e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1164 – Avrupa ve İsrail Arasındaki İlişki

Yeni Hayat 1164 – Avrupa ve İsrail Arasındaki İlişki

Oren Levi: Merhaba, Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Programında bizlerle birlikte olduğunuz için çok teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman. Herkese merhaba. Bugün Avrupa ile İsrail arasındaki ilişki ve Avrupa’nın geleceği hakkında konuşmak istiyoruz. Bizden ayrılmayın. Gerçekten ilginç bir program olacak!

Konuk: Zaman içerisinde Avrupa ve Yahudiler arasındaki ilişki farklı biçimlerde oldu, önceki programlarımızda ilk başlarda, özellikle para ve yönetim etrafında dönen, ticarete dayalı bir ilişki olduğunu söylemiştik, daha sonra Yahudiliğin, Tora’nın da yardımıyla Dünya’ya, Hıristiyanlığı verdiğini söyleyebiliriz. Ayrıca uzun yıllardır, aslında son iki bin yıldır, bu ilişki oldukça karmaşık, bir nevi nefret hayranlık ilişkisi. Programımızda bugün, Avrupa’da neler olduğuna ve şu an oldukça endişe verici görünen, Avrupa’nın geleceğinde neler olduğuna ve ayrıca Yahudilerin Avrupa’daki durumuna odaklanmak istiyoruz, Avrupa’nın Yahudilere yönelik tutumunun o kadar da iyi olmadığını da görüyoruz. Birkaç yıl önce sona ermiş gibi görünüyordu fakat birdenbire anti-semitizm’de güçlü bir dalgalanma olduğunu görüyoruz, ayrıca Avrupa’nın da gerçekten göçmen kriziyle, mülteci krizi ile sarsıldığını görüyoruz, oradaki ilişkiler kargaşa içinde. Sorum şu, tüm bu söylenenler ışığında Avrupa’nın durumunu nasıl görüyorsunuz?

Dr. Laitman: Bunu rasyonel olarak açıklamaya çalışırsak, cevap bulamayacak sorulara rastlayacağız öyle ki Avrupalıların yaptıkları oldukça mantıksız görünüyor, bunu nasıl yaptıkları, nasıl faşist, sosyalist, o, bu, Doğu’nun düşmanları, diğer dinlerin karşıtları, örneğin aniden İslam’ı kabul etme şekilleri tamamen belirsiz, ayrıca sadece kabul etmiyor, teslim oluyorlar. Kendileri İslam’a dönmeye gönüllüler, aniden, Londra belediye başkanlığında, diğer birçok pozisyonda Araplar görev almaya başlıyor, daha çok zaman olmadı, çok merkezi bir yere bir cami yapıldığını duymuştum, şimdi çok yakınına bir tane daha yapılıyor, Londra’nın tam merkezine!

Söylemek istediğim, burada bizim anlamadığımız belirli bir yönün var olduğu, bunu, olayları belirli bir şekilde gerçekleştirmek isteyen bir gruba dayandırmak istemiyorum! Ben bunu doğanın kanunu, gelişme şekli olarak görüyorum fakat ilginç olan, Avrupa’nın ne kadar zayıf olduğu, birkaç milyon göçmen kıtaya girdi ve onları kabul ettiler ayrıca Rus işgalinden yeterince usanmış olmaları sebebiyle istemeyen birkaç ülke dışında, gittikçe daha fazla kabul etmeleri konusunda da bir mücadele var. Bu nedenle, benzer bir şey istemiyorlar.

Bütün mesele hafızalarda hala oldukça taze! Fakat o istemeyenler hariç diğer herkes, Fransa, İspanya daha fazla kabul etmeye gönüllü, gerçekten böyle! Şimdi ikinci bir dalga hakkında konuşmalar var! Gerçekten de eşikte Pakistan, Afganistan gibi ülkelerden Avrupa’ya girecek milyonlarca insan var. Bu konu hakkında açık açık konuşuluyor, böyle olacak, yapılabilecek hiçbir şey yok. Geçmişte, bir şekilde bu göçmenleri durdurmak, engeller koymak istiyorlardı, ama bugün durum bambaşka, şu an ilginç bir şekilde bu göçmenlerin ödeme talep ettiklerini görüyoruz. Bir tür tazminat talep ediyorlar ve ayrıca çocuklarını onların dindar çocuklarıyla, hatta İslam’ın, Müslüman olan bir kişinin yerine getirmesi gereken her bir şartı yerine getirecek kadar dindar çocuklarıyla birlikte, çalışmaya gönderiyorlar. Ayrıca farklı üniversitelerde okuyor, üniversitelere burslu kabul ediliyorlar, üniversiteyi bitirdiklerinde oldukça iyi yerlerde iyi pozisyonlarda çalışmaya başlıyorlar, Avrupa Toplumunun içine, toplumun derinliklerine doğru ilerleyebilmek için birbirlerine nasıl yardımcı olduklarını görüyoruz, öyle ki avukat, siyasetçi, sosyolog, doktor vb. gibi meslekler ediniyorlar. Önemli olan bu sosyal yaşamla ilgili olan kısım, bunun nasıl çalıştığını görüyoruz. Ayrıca, ilginç olan şey şu, Amerika Birleşik Devletleri’nde üniversitelerin, bu kişilere burs verebilmek, bağış yapabilmek için bağış kabul ettiklerini, Avrupa’da görebildiğimizden daha fazla görüyoruz. Bu bağışı da bir şartla yapıyorlar, size bunu belirli bir şart ile yaptıklarını söyleseler de aslında üniversite bunu yapıyor çünkü ilgileniyor daha sonra, 10-15 yıl içinde üniversitelerdeki herkes İsrail karşıtı! Herkes! Hatta bu kişiler anti-semitistlerdir ve bunu gizlemezler, üniversitede Yahudiler için yer yoktur, akademik personel için, daha liberal bir görüşü olan profesörler için yer yoktur, bütün hepsi, herkes üniversiteden mezun olduğunda bir anti-semitist, İsrail karşıtı ve daha da ötesi İslam’a geçecek bir duruma ulaşana kadar temizlenmiştir. Buna değer, çünkü bunun arkalarında nasıl durduğunu hissederler! Güçleri, paraları, ideolojileri gerek bu yaşam için, gerek bir sonraki yaşam için bir vaatleri var. Kiliselerle karşılaştırıldığında çok güçlüler, bu nedenle genç nesil tamamen onlarla birlikte, Avrupalılardan bahsediyorum! Bu nedenle, Avrupa’nın geleceği ve İsrail ile ilişkisi hakkında söylenecek ne var? Hepsi birlikte İsrail’i iptal etmekten yana. Yahudiliğin iptali hakkında konuşmak, bir din olduğu için hala imkânsız.

Konuk: İsrail’i bir ülke olarak!

Dr. Laitman: Evet, şüphesiz bir ülke olarak, tüm Avrupa buna karşı olduğunu açıkça söyleyebiliyor, İsrail’i gayri meşrulaştırma çok açık bir şekilde devam ediyor, böyle bir ülke, devlet ve bu insanlar için bir yer olmadığı ve eskiden olduğu şekilde dünyanın dört bir yanına dağıtılmaları gerektiği söyleniyor. Öyle ya da böyle, tüm bu durumun, bu deneyin tamamının ne onlar için ne de dünyanın geri kalanı için problemler ve anlaşmazlıklar üzerinde, iyi sonuç vermediğini görüyoruz. Bu aslında Avrupa’nın İsrail devletine karşı mevcut tutumu.

İsrail’i haritalardan silerek, Filistin toprakları yazıyorlar vs.

Konuk: Peki İsrail’de, bahsettiğiniz yönde gelişen Avrupa ile olan ilişki, daha kötüleşiyor mu?

Dr. Laitman: Evet, İsrailliler, bir İsrail delegasyonu bile hiçbir yerde kabul görmüyor, insanlar onlarla görülmekten, onlarla konuşmaktan, onlarla herhangi bir ilişki içerisinde olduklarını göstermekten korkuyorlar.

Konuk: Yine sizin bakış açınıza göre, Avrupa’da devam eden süreçler İsrail’i etkiliyor mu?

Dr. Laitman: Hayır, yalnızca İsrail’i çok kötü bir şekilde etkiliyor, söylemek istediğim şey İsrail’de bulunan tüm üniversiteler tıpkı Avrupa’da olduğu gibi İsrail karşıtı, anti-Siyonist oldu!

Konuk: Anlamı, biz de yakaladık!

Dr. Laitman: Evet! Yani, Avrupa’dan ve ABD’den, İsrail devletine karşı olan tutumlarını çok kesin bir şekilde aldık ve bu yüzden bugün üniversitelerde İsrail lehine konuşan hiç kimse bulamazsınız! Akademisyenler arasında da yok ve elbette bu öğrencileri de etkiliyor! Yani, gelecek nesil üniversiteden devletin iptal edilmesi gerektiği görüşüyle mezun oluyor.

Konuk: Bu sadece zarar verir! Her şeyden önce, kulağa çok kötü geliyor! Sorum şu; meydana gelebilecek başka bir senaryo var mı? Çünkü Avrupa’nın yavaş yavaş İslam’a dönüştüğünden bahsettiniz, git gide daha fazla anti-semitik oluyorlar. Burada, İsrail’de bile bu tür bir tavrı kabul etmeye başlıyoruz!

Dr. Laitman: İsrail’deki pek çok insan bile herkesin, tüm ulusların, Dünya’nın yoluna çıktığımızı düşünüyor. Uzaklarda sessiz sedasız bir yer olsaydı, oraya kaçardık ama öyle bir yer de yok!

Konuk: Ayrıca günümüzde kozmopolit bir tutum var, böyle bir yaklaşım hâkim, her şey açık, her yerde yaşayabiliriz…

Dr. Laitman: Sorun şu ki hiçbir yerde yaşayamıyoruz! Bu, eğer Yahudi iseniz, daha önümüzdeki yıllarda öğreneceğimiz bir şey, İsrailli bile değil Yahudi iseniz istediğiniz hiçbir yere gidip orada yaşayamayacaksınız, tüm girişler çıkışlar siz daha oraya varmadan kapanacak. Size verilen bir yer oldu diyelim, bunun için teşekkür ederek memnuniyetle bedelini ödeyeceksiniz!

Konuk: Şimdi, bu noktada tasvir ettiğiniz endişe verici olan asıl senaryo, peki Avrupa ve İsrail’in geleceğini değiştirebilecek, farklı bir senaryo mümkün olabilir mi?

Dr. Laitman: Sadece İsrail’in değişmesi şartıyla. Ancak Yahudiler değişirse bu gerçeği değiştirebilirler, yok değişmezlerse bu gerçeklik devam eder, yani değişmezlerse, iyi kolay bir yolla değil, zor bir yoldan öğrenecekleri şekilde bir gerçeklik devam edecek, büyük ıstıraplar, üçüncü, dördüncü dünya savaşları, çok şiddetli darbeler vb.

Konuk: Sizin bakış açınızla, Avrupa’ya, dünya haritası üzerindeki yerine baktığınızda, orada olanlar; bir şekilde dünyanın geri kalanını etkiliyor mu?

Dr. Laitman: Hem evet hem hayır! Avrupa hala, benzetme yapmam gerekirse, güçlü bir ateşte pişirilen bir tencere gibi, diğer yerlerde ise olaylar daha sade bir şekilde oluyor. Avustralya’da, Yeni Zelanda’da bunlar yok! Güney Amerika’da henüz gelişmiş değil! Çin, Hindistan vs. Hala nispeten uykudalar! Arap ülkeleri onları hesaba katmıyordu, çünkü onlar için her şey zaten belli, her şey dikkatle inceleniyor.

Konuk: Çünkü İsrail ile Avrupa arasındaki ilişkiyi incelersek, Avrupa değil artık!

Dr. Laitman: Avrupa değil, modern İslam! Çok güçlü, çok akıllı ve şunu söyleyebilirim iki bin yıldan fazladır süren uykusundan uyandı ve Avrupa’yı işgal ediyor, fethediyor çünkü orada iyi bir yaşam için her şey hazır, her şey düzenlenmiş, onlara kalan tek şey gelip almak. Daha fazlası da var, Avrupalılardan bunu nasıl yapacaklarını çok çabuk öğreniyorlar, ayrıca Avrupa’yı güç kullanmadan, baskı yapmadan, bu tür istilalarla, üniversiteler aracılığıyla, farklı yollarla ele geçirmenin akıllıca bir sistemini de inşa ettiler.

Konuk: Sessiz bir fetih.

Dr. Laitman: Evet! Avrupalıları öldürmek zorunda değiller, öldürebilirler ama öldürmüyorlar çünkü o zaman kim çalışacak?

Konuk: Önceki programlarımızdan birinde Avrupa’nın belirli bir dönemde Yahudilere karşı olan tutumunu boğazda sıkışmış bir kemiğe karşı gibiydi şeklinde açıklamıştınız. İşlerini bitirdiler, Avrupa zaten ilerliyor, Yahudilere ihtiyacımız yok, onları dışarı atabiliriz dediler ve o noktadan itibaren nefret etmeye başladılar. Bu yaklaşık yüz yıl önceydi!

Dr. Laitman: Evet!

Konuk: Şu anda Müslüman Avrupa tarafından İsrail’e karşı ne tür bir nefret besleniyor? Bunun rasyonel olarak İsrail politikaları yüzünden olduğunu söyleyenler var ve…

Dr. Laitman: Hayır, hayır, hayır, … alakasız! Buralardan gitsek bile, insanoğlunun her şey için suçlayacak, bağıracak birine ihtiyacı olduğu açıktır! Bugün anti-Semitizm ve anti-İsrailizm varmış gibi görünüyor olsa da, bunun İsrail devletinin varlığıyla hiçbir ilgisi yoktur. Ayrıca anti-Semitizm hakkında konuşmak hiç kibar değil, bu nasıl mümkün olabilir? Ayrıca Araplar: “biz anti-Semitist değiliz, biz anti-İsrailiz” diyor, bu yüzden tüm dünya bu yeni anti-İsrailizm tanımını kullanıyor, fakat bunun İsrail devleti ile bir ilgisi olmadığı çok açık, kimsenin bu bir parça toprağa ihtiyacı yok. Yani, tabii ki alırlar, ama mücadelenin asıl konusu bu değil! Örneğin Arap dünyasının nasıl yandığını görüyoruz, sürekli patlamalar oluyor. Başka bir şekilde olamazlar, bu onlar için normal yaşamın bir parçası olarak kabul edilir. Yahudiler ise; işlerin sessiz, güvenli ve açık olmasını ve bugün, yarın için iyi bir kazançları olsun, bunu istiyorlar. Gerçekten de İslam’ın talep ettiği bu değil; İslam bir insanı sakin olacağı bir şekilde konumlandırmaz. Köylerinde neler olduğuna, birbirlerini nasıl öldürdüklerine bir bakın! Birbirlerinden, Yahudilerden nefret ettiklerinden daha çok nefret ediyorlar. İlahi takdir bu şekilde

Konuk: Peki, orada ne umut var?

Dr. Laitman: Umut açık! Tek umudumuz Yahudi halkının şunu anlaması, birbirlerine yanlış davrandıkları için tüm dünyada bu nefret dalgalarını yaratıyorlar. Bu nedenle, Yahudiler birbirleriyle bağlantı kurup, iyi ve güzel bir şekilde birlikte olmayı öğrenene kadar, dünyadaki nefret azalmayacak ve bu nefret dalgalarını sürekli almaya devam edecek, alacağız ve gelecekte soykırım esnasındakinden daha kötü bir duruma ulaşacağız. Olaylar bu yönde ilerliyor.

Oren Levi: Peki, umut nedir?

Dr. Laitman: Tek umut, Yahudi halkının kaderlerini anlamasıdır. Yapmaları gereken Tora’da söylendiği gibi birbirlerine yardım etmeleri gerektiğini, tüm İsrail’in arkadaş olduğunu anlamak ve buradan dostunu kendisi gibi sevmeye gelmek. Sonra yapmaları gereken bir diğer şey de tüm dünyayı bir arada sevmek ama biz önce kendimizle başlayalım, kendimiz dışında diğer bir başkasını sevme noktasına ulaşmak zorundayız. Yani, başkalarının sevgisine ulaşmak için kendi doğamı düzeltmeliyim, çünkü doğdum ve kendi doğamın eğilimi doğrultusunda, doğal olarak başkalarından nefret edecek bir şekilde geliştim. Biz sadece kendimizi göz önünde bulundurur, diğerini kullanmak isteriz, burada ise tam tersini yapmak zorundayım, karşımdakine o kadar çok bağlandığım bir duruma ulaşmam gerekiyor ki, ona fayda sağlamak için kendimi kullanıyorum. Buna sevgi denir!

Böylece, Tora’nın bizden talep ettiği şeye ulaşmak; başkasını kendin gibi sev! Tora’nın en büyük kuralı budur. Yani, bu olmadan ilerlemek imkânsızdır ve bunu İsrail’de, herhangi bir etnik grup arasında, toplumdaki herhangi bir dalda görmüyorum ne dindarların ne de laiklerin hiçbiri ne İsrail sevgisinden ne de başkalarını sevmekten bahsetmiyor.

Oren Levi: Diyelim ki burada, Yahudi halkı arasında sevgi olacak. Bu Avrupa’yı nasıl etkileyecek?

Dr. Laitman: Hemen etkileyecek, çünkü tüm insanlık tek bir mekanizma içinde ve eğer İsrail halkı, Yahudi halkı hedefini ulusun tüm parçaları arasında bağlantı kurmak, tek bir adam ve bir kalp olmak olarak belirlerse bu diğer tüm ulusları etkileyecek, çünkü biz tüm milletlerin temeliyiz, özüyüz!

Yani, biz bunu başardığımızda, dünyanın geri kalanı da aynı eğilime sahip olacak, bunu yapmaya istekli olacak!

Oren Levi: Avrupa üniversitelerinde ne hakkında konuşacaklar?

Dr. Laitman: Ne hakkında mı konuşacaklar? Ne çalışacak, öğrenecek, konuşacaklar? Hemen şimdiye kadar konuşulanın tam tersi hakkında konuşmak istediklerini hissedecekler, İsrail lehine.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Bunun gerçekten doğanın derinliklerinden gelen bir şey olduğunu hissedecekler, binlerce yıldır Yahudileri insanlık için bir şey yapmamakla suçladılar ama şimdi onların tüm insanlar için önemli olan bir şey yapmaya başladığını görecekler. İşte o zaman bize karşı coşku ile davranacaklar. Her zaman beklediğimiz buydu yalnızca bunu onlardan nasıl alabileceğimizi bilmiyorduk. Şimdi onlar, kendileri bunu geliştirmek, bu coşkuyu bize olabildiğince vermek istiyorlar.

Konuk: Yahudi halkının kendi aralarında bu şekilde bir bağ kurması Avrupa’yı nasıl etkileyecek?

Dr. Laitman: Aramızda kurduğumuz bu bağ ile din veya milliyetlerine bakılmaksızın diğer tüm herkesin bağ kurmasına neden olacağız. İnsanlar birleşmeye, bir olmaya başlayacak!

Oren Levi: Avrupalılar ve Müslüman göçmenler arasındaki ilişki nasıl olacak?

Dr. Laitman: Normal bir ilişki! Kimsenin bir diğerinin önünde durmadığı bir ilişki olacak. Tüm dünyada sınırlar iptal edilinceye, Trump ünlü duvarını iptal edene kadar.

Konuk: İslamlaştırma süreci devam edecek mi?

Dr. Laitman: Hayır. Farklı bir din, sevginin tüm günahları örttüğü aramızdaki bağın esas olduğu bir din olacak. Gerçek din bu! Aynı zamanda daha henüz keşfetmemiş olduğumuz, keşfetmemiz gereken gerçek Yahudilik de bu.

Oren Levi: Yani, tüm nesiller boyunca olduğu gibi, dinlerde var olan şiddet güdüsü, nesiller boyu dini savaşlarımızda olduğu gibi. Dinler, birbirlerini nasıl anlayabileceklerini mi kavrayacaklar ya da ne?

Dr. Laitman: Evet. Tüm dinler, bir dine ulaşmak için, birbirlerine yardım edecek!

Konuk: Yaratıcıyı, doğayı anlamak, İslam yayılmaya devam etse bile…

Dr. Laitman: Sorun değil, çünkü şiddet ortadan kalktığı an itibarı ile herkes, herkesin arasındaki bu bir diğerine duyulan sevgi noktasında denge bulacak ve bu noktada Baal HaSulam’ın yazdığı tüm dinler kalabilir, çünkü dinler insanları ayırmayan bir kulüp gibi kalacaktır. Yani, bir kiliseye gidebilirsin! Çünkü o zaman bunun, Yaradan’ın ona dönebilsinler diye farklı uluslara verdiği belli bir ifade olduğunu anlayacağız.

Bunu oldukça detaylandırmak gerekir, fakat işin özü hiçbir dinin özünde nefret olmamasıdır! Nefret daha sonra gelişti, çünkü Yahudi halkı tutmak zorunda olduğunu tutamadı.

Oren Levi: Öyleyse özetlemek gerekirse, bahsettiğiniz umut, İsrail’deyseniz, nasıl ifade etmiştiniz, aramızdaki tüm farklılıklara rağmen bir bağ kurma ve yakınlaşma sürecine başlayacağız, bu, Avrupa dâhil tüm dünyada dalgalar gibi yayılacak ve biz göçmenler ve Avrupalılar arasında bulunan tüm çatışmaları bile sakinleştireceğiz.

Dr. Laitman: Herkes sakin ve mutlu olacak!

Oren Levi: İyimser misiniz, Dr. Laitman?

Dr. Laitman: Elbette! Bu yüzden yaşıyorum ve buna yönelik davranıyorum.

Oren Levi: Size en iyi dileklerimizi sunuyoruz, çok teşekkür ederiz! Bizimle olduğunuz için teşekkürler, bir daha görüşünceye kadar hoşçakalın!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,288