e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Kutsallıktaki İki Anlayış

Makale No. 15, 1987

Yukarıda Keduşa (kutsallık) vardır ve aşağıda Keduşa vardır. Şöyle yazıldığı gibi: ‘‘Kutsal olacaksınız.’’ Bu nedenle aşağıda Keduşa vardır, yani yaratılanlar kutsal olmalıdır. Daha sonra şöyle yazılmıştır: ‘‘Çünkü Ben Efendiniz, Tanrınız kutsalım.’’ Bu yukarıdaki Keduşa’dır.

Aşağıda Keduşa’nın olmasının nedeni budur. O, yukarıda kutsal olduğu için aşağıdakinin de kutsal olmasını ister. Bilgelerimiz şöyle demiştir (Torat Kohanim): ‘‘Kutsal olacaksınız; iffetli, temiz olacaksınız; çünkü Ben kutsalım.’’ Yani: ‘‘Kendinizi kutsarsanız Ben’i kutsamışsınız sayacağım.’’

Bunu anlamak zor gibi görünüyor, zira sanki yukarıda Keduşa olmadığını ima ediyor. Yine de Yaradan kutsal olmak istediği için: ‘‘Kendinizi kutsarsanız Ben’i kutsamışsınız sayacağım,’’ diyor. Bunu anlamalıyız. Kelimenin gerçek anlamı Yaradan kutsal olduğu için yaratılanların da kutsal olmasının gerektiğini söylüyor gibi görünüyor. Şöyle yazıldığı gibi: ‘‘Kutsal olacaksınız; çünkü Ben Efendiniz, Tanrınız kutsalım.’

Bilgelerimizin sözleri aşağıdakinin kutsal olması ve O’nu kutsamaları gerektiği anlamına geliyor. Yazılanlar hakkında söyledikleri gibi: ‘’Çünkü Ben Efendiniz, Tanrınız kutsalım.’’ Şöyle ki: ‘’Kendinizi kutsarsanız Ben’i kutsamışsınız sayacağım.’’ Kutsal olmak zorunda olmamızın sebebi böylece yukarıdaki Keduşa’nın kutsal olacağıdır.

Bilgelerimiz ayrıca şöyle söylemiştir (Kedoşim Rabbah 24:9): ‘‘Kutsal olacaksınız. O, Benim gibi olabilir mi? Metin; ‘Çünkü Ben kutsalım.’ diye açıklıyor. Benim kutsallığım senin kutsallığından daha yüksek.’’ Bunu da anlamak zor. İsrail’in Yaradan gibi olacağını hayal edebiliyor misiniz? Bu düşünülebilir mi?

Yukarıdakileri anlamak için ‘’Kutsal olacaksınız. İffetli, temiz olacaksınız,’’ hakkında söylenenlerin ne anlama geldiğini anlamalıyız. Şöyle ki kişi neyden kaçınacak? Ayrıca kişinin neden kaçınması gerektiğini anlamalıyız. Metin, kişinin ‘‘Ben kutsalım’’ sözü nedeniyle kaçınması gerektiğini ifade ediyor gibi görünüyor.

Ama bunu da anlamalıyız. Yaradan’ın kutsal olmasını anlayabiliriz; ama Yaradan’ın kutsal olması gerçeği, neden kişinin de kutsal olması için bir nedendir? Bir kişi Yaradan’a benzeyebilir mi? Bu mümkün müdür? Eğer mümkünse bir kişinin Yaradan gibi kutsal olmak zorunda bırakılmasının ne anlama geldiğini anlamalıyız.

Ayrıca bu kişinin olması gereken asıl şeymiş gibi görünüyor. Aksi takdirde kişi arada; Keduşa ve Tuma’a arasında hiçbir şey yokmuş gibi, Keduşa’nın zıttı, Tuma’a (kirlilik) gibi görünür. Ayrıca çalışmada Tuma’a’nın ve Keduşa’nın ne olduğunu anlamalıyız.

Tüm bu meseleyi tek bir doğrultuda, yani yaratılış amacına, ne olduğuna, bozulmanın kökünün ne olduğuna ve O’nun arzusu yarattıklarına iyilik yapmak olduğundan yaratılanların Yaradan’ın onlara vermek istediği haz ve memnuniyeti alması için yaratılış amacını tümüyle gerçekleştirmek üzere düzeltmemiz gereken ıslahların ne olduğuna dönerek değerlendirmeliyiz.

İyilik yapma arzusunun alma arzusunu ve O’nun vermek istediği iyiliği almaya bir özlem yarattığı biliniyor. Bu alma arzusu ‘’yaratılanların kökü’’ olarak adlandırılır. Bu arzuda, bu alma arzusunda sonrasında pek çok anlayış genişler. Şöyle ki ilk ortaya çıktığında, ifşa olduğunda ve bu anlayışı aldığında bu safhaya ‘’Ein Sof (sonsuzluk) Dünyası’’ adı verilir.

Bu demektir ki bu alma arzusu üst ışığın üzerine bir engel koymaz; ama haz ve memnuniyeti bu Kli’ye (kap) alır. Bu nedenle ıslah bolluğu almak için değil, ihsan etmek için almak üzere yapıldı. Bununla hazların üzerinde hiçbir utanç hissetmeyeceklerdi.

Dolayısıyla Ein Sof Dünyası’nda yalnızca tek bir arzu vardı. Ancak sonrasında Tzimtzum (kısıtlama) ıslahı yapıldıktan sonra bir şey yalnızca ihsan etmeyi amaçlamanın mümkün olduğu ölçüde alınmalıdır. Bu arzu pek çok anlayışa bölündü. Bu böyledir; çünkü Malhut Yaradan’a atfettiğimiz Kli ile aldığında O, yokluktan varoluş, ‘’hazları almaya özlem duymak’’ denen yeni bir şey yarattığı için Malhut Yaradan’ın vermek istediği her şeyi alabilirdi, zira O vermek istediği ölçüde bir alma arzusu yarattı.

Doğal olarak Malhut Yaradan’ın vermek istediği tüm bolluğu alabilirdi. Bu nedenle bu tek bir arzu olarak kabul edildi. Işığın bölünmez olduğu, ancak ışıklarda fark ettiğimiz tüm bölünmelerin alıcıların bakış açısından olduğu biliniyor. Bu nedenle alıcı Kli’de tek bir anlayış olduğundan ve bir Kli tek bir arzu olarak ayırt edildiğinden bu tek bir ışık olarak kabul edildi.

Ancak Tzimtzum düzeltmesinden sonra alma arzusunun üzerine ihsan etme amacını yerleştirmeliyiz. İhsan etme meselesini yaratılanlara atfettiğimiz için yaratılanların yaratması gereken Kelim kesinlikle tek bir seferde tamamlanamaz.

Bu nedenle her seferinde alma arzusunun bir parçasını almalı ve ihsan etmek için çalışarak onu düzeltmeliyiz. Bu nedenle yaratılan genel alma arzusu birkaç parçaya bölündü. Onların üzerine yerleştirilen ihsan etme niyetinin ölçüsüne göre arzu ihsan etme niyeti ile düzeltilmiş olan bu arzuya uygun olan ışığı alır.

Dolayısıyla ‘’Kutsal olacaksınız. İffetli, temiz olacaksınız’’ ifadesini yorumladığımızda neyden kaçınmamız gerektiğini sorduk. Kişinin kendine-sevgiden, yani kendisi için almaktan kaçınması gerektiğini ve ‘‘Ben kutsalım’’ nedeniyle yalnızca ihsan etmeye bağlanması gerektiğini söylemeliyiz.

Şöyle ki bu sizlerin haz ve memnuniyeti alabilmeniz içindir. Alacağınız fayda eğer ‘‘ihsan etme arzusu’’ formundaysanız hiçbir utanç olmadan olacak olmamasıdır. Bu size form eşitliğini getirecektir. Bilgelerimizin şöyle söylediği gibi: ‘‘O merhametli olduğu için merhametlisiniz.’’. ‘‘Kutsal olacaksınız’’ ifadesinin anlamı budur. İhsan etme arzusu olacaksınız. ‘’Çünkü Ben kutsalım,’’ Çünkü Ben de yalnızca ihsan ederim. Bu nedenle Dvekut (bütünleşme) denen form eşitliğine ihtiyacımız var.

Şimdi sorduğumuz soruyu anlayabiliriz. Burada ‘‘Kutsal olacaksınız’’ın sebebinin Yaradan’ın kutsal olması olduğu ima ediliyor. Bu nedenle bilgelerimizin ‘’Çünkü Ben kutsalım’’ demesi, yani ‘‘Eğer kendinizi kutsarsanız Beni kutsamışsınız sayacağım’’ ne anlama gelir? Bu zıttı Ben’i görünüşte kutsal kılmak için kutsal olmanız gerektiği anlamına gelir. Genel olarak İsrail Halkı’nın Yaradan’ı kutsal kılması gerektiğini anlamak zordur. Bu ne anlama gelir?

Bizler her zaman ‘‘Kutsalsın Sen, Ey İsrail’i ve zamanları kutsal kılan Efendimiz’’, ‘‘Kutsalsın Sen, Ey İsrail’i ve anma gününü kutsal kılan Efendimiz’’ deriz. Ayrıca Kidduş’ta (Şabat’ın başlangıcındaki kutsama) ‘‘Çünkü bütün ulusların arasından bizleri seçtin ve bizleri kutsadın’’ deriz. O halde ‘‘Sanki Beni kutsamışsınız gibi…’’ ne anlama gelir?

Bu demektir ki Yaradan’ın bizlerin O’nun için bir şey vermemize ihtiyacı var, zira görünüşte O’nun bizim Keduşa’mıza ihtiyacı vardır ve bizlerin aracılığı olmadan bunu elde edemez. O’nun yaratılanlarının O’na bir şey vermesine ihtiyaç duyduğu söylenebilir mi?

Açıkladığımız gibi ‘’kutsal’’ ihsan etmek anlamına gelir. Yaratılanların O’nun bolluğunu almak üzere Kelim’e sahip olması için form eşitliğinin olması gerekir. Şöyle ki yaratılanlar da almayı değil, yalnızca ihsan etmeyi istemelidir. Aksi taktirde Yaradan’ın onlara ihsan etmesi açık olmayacaktır.

Bu nedenle Yaradan ‘‘Kendinizi kutsarsanız’’, yani kendine-sevgiden kaçınırsanız ve yalnızca Keduşa denen ihsan etme çalışmasına bağlanırsanız ‘‘Beni kutsamışsınız sayacağım’’ demiştir. Şöyle ki ihsan etmeye bağlanarak Benim üzerinize bolluğu ihsan edebilmemi sağlarsınız.

Dolayısıyla Yaradan’ın yaratılanların kendilerini kutsayarak O’nu kutsamasına ihtiyaç duyması Yaradan’ın veren olduğunun ifşasını ifade eder. Aksi taktirde yaratılanlardan gizli kalmaya devam etmek zorunda kalacaktır. O zaman bolluğu onlara veremeyecektir; çünkü onlar bolluğu alarak kendine-sevginin, aşırıya kaçmanın Kli’sine düşecektir.

Başka bir deyişle önceden alma kaplarına maddesel haz ve memnuniyet aldılar. Ama O onlara gerçek haz olan üst bolluğu ihsan ettiğinde, ışığın Kli’yi yaptığını bildiğimizde olduğu gibi kesinlikle gerçek alıcılar olacaklardır. Şöyledir; bu haz şiddetli bir arzuya neden olur. Bilgelerimizin söylediği gibi: ‘‘Göz görür, kalp imrenir.’’

Şimdi Yaradan’ın yaratılanların kendilerini kutsamasına ihtiyaç duymasının yaratılanların yararı için olduğunu anlayabiliriz. Şöyle ki ihsan etmek için çalışmakla Yaradan onlara bolluğu verebilecektir ve onlar maneviyattan ayrılığı yaratan kendine-sevgide değil, ihsan etmede kalacaktır.

‘’Beni kutsamışsınız sayacağım’’ sözlerinin anlamı budur. Başka bir deyişle bununla Benim kutsal olduğumu, tüm dünyaya haz ve memnuniyet ihsan ettiğimi herkese ifşa edersiniz; çünkü ihsan etmek, kutsal demektir.

Şimdi bilgelerimizin ‘’Kutsal olacaksınız. O Benim gibi olabilir mi? Metin ‘Çünkü Ben kutsalım’ diye açıklar. Benim kutsallığım sizin kutsallığınızdan daha yüksek’’ sözleriyle ilgili sorduğumuz soruyu anlayabiliriz. Şunu sorduk: ‘’Herhangi biri İsrail’in kutsanmasının Yaradan’ın kutsanmasıyla benzer olduğunu düşünebilir mi?’’

Yukarıda söylenenlere göre Yaradan ‘‘Kutsal olacaksınız’’ dediği için bunu alma kaplarından uzak duracak ve yalnızca ihsan etme kaplarıyla çalışacaksınız anlamında yorumlamalıyız. ‘‘O Benim gibi olabilir mi?’’, yani alma kaplarını kullanmayan Yaradan gibidir, zira O kimden alacak ki? Bunun yerine Yaradan hakkında söyleyebildiğimiz her şey yalnızca O’ndan aldığımız şeydendir. Şöyle yazıldığı gibi: ‘‘Seni eylemlerinden biliriz.’’

Bu nedenle Yaradan ‘‘Benim gibi olmayı düşünmeyin,’’ sizler ihsan etmek için ihsan etmekte kalacaksınız der. ‘‘O Benim gibi olabilir mi?’’ ifadesinin anlamı budur. Başka bir deyişle Benim verdiğim ve hiçbir şey almadığım gibi sizler de ihsan etmek için ihsan etmede kalacaksınız.

Bununla ilgili şöyle dedi: ‘‘Hayır! Alıcıların, gerçek almanın safhasını edinmelisiniz. Alma kaplarını kullanmak zorundasınız. İhsan etmek için olması gereken yalnızca niyettir, zira yaratılış amacı O’nun yaratılanların haz ve memnuniyet almaları için yarattıklarına iyilik yapmaktır.’’ ‘‘Benim kutsallığım sizin kutsallığınızdan daha yüksek’’ diye yazılanların anlamı budur.

Dolayısıyla yukarıdaki Keduşa ve aşağıdaki Keduşa arasında ayrım yapmalıyız. Her ne kadar ‘‘Sizler kutsal olacaksınız; çünkü Ben Efendiniz, Tanrınız kutsalım’’ yazılsa da bizler bunu yalnızca ihsan etmek için çalışacaksınız, tıpkı Benim veren olduğum gibi anlamında yorumladık. Bilgelerimizin şöyle yazdığı gibi: ‘‘O merhametli olduğu için sen merhametli ol.’’

Yine de yukarının Keduşa’sı ile aşağının Keduşa’sı arasında bir fark vardır. Yukarının Keduşa’sı tümüyle ihsan etmektir. Orada hiçbir şekilde alma yoktur. Ama aşağının Keduşa’sı öyle değildir. Aksine bütünlük tam olarak alma kaplarını kullandığınız zamandır. Keduşa niyetin üzerindedir! Başka bir deyişle yaratılanların kutsal olmaya, yani almaya değil vermeye duydukları gereksinim öncelikle ihsan etmek için çalışacakları niyet anlamına gelir.

Ancak çalışma düzeninde Keduşa’nın Katnut’u (bebeklik/küçüklük) ve Keduşa’nın Gadlut’u (yetişkinlik/yücelik) arasında ayrım yapmalıyız. Çalışmada sıra hafiften ağıra doğru gitmektir. Bu nedenle eylemlerin ihsan etmek için ihsan etmekte olması çalışmasıyla başlamalıyız. Bu, kişinin yerine getirdiği tüm Mitzvot’un ödül ya da Tora ve Mitzvot’u yerine getirmenin karşılığında hiçbir şey almamak amacıyla olması olarak kabul edilir. Aksine kendi yararına değil, tümüyle Lişma (O’nun adına) olacaktır. Buna ‘’ihsan etmek için ihsan etmek’’ denir.

Daha sonra ihsan etmek için alma kaplarıyla çalışmaya başladığımız zaman Gadlut gelir. Bu yaratılanların ‘‘O’nun arzusu bu olduğu için haz ve memnuniyet almak istiyoruz; çünkü O dünyayı yarattıklarına haz vermek için yarattı’’ demeleri olarak kabul edilir. Dolayısıyla iki tür Keduşa ayırt etmeliyiz: 1) Tümüyle ihsan eden ve hiçbir şekilde almayan yukarının Keduşa’sı 2) Eylemde alan; ancak niyette ihsan eden aşağının Keduşa’sı.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,276