekkep gibi.” Kabalist Meir’e uyarısının anlamı budur, “Şabat bölgesi bu kadar,” zira atının adımlarını tahmin etti ve anladı, çünkü atından hiç inmemişti.

“Halkın günahkârlarının anlamı budur, cehennem ateşi onları yönetmez ve bir nar gibi iyiliklerle (sevaplar) doludurlar” sözlerinin anlamı budur. Sadece altın para kadar kalın olan adak taşıyla da böyle olduğunu söyler. Birkaç yıl kaldı ve ışık onu yönetmedi vs., “aranızdaki değersizler bir nar gibi iyiliklerle doludurlar, gittikçe böyle olur” dediği gibi Kötü Eğilim’de ıslah olur.

Büyük Kabalist Eliezar ve Kabalist Yehoşa’nın da PR’nin ruhlarından olduğunu bilin, tıpkı Ben Azai ve Ben Zuma gibi. Ancak, Ben Azai ve Ben Zuma Kabalist Akiva’nın neslindendi ve onun 24.000 öğrencisinin arasındaydılar. Ancak Kabalist Eliezar ve Kabalist Yehoşa onun öğretmenleriydiler.

Bu nedenle Kabalist Eliezar yerine onların Ahnai’nin fırını üzerindeki arınmaları (Pışat) ayırdıkları söylenir, zira dilimlediler (on sekiz dilim) ve her iki dilim arasına kum koydular. Bir başka deyişle, üçüncü yaklaşım, kum, ikinci yaklaşım olan ilk dilime ve dördüncü yaklaşım olan ikinci dilime katılır. Ve doğal olarak, kız kardeş ve farkındalık bir olarak birleştirilmiş olur. Ve Kabalist Tarfon ve Kabalist Yehoşa, büyük Kabalist Eliezer’in öğrencileri olarak birler. Bunun nedeni ilk iyi güne kıyasla ikinci iyi gün bilgelerin gözünde iş günü gibidir, zira Druş Remez’le kıyaslandığında öğle saatinde bir mum gibidir.

Ancak onun neslindeki bilgeler tüm o arınmaları bozdular ve onları yaktılar ve büyük Kabalist Eliezar, Kabalist Yehoşa’nın büyük bir bilge olduğunu suyu yükselen su kemeri ile kanıtladı, ve Tapınağın duvarları ispatlayacak. Ve duvarlar Kabalist Eliezar’in ihtişamının önünde düşmeye başladılar ve Kabalist Yehoşa’nın yüceliği önünde düşmediler. Bu onun arınmış olduğuna hiç şüphe olmadığının kanıtıdır.

Ancak bilgeler Kabalist Yehoşa’yı olduğu gibi kabul ettiler ve onun hocası Kabalist Eliezar gibi geçerli görmek istemediler, ta ki Kabalist Yehoşa’nın gerçekten bir öğrenci olduğunu söyleyen bir ses gelene dek. Fakat Kabalist Yehoşa yeriyle bağlantı kurmadı ve sese kulak vermeyin dedi: “Cennette değil,” vs. O zaman bilgeler onu kutsadılar çünkü Kulak (merhamet) Işığı onlardan vazgeçti, zira yüce Kabalist Eliezar’in kurallarına uymadılar. Ve onun en sevdiği öğrencisi, Kabalist Akiva, Kabalist Eliezar’in 24.000 öğrencisinin sayım sırasında öldüğünü söyledi ve dünya hastalanmıştı, üçte biri zeytinden, vs.

Elişa Ben Avoia ve Kabalist Tarfon aynı kökten geldiler. Fakat Elişa Ben Avoia Ahorayim’in (arka-sırt) kendisidir ve Kabalist Tarfon, Ahorayim’in Panim’idir (sırtın yüzü). Bu neye benzetilir? Bir evde hiçbir işe yaramayan acı zeytinler vardır; ve diğer evde hiçbir işe yaramayan zeytin presi kirişi durmaktadır. Ve bir adam gelir ve ikisini birleştirir. Kirişi zeytinin üzerine koyar ve dünya nimeti yağı üretir.

Bundan iyi yağın Panim olarak ortaya çıktığı sonucu doğar ve kiriş Ahorayim’dir. Ve tahta araçlar işleri bittikten sonra atılırlar.

Bu geleneğin köklerin kendisinden daha alçak dünyadaki dallara uzanması olduğunu anlayın. Ancak köklerinde ikisi de aynı anda ortaya çıkar, tıpkı yağ presine aniden giren ve kirişi ve altındaki bir yığın zeytin ve onlardan bolca akan yağı gören bir insan gibi. Bu böyledir çünkü kökte hepsi aynı anda görülür. Bu nedenle kişiye “başkası” denir ve başkasına da “Tarfon” denir. Biri “bir kiriştir” ve diğeri de ondan anında akan “yağdır”.

Bu ayrıca yoldan sapmanın da anlamıdır. Kabalist Tarfon’un ruhu olan arzu ortaya çıktıktan sonra, “başkasının” ruhu kişinin evinde “kötü davranışlar” olarak kaldı. Sod (sır) kelimesinin harf kombinasyonunun anlamı budur: Sameh, Sod kelimesinin başıdır, “başkasının” ruhu; Dalet, Druş kelimesinin başıdır, Kabalist Akiva’nın ruhu, çünkü etkileşirler ve ortadaki Vav Kabalist Tarfon’dur.

[1] Çevirmenin notu: İbranicede Pardes meyve bahçesi demektir, ancak Kabala’da bu kelime Pışat (yazılı anlamı), Remez (imâ), Druş (yorumlar) ve Sod (sır) için bir kısaltmadır.

[2] Çevirmenin notu: İbranicede Halak hem “düzgün” hem de “parça” demektir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,113