e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Hayat, Sevgi ve Aile > Eğitimde Kabala > Emzirme Dönemi ve İlk Bağın Kurulması

Emzirme Dönemi ve İlk Bağın Kurulması

Michael Laitman Eğitim Serisi

Limor Soffer-Fetman (eğitim psikoloğu ve psikoterapisti) ve Eli Vinokur (Bnei Baruch Kabala Eğitim & Araştırma Enstitüsü için eğitim içeriği yöneticisi) ile.

Eli Vinokur: Geçen programda, doğum ve emzirme konularını konuştuk, fakat anne, bebek ve hatta belki de baba arasında olan bağa dair ilgimi çeken ana bir sorum var. Anne, bir şekilde çocuğun ruhunu etkiler mi ve anne, çocuk ve baba arasında özel bir manevi bağ var mıdır?

Michael Laitman: Hayır. Ne baba ne de anne çocuğun ruhunu etkiler çünkü eğer gerçek ruhtan bahsediyorsak, ruh “yukarıdaki Yaradan’ın parçası”dır. Bahsettiğimiz kaba, hayvansal ruh değildir, kişinin içinde var olan ruhtur ve Tanrı’yı tanımak, Yaradan’ı, Üst Gücü keşfetmek için kişinin onu geliştirmesi gerekir. Ruh aracılığı ile daha yüksek bir dünyanın, bizim gerçekliğimizden daha üstün bir gerçekliğin hissiyatını edinmeliyiz. Bunun baba veya anneyle, ya da kişinin diğer tüm çevresiyle hiçbir ilgisi yoktur. Kişi, Yaradan’dan gelen ve “yukarıdaki Tanrı’nın parçası” olarak bilinen, eşsiz bir kıvılcıma en baştan itibaren sahiptir. Böyle olduğu için, bu kıvılcım gelişmeye başlar ve kişinin gelişmesini talep eder.

Limor Soffer-Fetman: Yani dünyaya gelen özel bir ruh ile ailesi arasında hiçbir bağ yok mu?

Michael Laitman: Hayır, var, ama manevi gelişimle anne ve baba ilişkili değildir. Çocuğun manevi gelişimine yardımcı olamazlar, ne de gelişimini engelleyebilirler. Bu gelişim, dünyevi gelişimden tamamen ve belirgin şekilde ayrıdır.

Eli Vinokur: Yardımcı bile mi olamazlar? Mesela, eğer çocuk için bir çevre oluştururlarsa?

Michael Laitman: Ruhun gelişiminden bahsettiğimizi anlamalıyız. Dünyamızda, emirleri yerine getiren kuklalar gibiyiz ki, tüm bu emirler ruhun gelişimine olanak sağlamak için planlanmıştır. Yani anne, baba ve çocuğun dünyevi ortamındaki gelişme, sadece çocuğu ruhun gelişimine götürmek için vardır ve ancak çocuğun ruhu ileriye doğru geliştiği takdirde, onun içindeki insanın gelişiminden bahsedebiliriz.

Limor Soffer-Fetman: Tam da psikolojinin dokunmadığı yer burası. Psikoloji bu alanı bilmiyor.

Michael Laitman: Evet, çünkü burası başka bir evre, insan gelişiminin farklı bir seviyesi.

Limor Soffer-Fetman: Beden içindeki ruhun gelişimiyle bağlantılı mı?

Michael Laitman: Bu dünyada var olan, belirli bir gelişim evresinin içinde gelişiyoruz. Doğunca, anaokulu, okul, kolej ve ötesi şeklinde yetiştiriliyoruz; insanların her zamanki yetiştirilişi. Buna bakarak, psikolojiden ve tedavi ettiklerinden bahsediyoruz. Bunun ruhla hiçbir ilgisi yoktur. Ancak, Kabala ilmi açısından, ruhun gelişiminin yolları ve aşamaları açısından, bedenlerimize ve bedenlerimizin bu dünyadaki gelişimine ne olduğunu öğrenebiliriz. İnsanın manevi parçasına ne oluyor, nasıl oluşuyor, gelişiyor ve nasıl tam olarak manevilikte gerçekleşen aynı aşamalarla dünyaya geliyor ve bize bedenin gelişimi ve psikolojisine dair belirgin bir görüntü sağlıyor? Bu yüzden, bu fiziksel bedende, bedenin psikolojisinde ve başkalarına karşı olan tavrında bize ne olduğunu öğrenmek için Kabala ilmini kullanabiliriz.

Limor Soffer-Fetman: Yani ebeveynlerin yaptığı hiçbir şeyin, ruhun gelişimini etkilemediğini söylüyorsunuz.

Michael Laitman: Hayır, çünkü bu dünyada insanın yaşadığı, hayvansal ruhtur. Bu ruhla hayatını yaşar ve sonlandırır.

Limor Soffer-Fetman: Öyleyse neden ebeveynlerin başka bir şekilde değil de, bu şekilde davranması o kadar önemli oluyor? Neden çocuk için nasıl daha iyi bir çevre kuracağımızı konuşuyoruz?

Michael Laitman: Belirtmek istediğim, maneviliği buradan etkileyemeyiz. Ruhunu geliştirmek isteyen, buna çekim duyan kişi, özel bir insandır. Günümüzde birçok böyle insan var, Kabala ilmini çalışan, kitaplarını okuyan, içlerindeki ruhu ve o ruhu nasıl geliştireceklerini keşfeden.

Eli Vinokur: Fakat eğer çocuklar için bir çevre kurarsam, bu çevre onlara ruhu ortaya çıkarmaları için koşulları hazırlar ya da sonrasında onlar için daha kolay olur diyebilir miyiz?

Michael Laitman: Öğretmenime geldiğim zaman, yedi yaşında bir oğlum vardı. Öğretmenimle ne öğrendiysem, dersten sonra eve döner ve onun yanında okurdum. Birkaç ay sonra, her şeyi hatırlıyordu. Gerçekten, benim hatırlamadığımı, o hatırlardı: “O burada yazıyor, bu şurada yazıyor. Bunu söylüyor ya da şunu söylüyor.” Bu okumalar ona bir temel, hayata dair özel bir duygu, düşmeyeceği belirli bir seviye verdi. On dört yaşında, çoktan Kanada’da, yabancı bir ülkedeydi. Orada çalışmalarını kendi başına tamamladı, kendi başına evlendi ve her şeyi kendi başına kurdu. Yolunu kaybedebilir diye tek bir dakika endişelenmedim.

Eli Vinokur: Öyleyse çevre yardımcı oluyor.

Michael Laitman: Kesinlikle! Hatta kendisini Avrupa’ya, Asya’ya, diğer her türlü yere seyahat etmesi için teşvik ettim. O seyahatleri yaptı ama seyahatlerden pek memnun kalmadı. Diğer bir deyişle, Kabala ilmi öyle bir temel sağlıyor ki, yabancı toplumlar, yabancı çevreler onu gerçekten etkilemiyor.

Limor Soffer-Fetman: Sanki Kabala’yla karşılaştırıldığında, her şey yetersiz görünüyor gibi mi?

Michael Laitman: Evet.

Eli Vinokur: Ben on iki yaşından beri bu çevrede büyüdüm ve tecrübeye göre diyebilirim ki, insanın içinde gerçekten bir temel geliştiren farklı bir duygu oluyor. Ne kadar uzağa düşebileceğine dair belirli bir sınır var ve onun ötesi artık seni ilgilendirmiyor. Günümüzde birçok genç insanın yapmak istediği tüm şeyleri yapmak istemiyor değilsin, fakat her şeyin bundan ibaret olmadığını hissediyorsun. Bu çok güçlü bir temeldir. Bu öyle bir his ki, ne zaman olursa olsun eğer kafanda bir soru varsa, cevabın bulunduğu bir yer olduğunu biliyorsun.

Michael Laitman: Yine de bir çocuğu manevi gelişime zorlayamayız; manevilikte hiçbir baskı yoktur. Birçok öğrencimizin çocuklarının maneviliğe hiçbir eğilimi yoktur, fakat bu çevre onları korur. Onlara yaşamda daha yüksek bir şeyin olduğunu söyler ve bu onların yokuş aşağı gitmelerini engeller.

Limor Soffer-Fetman: Aslında bir tür aşı tarif ediyorsunuz.

Michael Laitman: Evet, aynen öyle, güzel bir ifade. Bununla nesli kurtarabileceğimizi düşünüyorum.

Eli Vinokur: Öyleyse, bir sonuca varma sorusu: Ebeveynler ve çocuklar arasındaki bağın özü nedir?

Michael Laitman: Düşünün, çocuklara öyle değerler verebiliriz ki, bu dünyanın ötesinde başka bir şey olduğuna dair bir farkındalık ile büyüyebilirler. Bu şey, açığa çıkarılabilir, hissedilebilir ve yaşamın sınırlarını aşabilir. Çocuklar yaşamı bedendeki geçicilik olarak değil de sonsuzluk olarak hissedebilirler. Düşünün, aynı zamanda seçim özgürlüğü olduğunu bilmelerini sağlayabiliriz. Büyük şeyler görebilir ve hissedebilirler. Öyle bir tarih perspektifleri olabilir ki, sanki binlerce yıl geçmişe ya da geleceğe doğru yaşıyormuşuz gibi. Bizimle büyüyen bir çocuk için bu tür şeyler basit.

Eli Vinokur: Kabala öğrencilerinin çevresinde olan bir çocuktan bahsediyorsunuz.

Michael Laitman: Evet, bizlerle çalışan bir çocuktan bahsediyorum. Çocuklar, bunları evrenin gelişimine bağlı bir bütün olarak çalışıyorlar. Bu onlarda bir izlenim bırakır. Bu izlenime göre, dünya büyüktür ve her şeye açıktır. Bu dünyaya ait olduklarını, kendi geleceklerinin bütün dünyanın geleceğine bağlı olduğunu hissederler.

Limor Soffer-Fetman: Çocuğa çok geniş bir perspektif verir.

Michael Laitman: Evet, oldukça çok. Çocuk farklı şeyler arar. Oyunlara çekim duyacak bir çocuk gibiyken, sınırlarını çok genişlettiğimiz için, artık o kadar sınırlanmış kalamaz.

Limor Soffer-Fetman: Fakat bir dakika. Çocuğun kontrolde kalma yeteneği konusuna bağlı olarak, biz çoğunlukla çocukların ufkunu çok yavaş şekilde genişletiriz. Onları hemen her şeye maruz bırakmayız. Bahsettiğiniz şey kulağa çok geniş ve korunmasız geliyor. Bu durum çocukları istikrarsızlaştırmaz mı?

Michael Laitman: Museviler arasında, çocuklara üç yaşından itibaren okuma ve yazma öğretmeye başlamak her zaman adetten olmuştur. Yaratılış, Yaradan, Âdem ve Havva hakkındaki her türlü şey, Tora, Talmud ve diğer kutsal yazılardaki her şey çocuklara öğretilirdi. Ayrıca, eğer örnek alırsak, mesela Vilna Gaon, Rav Kook, Baal HaSulam, Ari, hepsi çocuğun altı yaşından itibaren Kabala çalışabileceğini söyledi, altı yaşındaki çocuklar! Bazıları, dokuz yaşında başlamalılar dedi. Oğlum hakkında Rabaş’a sorduğumda, “İyi, daha sonra onu getir, ona sormak istiyorum,” dediğini hatırlıyorum. Oğlumu götürdüm ve çok sevindi. Bunun neden böyle olduğunu açıklayacağım. Kabala ilmi tamamen ruha bağlı olarak kurulmuştur. Kabalistler, ruhun gelişimi içinden, insanda olabilecek en doğal gelişim içinden yazdılar. Dolayısıyla, bir çocuğa bu ilmi verdiğimde, verdiklerim onun ruhuyla tamamen hizalanmıştır. Aynı zamanda, ruh yaşsızdır, ruhun yaşı yoktur. Hepimiz birçok yaşamdan geçtik. Bu yüzden çocuklar Kabala’yla karşılaşınca, onu “içiyorlar”. Onlar için, bu çok doğal. Size çocuklarımızı gösterebilirim, düzinelerle çocuk, nasıl bu bilgiyi kolaylıkla içlerine alıyorlar ve doğanın bir gerçeği olarak onunla ilişki kuruyorlar. Dolayısıyla, Kabalistlerin sözlerinden ve aynı zamanda kendi tecrübemizden görebiliyoruz ki, Kabala gerçek bir ilaç/çözüm, sizin de belirttiğiniz gibi bir aşı.

Eli Vinokur: Kalan kısa sürede, orijinal plana göre devam ederek emzirme konusuna değinmeye çalışacağız, tamam mı?

Limor Soffer-Fetman: Evet, emzirme konusunu konuşmuştuk ve siz emzirme süresini yirmi dört ay olarak önermiştiniz?

Michael Laitman: Bu bir öneri değil, Kabala ilmine göre böyle.

Limor Soffer-Fetman: Bununla ilgili sormak istiyorum. Bugün görünüşe göre bakılırsa, emzirmenin anne-çocuk bağını kolayca, doğal olarak kurduğu konusunda psikologlar arasında hiçbir anlaşmazlık yok. Ancak, bir yıl sonra ya da biraz daha sonra, çocuk annenin otoritesinden çıktığı ve daha bağımsız hale geldiği zaman, emzirme hâlâ değerli mi?

Michael Laitman: Özellikle bu noktada annesiyle ilişkide olması gerektiğini düşünüyorum.

Limor Soffer-Fetman: Neden?

Michael Laitman: Çünkü görünüşe göre çocuk annesinden kaçabilir ve kendini ondan uzaklaştırmaya başlayabilir. Özellikle bu noktada korunan ihtiyaç durumu ve kalıcı bağ, ikisini birbirine hayat boyu bağlar. İki yılı kapsayan yirmi dört ayda manevi güçler açısından birçok çok önemli şey yer alır. Bu zaman çerçevesinin ruhumuz için önemi büyüktür. Sonuç olarak, fiziksel bedende görmesek bile, orada büyük bir hasar olduğuna eminim.

Limor Soffer-Fetman: Bu, psikolojide “tekrar yaklaşma” denen aşamaya değiyor. Bu aşamada çocuk annesinden uzaklaşıyor ama tekrar enerji almak için ona çok çabuk geri dönüyor. Çocuklar bu şekilde ayrılmaya hazırlanıyorlar.

Michael Laitman: Evet.

Eli Vinokur: Yani aslında gelişmeyi destekliyor, böylece çocuk sadece kendini ayırmıyor fakat doğru şekilde kendini ayırıyor.

Michael Laitman: Gelişmeyi destekliyor; çocuk evi olduğunu biliyor, evet.

Limor Soffer-Fetman: Modern dünyada, çocuğu bağımsızlığa itme eğilimindeyiz. Sizin söylediğinize göre, belki bu biraz erken, belki çocuklar iki yaşına kadar tekrar bağlanma seçeneğine ihtiyaç duyuyorlar.

Michael Laitman: Modern dünya doğayı değiştirmiyor. Cep telefonları gibi birkaç oyuncağa daha sahip olmak ve günlük sorunlar içine batmış olmamız, altta hâlâ aynı olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Çocukları kreşlere veya bakımevlerine bırakmak gerçekten bir haksızlıktır. Buna ihtiyaçları yok. İki yaşına kadar başka çocukların olduğunu bile fark etmezler.

Limor Soffer-Fetman: Fakat birçok aile bebekle evde oturmayı maddi olarak karşılayamaz.

Michael Laitman: Bunu anlıyorum ama bu çocuk için yanlış. Kabala ilmine göre, çocuk iki yaşına kadar annesinden ayrılmamalı.

Eli Vinokur: Bu iki yıl süresinde çocuk ne gibi artı değerler kazanır?

Michael Laitman: Anneyle kurduğu içsel iletişimi kazanır. Bunu anlamayız; sadece bebeği emziriyor diye düşünürüz. Fakat bu yirmi dört ay süresince, çocuk rahimdeyken almadığı dünyevi ve manevi mesajları, anlayışları edinir. Çocuk doğduğunda, rahimden fetüse gelmesi gereken kan durur ve göğse yükselir, orada süte dönüşür. Bebek göğsü emer ve süt bebeğin içinde tekrar kana dönüşür ve böylece bebek büyür. Başka bir deyişle, aynı rahim kanıdır. Bebeğin sadece doğduğunu ama bağın neredeyse rahimdeykenki gibi aynı olduğunu anlamalıyız. Ancak, bunun farkında değiliz.

Limor Soffer-Fetman: Peki emziremeyen kadınlara ne oluyor? Onun yerine başka bir kadın emzirebilir mi?

Michael Laitman: Evet, geçmişte bunun birçok örneği var.

Limor Soffer-Fetman: Eğer her şey o kadar zamanla uyumlu haldeyse, neden birçok kadının ya çok fazla ya da çok az sütü oluyor?

Michael Laitman: Eğer Tapınak’ın var olduğu günlere dönersek, emzirme standart bir durumdu. Öncelikle, ayın ilk gününde âdet görülürdü.

Limor Soffer-Fetman: Tüm kadınlarda mı?

Michael Laitman: Tüm kadınlarda aynı anda.

Limor Soffer-Fetman: Doğayla nasıl bir bağ böyle!

Michael Laitman: Evet, yazılmış. Doğaya göre olması gereken bu, bir yenilenme. Benzer şekilde, 24 aylık emzirme süresinde, her şey gerçekten dakik bir saat gibi işledi. Bazı aksilikler vardı, mükemmel değildi ama yine de her şey gerçekten doğaya göreydi.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
19 - 0,292