e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

42. Mektup

1927, Londra

Saygıdeğer …, mumu sonsuza kadar yansın

Şu sözlerle kalbimi sana açıyorum: Dostların yaklaşan eve dönüşümün özlemi içinde olmadıklarına çok şaşırdım. Fakat her şeye rağmen aralarında en iyinin sen olduğunu düşünüyorum çünkü bana yazmıyorsun, böylece diğerlerinden daha fazla yüz-yüze konuşma ihtiyacı içindesin. Beni onlardan daha fazla özlediğini düşünüyorum bu yüzden sana yazıyor ve kendimi iyi hissediyorum.

Ama öte yandan benimle beraber olduğun günlerde elde ettiğin kazanımlara bakalım. Kimin suçlanacağı çok net olmasa da, umudum azalıyor ve üstesinden gelmek güç gerektiriyor.

Hatanın asla benim değil, bilgi eksikliği ya da inanç zayıflığına bağlı olarak yalnızca senin olduğunu bilmem haricinde sana bunda yardım edemem. Bu nedenle dualarım sana yardım edemez çünkü bunu hala nasıl yerine getireceğini bilmiyorsun.

Dolayısıyla, üzerinde düşüneceğin ve seni daha iyi hissettirecek olan bir açıklama yapmama izin ver: Yaradan kişiden hoşnut olduğunda ve onu O’na tutunması için çağırdığında elbette kişi tüm kalbiyle buna hazır ve isteklidir; aksi takdirde O, onu O’nun yemeğine davet etmezdi. Eğer kişinin kalbindeki inanç yıkılmayacak kadar sağlamsa, bu çağrıyı anlar ve sonsuza kadar yerinin farkına varır. Sonra gelir, yemeği yer ve kralın yüzünü görür. Ve bu onda eksikliğe sebep olmaz ve inancı tam olur.

Atalarımız şöyle der, “Bilge öğrenciler de dâhil, Tanrı’dan korkun.” Bu söz gerçek birlik içinde olanları da kapsar, ne mutlu bunu böyle yaşayanlara.

Kelimelerin senin içindeki yansımasını kendin görebilirsin. Zamanı gelip de bağlanmaya uygun olduğunda evime gelmeni beklemekle zaman kaybetmeyecek ve ben sana geleceğim. Fiziksel olarak beni görmesen de sevgimi ve kutsallığın yüceliğini kalbinin derinliklerinde hissedeceksin.

Sonrasında sana kalan acele edip beni sevgiyle karşılaman. Çok isteyen karşılığını alır ve görevini yerine getirir. Sen de öyle yaptın, sevgi hissini, yüceliği ve coşkuyu evinden, tepeye kadar bana tutkuyla gönderdin.

Fakat tepeye tırmanıp beni karşıladığında coşku ve sevgi azalmaya başladı. Bu bana olan inanç eksikliği nedeniyle oldu, senin bana olduğu kadar, benim sana olan içten sevgim tıpkı suyun yansıması gibi. Bu seninle benim aramdaki ilk çatlak oldu çünkü bu düşünceyle benden hemen ayrıldın ve o ölçüde uzaklaştın.

Aslında manevi şeylerin doğası budur—meseleler şimşek hızında örülür ve gebelik ve doğum yaklaşır. Dolayısıyla, için korkuyla dolduğunda, “Hemen bir saman doğurursun.” Bu demektir ki, benimle ilgili abartılı hoş ve güzel düşüncelerinden şüphe duyup, sonra “elbette öyle değil.” dersin. Bu nedenle senden ayrıldım ve tüm çalışmamı ve çabamı daha iyi bir zaman için sakladım.

Doğru zamanda sana önceki gibi döndüm ve sen de önceki eylemlerini tekrarlayarak bana döndün. Bununla ilgili benden dostuyla konuşan biri gibi daha açık sözler duymayı istedin. Fakat ben bunda iyi değilim, şöyle yazdığı gibi, “Ben konuşmada ve dilde yavaş olduğum için.” Dil ve kulaklarınla beraber dünyevi bedenini maneviyat derecesine kurban etmedikçe, sen de bunu gelecekte umut etmemelisin.

Fakat bunu anlayamazsın çünkü gizli olanın algısına sahip değilsin. Fakat ben, tüm bana izin verileni kesinlikle esirgemem, tıpkı “buzağının yemek istediğinden daha fazla…”

İzin ver yukarıda bahsettiğim konuyla ilgili bir hikâye anlatayım: Bir adam yolda giderken çok güzel bir bahçe görmüş. Bahçede yürüyen kralın ona seslendiğini duymuş. Heyecan içinde bir adımda çiti atlamış ve bahçeye girmiş. Heyecanı ve telaşı nedeniyle kralın onun önünde yürüdüğünü hissetmemiş, oysa kral hemen onun arkasındaymış.

Adam bir taraftan yürürken bir taraftan da kendini kralla karşılaşmaya hazırlayıp krala teşekkür ve şükrediyormuş. Kralın onun yakınında olduğunu hiç fark etmemiş.

Birdenbire yüzünü çevirmiş ve kralı hemen yanı başında görmüş. Doğal olarak, neşeyle dolmuş. Yapabildiği kadar yücelterek ve onurlandırarak kralı izlemeye başlamış, kral onun önünde, o kralın arkasında yürümeye devam etmişler.

Yürüyüp kapıya yaklaşmışlar. Adam kapıdan çıkıp önceki yerine dönerken, kral bahçede kalıp kapıyı kilitlemiş. Adam oradan ayrıldığını ve kralın onunla beraber olmadığını anladığında, çıktığı kapıyı aramaya başlamış. Oysa artık böyle bir kapı yokmuş, sadece bahçeye ilk girdiğinde kralın onun arkasında onun da kralın önünde yürüdüğü anın hissi kalmış.

Şimdi de böyle olmalı fakat bu büyük bir ustalık gerektirir. Bu hikâyeyi anla ve çalış çünkü bizim aramızdaki durum da aynı. Bir araya geldiğimizde geçmişe kıyasla içinde doğan soğukluğu hissettim, her şeye rağmen sanki sana olanlardan hiç haberim yokmuş, kalbinden bana doğru geliyormuşsun gibi bana bakmamak için yüzünü benden gizlemeliydin.

Bu “Ve onlar Tanrı’ya ve O’nun hizmetkârı Musa’ya inandılar” sözünün anlamıdır çünkü karşılığında “Musa yüzünü sakladı” ve o “Tanrı’nın imgesi onda durdu” ile ödüllendirildi. Bu demektir ki, sana olan duama inanır ve bendeki tüm övgü ve yüceltmeyi duyarsan, hiç şüphe yok ki sıcak yerine soğuk olmaktan utanacaksın. Ve eğer gerçekten utanır ve pişman olursan, Yaradan’ın merhametiyle ödüllendirilirsin ve sonra az veya çok heyecan sana geri döner ve sonsuza kadar sağlam bir direk gibi birlik içinde olmakla ödüllendirilirsin.

Yehuda Leib

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,113