e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Harflerin Sırrı 3

İsminin Değiştiren Kişi Şansını Değiştirir

Her Harfin Kendi Karakteri Ve Huyu Vardır.

Eğer “harflerin makalesi”ni okursanız, Kabalist Şimon’un nasıl, mecazi ve dolaylı bir yoldan, her harfin karakterinin özelliklerini ve yaradılışını içerdiğini bulacaksınız.

O bir tür yaşama sistemi çizer, her harfin bizimle nasıl ilişki kurduğunu gösteren, içimizde çalıştığını, davrandığını ve bizi harekete geçirdiğini ve son olarak, bize nasıl yapıştığını ve onun tarafından nasıl çalıştırıldığımızı.

Dünya yaratıldı, şans eseri değil, ama harfler ile.

Bunlar yirmi yedi model; yirmi yedi kanun ki bizim içimizde işliyor eğer biz onlara tam anlamıyla nasıl tepki göstereceğimizi bilirsek. İçimizdeki bu yirmi yedi harf ile ilahi takdirin bilgeliği ve yüce idare bize ifşa edilecek ve bu yüzden, biz doğru yanıt verebilecek durumda olacağız.

Harfleri Okumak Demek Onların Niteliklerini Edinmek Demektir

Harfleri okumak sadece bir hikâyeyi okumak değildir. Bu, o yirmi yedi harfin karakterinin özelliklerinin nasıl edinileceğini bilmektir. Bir kişi kelimeyi okuduğu zaman iç gücü ve her harf için olan işareti tetikler. Kişi harfi tanıdıkça dış bir sembol üstüne kendi iç harfini koyar. Metnin bir parçası haline gelir; Yazara katılarak üst dünyanın hissine geçer, yazarın kitabın her bir harfini yazdığı aynı manevi yere.

Bu yirmi yedi niteliği veya manevi kabı edinen kişi Zohar’ı okuyabilir ve Kabalist Şimon’a bağlanabilir.

Kişi, Kabalist Şimon kitabı yazarken hissettiği duyguların, hislerin aynılarını hissedecektir. Bu bütün konunun ancak tek görünümüdür.

Diğer bir taraftan kafanız karışmasın ve düşünmeyin ki harflerin içinde bir güç vardır, öyle ki ona sahip değillerdir. Eğer ben sadece bir harf yazarsam, onun zaten kutsal bir harf olduğu hatasına düşmeyin ve bunu düşünmeyin, öyle ki o satırlarda güçler vardır ve herhangi bir karalamada.

Kuvvet veya güç insanın içindedir, kendi niteliklerinden iç semboller alan ve oluşturan. Kişi bir nitelikten biraz alır, başka bir nitelikten biraz, vesaire. Ve bütün bunun içinde kendinden harflerin yirmi yedi formunu inşa eder. Kendi doğal niteliklerinden yirmi yedi harfi oluşturduktan sonra, onlarla oynamaya başlar, aynı bir lego oyunu gibi ve bu sonuçla kelimeler ve cümleler adı verilen kendi hareketlerinin düzenini inşa eder.

Harflerin Alef’ten Taf’a direkt bir yolu vardır, bizim alışkın olduğumuz yol.

Ayrıca harflerin ters dönmüş düzeni de vardır;  bir dönüş düzeni.

Birbiriyle değiştirilebilir harfler vardır, bu bir harfi başka bir tanesinin yerine koyabileceğimiz anlamına gelir. Alef, Ain, Kuf, Kaf, vb. Bu analizin daha yüksek bir seviyesidir, hangi güçlerin farklı seviyelerde davrandığını görmek için kullanılabilen.

Gimatria’ya göre birbiri ile değiştirilebilen harfler vardır: on, yüz ve bin vs.

Hepsinde, bizim harflerimiz etkinin iki formunun sonucudur.

1. Harfler bir nokta ile başlar. Bu nokta ya kişinin egosudur, onun içindeki siyah, öyle ki kişi onu üst ışığın içine getirir veya üst ya da alt dünyalardan bir izlenim, mesela, ihsanı almanın heyecanı gibi.

2. Diğer form ise, eğer ihsanın sağa, sola, yukarı ve aşağı doğru nokta ile bağlantılı olmasındadır. İşte harfler bu şekilde oluşmuştur.

Eğer biz bir Sofer stam’ın (sertifikalı kutsal kitap yazarı) doğru yazılmışını alırsak, görürüz ki harfler basit elementlerden oluşmuştur, kısa bir dikey çizgi, uzun bir dikey çizgi, bu uzun bir “vav” olabilir ki bu aynı zamanda bir “dalet”dir veya bir daire. Olan takribi olarak budur, bu harflerin şekillerinin yapısıdır.

Örneğin Het, bir Zayin ve başka bir Zayin’den yapılmıştır ve onların arasındaki bağlantıdan. Hey içinde Vav olan bir Dalet’dir. Alef yukarıda bir Yud ve aşağıda bir Dalet’den inşa edilmiştir vesaire vesaire.

Harflerin kendileri modellerdir ve bizim üzerimize davranan güçlerin sabit ve kusursuz ilintileri. Ancak, her harf onun üzerinde davranan detaylı güçlerin bütünlüğünden ve ona özelliğinden inşa edilmiştir.

Bu noktada neden harfleri başka formlar ile değiştirdiğimizin sebeplerine girmeyeceğiz veya neden harflerin geriye ya da ileriye doğru gidebileceğine, biz Gimatria’yı tartışacağız.

Gimatria: Kaplar Ve Doldurma

Gimatria, harfler yerine numaralar kullanılan başka bir belgeleme formudur.

Her harfin kendi uygun sayısal değeri vardır. Bu sonuçla biz kaydetmenin başka bir yolunu keşfederiz; Sayısal bir yolu.

Bu bize ne verir? Bu bize arka tarafı verir: Kabın derinliğini ve yoğunluğunu ki kap dolguyu içerir ve bu ışıktan heyecanı almaktır.

Gimatria, basitçe söylersek kapların kendileri hakkında bilgi kaydetmenin başka bir yoludur.

Bu onları dolduran ışık hakkında bilgi değildir, ama kapların bedeni hakkında bilgidir.

Genel bir kural olarak, Gimatria ile biz kaplar arasında ayrım yaparız, örneğin Yud Hey Vav Hey. Bu manevi form, her manevi hissin içinde vardır; bu kabın iskeletidir ki Yud’un ucunu ve dört ek kısmı içerir  hepsi: KETER, HOHMA, BİNA, ZER ANPİN, MALHUT  ve onun dolgusu. Dolgu ışığın farklı türleri ile olabilir: Yud, Alef veya Hey, ki bu OR HOHMA (bilgeliğin ışığı) anlamına gelir veya OR HASADİM  (merhametin ışığı).

TSİMTSUM ALEF (ilk küçülme) veya TSİMTSUM BET (ikinci küçülme) hakkında olup olmadığına bakmaksızın, kabın ismi onun özü veya tanımıdır: bir iskelet ki asla değişmez ama onun içinde ışıklar değişir.

Öyleyse Gimatria kabın kendisini kapsar ve bu kendisinin dört kısmı ile sabitlenmiştir ki bunlar dört harftir, Yud’un ucu ile beraber beş: KETER, HOHMA, BİNA, ZER ANPİN, MALHUT ve onu dolduran ışıklar.

Kabın kendisine ek olarak kabı dolduran ışıkların toplamına bir “isim” denir.

İşte bu maneviyatta bütün seviyelerin ve durumların (etkilerin) isimlerinin nasıl inşa edildiğidir. Maneviyatta bir etki ya da durum nedir?

Manevi dünyayı araştıran bir insan bir kaba dönüşür, duygusal bir kap, bir ölçme kabı ki bu manevi ışık ile doldurulur. Kişi aynı zamanda HAVAYAH, KUTZO ŞEL YUD, YUD, HEY, VAV, HEY ve onu dolduran ışığın ismi olur. Beraber buna “ŞEM ADAM” veya “bir insanın ismi” denir.

Öyleyse eğer biz mesela ŞİMON ismini örnek olarak alırsak ve onun ismindeki Gimatria’yı hesaplarsak, onun hangi manevi seviyede olduğunu bulacağız.

 

Her Kim İsmini Değiştirirse Şansını Değiştirir!

Bizim kullandığımız isimler, insanlara tapınağın yıkımına kadar verilmiş olan isimlerdir, ruhlarının köküne göre ve edinmeleri arzulanan manevi seviyelere göre. Öyleyse tapınağın yıkımına kadar, verilen isimler her bireye gerektiği gibi uygundu ki bu her insanın özünde açıklanmıştır.

O zamanlarda insanlar sadece hissetmekle kalmıyor, bir de gerçekten dış ve üst gerçekliklerini yaşıyorlardı.

Tapınağın yıkımı ile insanlar “Komşunu kendin gibi sev” manevi seviyesinden “Temelsiz nefret” adı verilen seviyeye düştü.

Üst dünyalar ile bağlantıyı kaybettiler.

Böylece günümüzde insanlara verilen isimlerin kişinin içselliği ile hiç ilintisi yok.

Birkaç gelenek kaldı, hasta bir insanın ismini değiştirmek, onun ismine başka bir isim eklemek gibi. Bu, bugün hiçbir şey ifade etmiyor.

Biz gerçek isimlerimiz ile çağırılmıyoruz.

Mevcut ismimize yenilerini ekleyerek hiçbir şey başaramayacağız çünkü isimlerin özünü bilmiyoruz.

Şansını (kaderini) değiştirmek isteyen bir insan veya güçlerini değiştirmek isteyen, kendisini etkileyen veya onu harekete geçiren ışık yardımı ile iç niteliklerini değiştirmek zorunda. Bunu yaparak tamamen farklı bir duruma hareket eder, farklı bir manevi alana, ismini değiştirmeye izin veren.

Bugün biz, o günlerdeki insanların olduğu aynı manevi alanda olmadığımızdan beri, bunu yapmamıza izin veren bir durumda değiliz. Ondan geriye kalan tek şey bir gelenek ve şimdi bundaki tek yarar, bu faydalara inanan kişiler için yalnızca psikolojik bir etkidir.

İnsan’ın İsmi – Bir Kişi ki Maneviyatı Araştıran, Işık ile Dolmuş Bir Kap (Kli) Gibi Olur.

İsimler çok özeldir ve onları biz korumalıyız. Tora (Manevi ışık) da der ki, İsrail Mısır’dan çıkmaya değerdi çünkü onlar isimlerini değiştirmediler.

Bunun anlamı, onlardan her biri kendi potansiyeline göre niteliklerini ıslah etti öyle ki bütün insanlarda genel bir ıslah vardı.

İsimlerini değiştirmemenin ve manevi ilerlemenin erdemi ile kendi isimlerine göre, Mısır’ın diyarından çıkmaya layıklardı ve daha yüksek bir manevi seviyeye yükselmeye.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,347