e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

19. Mektup

1927

Sevgili ruh eşim, öğrencim ve tüm dostlar,

Bütün mektuplarınızı aldım, dileyelim onlar Yaradan’ı memnun etsin. Ancak, “Babanın Tanrı’sını bil ve O’na hizmet et.” Bilmek demek, farkında olmak demektir, çünkü bilmeyen bir ruh iyi değildir. Bu demektir ki, eğer kişi efendisini bilmiyorsa, bir ruha sahip olsa ve O’na hizmet etmeye büyük özlem duysa bile, bu iyi değildir.

Bir ruha sahip olsa bile, “öz yükseklerden ona akana kadar” O’nu bilmeye hazır değildir. Ancak, kişi kulak kabartmalı ve ataların sözlerini dinleyip tüm kalbiyle onlara inanmalıdır.

Şöyle yazılmıştır: “Şüphesiz iyilik ve şefkat tüm hayatım boyunca beni izleyecek.” Baal Şem Tov bunu şöyle yorumlar: “Yaradan senin gölgen.” Tıpkı kişinin her hareketini izleyen ve ulaştığı her yere uzanan bir gölge gibi. İşte Yaradan’a göre insanın yaptığı da budur. Bu demektir ki, Yaradan sevgisi uyandığında kişi Yaradan’ın da yoğun bir özlemle ona doğru uyandığını görmelidir. Rabbi Akiva’nın şu sözlerinin anlamı budur: “Ne mutlu sana İsrail, seni arındıran ve önünde arındığının huzurunda olduğun için.”

Bu nedenle, kişinin Yaradan’a yaklaşmasının başlangıcında ona çembere benzeyen bir ruh verilir. Bu demektir ki, Yaradan kişiyi özlem ve arzu içinde olduğu her an uyandırır. Bu şairin söylediği şeydir: “Şüphesiz iyilik ve şefkat tüm hayatım boyunca beni izleyecek.” Kral Davud tüm İsrail’in kolektif ruhudur. Bundan dolayı, kişi daima O’nunla Dvekut’a (bir olmaya) ulaşmak için özlem duyar.

Ancak, kişi kalbinden bilmelidir ki, Yaradan onu, onun Yaradan’ı izlediği gibi izler. Kişi büyük özlem içindeyken bile asla bunu unutmamalıdır. Kişi, Yaradan’ın da kendisininki gibi bir yoğunlukta ona bağlanmak için kişiyi izlediğini ve özlediğini hatırladığında, sonrasında özlem ve arzu dolu sonu gelmeyen Zivug (birleşme) ile ruhu mükemmelliğe doğru gittikçe güçlenir. Sonunda kişi sevgiden tövbeyle ödüllenir, yani Vav, Hey’e, Şehina da (Kutsallık) Yaradan’la birlik içinde olmaya geri döner.

Ancak, Efendisi’nin bilgisinden ve farkındalığından yoksun bir ruh, özlem belli bir dereceye yükseldiğinde büyük bir düşüşe geçer. Bu böyledir, çünkü kişi şimdi Yaradan’ın onu sevmediğini düşünür. Yazıklar olsun bu utanca ve gözden düşmeye! Sadece arzusunu ve özlemini ebedi sevgiyle dolduramamakla kalmaz, aynı zamanda sadece onun Yaradan’a özlem duyduğunu düşündüğünden, “Bu mücadeleciden, bir dedikoducu çıkar,” aşamasına gelir. Yaradan’ın da aynı ölçüde onu dilediğini ve ona özlem duyduğunu söyleyen atalarına inanmaz.

Kalbi atalarımızın inancıyla dolmayanlar adına ne yapmalıyız? “Etimden Tanrı’yı görecek miyim?” Size pek çok defa bu dünyanın teminatının Otiot (harfler) olduğunu ve maneviyatta Otiot olmadığından, kişinin onların maneviyattaki asıl yerini kopyalaması gerektiğini ispatlamıştım.

Ancak, kapların kırılması nedeniyle, tüm Otiot maddesel şeylere ve insanlara verilir. Kişi kendini ıslah ettiğinde ve köküne ulaştığında, onları teker teker toplayarak köküne, kutsallığa geri getirmelidir. “Kendine ve tüm dünyaya erdemlik tarafından hüküm vermeli,” sözünün anlamı budur.

Yaradan ve Şehina’nın birleşmesi meselesi, kişinin özleminin giderdiği, maddesel bedenin doğumuna neden olan, en alt Zivug gibidir. Bu da diğeri gibi, belli ölçüdeki özlem ve arzunun belli ölçüde yoğunlaşmasının bir sonucu olarak olur. Sonra, o bir ok gibi Nefeş (ruh), Şana (yıl) ve Olam’a (dünya) ulaştığı için kişinin tohumu da kutsanmış olur. “Orada nasıl tövbe olur,” sözünün anlamı budur. Hey Tata’a (alt Hey) Nefeş, Şana ve Olam’ı içerdiğinden, aynı yerde, aynı zamanda, aynı kadınla.

Nefeş, özlem ve arzunun ölçüsüdür. Şana değişen teşviktir, tam Zivug, geçmiş ihtişamın tamamen yenilenmesidir. Bunun anlamı şudur, onlar maddi dünyada ayrı düşmeden önce köklerinde Dvekut içindeydiler. Ancak kişi “tam birleşme,” denen bu yüce Zivug’a hemen hazır olamaz. Daha ziyade, “Yalnız iyilik ve merhamet beni izleyecektir.”

Dolayısıyla, “acı çeken erdemli” sözünün anlamı Zivug’un başlangıcındaki teşviktir. Yaradan’ın kişinin Dvekut’u için arzusu yoktur, bu nedenle kişi “aynı şey” ve “aynı yer” ihtiyacındaki özlem ve arzuda sevgiyi tadamaz. Bu nedenle o kendini, Oneg (mutlu) olmak zorunda olan Nega (ıstırap) denilen acı aşamasında bulur.

Ancak, “zaman aklın yapmadığını yapar.” Yaradan tüm uyarıyı sayar ve onları planlanan gün için, yoğunlukları ölçüsünde, tam ölçüde toplar. “Feryat etmesin diye sesi uyandır,” diyen şairin kastettiği şey budur. Tekia (vuruş, borazan sesi) Zivug’un tamamlanmasıdır, ruhun bu dünyanın reenkarnasyonu ile kıyafetlenmesinden önce, bu, Yaradan ve Şehina’nın, yukarıdan aşağıya doğru Zivug’udur.

Bundan sonra, kişi köküne dönmeye hazırlanırken bir seferde, tam bir Zivug başlatamaz, fakat Nefeş derecesi olan teşviki yaratır, devirler yoluyla Şehina’yı, tüm gücüyle titreyerek ve terleyerek izler ta ki tüm gün ve gece sürekli olarak zirveye tırmanana kadar.

Bu kitaplarda yazılanlar gibidir. Kişinin ruhu Nefeş derecesini tamamlarken, daha da yaklaşır ve böylece acısı ve özlemi büyür. Bu böyledir, çünkü tatmin olmamış arzu, arzunun ölçüsüne göre arkasında büyük bir ıstırap bırakır.

“Ses” sözünün anlamı budur. Şair bize şunu söyler, “Uyandır,” yani sen Şehina’nın içinde teşvike sebep ol. “Ses” senin için başka hiçbir şeye benzemeyen büyük bir ıstıraba sebep olur ki bu “o inledi” sözünün anlamıdır, çünkü “Kişi üzgün olduğunda Şehina ne diyecek?” Ve neden sen böyle yapıyorsun? Bu “feryat etmesin,” diyedir.

Bu demektir ki, “Erdemlinin erdemi, onu günah gününde kurtarmayacaktır.” Tüm sırları bilen O, kişinin kalbindeki O’na yakın olma arzusunu bilir ki bu kesintiye uğramış olabilir. Bu nedenle, O, Kutsanmış Olan, O’nun teşvikini, yani Zivug’un başlangıcını artırır, eğer kişi O’nun sesini “Senin gölgenin Tanrı’sı” yoluyla sözündeki gibi dinlerse, teşvikin artan ıstırabı nedeniyle düşmez. Çünkü kişi görür ve duyar ki, Şehina da artan özlem nedeniyle acı çekmektedir. Bu nedenle, kişinin özlemi güçlenir ve bu her defasında, kişinin kalpteki noktası açılmayan sıkı bir düğümle bağlanana kadar gittikçe yoğunlaşır.

Idra’da Rabbi Şimon Bar-Yohai bununla ilgili şöyle der: “Ben en sevdiğim içinim ve O’nun arzusu üzerimdedir. Tüm bu zamanlar bu dünyaya bağlıydım, Yaradan’a bir düğümle bağlıyım ve bu nedenle, şimdi, O’nun arzusu benim üzerimdedir. Şöyle ki, “Tüm sırları bilen O, onun budalalığa geri dönmeyeceğine şahitlik edene kadar.” Bu nedenle, kişiye ebediyen, Hey’den Vav’a dönüş, yani tam bir Zivug ve geçmiş ihtişamın tam bir yenilenmesi garanti edilir, bu “büyük Tekia,” anlamına gelir.

Tüm bunlar, (borazanı) üflemenin erdemi ve gücüyle feryat etmeyi engeller ve kişi aptallığa geri dönmez. Sonra kişi, “bilme,” denen, sonu gelmeyen Zivug’da tam bir bilince ulaşır. Buna ilave olarak, kişi görür ki, ona gelen zorluklar, “bilmek” içindi. “Aynı zamanda” sözünün anlamı budur, yani “sırları bilen O’na, bilinen” yani sonsuza kadar erdemli kalması için, o zaman, bu gücü onun içinde yaratmıştır.

“Aynı yerde”, geçmiş ihtişamın, azalmadan önceki haline dönmesidir, benden pek çok defa duyduğunuz gibi, Yaradan ıslahın sonunda yeni bir şey yapmaz. Daha ziyade, “istiyorum” dediğin zaman, “Ve sen eski dükkânda uzun süre tutulanları yiyeceksin.”

“Aynı kadınla…” “…Zarafet aldatıcı ve güzellik boşunadır; fakat Tanrı’dan korkan bir kadın kutsanacaktır.” Bu demektir ki, hazırlık sırasında güzellik ve zarafet ortaya çıkar ama kişinin özlem duyduğu mükemmelliğin özüdür. Ancak, sadece korku ve özlem arzulanan mükemmelliğin özü olduğu için ıslah sırasında yeryüzü “Yaradan’ın bilgisiyle dolu olduğunda” “Zıt bir dünya göreceğim.” Sonra kişi hazırlık sırasında kendine yalan söylediğini hisseder. Bu “mutlu olan bir erdemli” sözünün anlamıdır, yani büyük Zivug garantisi verilen kişi için, bu tam bir oluştur. Bu tam bir erdemdir.

Tüm dostlara bu sözlerimi göster, sözlerimle sizi erdemlinin kitapları ve yazılarıyla kutsamış olacağım.

Yehuda Leib

Sıkıntılarım pek çok, size olan özlemimden bahsetmeyeceğim fakat yaklaşan kurtuluştan eminim. Mektuplarınızdan beni mahrum etmeyin, en azından haftada bir mektup yollayın. İnanın ki, bana yazdığınız sürece cevap hemen gelecek.

Dostumuz…. Hiç mektup almadım, belki de O’ndan korkanlara gerek yoktur? Beni haberdar edin, ondan ve onun evinden haber almayı özledim.

En iyi dileklerimle, Tanrı’nın izniyle, iyi konuları uzun uzadıya konuşuruz.

Yehuda

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,265