e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Anochi (Ben) Kelimesindeki C Harfinin Anlamı

Dünyalarla kıyafetlenmiş Malhut’a, Ani (ben) denir. Malhut, her insanın “kendini” ayrı bir varlık olarak hissettiği bölünme Assiya’dan aşağıya iner ve genişleyerek tüm dünyayı kendi arzusu ve hazzı için fethetmek ister. Bu Assiya’daki kırılmadır, yani “Ben hükmedeceğim.” Buna Noga kabuğundaki iyi ve kötü, “yılanın derisi” denir.

Yaratılan varlıkta iki ruh vardır. Bunlar iki özle kıyafetlenir: “Yaşamsal ruh” ve “düşünsel ruh.” Biri Noga kabuğundan gelir, diğeri Tanrı’nın parçasıdır. Buna aynı zamanda “Her etin ruhu onun kanıdır,” denir ve bu yaşamsal ruhtur. Düşünsel ruh kalpteki noktadır (tıpkı “Ve kalbim uyandı,” sözündeki gibi). Yaşamsal ruh Noga kabuğundan uzandığından, ona sonsuzluğun zıttı “rastlantısal” denir. Tanrı’nın parçası olan kutsal ruha ise “sonsuz” denir.

PUTA TAPAN BEDENLERLE, İSRAİL BEDENLERİ ARASINDAKİ FARK

Şimdi şu yazılanı özümsemeliyiz: “Yukarıdan izin gelmediği sürece kişi parmağını bile kıpırdatmaz.” Ayrıca şöyle yazılıdır, “uluslar kovadaki bir damla gibidir ve terazinin tozu olarak kabul edilir.” Yaradan’da eylem olmadan düşünce ya da insanda amacı olmayan eylem olmadığı için ilahiliğin ve terazinin tozu ya da kovadaki damlanın aynı olmadığı açık olduğundan, bu ikisi bir arada nasıl idrak edilir?

Bu nedenle puta tapanlarla; İsrail bedenleri arasında farklılık vardır. Yaradan’ın hizmetkârının bedeni hususi olarak O’nun tarafından yargılanır. Bu sebeple beden başlangıcından beri hasarlı olmasına rağmen, yine de o Yaradan’ın düşüncesinde bir çalışma aracıdır. Fakat Yaradan’a hizmet etmeye uygun olmayan puta tapanların bedeninde hususi ilahilik yoktur. Bu tartıda et tartan birinin durumu gibidir: zamanla tartının üzerinde biraz toz olacağını aklıyla bilir fakat bunu dikkâte almaz ne için toza ihtiyacı olsun ki, onun kesinlikle bedene ihtiyacı yoktur!

Bir örnek vereyim: Biri basılmak üzere bir kutu harf satın alır ve onları kitap olarak basılması için matbaacıya götürür. Öyle görünür ki, işi yapan o olmasa da, tüm basım işlemi yazarın nezaretinde yerine getirilir.

Fakat hareketsiz harfler, niyeti asla bu olmadığından yazarın gözetiminde değildir çünkü yukarıyla ilgili tüm düşünceler boşluk ve hiçlikle değil sadece eylemle gerçekleşir. Ve ayrıca yazarın fazileti, matbaacı o olmadığı için doğal olarak hareketsiz harflerle azalmaz. Sadece matbaacının fazileti azalır çünkü o tembeldir ve O’nun ona verdiği hazırlık çalışmasından uzanan kutsamadan faydalanamaz.

Ders şudur ki, matbaacı iki formla —iyi ve kötü— Noga kabuğundan uzanan, yaşamsal ruhtur.

ANI (BEN) – ANOHI (YİNE BEN)

Eğer matbaacı ona iyi yollar sunan iyi komşuları kendine çekerse, “tütsüyle dolu on şekellik bir altın terazi kefesi” denilen yeni bir form edinir. Ani’nin ilksel formu, Anohi’nin yeni formu tarafından yutulur ve bu iyi eylemin ödülüdür. Bu sıradaki fazileti, yazarın (ev sahibi) faziletine ulaşır, tıpkı eğitimsiz bir matbaacının kitap basması gibi. Matbaacı zamanla kendi ihtiyaçlarına uygun kitapları okuyarak, öğrenir ve ev sahibi gibi kitaplar yazıp, kitaplarını diğer matbaacılara verir ve onların kazancını arttırır.

Fakat eğer matbaacı kötü bir çevre içindeyse ve kötü yolları takip edip, kalbindeki noktadan uzaklaşıyorsa, terazinin tozu gibi kaybolur gider.

DÜNYASAL FORM VE SONSUZ FORM

Bununla anlayabilirsiniz ki, matbaacı ve bir kutu harf dünyasaldır, sonsuz değildir ve yazar onları asla dikkâte almaz. Bu tıpkı bazı işleri yapması için birini kiralayan kişinin, onun görünümü ya da güzelliğiyle ilgilenmemesine benzer çünkü asıl konu bu değildir. Yazarın odaklandığı dünyasal nitelikler değildir, önemli olan kişinin gücü ve sadakatidir. Yazarın düşüncesinin odağı onun gizli ilmi ifşaya uygun nitelikleridir, her kim bu niteliklere sahipse, yazarın formunu kendi başına edinir ve onun kadar faziletli olur. Yaradan’ın manevi yeni bir yaratılış yaratma niyeti, dünyasal varlıkların kendi türlerini koruma arzusuna benzer.

Buna ruhu sonsuzluk için korumak ve matbaacının satın aldığı tek Khaf (İbrani harflerden biri) denir. Bu “yeni Anohi”dir, çünkü yazar gibi yeni bir form alır ve kendi başına iyi ve ebedi olan kutsanmış ve ışık dolu harf kombinasyonları yapar. Kombinasyonlar Hohma kapları olarak sonsuza kadar kalır ve onun Anohi’si olan tek Khaf’ı hazla, memnuniyetle ve bereketle doldurur.

Öyle görünüyor ki, matbaacının özgür seçimi olmadığından, kendi kitabını değil başkalarının kitabını basmaktadır. Ancak, bu formu çıkarıp atmak ve Anohi formunu giymekle ödüllendirildiğinde, Tanrı tarafından seçilen olur, şöyle yazdığı gibi, “Tıpkı oğlunun elini alıp, onu iyi olanın üzerine koyarak ona ‘Bunu kendin için seç,’ diyen biri gibi, ‘Dolayısıyla yaşamı seç.’”

Şu söyleyebiliriz ki, bilgisi eylem gerektirir ve eğer Ani’nin Anohi formuna dönüştüğünü bilirse, onu elde etmek ister. Eğer böyleyse, eylemlerinin ödülü nedir? Bu “Eğer bana zıt yürürsen, ben sana karşı öfkeyle dolarım.” Sözünün anlamı, elde edilen formun yeni bir manevi varlık olduğunu öğretmektir. Dünyasal formunu bırakan ve Yaradan için hazır olan matbaacı için Yaradan onun formunu çıkarmaya ve onu yeni, manevi bir formla donatmaya, onda yeni bir kalp ve yeni bir öz yaratmaya hazırdır.

Bu iyi kitaplar basan ve onlardan fayda sağlamaya odaklanan kişinin durumudur. Fakat doğuştan ona işlenmiş niteliklere ve onlardan aldığı hazza odaklanarak kötü kombinasyonlar yapan matbaacı, geçici, maddesel dünyaya tutunur. Ve dolayısıyla, “Ben, öfkeyle yanında yürüyeceğim.”

Bu nedenle bu sorunun maneviyatla bir ilgisi olmadığı sizin için açıktır çünkü onu maddesellikten ayırmak imkânsızdır. Örneğin eğer Yaradan Reuben’in bir oğlu olacağını bilseydi, Reuben’in erkek ve dişinin çiftleşmesi olmadan bir oğlu olurdu. Yaradan’ın yapacağın ve mecbur edildiğin her şeyi düşünmüş olması gibi bir şey kabul edilemez.

Özgür iradesi ve seçim şansı olmadığı için hırsa düşen matbaacının cezalandırılmayı hak-etmediğini söylememeyiz. Bu Yaradan’dan gelen cezalandırma değildir, daha ziyade bu dünyasal formunu çıkarıp, yeni manevi ve sonsuz formu edinmeyi istemeyen birini O, yaratmadığı içindir.

Bu bağlamda Cehennemdeki ruhların ıstırabını sormalıyız. Bu köküne dâhil olmayan kalpteki noktayla ilgilidir. Kişi kirliliğini maddesel dünyadan atmalıdır. Bu büyük bir kurtuluştur. Bu derin bir konudur ve Arvut’tur (karşılıklı sorumluluk).

SONSUZLUĞUN ÖZÜNDE ÇOKLUK YOKTUR

Ekmek için tohum eken biri yeri seçme konusunda titiz değildir fakat yer seçimi ve tohum arasındaki pozitif ilişki sebebiyle seçtiği herhangi bir yerden iyi ürün alır, kâr elde etmese ve yerin en küçük değeri olmasa bile bundan memnundur. Bu kişinin “Dünya benim için yaratıldı,” demesinin anlamı budur çünkü bütün dünya onu ödüllendirmektedir. Sonsuzluğun özünde çokluk olmadığı ve ruhların tüm formları tek ve benzersiz olduğundan, tüm dünya sadece bunu yerine getirmek için yaratılmıştır. Bu böyledir çünkü maneviyatta “parça” yoktur ve tüm eksiklik ve ıslah meselesi eski formu çıkarıp atmakla yerine getirilen yeni bir yaratılıştır. Bu Yaradan’ın gösterisidir, tıpkı “Kral insanların çokluğuyla yücelir.”

Bilin ki, Yaradan bir seferde bir ruhun kurtuluşundan daha fazla tüm dünyanın tek seferde genel kurtuluşunu ister. Bu böyledir çünkü tek seferde farklı insanlar ve bedenler yaratılmasına cennetin ve yeryüzünün “iki çiftleşmesi” denilir. Tek seferde iki insana “tek çiftleşme” denir ve ruh hiçbir ekleme ve çıkarma olmadan tamamen eşit olarak müştereken onlarındır, tıpkı aynı zaman, yaş ve aynı burçta doğanlar gibi.

Bu nedenle şu açıktır ki, 6000 yıllık yaratılışın temel amacı, bedenleri çoğaltmak değil, nesilleri ve zamanları çoğaltmaktır. Aksi takdirde 6000 yılın bedeni bir yılda yaratılmış olurdu. Dahası bilinir ki, bedenler yenilenir ve ilk gelenlerin konuşan seviyenin kökü olan “yaşamsal ruhu,” enkarne olarak tekrar geri gelir.

Dolayısıyla arzu ifşa olduğu sürece kişi kesinlikle hangi bedende bunu ifşa edeceğiyle ilgilenmez. Bu tıpkı kitap basıldığı sürece matbaacının yüzünün neye benzediğinin önemli olmamasına benzer. Fakat dünyada sayısız matbaacı kendi arzusunda kaybolmuş kovadaki damla, terazideki toz gibidir. Ancak, çalışmasını başaran matbaacıya ihtiyacımız var.

Çalışmayı üzerine alan bütünden ödülünü alır ve yüzünün gerekmediğini bilir, kalbi iyi olan Tanrı’ya bağış yükseltir ve ne kadar acele ederse o kadar iyi olur.

YARATILIŞ ESAS OLARAK YARATIMIN ÖLÜMSÜZLÜĞÜDÜR

Açıklama: Yaradan her şeye gücü yetendir, dolayısıyla yaratılan varlıklar hayvanlar gibi olmasına rağmen, yine de, arzusunu Yaradan’ın arzusu önünde iptal etmekle ödüllendirilenlere, O, yeni bir öz ve yeni bir kalp verir, onları O’nun çalışmasıyla taçlandırır, tıpkı “Ben’imle krallar saltanat sürer.” Bu devletin tüm yönetiminin kralın eline verilmesi gibidir. Bu “Ben’im dünyaları yarattığım gibi erdemli de dünyalar yaratır,” sözünün anlamıdır.

Bu böyledir çünkü ilk yaratılış Adam HaRişon Yaradan’a atfedildiğinden, Yaradan’ın yaratımı da Yaradan’a atfedilir. Fakat Adem’den bu yana yaratılış o neslin içindeki erdemlinin ellerine bırakılmıştır. Onlar arzuladıkları şekilde dünyaları yönetenlerdir ve “bir erdemli kelimelere döker ve Yaradan icra eder.”

Bilin ki, bu nedenle maddesellik ihtiyacının kaderi asla değişmez çünkü maneviyat maddesel sınırlarla sınırlı değildir ve maddesel realitenin üzerindedir. Ancak her şey erdemlinin inşa ettiği ve Yaradan’ın icra ettiği İlahi Kaderi izler. Diğerleri kovadaki damla ya da terazideki toz gibi olacaktır ve Doğa değersiz olanı dikkate almaz.

Yaşamsal ruh bozuk olarak kabul edilir, varlık değeri olmadan yok olmaya mahkûmdur. Buna “kirlilik” denir. Ancak, Tanrı’nın bir parçasını talep eden ruha “varlık” denir ve bu Ben’i sevenlere varlık vermek ve onların hazinelerini doldurmak” sözünün anlamıdır. Biz burada dünyasal ve sonunda yok olacak varlıklardan değil sadece bu varlıktan bahsedebiliriz. Yeryüzü ve cennet bir giysi gibi yıpranacak ve sadece Yaradan arzusu sonsuza kadar kalacaktır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,310