e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

6. Mektup

1921, Varşova

Ruh eşime…mumunun sonsuza kadar yanması dileğiyle,

Sana iki mektup yazdım ama onları gönderecek vaktim olmadı. Doğrusunu istersen Nisan’ın yirmi ikisinde ayrılmamdan önce seni görmek istemiştim. Şimdi ise sana peteğimin balından tattırmak istiyorum.

Şöyle yazılmıştır, “Yalan konuşanları yok ediyorsun; Tanrı kan akıtanlar ve hilekârlardan nefret eder.” Krallığının yöntemlerini oğluna öğretmeyi üzerine alan kralla ilgili bir hikâye vardır. Kral oğluna topraklarını, düşmanlarını ve dostlarını gösterip, gizli hazinesinden bir kılıç vermiş.

Kılıcın muhteşem bir gücü varmış. Düşmanlarına onu gösterdiği zaman hepsi onun önünde toprağa yığılıp, kalırmış.

Kralın oğlu pek çok ülke fethederek, krallık topraklarını genişletip büyük bir başarı elde etmiş.

Bir zaman sonra kral oğluna şöyle demiş, “Artık kuleye gidip kendimi oraya kapayacağım. Sen benim yerimde kal ve yeryüzüne bilgelik ve kudretle liderlik et. Ayrıca krallığın hazinesinden bugüne kadar gizli kalmış bu kalkanı sana vereceğim. Bu kalkanı yanında tuttuğun sürece hiç bir düşman sana zarar veremez.”

Kral kılıcı kalkana bağlayıp oğluna verdikten sonra kuleye gidip saklanmış.

Kralın oğlu, kalkanla kılıcın birbirine bağlı olduğunu bilmiyormuş çünkü babası bunu yaparken hiç ilgi gösterip, bakmamış. Bu nedenle kalkan ondan kılıçla beraber çalınmış.

Kalkan ve kılıcın kralın oğlundan, yeryüzünün hükümdarından çalındığı haberi ülkeye yayılınca, küstahlaşan düşmanları sahip olduklarını alana ve onu tutsak edene kadar ona savaş açmışlar. Bütün kinlerini ellerindeki tutsağa akıtarak, babasının hükümdarlığı sırasında onlara verdiği zararın öcünü alıp, her gün acımasızca dövmüşler.

Oğlan babasına karşı çok mahcup olmuş, babasının durumu ona kendi durumundan çok daha fazla acı vermiş ve bu nedenle babasının gönlünü almak ve gücünü ve bilgeliğini ona göstermek için ilki gibi bir kılıç ve kalkan yapmaya karar vermiş.

Böylece ilkine çok benzeyen bir kılıç ve kalkan yapmış.

Ellindekilerle kulenin tepesindeki babasına seslenmiş: “Bilge bir oğul babasını memnun ettiği için benimle gurur duy.” Babasına seslendiği sırada düşmanları onun beynini ve ciğerini parçalamaktaymış. Onlar daha çok vurdukça, o babasını memnun etmek için daha çok karşı koyup, şöyle bağırmış, “Şimdi hiçbir şeyden korkmuyorum, elime kılıcımı ve kalkanımı alınca kim benimle savaşacak?”

O daha çok övündükçe, düşmanları kafasına daha çok taş ve sopalarla vurup, yüzünden kan akana kadar dövmüşler. O ise bu sırada kılıcının ve kalkanının yardımıyla tıpkı bir kahraman gibi gururla ayakta kalmaya ve onun gücüne kıyasla terazinin üzerindeki toz gibi olan düşmanlarından, hiç bir şeyden korkmadığını babasına göstermeye çalışıyormuş.

Bu şairin ima ettiği şeydir, “Yalan konuşanları yok ediyorsun,” yani tıpkı Yaradan’ın yaptığı gibi kendi gücüyle kılıç yapanların yüzüne sahip olanları değil, yüzü eşeğin yüzü gibi olanları yok ediyorsun. Dahası onlar çalışmalarını Yaradan’ın övünmesi gibi övmek ister. Onlarla ilgili şöyle denir, “Tanrı kan akıtan ve yalan söyleyenden nefret eder,” çünkü o insan yapımı bir kalkan yapar ve hiç acı hissetmemekle övünür ve bu da Yaradan’ın nefret ettiği şeydir—bilge, güçlü ve korkusuz olduğunu söyleyerek rol yapan kişi yine de yalanla doludur ve hilekâr yöntemler aramaktadır. Yaradan bundan nefret eder.

Ancak, bütünlük kutsal adın, erdemliğimin Tanrı’sı içindedir ki onun her organı ve tendonu Kutsallığın damla damla aktığı yerin doğruluk yeri yani O’nun tüm düşüncesinin adil olduğu ve tıpkı insanın kendi başına doğru adım atamaması gibi dünyanın hiçbir yerinde asla yanlış adım atan biri olmadığı mutlak bilgisine sahiptir.

Herkes buna inanmasına rağmen, kalbe yerleşmesi için ihtiyaçları olan bilgi budur. Herhangi basit ve kabul edilebilir bir şeyin kalbe kolayca yerleşmesi gibi, bu düşünceyi dünyaya Yaradan’a içtenlikle inanan bir kalp ifşa edebilir.

Ve sen ‘oradan’ Tanrı’nı arayacak ve bulacaksın” sözünün anlamı budur. Ayrıca “İyi ve iyilik yapan” kutsamasının anlamı da budur, O’nun edinimi gerçek anlamda iyilik olduğundan O’na “iyi” denir. Bu ad kolaylıkla herhangi biri tarafından edinilebilir ve buna “Merhametimin Tanrı’sı” denir. Fakat bu kolay kabul edilir olduğundan, bunu kabullenmenin kolaylığına bağlı olarak, kişi diğer insanların üzerinde olamaz.

Bu nedenle sürgündeki çalışmayı ve Tora’yı yoksunlukla yerine getirmek, kesinlikle Yaradan’ın hizmetkârlarının—kutsal adın, “Erdemliğimin Tanrı’sının”— organlarının gözlerine ifşa olur. “Ve iyilik yapan” demek, bir an için bile olsa realitede asla kötülük yoktur demektir, yani bu “iyi” de değil, yalnızca “başkalarına iyi” de açığa çıkar. Bu derin ve önemli bir konudur ve kendisinden başka bir konuya yer bırakmaz.

Bütünlük içinde olanların edindiği, “Tanrı birdir ve O’nun adları birdir” sözünün anlamı budur.

Yehuda Leib

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,285