e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1130 – Psikoloji ve Kabala Arasındaki Fark

Yeni Hayat 1130 – Psikoloji ve Kabala Arasındaki Fark

Oren Levi: Herkese Merhaba. Dr. Laitman ile Yeni Hayat programında bizlerle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Herkese tekrar Merhaba, Dr. Laitman, Merhaba. Bugün, Psikoloji ve Kabala arasındaki fark hakkında konuşacağız. Hep birlikte her ikisinden de, hayatımızı çok çok daha iyi hale getirmek için nasıl faydalanabiliriz, bunu anlamaya çalışacağız. Bizimle kalın!

Konuk: Bugün, amacı insana yardım etmek olan iki yöntem hakkında konuşmak istiyoruz. Günümüzde, insanoğlu çoğu zaman işlerin yolunda gitmediğini hissediyor. Kendi kendilerini engelleyen hatta çoğu kez kendilerine zarar verecek bir biçimde davranıyorlar. Önümüzde kaygı, endişeler ve benzeri durumlarla dolu bir dünya var. Değiştirmek istediğimiz bir çok şey var ve işte bugün psikoloji, kişinin bu gibi durumlarla başa çıkmasına yardımcı olabilecek başlıca araç. Öncelikle, psikolojinin ne olduğunu tanımlamak istiyorum. Psikoloji, bir birey tarafından tecrübe edilen zihinsel süreçleri inceleyen davranış bilimi şeklinde tanımlanabilir. Psikolojinin amacını, bir kişinin davranış biçimini açıklamak, tanım vermek, öngörmek, kontrol etmek ve yine kişiye ait duyguların, düşünme biçiminin ve aklının, kişinin çok daha iyi bir hayat yaşaması ve kendini daha iyi anlamasını sağlamak için, onu nasıl etkilediğini incelemektir şeklinde açıklayabiliriz. Psikolojinin avantajlarına ve sizin onları nasıl gördüğünüze dair bir soru ile başlamak istiyorum? Elbette burada bir psikolog olarak değil, konulara daha kapsamlı bir bakış açısına sahip bir kabalist olarak bulunduğunuzu da eklemeliyim. Evet, psikolojinin avantajları nelerdir?

Dr. Laitman: Her şeyden önce, 20. yüzyıl başlarında yaşamış -Ari zamanından günümüze- en büyük kabalist olan Baal Ha Sulam’ın psikolojiye gerçekten övgüde bulunduğunu söylemek istiyorum, kendisi bu bilimi materyalist psikoloji şeklinde adlandırmıştır, yani elde edilen tüm sonuçlar sağlıklı bir araştırma sonucu elde edilmiştir. Bu şu demektir; değerlendirmeyi yapan yargıcın elinde yalnızca gözleri ile görebildikleri vardır. Bundan farklı sonuçlar elde etsek dahi bu sonuçlara güven duyar ve buna göre devam ederiz. Fakat bu, psikoloji bilimine, sürekli araştırmamız ile alakası olmayan farklı teoriler ekliyoruz, varsayımlarda bulunuyoruz demek değildir. Sonuç olarak, psikolojiye saygı duyuyoruz, çünkü insanı inceliyoruz ve insanın girdi ve çıktılara istinaden sergilediği davranış biçimleri ile ilgili bir resim oluşturmaya çalışıyoruz.

Konuk: Tam olarak ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Kişiyi etkileyen her duruma “girdi”, kişinin bu durum karşısında gösterdiği her tepkiye “çıktı” diyebiliriz. İnsanın kendisi ise kara bir kutu. Tam olarak kim olduğuna dair en ufak bir fikrimiz bile yok. Dolayısıyla, benzer birçok eylem ve girişim sonunda, biraz olsun insanın davranışı, farklı insan türleri, değişik koşulların genellikle kişiler üzerindeki etkilerinin nasıl olacağı ve benzeri konular hakkında konuşabiliriz, yani bu psikolojidir! Materyalist psikolojinin iyi tarafı, insanın tam olarak ne olduğunu bilmediğimizi, bildiğimiz şeyin ise kişinin üzerine uyguladığımız farklı etkilere verdiği yanıtların neler olduğunu söylemesidir. Tabii bu bize insanın gerçekte kim olduğuna, iç dünyasında neler olduğuna, aklının içine, ruhuna veya tüm bunların hep birlikte nerede olduğuna dair bir anlayış getirmiyor. Günümüzde insan beynine dair yapılan modern araştırmalara ve genele bakacak olursak farklı düşünmeye başladığımızı görüyoruz. İnsanda olan şey aslında onun içinde bulunmuyor, tam tersine tamamen dışında. Bunun yanında insan, sanki yukarıdan gelen çeşitli etki ve tepkileri, tıpkı günümüz internet dünyasında olduğu gibi, bilgi dolu bir buluttan çeken bir modeme benziyor. Hepsi bu! Şimdi, bu bilgi bulutunun yanı sıra, kişinin psikolojik davranışının çok yönlü olduğunu ve esas şeyin değişimler, durum değişiklikleri olduğunu görüyoruz. Bu kahvenin böyle olduğunu ve değişmediğini söyleyemem, böyledir, bazı makinelerin hatta bir hayvanın. Bu ineğin genelde sakin, diğerinin ise gerçekten agresif olduğunu söyleyebilirim. Yani, bu sakin ve bu agresif. Tamam, ama bunun insan için neden birdenbire farklılaştığını anlamıyorum? Ve bu insanda çok fazla göze çarpıyor. Yani, insan bir kapalı kutu ve biz o kapalı kutunun içinde neler olup bittiğini bilmiyoruz. Bu nedenle, ancak kişiye doğru yaklaşırsak, o zaman bazı şeyleri anlayabiliriz, bazılarını anlayamayız, anladıklarımızı kullanabiliriz, bir şekilde psikoloji insana yardım etmeye çalışır, aslında bu onun rolüdür.

Konuk: Öyleyse, sizin gördüğünüz açıdan, fark nedir? Günümüzde, insan davranışlarının rastlantısal olmadığını söyleyen psikolojik bir araştırma var. Bu araştırma, bireyin eylemlerinin tabi olduğu yasaları anlamaya çalışıyor. Belki, belirli alanlarda kısmi bir başarı da elde etmişlerdir. Ayrıca, sizin de belirttiğiniz gibi bireye tesir eden veya harekete geçiren birçok farklı etkenin olduğunu öne süren, farklı yaklaşımlar da mevcut. Temel ilkeler seviyesinde değerlendirecek olursak; psikoloji bilimi tarafından tanımlanan yasalar ile –anladığım kadarı ile çalışma konusu insan olan- Kabala bilgeliği araştırmaları sonucunda ortaya çıkan farklar nedir? Sizin gözünüzden fark nedir?

Dr. Laitman: Psikoloji bilimi insanı, içinde bulunduğumuz bu dünya seviyesinde, hala fiziksel bedeni içinde yaşarken yani tamamen hayvansal bir seviyede inceler. Oysa ki Kabala bilgeliği, tamamen insanın içi ile ilgili olan ruhunu ve bunun insanda ortaya çıkardığı fiziksel, psikolojik, zihinsel ve aynı zamanda manevi davranışları inceler.

Konuk: Yani daha fazla seviyeden değerlendirebilir.

Dr. Laitman: Evet

Konuk: Bu seviyeler nelerdir?

Dr. Laitman: Kabala bilgeliği insanı her seviyede inceler çünkü, ruhuna yönelik yalnızca başlangıç seviyesinde bir ilgi duymaya başlayan sıradan bir insanla çalışmaya başlar ve yolun sonuna yani ta ki ruhuna yönelik son seviyede bir ıslah gerçekleştirene kadar, ona eşlik eder.

Konuk: Psikoloji konusuna geri dönersek, belki aradaki farkları da biraz sonra görebiliriz, psikoloji insanda neyi geliştirir? Kabala’nın insan ruhunu incelediğinden bahsettiniz peki ya psikoloji? Psikoloji insanda neyi geliştirir?

Dr. Laitman: Psikoloji insanda, en basit dürtülerini, kendisini harekete geçiren güdüleri bilme ve anlama yetisini geliştirir ve onlara genellikle bir insanla neler olduğuna dair, yaşam deneyimlerinden, çok basit bir bilgi verir.

Konuk: Peki, her iki metod arasında bir kıyaslama yapacak olursak, Kabala bilgeliğinin insana sağladıkları hakkında ne söyleyebiliriz?

Dr. Laitman: Aslında bir benzerlik yok.

Konuk: Çünkü, ruh hakkında konuşmuştunuz.

Dr. Laitman: Psikoloji ruh hakkında konuşmaz, ruhla hiç ilgilenmez, hiç, kişinin bu dünyadaki davranış sistemleri ile ilgilidir ve bununla ilgili çalışmalar yapar ki bu da ruh değildir bu kişinin içinde bulunan hayvansal seviyeye aittir. Ruh dediğimiz ise insanın içindeki konuşan seviyedir. Kabala bilgeliğinin araştırdığı şey budur.

Konuk: Bu her iki araştırma yöntemi arasındaki en temel fark nedir?

Dr. Laitman: Öncelikle, kişinin yalnızca kendisi, bilge bir kabalist rehberden aldığı eğitimin yardımı ile, ruhuna yönelik bir çalışma yapabilir. Kişi, Kabala bilgeliği adı verilen bu çalışma metodu ile kendisi üzerinde çalışmaya başlar. Bu yolla ruhunu keşfeder. Ruhunun ne ölçüde ıslaha ihtiyacı olduğunun farkına varır. Bu ıslahları nasıl gerçekleştirebileceğini, doğanın üst gücünü keşfeder. Aslında içinde bulunduğu doğanın tümünü anlar. Kişi, algısını, yalnızca gözleriyle görebildiği (maddesel) dünyayı görebilme noktasından, maneviyatın bütününü algılayabilecek bir seviyeye getirmek için çalışmaktadır. Bu, eğer kişinin maddesel bedeni açısından bakacak olursak, yaşamı veya ölümüne bağlı değildir. Kabala bilgeliği bununla ilgilenir.

Konuk: Yani aslında, bu psikolojinin konuyu ele aldığı seviyeden daha yüksek bir seviye. Kafamda şekillendirmeye çalışıyorum. Yani, psikoloji insanoğlunun gelişim sürecine nasıl bir katkı sağlıyor?

Dr. Laitman: Psikolojinin katkısı insanı daha yüksek seviyede bir çalışmaya hazırlıyor olması.

Konuk: Kabala bilgeliğinde bahsedilen. Nasıl?

Dr. Laitman: Psikolojinin gösterdiğine göre, tamamen içgüdülerine dayalı bir yaşam süren insan, yalnızca bir hayvandan ibaret olmadığını, yaşadığı hayatın, fiziksel bedeninin ve aklının, arzu ve ihtiyaçlarından başka birşey içermediğini anlamaya başlar. İçinde yaşadığı hayvansal (içgüdülerine dayalı) seviyeden çok daha üst seviyelere erişmek ister. Tüm bu bedensel arzu ve ihtiyaçların yalnızca, yaşadığı her saniye hayatta kalabilmesi (hayatını tehlikeye atmaması) ve sahip olduğu çeşitli küçük hayvansal arzuları tatmin edebilmesi için, yönetildiğini anlar. Oysa, bir insanın psikolojisinden bahsediyorsak, o zaman kişinin içinde bulunan yiyecek, seks, aile, para, saygınlık, bilgi ve benzeri arzuları tatminle uğraşan büyük bir kısım yanında ek olarak kafasında “Ne için yaşıyorum?”, “Neden yaşıyorum?”, “Hayatın anlamı ne?” ve benzeri sorulara cevap bulma isteği vardır. İşte bu istekler, kişiyi Kabala ilimine getirir.

Konuk: Psikolojinin sınırları nelerdir? Nerede başlar nerede biter? Kişiye nerede yardımcı olur?

Dr. Laitman: Psikoloji kişinin yatkınlıklarını araştırabilir, kişinin yiyecek, seks, aile, para ve saygınlık elde etmeye karşı arzularını.

Konuk: Yani, çok basit temel şeyleri, gözle görülebilir şeyleri mi?

Dr. Laitman: Evet. Materyalist psikoloji –en azından gözle görülmeyen şeylerle ilgilenmez. Bilinmeyen bir şeyle başa çıkmaya çalışıyor ve bundan sonra konu psikoloji olmaktan çıkıp filozofi oluyor ve bununla ilgili doğru bir şey yok. Bununla ilgili nasıl birşey bilebilirler?

Konuk: Bu bahsettiğiniz “kara kutu” nun bulunduğu yer, değil mi?

Dr. Laitman: Orası ve orası ile ilgili yalnızca hissedebildikleri kadarını yapabilme, bir sürü araştırma yayınlayabilme, doktora tezleri yazabilmeye yetileri var, ama yalnızca o kadar.

Konuk: Hangi noktadan sonra psikoloji insanoğluna yardımcı olamamaya başlıyor?

Dr. Laitman: Tatbiki, maddesel dünyadan ayrıldığı ve kişinin girdi-çıktı yani “input-output” una hizmet etmemeye başladığında. İnsanın bir kutuya benzediğini konuşmuştuk, “input-output” giriş ve çıkış. Her biri üzerinde bir inceleme yapar ve sonuçta, her bir kişinin – yani bahsettiğimiz o kara kutunun- kendisi üzerinde uygulanan etkiler karşılığında verdiği tepkileri incelersek, o zaman buna bilim diyebiliriz, yoksa onun adı ancak gerçekten kopuk bambaşka birşey olabilir.

Konuk: Pekala, şimdi biraz detaya girelim. Psikolojinin yapmak istediği şeylerden biri de kişinin davranış tarzını değiştirmek. Bunun bir limiti var mı, bir sınırı? Kişi davranış tarzı ile ilgili neleri değiştirebilir, neleri değiştiremez?

Dr. Laitman: Hangi yöne doğru değiştirmek istediğine bağlı.

Konuk: Yani, nerede, nasıl?

Dr. Laitman: Aslında, kişi tamamen sınırsızdır. Herkesi öldürebilir, tıpkı vahşi bir hayvan gibi herkesi yiyebilir de. Herkesten çıkar sağlayabilir ve herkesi sevebilir, yani bir uçtan diğer bir uca, kişinin hiç bir sınırı yoktur. Dolayısıyla, bu kuvvetlerin neler olduğunu, güdülerin hangileri olduğunu, gerçekte nerede olduğumuzu Kabala bilgeliği açıklayabilir.

Konuk: Kişi eninde sonunda davranışını kontrol edebilir mi?

Dr. Laitman: Bu aslında Kabala bilgeliğinin kişiye açıkladığı amaçtır. İnsan arzularını, düşüncelerini kontrol edebildiği ölçüde, kişiye nerede olduğumuz gerçekliğini açmak o denli mümkün olacaktır. Aksi takdirde bu realitenin içinde kapalıyız ve bu gerçekliği çok sınırlı bir şekilde hissediyoruz.

Konuk: Günümüzde insanlar hayatta daha fazlasını başarmak için davranışlarını gerçekten değiştirmeye çalışıyorlar ve başarının çok sınırlı olduğunu görüyoruz. Başarılı olan şeyler kadar başarının limitli olduğu pek çok şey de var. Bir kişinin davranışını değiştirmesi için neyi bilmesi gerekir?

Dr. Laitman: Söylediğim gibi, kişinin sınırı yoktur, ancak davranışını genişletebilmek, kişinin öncelikle kendisini tüm insanlığa karşı iyi bir tutumla donatırsa yapabileceği bir şeydir.

Konuk: Davranışlarımızı kontrol edebilmemiz için bu bir temel koşul mu?

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Daha sonra kötü davranışlar sergilemek istese bile mi?

Dr. Laitman: Bu imkansız. O zaman kişi baştan bozuktur (bozulmuştur).

Konuk: Peki, kötü olmak için iyi olmak ne anlama geliyor? Yani, yapamaz mı…?

Dr. Laitman: Bu ilginç bir psikolojik yaklaşım. Kişinin davranış biçiminden söz ediyoruz, verdiği kararın bu olduğundan. Cidden, iş yaptığı ya da yanlış olduğu herhangi bir şey değil.

Konuk: Günümüzde insanlar davranış biçimlerini değiştirmek istiyorlar, çünkü kişisel çıkarları var, başarılı olmak istiyorlar.

Dr. Laitman: Evet ve başarı her zaman kötü değildir.

Konuk: Başarı demek herkesi kandırmak, işleri kendi yolundan götürmek demek. Çoğu zaman buna başarılı olmak diyoruz. Günümüzde, insanlar başarıya giden yolda, başkaları ile başa çıkmak istedikleri yoldan emin olabilmek için davranışlarını kontrol etme yeteneğine sahip olmak istiyorlar.

Dr. Laitman: Soru ne?

Konuk: Bir insan tüm davranış yelpazesini her yönden kontrol edebilir mi?

Dr. Laitman: Hayır.

Konuk: Davranışsal açıdan, ne ile başa çıkabilir?

Dr. Laitman: Kötü olmakla.

Konuk: Bunu mu yapabilir; orada kontrolü elinde tutabilir ve yaptığı şeye mi karar verebilir?

Dr. Laitman: Evet, çünkü doğamız bu; “Kötü eğilimi ben yarattım” dediği gibi. Kötü olmam, günahkar olmam sorun değil, yeter ki dayak yemeyeceğimden falan emin olayım. Ancak ben her zaman bir arzuya ve ona hizmet eden bir akla sahibim.

Konuk: Yani asıl zorluk burada değil, iyi olmakta/iyilik yapmakta?

Dr. Laitman: İyilik yapma arzum yok, bunun için arzum yok. Ama eğer düşündüğüm buysa, o zaman kendime yalan söylüyorum demektir.

Konuk: Biraz açıklayabilirseniz, çünkü çoğu zaman insanlar başkaları için iyi şeyler yaptıklarını ve bunun onlar için güdüsel olduğunu söylerler.

Dr. Laitman: Evet, söylediğin gibi, buna ihsan etmek için almak denilir.

Konuk: Ne demek istediniz?

Dr. Laitman: İhsan etmek, karşılığında iki katını alabilmek için onlara iyi bir şeyler vermek.

Konuk: Yani, yalnızca bir karşılığı olduğu takdirde başkalarına iyilik yapmaya hazırım.

Dr. Laitman: Aksi takdirde onlar için iyi hiç bir şey yapamazsın. Üstelik yaradılışın, herhangi bir çıkarın olmadığı takdirde, bir başkası için iyi bir şey yapmana asla izin vermez.

Konuk: Kabala bilgeliğinden bahsettiniz, bunun tüm davranış yelpazemi kontrol etmeme izin verdiğini söylediniz.

Dr. Laitman: Bu bambaşka bir şey. Kabala bilgeliği sana iyilik gücünü dışından getirir, bu iyilik gücünü enjekte eder ve sen ancak ondan sonra iyi niyetli olabilir, iyilik yapabilir, başkalarına fayda sağlayabilirsin, sanki gerçekten damardan iyilik zerk edilmiş gibi ve ancak ondan sonra başkalarının yararı için bir şey yapabilirsin, aksi takdirde yapamazsın.

Konuk: Yani, psikoloji ve Kabala bilgeliği arasındaki başka bir fark mı? Psikoloji kişiye nasıl yapılacağını…

Dr. Laitman: Psikoloji, kötü eğilimimizin, egomuzun içinde hareket eder ve en nihayetinde kişinin daha iyi bir sahtekar olmasında yardımcı olur. Hem kendisine, hem başkalarına karşı. Çünkü, insan doğasına iyilik gücünü eklemez. Oysa, Kabala bilgeliği insana iyilik gücünü ekler ve bundan sonra kişi daha fazla, daha fazla iyilik yapabilir. Bu, iyilik gücünü ne ölçüde alacağınıza bağlıdır.

Konuk: İyilik derken, neyi kastediyorsunuz?

Dr. Laitman: Diğer insanların yararına, çevresinin yararına.

Konuk: Psikoloji ayrıca bir kişinin düşünce kalıplarını değiştirmesine yardımcı olmaya çalışır. Bunun psikolojik düzeyde sınırları nelerdir ve Kabala ilmi bu açıdan ne ekleyebilir?

Dr. Laitman: Sınırlar, sınır yoktur. Çevremiz için iyi bir şeylere sebep olduğumuzda, bununla algı mekanizmalarımızı genişletiyoruz, kendi dünyamızın ardından ansızın dünyayı şeffaf bir şekilde görmeye başlıyoruz, duygusal, içsel olarak, ek güçleri, dünyamızı kontrol eden sistemleri görmeye başlıyoruz ve daha fazla farklı varsayımlara veya teorilere ihtiyacımız kalmıyor, onun yerine bize neler olduğunu, olacağını somut bir şekilde görüyoruz.

Konuk: Kabala bilgeliğinden mi bahsediyordunuz?

Dr. Laitman: Evet, bu bir çeşit şeffaflık sunuyor. Ufkunuzu genişletir ve dünyayı zaman, mekan ve hareket açısından çok daha geniş bir şekilde algılar ve kabul edersiniz. Gerçekliğin, bu dünyada gerçekleşmeden (maddeleşmeden) önce nasıl hareket ettiğini hissetmeye başlarsınız. Geleceği görmek gibi, size şimdiki zaman ve gelecekte ne olacağı konusunda daha geniş bir gerçekliği ortaya koyar, yani geçmişi, bugünü ve geleceği daha geniş bir çerçevede görmeye başlarsınız. Ancak bu çerçeve kişiye başkalarının yararına düşünmeyi şart koşar. Diğer kişilere kıyasla daha iyi anlaşmamıza yardımcı olan psikoloji gibi değildir.

Oren Levi: Şu an algılarım neden sınırlı?

Dr. Laitman: Çünkü kötüsün. Sadece kendini düşünüyorsun.

Oren Levi: Her insan kötü müdür?

Dr. Laitman: Her insan. Dediği gibi, kötü eğilimi ben yarattım. Hepimiz egoistiz.

Oren Levi: Kötü olmak ne demek?

Dr. Laitman: Başkalarına ne olduğunu umursamadan sadece kendi yararımı düşünüyorum.

Oren Levi: Algımı sınırlayan şey bu mu?

Dr. Laitman: Evet

Oren Levi: Peki, bu sınırları aşabilmek için davranışımla ilgili neyi değiştirmem gerek?

Dr. Laitman: Şu an yaptığının tam tersini yapmalısın, kendinin pahasına da olsa başkalarının yararını düşünmelisin. Sonra şeffaflık gelir, kişi kendini anlar, tamamen kendini aşar.

Konuk: Bahsettiğimiz şu kara kutu netleşecek mi?

Dr. Laitman: Elbette, içimizde, yani o kutuda var olan her şey, nasıl davranacağımız, kendimizi nasıl değiştirmemiz gerektiği ve diğer her şey, aslında psikologların hayal ettiği şey, her şey açığa çıkacak.

Oren Levi: Algılarımızın sınırlarının açılmaya başlamasının koşulunun, kendi çıkarım pahasına, başkalarının yararına düşünmek olduğunu söylediniz. Neden kendi çıkarımız pahasına olmak zorunda, neden hem diğerlerinin yararına hem kendi yararım için olmasın?

Dr. Laitman: Çünkü doğa bu şekilde inşa edilmiştir. Bir eksi olmadan artı olamaz. Burada daha fazlası var, daha azı var.

Oren Levi: Kapalı bir sistemde, kazananı olmayan bir oyun gibi mi?

Dr. Laitman: Kesinlikle öyle.

Oren Levi: Peki, bu bahsettiğiniz gelişmiş insana ilişkin, Kabala bilgeliği, kişiyi gelişmiş bir insan mı yapmak istiyor?

Dr. Laitman: %100 gelişmiş.

Oren Levi: Peki, o zaman ne olacak?

Dr. Laitman: Yaptığı her şeyi ama her şeyi yalnızca tüm realitenin ve tüm insanlığın yararına yapacak.

Oren Levi: Bunun ruhla ilişkisi nedir?

Dr. Laitman: Ancak o zaman yaratıcıyla, üst güçle ne kadar özdeşleştiğini hisseder.

Oren Levi: Yaratıcı, üst güç nedir?

Dr. Laitman: Pozitif üst güçtür. Bizim dünyamızda, içimizde, yalnızca negatif güç işler. Burada biz, zaten içimizde var olan pozitif gücü keşfediyor sonrasında içimizde hem iyiliği hem de kotülüğü barındırıyor oluyoruz.

Oren Levi: Yani, gelişmiş insan, yalnızca realitenin bütünü yararına çalışan ve böylelikle tüm realiteyi hissedebilen kişidir.

Dr. Laitman: Tümüyle gerçekliğin içindedir, bilir, anlar ve edinir.

Oren Levi: Dr. Laitman, çok teşekkür ederiz. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki sefer görüşene kadar, en iyi dileklerimizle.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,300