e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Kabala Kütüphanesi > Makaleler > Yaradan Çalışmasında Kirli Eller Nedir?

Yaradan Çalışmasında Kirli Eller Nedir?

Makale No. 21, 1987

Zohar, Balak’ta (madde 43), ‘Toplantı çadırına geldiklerinde, suda yıkanacaklar ve ölmeyecekler,’ ayetiyle ilgili şöyle der: ‘’Bu ayetten şunu öğreniyoruz ‘Bununla ilgili endişe duymayan ve kirli ellerle Kral’ın önüne çıkan kişi ölmelidir. Sebebi nedir? Çünkü insanın elleri, onun (Hassid Rabbi Şmaya) her pisliğin ve kirin Sitra Ahra’ya gittiğini söylediği dünyanın en tepesindedir, çünkü Sitra Ahra bu pisliği ve kiri besler. Bu nedenle Hassid Rabbi Şmaya, kirli ellerle kutsayan ölmelidir, demiştir.’’

Yaradan’ı kutsayan, iyi bir şeyler yapan kişinin eğer elleri kirliyse, ölmesinin gerektiğine dair yasağın neden bu kadar ölümcül olduğunu anlamalıyız. Bu olabilir mi? Yani eğer kişi Yaradan’ı kutsamasaydı, ölmek zorunda kalmayacaktı. Ama Yaradan’ı kutsarsa ama elleri kirliyse bunun için ölümü hak eder. Ayrıca insanın ellerinin dünyanın en tepesinde olduğunu neden söylediğini de anlamalıyız. Yaradan çalışmasında bu bize neyi ifade eder?

Yaradan çalışmasındaki amacımızın, form eşitliği olan Yaradan ile Dvekut’a ulaşmak olduğu biliniyor; bilgelerimizin şöyle söylediği gibi, ‘O merhametli olduğu için sen merhametlisin.’ Tüm yapmamız gereken budur.

Başka bir deyişle, Tora ve Mitzvot’a (emirler) harcadığımız tüm emeğin ödülü, Dvekut’un Kelim’i (kaplar) olan ihsan etme kaplarıyla ödüllendirilmek olmalıdır. Bunun ötesinde her şeyi Yaradan verir.

Yaradan açısından yaratılış amacının yarattıklarına iyilik yapmak yani yaratılanların haz ve memnuniyet almaları olduğu biliniyor. Ancak aşağıdakiler aldığı zaman haz ve memnuniyetin tamamlanması ve böylece utanç duymamaları, bunu yapmaları için bir yargı vardı. Herhangi bir hazzı almak için almak yasaklanmıştı, aksine ihsan etmek için almalıydılar.

İnsan doğası gereği almak için alma arzusuyla doğduğundan ve insanın doğasına karşı gelmesinin zor olduğu bilindiğinden, ihsan etme yolunda çalışmaya başlamak istediğimizde ve alma kaplarına bir şey almaktan kaçınıp, ‘ihsan etmek için almak’ denilen ihsan etme kaplarına almak istediğimizde, bu çalışmamıza ve emek sarf etmemize neden olur.

Dolayısıyla Kelim’in üst bolluğu almaya hazır olması için, ışıkla form eşitliğinde olmaları gerekir. Eğer form eşitliğinde değillerse, yerleştirilmiş olan Tzimtzum (kısıtlama) nedeniyle bir yargı vardır, zira Kli (kap) boş bir alanda kalmalıdır. Bu nedenle bütün çabamız, Ohr Hozer (Yansıyan Işık) denen temiz Kelim’i temin etmektir. Bu demektir ki, Yaradan’ın yarattıklarına ihsan etmek istediği gibi, yaratılanlar da Yaradan’a ihsan etmek ister.

Başka bir deyişle Ohr Yaşar (direkt ışık) vardır, yani aşağıdakilere Yaradan’dan gelen bolluk Yaşar (direkt) olarak adlandırılır, yani yaratılışın O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olan niyeti bununla ilgilidir. Buna Ohr Yaşar denir. Ancak Ein Sof’un (sonsuzluk) Malhut’u, Ohr Yaşar’ı aldığında, ‘form eşitliği’ denen Dvekut’u arzular. Bu nedenle Malhut, sahip olduğu Ohr Hozer’den daha fazla Ohr Yaşar almaz. Başka bir deyişle ne kadar bolluk alacağı, Yaradan’a ihsan etmeyi ne kadar amaçlayabildiğine bakılarak ölçülür, buna ‘Yaradan’a dönen ışık’ denir.

Bilinir ki Tora ve Mitzvot çalışmamızın karşılığında almayı umduğumuz asıl ödül, yalnızca Ohr Hozer’i almaktır; Panim Meirot uMasbirot Kitabı’na Önsöz’de (madde 3) şöyle söylendiği gibi:

Bilin ki Malhut’un Kli’sindeki Masah (perde), Behina Dalet’e genişlememek için üst ışıktaki Masah’ta var olan tutma gücüyle karanlığın köküdür. Bu aynı zamanda ödül almak için sarf edilen çabanın da köküdür; çünkü çaba, arzu edilmeyen bir eylemdir, tıpkı işçilerin yalnızca dinlendiklerinde hoşnut oldukları gibi. Ancak kişi, maaşını mülk sahibi ödediğinden, mülk sahibinin arzusunun önünde kendi arzusunu iptal eder. Bu dünyada, dalların alt dünyalara yayıldığı üst dünyada kökü olmayan bir şey ya da bir işleyiş olmadığını bilmelisiniz. Dolayısıyla Masah’taki tutma kuvveti, emeğin seviyesine eşittir ve mülk sahibinin işçilere verdiği maaş, Zivug de Hakaa aracılığıyla ortaya çıkan Ohr Hozer’den kök alır. Böylece Masah aracılığıyla Ohr Hozer için bir kök yapılır ve bundaki tüm fayda, yukarıda bahsi geçen tutma nedeniyle ona gelir.’

Bu nedenle kişinin ödül almak için çaba sarf etmesi gerektiğini görüyoruz. Umut ettiğimiz ödül nedir? Ödül, ihsan etme kaplarını edinmektir. Yani Masah’ın kökü olan emek aracılığıyla, kendimizi alma arzumuzdan yani kendi menfaatimiz için almaktan alıkoyduğumuzda, bu alıkoyma karşılığında ne isteriz? Yaradan’ın bize Yaradan’ı memnun etmek isteyeceğimiz bir arzu vermesini isteriz.

Bu demektir ki, arzumuzu Yaradan’a verir ve onu kullanmak istemeyiz. Bunun karşılığında O bize O’nun arzusunu verecektir. Şöyle ki, Yaradan’ın arzusu, yaratılanlara ihsan etmek olduğu için bize O’na memnuniyet ihsan etme arzusu verecek ve bu bizim ödülümüz olacaktır. Başka bir deyişle, O’ndan doğuştan sahip olduğumuz ‘almak için almak’ olarak adlandırılan Kelim’i değiştirmesini isteriz. Sahip olduğumuz şeyden vazgeçer ve karşılığında ihsan etme kaplarını alırız.

Bilgelerimizin şöyle söylediği gibi (Avot, Bölüm 2,4), ‘O’nun arzusu önünde kendi arzunu iptal et ki O da başkalarının arzusunu senin arzun önünde iptal etsin.’ Bu demektir ki, kişi daha önce kendi alma arzusunu iptal etmelidir, bu daha önce sözünü ettiğimiz Masah’ın, emeğin köküdür ve ihsan etme arzusunun önünde alma arzusunu alıkoyan şeydir; çünkü ihsan etme arzusuna ‘Yaradan’ın arzusu’ denir ve Yaradan’ın faydası önünde kendi menfaati için olan arzuyu iptal eder.

Ancak insanın kendi doğasına karşı koyabilecek gücü yoktur. Bilgelerimiz bununla ilgili şöyle demiştir: ‘Arınmaya gelene yardım edilir,’ böylece başkalarının arzusunu iptal edebilir. Başka bir deyişle, bedende uyanan ve ihsan etme arzusuna bağlanma kabiliyetine direnen bütün arzuları iptal edebilir -bunu Yaradan yapar. Diğer bir deyişle iptal etme kabiliyetini kişiye Yaradan verir. Şöyle söylenmiştir: ‘Böylece O, senin arzunun önünde başkalarının arzusunu iptal edecektir’: Siz ihsan etme arzusuna bağlanmak istersiniz ama yapamazsınız; ödülünüz, Yaradan’dan yardım almak olacaktır.

Bunun anlamı şudur; Yaradan’ın, Keduşa’nın (kutsallık) değil başkalarının arzusunu yani alma arzusunu iptal etmesi için, kişi öncelikle bu çalışmaya başlamalıdır; daha sonra Yaradan bunun için gereken yardımı verir. Bu bilinen sebeple, ışık olmadan Kli (kap) yoktur kuralı yüzünden böyledir.’ Yani aşağıdan bir arzu olmaksızın yukarıdan bir şey gelmez, zira arzu, buna olan ihtiyaç olarak adlandırılır.

Bilgelerimizin ‘Arzunu iptal et’ demesinin sebebi budur, yani ‘O’nun arzusu önünde,’ Yaradan’ın arzusu önünde alma arzusunu iptal et, çünkü Yaradan’ın arzusu ihsan etmektir. O zaman başladığınızda, alma arzusunu iptal etmek için sarf ettiğiniz çabaya göre, bu ölçüde Yaradan’dan size yardım etmesini isteme ihtiyacı oluşur ve ancak o zaman tam bir arzu alır ve O’nun yardımına ihtiyaç duyarsınız.

Arzunu iptal et,’ kişinin ‘O’nun arzusu önünde’ yani Yaradan’ın arzusu olan ihsan etme arzusunun önünde, alma arzusunu iptal etmesi gerektiği anlamına gelir. ‘Böylece O başkalarının arzusunu, senin arzunun önünde iptal edecektir,’ demek, ihsan etme arzusuna ve ihsan etmek için bir arzuya sahip olduğunuzda ama alma arzusunu iptal edemediğinizde, yukarıdan yardım gelir, yani Keduşa’nın olmayan, alma arzusuyla ilgili olan ‘başkalarının arzusunu iptal eder’ demektir. ‘O’nun arzusu önünde’ demek, şimdi arzunuzun, çalışmanın ihsan etmek üzere olması için Keduşa’da olması demektir. O zaman kişi, bu gücü yani başkalarının arzusunun yönetiminden çıkma gücünü yani ihsan etmek değil yalnızca almak olan Sitra Ahra’dan (diğer taraf) çıkma gücünü alır ve o zaman kişi ihsan etme kaplarını kullanır.

Yukarıdakilere göre Zohar’ın ‘İnsanın elleri dünyanın en tepesindedir,’ sözleriyle ilgili sorduğumuz soruyu yorumlayabiliriz. Çalışmada bu ne anlama gelir? Eller, insanın alma kaplarını ima eder. Bu şu ayetten gelir: ‘El alır.’ Şöyle söylendiği gibi (Ketubot 83a): ‘Elim ondan uzaklaştı,’ yani kişi kendisini tarla üzerindeki mülkiyetinden uzaklaştırdı.

(Eller) dünyanın en tepesinde”dir demek, dünyanın var oluşu, insanın alma kapları olan ellere bağlı demektir. Başka bir deyişle, O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olan yaratılış amacı, insanın elleri tarafından alınmalıdır. Diğer bir deyişle eğer insanın alma kapları olan eller iyiyse yani temizse ve Yaradan’la form eşitliğindeyse yani ihsan etmek içinlerse, bu şartlar altında üst bolluk aşağıdakine genişler. Ancak eğer eller yani alma kapları temiz değilse, aşağıdakine gelen üst bolluğun durması zaruridir, zira alma kapları Keduşa’ya ait olmayıp, yalnızca Klipot’a (kabuk) aittir.

Bilinir ki, tüm alt dallar üst kökleri izler. Bu nedenle maddesellikte de kişi birkaç Kli’ye bir şeyler yerleştirmek istediğinde, Kli’yi temizler ve suyla yıkar. Kli çok kirli ise Kli’yi temizlemek için deterjan kullanır. Aksi taktirde içine yerleştireceği yemeği, içeceği ya da kıyafeti ziyan eder.

Eğer kişi pahalı kıyafetler yerleştirecekse, bavulu bile temizler, bütün bunlar şeyleri ya da yiyecekleri ziyan etmekten sakınmak içindir. Şayet doğru sırayı takip etmez ve nesneleri ya da yiyeceği kirli Kelim’e (kaplar) yerleştirirse, her şey dışsal olanlara gider. Bu demektir ki, kişi her şeyi ellerine alır ve onları dışsal olanlara verir, yani yiyeceği ya da nesneyi dışarı atar ve evinde saklamaz.

Çalışmada da benzer şekildedir: Eğer kişinin elleri kirliyse ve bolluğu alıp dışsal olanlara aktarabildiği noktaya kadar ziyan edebiliyorsa, yani Kelim’i, Keduşa’nın formuyla zıtlık içinde bir form olan kendisi için alma arzusu ile kirlenmişse, bolluk Klipot’a gider. Bu böyledir, çünkü ihsan etme kaplarında, Keduşa’nın Kelim’inde olması gereken bolluğu, Klipot’a yerleştirir, böylece Klipot daha da güçlenir.

Şimdi neden ‘Her pislik ve her kir Sitra Ahra’ya çıkar, çünkü Sitra Ahra bu pislik ve leke ile beslenir,’ dediğini anlayacağız. Açıkladığımız üzere pislik ve kir, kişinin kendi menfaati için alma kaplarıdır. Kişinin niyeti, Yaradan’ın faydası için olmadığında, bu gerçekten de Sitra Ahra yani Keduşa’ya ait olmayan ‘diğer taraf’tır. Keduşa’ya ‘ihsan etme’ denir, şöyle söylendiği gibi, ‘Kutsal olacaksınız, çünkü Ben kutsalım.’ Bu demektir ki, Yaradan’ın verdiğine benzer şekilde, yaratılanlar da yalnızca vermeye bağlanmalıdır.

Dolayısıyla eğer kişi ihsan etmek için değil de almak için çalışırsa, Sitra Ahra’yı besler, çünkü onlar ihsan etmekle değil yalnızca almakla ilgilidir. ‘Her pislik ve her kir Sitra Ahra’ya gider,’ ayetinin anlamı budur, Sitra Ahra, yalnızca alma kapları aracılığıyla varlığını sürdürür.

On Sefirot Çalışması’nda (Bölüm 11, Ohr Pinimi) şöyle söylediği gibi: ‘Hafta içinde bile Melahim (krallar) ve Klipot, besinlerini ince bir ışık olarak Atzilut’tan alır. Bu Hasadim ışığının daima Hohma’nın aydınlatmasından ayrılmasına ve beslenmeleri için Klipot’a düşmesine ve onlar için gerekli olandan daha fazlasına neden olan aşağıdakilerin kötülüğü yoluyla olur.’

Ayrıca orada şöyle yazılmıştır: ‘Yine de yalnızca Şabat gününde olabilen Sitra Ahra’nın tüm tutunuşu, kişi özel alandan genel olana taşındığında Hasadim ışıklarının Atzilut’tan BYA’nın yerine yayılmasına neden olduğundan, onlar Hohma aydınlatması olmaksızın yayılmalıdırlar. Bu nedenle ölürler ve sonuç olarak ‘Onu kutsal saymayan ölüme konur,’ meselesi vardır. Onlar ışıkların Atzilut’un alanından çıkmasına, Hohma aydınlatmasından ayrılmasına neden olduklarından cezaları ölmektir. ‘Onu kutsal saymayan ölüme konur,’ ifadesinin anlamı budur.

Buna göre görüyoruz ki, kötülük aracılığıyla Keduşa’nın Klipot’a yayılmasına neden olurlar ve bütün günahlar yalnızca alma arzusundan gelir. Bununla Hasadim ışıklarında ölüme sebep olurlar. Bu nedenle çalışma açısından ceza, ölümdür; şöyle söylediği gibi, ‘Onu kutsal saymayan ölüme konur.’ ‘Kirli ellerle kutsayan,’ denmesinin sebebi budur; onun alma kapları, ihsan etmek üzere çalışmak için kirlidir, ama alma arzusuyla kirli olan ‘ölmelidir,’ zira Hasadim ışığında ölüme neden olmuştur.

Bundan dolayı kişi Yaradan’ı kutsadığında yani kutsamayı genişletmek istediğinde ama elleri almak için almak arzusuyla kirli olduğunda ve çekmek istediği bolluk, ‘ölü’ denilen Klipot’a gittiğinde, o zaman kişi ‘‘Günahkârlara yaşamlarında ‘ölü’ denir,’’ durumundadır. Başka bir deyişle kişi, ‘onların yaşamları’ denilen yaşamı genişletmek istemesine rağmen, halen ‘günahkâr’ durumundadır. Yani Yaradan için değil, kendi menfaati için çalışmak ister ve bu Keduşa’dan ayrılmaktır. Ayrıca günahkârlara ‘ölü’ denir, çünkü onlar bolluğun Klipot’a gitmesine sebep olurlar; şu ayetle ilgili söylediği gibi: ‘Onu kutsal saymayan ölüme konur.’

O halde kişi hakikatin yolunda yürümek, ihsan etmek üzere Tora ve Mitzvot’u yerine getirmek istediğinde ne yapmalıdır? Bunun için tavsiye, kişinin her eylemden önce, yapmak üzere olduğu eylem için umduğu ödülü belirlemesidir. O zaman kendisine şunu söylemelidir, ‘Yaradan’a hizmet etmek istediğim ve yapamadığım için, içimdeki alma arzusu izin vermediği için, bundan dolayı yapmak üzere olduğum eylemler aracılığıyla Yaradan bana Yaradan’a memnuniyet getirmek için gerçek bir arzu verecektir ve şunu söyleyen bilgelerimize inanıyorum: ‘Yaradan İsrail’i arındırmak istedi, bundan dolayı onlara bolca Tora ve Mitzvot verdi.’

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,327