e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Üst Dünyaların Yapısı > 6- Partzufim’in (Partzuflar’ın) Doğuşu

6- Partzufim’in (Partzuflar’ın) Doğuşu

Dördüncü aşama doğup tüm ışığı aldığında “Sonsuzluğun (Eyn Sof) Malhut’ (Krallığı)” denir. Buraya Malhut denir çünkü buraya alma arzusu hüküm etmektedir. Eyn Sof (“Sonu Olmayan”) denmesinin sebebi de hiç bir kısıtlama olmadan almasından kaynaklanır, ışığı alışında bir son olmamasından.

Malhut yaratılan tek varlıktır. İçinde bulunduğu tüm diğer hallere “Olamot” (Dünyalar) denir, bu kelime “Halama” kelimesinden türetilmiştir ve İbranice’de gizli anlamındadır. Malhut’un içinde bulunduğu tüm koşul ve haller ışığın Malhut’a gizli olarak Yaradan’dan gelmesinden kaynaklanır. Malhut’un kendisi ışığı gizlemektedir ve perdesi zayıf olduğundan az bir miktar ışık alır.

Dördüncü safha ışığı alır almaz ışığın Yaradan’dan geldiğini hisseder, Yaradan’ı hissetmesiyle kendisinin aldığını hisseder. Bu koşuldan Malhut çok büyük bir hüzün hisseder ve bir daha asla alıcı konumuna gelmek istemez. Ve içinde bulunduğu hal özgür irade ve arzudan kaynaklandığından gelecekteki koşulları da içerir, dolayısıylaMalhut gelecekte kendi için bir miktar ışık almak istese bile bunu yapmakta başarılı olamaz çünkü daha önce aldığı karar tüm Malhut’a hüküm eder.

Gelecekte Malhut değişik birçok ek kararları olacak ve her defasında aldığı karar o an ve sonrası halleri kapsayabilir daha önceki koşulları bu karar etkilemez. Bunun nedeni seviyelerin yukarıdan aşağı doğru inmesindendir “mükemmelden daha az mükemmele doğru.” Dolayısıyla her yeni karar o seviyenin zayıflığından kaynaklanır ve bu yüzden her karar ek bir kısıtlamadır. Her karar gücü en sınırlı olan şey üzerinde etki eder daha yüksek olan konumları değil, yani daha bütün halleri etkilemez.

Malhut’un alıcı olmama kararı aldığı koşulları içeren Olam Eyn Sof’da (Sonu Olmayan Dünya) kendisinden ışığın tümünü boşaltır ve boş kalır, bu duruma “Olam Tsimtsum” (Sınırlama Dünyası) denir. Işık Malhut’un talebine uymak zorundadır, zira Yaratan’ın arzusu yaratılanlara mutluluk vermektir. Dolayısıyla manevi boyutta hiç bir zorlama yoktur. Ve eğer bizim dünyamızda da zorlama görürsek bu ilahi taktir tarafından gelmemektedir!

İlk sınırlamadan sonra kısıtlanan Malhut’tan geriye Reşimot (izlenimler- hatıralar) kalır:

1. Orada var olan ışıktan alınan mutluluk.

2. Hissettiği hüzün ve bu hüzün ışığı reddetmesine neden oldu.

İlk kısıtlamadan sonra ışık tekrar Malhut’a geri döner, tekrar onu doldurmak istemektedir, zira Yaradan’ın yaratılanlara mutluluk verme arzusu sabittir. Ve sadece bu düşünce yaratılışın tüm safhalarında işler “bizlere olanlar iyiliğimiz için değilmiş gibi gelse de.”

Malhut, Partsuf’un Roş’una (Baş ya da başlangıç noktasına) yükselir, Yaradan’ın niyetini hisseder, tıpkı misafir ve ev sahibi örneğindeki gibi. Malhut eğer Yaradan’dan bir şey almazsa O’nun kendisine verdiği şekilde Yaradan’a bir şey vermediğini görür. Tüm bunlardan Malhut bir karar verir, sadece Yaradan’a fayda sağlamak için Yaradan’ın kendisine vermek istediğini almaya karar verir.

Malhut Reşimot’un yardımıyla tam olarak kesin bir hesap yapabilir: Kendisini mutlulukla dolmuş hissinin Reşimot’u, buna “Hitlabşut’un Reşimot’u” denir (ışığın kendisini giydirdiği kıyafetin izlenimi), şimdi sahip olduğu perdeyle ışığın girdiği kıyafetin Reşimot’unu karşılaştırır. Bu durumdan bir karara varır: Ne kadar mutluluk duyabilme hakkına sahip ki, aldığı zevk sadece Yaradan’ı mutlu edebilsin.

Yukarıdaki ışığı ne kadar alacağına dair verdiği karardan sonra, Malhut önündeki ışıktan o miktar kadar Roş’una alır. Bu ışığa “Taamim” (Tatlar) denir. Aldığı ışığın miktarı Partsuf’un Guf’una (Partsuf’un bedeni) girişi sona erdikten sonra, ışığı alan perde ışığın “Toh’da” (Partsuf’un iç kısmı) yayılmasını durdurur. Perde ışığın devam etmesine izin vermez zira Malhut kendi zevki için olmadan alabileceği maksimum ışığın ne kadar olduğuna karar vermişti. Ve eğer daha fazla alırsa sadece kendisi, kişisel zevki için olmuş olur.

Dolayısıyla perdenin durduğu yerde ve daha fazla almadığında, Malhut tekrar ışık tarafından ışığı alması için baskı hisseder. Bu seviyeye “Tabur” (göbek) denir. EğerMalhut daha fazla ışık alırsa, bu sadece kendi zevki için olur. Dolaysıyla ışığın hepsini durdurmaktan başka seçeneği yoktur. Tüm kararlar her zaman Partsuf’unRoş’unda olur, sonradan bedende harekete geçer, dolayısıyla bu noktada: Roş’da ışığı almama kararından sonra, perde Tabur’dan Pe’ye (ağız) yükselir ve ışığı Guf’dan dışarı atar.

Perde Pe’ye şunlarla gelir:

1. Partsuf’u dolduran ışığın Reşimot’uyla.

2. İçinde bulunan perdenin gücünü bundan sonra kullanmama kararıyla.

Partsuf’un Roş’unda ışıkla karşılaşmasından sonra perdede tekrar Yaradan’a ihsan etmek niyetiyle ışığı alma arzusu uyanır. Dolayısıyla Eyn Sof’un Malhut’unda yeni birReşimo belirir. Bu Reşimo ve bir önceki Partsuf’da ki iç ışıktaki (Or Pinimi) Reşimo’da Masah çiftleşme (Zivug) oluşturur ve yeni Partsuf’u doğurur.

Her Partsuf’da 2 perde vardır:

1. İlki Pe’de sabittir ve kendisine gelip Partsuf’un Toh’unu doldurmak isteyen tüm ışığı geri çevirmek içindir. Bu perde ışığı geri çevirir ve bu şekilde ilk kısıtlamanın gerekliliğini yerine getirir.

2. Malhut, Yaradan’ın rızası ve O’na fayda sağlamak için alacağından emin olduktan sonra, ikinci perde devreye girer, “Masah HaMekabel” (alan perde) ve: Işığın ne kadarını ihsan etmek için alabileceğini tartar.

Karardan sonra, Masah Hamekabel (Guf’un perdesi) ışığı almaya başlar, Pe’den aşağı doğru inmeye başlar, ışık Partsuf’un Toh’una girer. Partsuf’un Toh’unda ki ışığın miktarı Roş’un Partsuf için verdiği kararın miktarına ulaşınca, Guf’a inen Masah almayı durdurur. Bunun nedeni Guf’da ki perdenin her zaman sadece Roş’da ki perdenin verdiği kararı uygulamasındandır.

Guf’un perdesi tekrar Pe’ye döndüğü zaman, daha önce içerisinde olan ışığın izlenimi dâhil olarak döner. Ve tekrar Pe’de ki Masah’a dâhil olduğunda, tekrar Partsuf’unRoş’un da bulunan üst ışığın aldığı hazzı hisseder. Bu durumdan alma arzusu uyanır. Kendi üzerinde, Yaradan’ın kendisi için hazırladığı zevkleri alması için baskı hisseder, “Veren” olduğunu ve yaratılanın almasını istediğini hisseder.

Malhut kısıtlamadan sonra ne kadar alacağına dair bir hesap yaptı, o kadar aldı, ışığın gerisini almayı kesti. İç ışığın Reşimo’su Pe’de bulunur. Şimdi bu Reşimo’nun yardımıyla Malhut bir sonraki sefer ne kadar ışık alacağına karar verir. Zira Tabur’dayken dördüncü seviyenin bayağılığında almayı durdurma kararı verdi ve bu yüzden bu seviyenin bayağılığını hissetmemekte, sadece üçüncü seviyenin bayağılığını hissetmekte.

Dolayısıyla daha önce içinde olan ışığın Reşimo’suyla ve üçüncü seviyenin bayağılığıyla Yaradan’dan, Yaradan’a ihsan formuyla ne kadar ışık alacağına karar verir. Bu hesaplama Roş’un perdesinde yapılır, ancak bayağılık seviyesi öncekinden daha az olduğundan, perde şimdi Pe’de değil ama Partsuf’un “Haze”’inde (göğüs) yer alır. Bunun nedeni Haze’nin Pe’de nazaran, Guf’un üçüncü derece bayağılık seviyesinde olmasındandır; Pe – Aviut (bayağılık) 4, Haze – Aviut 3, Tabur – Aviut 2, Yesod –Aviut 1 ve Partsuf’un sonu – Aviut 0.

Dolayısıyla Masah Tabur’dan Pe’ye yükseldikten sonra yeni bir Zivug yapmak için istek duyar ve Haze’sine iner ve orada ne kadar alacağına karar verir. Bu hesaplama ikinci Partsuf’un Roş’unu doğurur.

Kararına açıklık getirdikten sonra, perde Pe’den aşağıya doğru ışığı almaya karar verdiği yere iner. Burası ikinci Partsuf’un Tabur’u olacak. Boş kalan tüm kaplarTabur’dan Partsuf’un sonuna kadar olan yerde bulunur. İkinci Partsuf’un sonu ve geriye kalan Partsufim, birinci Partsuf’un Tabur’u altında yer alamaz çünkü birinciPartsuf’dan sonra gelen Partsuf’ların hiç birisinde dördüncü dereceden Aviut’un perdesi yoktur.

İkinci Partsuf oluşup Roş’da alabileceği miktara karar verdiği zaman taburdaki perdede saran ışıkla iç ışık arasında “Bituş” (dövme, çarpma, vuruş) oldu. Burada da, perde Tabur’da kalamayacağını anlar, zira daha fazla alabilmesi için yeterli gücü yoktur ve eğer içinde bulunduğu koşulda kalmaya devam ederse yaratılışın amacına ulaşamaz.

Bu yüzden Masah kendisini arındırmak ve Pe’ye yükselip ışığı Guf’dan reddederek kendisini arındırmak istedi. Burada da aynı şekilde perdede bir izlenim kalır. Bu daha önce Partsuf’u dolduran ışığın anısı. Pe’ye geldiğinde Pe’de ki Masah’a dâhil olur ve tekrar Yaradan’ın rızası için ışığı alma arzusu uyanır, Malhut’un genelinde var olan bir Reşimo uyanır. 2. dereceden Aviut’un Reşimo’su. Reşimo öncekinden daha az olduğundan, Masah bu Reşimo’ya endeksli olarak ikinci Partsuf’un Haze’sine iner,Zivug yapar ve ışık alır.

Perdenin aldığı ışık miktarı üçüncü bir Partsuf oluşturur. Ek olarak bu Partsuf dışarı çıktıktan sonra, iç ve saran ışık arasındaki Bituş’dan dolayı arınır, perde Pe’ye yükselir, sonra Haze’sine iner ve birinci dereceden Aviuta sahip olan bir sonraki Partsuf’u doğurur. Benzer bir şekilde son Partsuf Aviut 0 derecesinde oluşur.

Or Yaşar: Direkt/Düz Işık. Or Hozer: Geri Yansıyan Işık. Or Makif: Saran Işık. Or Pinimi: İç Işık. Roş: Baş/ Kafa. Kli: Kap. Masah: Perde. Guf: Beden.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,279