e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

16. Mektup

1925, Varşova

Ruh eşime, mumu sonsuza kadar yansın,

Mektubunu dün aldım ve çok memnun oldum çünkü benim arzuladığım gibi yapmak istediğini gördüm. İlk sorunla ilgili olarak diyebilirim ki, sözlerin çok kafa karıştırıcı. Bu derin bir konu ve ben şu sıra çok meşgul olmama rağmen konuyla ilgili biraz çalıştım; muhtemelen bugünden sonra daha iyi anlayacaksın.

Baal Şem Tov adına daha önce söylediğim gibi, Mitzva (sevap) yerine getirmeden önce kişi asla İlahi Kaderi kişisel olarak almamalıdır. Tersine şunu söylemelidir, “Eğer ben kendim için değilsem, kim benim için?” Bu cümleden hareketle kişi tekrar düşünmeli ve inanmalıdır ki, Mitzva’yı yerine getirmesi “Benim gücüm ve benim elimin kudreti” ile değil, yalnızca önceden benimle ilgili böyle bir niyette olan Yaradan’ın gücüyle gerçekleşmiştir ve ben buna göre hareket ederim.

Dünyasal konularda da bu böyledir çünkü maneviyat ve maddesellik birbirine denktir. Dolayısıyla, kişi günlük ekmeğini çıkarmadan önce düşüncelerini kişisellikten çıkarmalı ve şöyle demelidir, “Eğer ben kendim için değilsem, kim benim için?” Bununla beraber diğerlerinin yaptığı gibi ekmeğini kazanmak için maddesellikteki tüm taktikleri yerine getirmelidir.

Fakat akşam olup da kazancıyla eve döndüğünde, asla bu kazancı kendi nitelikleri nedeniyle elde ettiğini düşünmemeli tersine bütün bir gün evinin bodrumunda oturmuş olsaydı bile, Yaradan bunu önceden onun için tasarladığı için ekmeğini kazandığını ve bunun böyle olması gerektiğini anlamalıdır.

Yüzeyde meseleler bunun tersi gibi görünse ve mantıksız gelse de, kitaplardan ve yazarlarından öğrendiğimize göre kişi inanmalıdır ki, Yaradan Kendi yasası içinde bunu onun için kararlaştırmıştır.

Bu HaVaYah Elohim birleşmesinin anlamıdır. HaVaYaH demek, Yaradan’ın her şey olduğu ve maddesel hiçbir şeyin yardımına ihtiyaç duymadığı İlahi Kader demektir. Gematria’da Elohim, insanın maddesel cennet ve yeryüzü sistemi içinde O’nun tasarladığı doğaya göre hareket ettiği ve bu yasaları diğer dünyasal varlıklar gibi yerine getirdiği HaTeva’dır (Doğa). Ama yine de, kişi HaVaYaH’a, yani İlahi Kadere inanır.

Bu inançla onları birbiriyle birleştirir ve “onlar elinde bir gibi olur”, bu nedenle Yaradan’a büyük bir memnuniyet verir ve tüm dünyalara ışık getirir.

Üç muhakemenin—emirler, günah ve izin— anlamı budur. Emirler kutsallık, günah Sitra Ahra’nın yeridir, izin ise ne emir ne de günahtır. Daha ziyade kutsallığın ve Sitra Ahra’nın üzerinde savaştığı yerdir.

Kişi izni olanları yerine getirip, onları kutsallığa atfetmediğinde, tüm bu yer Sitra Ahra’nın hükmü altına girer. Kişi güçlendikçe ve elinden geldiğince birleşmeyi sağlamak için izni olanları kendine bağlandıkça, bu izni kutsallığın hükmü altına sokar.

Bu nedenle, atalarımızın şu dediğini yorumladım, “Öyle anlaşılıyor ki, hekime şifa izni verilmiştir.” Bu demektir ki, şifa kesinlikle Yaradan’ın elinde olmasına ve insana ait taktikler O’nu Yerinden kıpırdatmamasına rağmen, bu yerin kutsallık ve günah arasındaki yer olduğunu ve buna izin verildiğini bilmesini sağlamak için kutsal Tora bizi “ve onun tamamıyla iyileşmesine sebep olacak” sözüyle bilgilendirir.

Öyle anlaşılıyor ki, biz kendimiz bu “izni” kutsallıkta fethetmeye mecburuz. Fakat bu nasıl olacak? Kişi doktora gittiğinde ve doktor ona binlerce defa kullanılmış ve test edilmiş ilacı verdiğinde iyileşiyorsa, inanmalıdır ki hayatı önceden tamamen kararlaştırılmış olduğundan, doktor olmasa da Yaradan onu iyileştirecekti. Bu nedenle, Yaradan’a şükreder ve böyle yaparak, izin verilenleri kutsallığın hükmü altında fetheder.

İznin” bütün meselelerinde bu böyledir. Bununla kutsallığın sınırlarını öyle genişletir ki, birdenbire kendini ve tüm varlığını kutsallıkta yaşarken görür. Aslında kutsallığın sınırları o kadar genişler ki, ulaşması gereken yere ulaşır.

Yukarıda söylenenleri sana pek çok kez açıkladım çünkü bu konu İlahi Kader ile ilgili net bir algısı olmayan pek çok insan için bir engeldir, “bir köle efendisi olmayan bir yaşamda kendini rahat hisseder.” Kişi çalışma yapmak yerine daha fazla güvenmek ve inancından kaynaklanan soruları daha fazla uyandırmak ve doğaüstü kanıtlar elde etmek ister.

Bu nedenle, daha önce açıkladığım gibi, Adam HaRişon’un günahından bu yana Yaradan bu günah için HaVaYaH ve Elohim birleşmesi formunda bir ıslah planladığı için günahlar cezalandırılır ve ölüme mahkûm edilir.

Alnının teriyle ekmek yiyeceksin” sözünün anlamı budur. İnsan doğası gereği kişi elde ettiklerini kendi çabasıyla elde ettiğinden, ona bunun Yaradan’ın bir hediyesi olduğunu söylemek çok zordur. Bu nedenle İlahi Kadere tam olarak inandığını göstermek için çalışmaya gelir ve çalışması olmasa bile buna ulaşabileceği hükmüne varır. Bu yolla günahı hafifletilir.

Dolayısıyla, sen bunu bilip, Doğa’nın Yaradan’ın bir koşulu olduğunu anladığında, neden “aşmak için geldi” koşulunu “aşmak için gelecek” yararına zaman zaman bozduğun için bir kez daha düzeltmiyorsun? Yaradan’ın gerekliliklerini bozan kişi kesinlikle başarısız olacaktır çünkü HaVaYaH ve Elohim’i birleştirmemiştir ve “‘Ben günah işleyecek ve tövbe edeceğim’ diyen kişinin tövbe etmesine izin verilmez.”

Ayrıca, uygulanabilir eylemler varken, neden deneysel olsun? Senin İlahi Kaderi kanıtlamaya gerek olmadığını düşünmeye nasıl geldiğini anlıyorum, bununla ilgili olarak seni pek çok defa uyarmıştım.

Bedeni sürdürmenin pişmanlığı cümlesiyle ilgili yazdıkların kesinlikle olması gereken bir şey. Eğer gün içerisinde ve daima güçlü bir insansan, irdeleme sırasında hiç leke bulmazsın. Bu demektir ki, sen de bu çalışmanın tamamlanmasına biraz yardım etmişsin.

Kıskançlık, kibir gibi hislerde olduğu gibi, öfke sırasında da bu aşağı yukarı böyledir. Tüm bu lekeler, sahip olduğum niteliklerin gücü ve elimin kudretinden dolayı olduğu fikrinden gelir. Ancak iyi eğilimi kötü eğilimin üzerine getiremediği ve ihmalkarlık nedeniyle “Eğer ben kendim için değilsem, kim benim için” diyemediği için çalışmada düşmekten kaçınmak, büyük ustalık gerektirir tıpkı şöyle yazdığı gibi, “Ve aptal kendinden emindir ve övünür.” Ancak, Baal Şem Tov adına yazığım gibi, yukarda olan her şey sabit, değiştirilemez ve ebedi yasalardır.

O’nun düşüncelerinin bizim düşüncelerimiz olmadığını anlamak zorundayız. Yaradan söz konusu olduğunda realitede zıtlık yoktur; bu sadece bizim beş duyumuzun algısıdır.

Ayrıca anlamalıyız ki, bütün harfler ve onların kombinasyonları bizim tarafımızdan oluşturulmuştur, oysa üst olanın içinde dünyadaki her düzeni çevreleyen iki form vardır—memnuniyet ve kızgınlık. Memnuniyet huzuru ve onun tüm hazzını içerirken, kızgınlık eylemin tüm gücünü içerir. Her, ama her an, yaratılışın yenilenmesidir ve bu “Işığı Yapan ve karanlığı yaratan” sözünün anlamıdır.

Yehuda Leib

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,273