e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ruhun Yapısı

Kişi Kabala çalışmaya başladığında, ona sanki geri gidiyormuş ya da olduğu yerde duruyormuş gibi gelir. Ancak gerçekte bu ileri gittiğinin işaretidir. Bunun sebebi kendi durumlarını henüz düzeltilmemiş algılarıyla değerlendirdiğindendir.

Her takip eden düzeltme öğrenciyi “karşılıksız verme için” niyetine algılamaya daha da yakınlaştırır. Ancak bunu yapmak için, kişi bir düzine değişiklikten geçmek zorundadır. Kendinin kim olduğunu ve tam olarak ne istediğini, almak arzusunun anlamını, yaratılışın malzemesinin ne olduğunu ve “yaşam” ve “ölüm” ün anlamını bulmak zorundadır. Kişi, hayatın ışığını hissetmek ve ölümün karanlığını algılamak, ya da onun algılarından Yaradan’ın eksik olması sonucuna varır. Kişi, neyin iyi neyin kötü olduğunun gerçek anlayışına vardığında ilk olarak birçok farklı durumdan geçer.

Mahsom, ışığın bizim dünyamıza girmesini engelleyen bir bariyerdir. Mahsom Masah’dan (perde) nasıl farklıdır? Masah’ın Mahsom’dan tamamen farklı bir özelliği vardır. Mahsom’un önünde kendi bütünlüğünde ışık vardır ve onu hiçbir şey gizleyemez. Orada, kişi ışığı, kendini tatmin için almama arzusunun gücü ile kendi uzağa iter.

Mahsom engeli benim dışımda ve üst ışığı benden tamamen bloke eder (engeller). Diğer taraftan Masah ise kişinin ışığı sadece Yaradan için kabul etmek amacıyla kendi iç farkındalığı yoluyla ve kişinin ışığın kendine egoistçe girmesini engelleme amacıyla kendi içine yerleştirdiğidir. Kişi Masah’a sahip olduğunda, artık engele daha fazla ihtiyaç yoktur çünkü kişi ışığa kendi karşı koyabilir.

Yolumuz nasıl 125 seviyeye bölünmüştür?

Biliyoruz ki bizimle Eyn Sof dünyası arasında 125 edinim seviyesi vardır. Ancak düzeltme için sadece Atzilut dünyasına ulaşmamız yeterlidir, yani Asiya, Yetzira ve Beria dünyalarından geçmemiz gerekiyor. Her biri 2000 yıl kabul edilir, dolayısıyla hepsi 6000 yıl eder. Bundan sonra Tzimtum Bet’in üzerinde, ya da Tzimtum Alef denilen başka bir boyutta düzeltme vardır.

Ruhumuz beş parçadan oluşur: Keter, Hohma, Bina, Zer Anpin (Z”A) ve Malhut. Giderek büyüyen haz alma arzusuna göre farklılaşırlar. İki kısma ayrılırlar, Galgalta ve Eynaim (Keter ve Hohma) ve AHP (Bina, Z’A ve Malhut). Başka deyişle Keter’e Gulgolet, Hohma’ya Eynaim, Bina’ya Ozen, Z’A’ya Hotem ve Malhut’a Peh denir. Ruhun birinci parçası karşılıksız vermekten haz alır. İkincisi de almaktan. İşte bu ruhun nasıl inşa edildiğidir (yapısıdır).

Düzeltmemiz gereken tek şey Galgalta ve Eynaim, ya da Kelim de Aşpaa, yani karşılıksız verme arzularıdır. Ruhani yolumuz dünyamızda yükseldiğimizde başlar. Yükselmek yavaş yavaş GE’yi düzeltmektir. BYA dünyalarından Atzilut dünyasına yükselerek, Kelim de Aşpaa’mızın düzeltildiğini tasdiklenmiş oluruz. Kelim de Kabala ya da AHP‘yi (AHaP – almak için alma arzuları) düzeltemeyiz.

Bu durumda ne yapabiliriz? Kelim de Kabala ya da AHaP’ımızı yavaş yavaş BYA dünyalarından Atzilut dünyasına doğru yükseltebiliriz. Bu Beria dünyasında en küçük egoist AHP’leri yükseltmeyle ve sonra Yetzira dünyasından daha egoist AHP’leri yükselterek başlar. Bu çalışma Asiya dünyasından en egoist Kelim yükseldiğinde biter. Kelim arzularının kendilerini düzeltmeyiz. Daha ziyade, onları tekabül eden (uygun) Galgalta ve Eynaim ile birleştiririz, yani onları karşılıksız verme arzularına çeviririz.

Her yükseldiğimizde ek olarak belirli miktarda ışık alırız. Bu yüzden bu eyleme “yükselme” denir. Hepsi birlikte üç yükselme vardır. Daha açık olmak gerekirse üç ayrı yerden yükselme olur: Beria, Yetzira ve Asiya dünyalarından. Atzilut dünyasından yükselen AHP’ler gerçek alma arzuları değildir (Kelim de Kabala) yani onlar kişinin “ben” ya da “Lev ha Even” (Taştan kalp) değiller. Bu kişinin kendinin düzeltemediği kısımdır. Düzeltilen tek şey “AHP de Aliyah” denilen küçük bir kısımdır. Ancak, kişi kocaman bir düzeltme gerçekleştirmek zorunda değildir. Yukarıdaki düzelme tamamlanır tamamlanmaz Yaradan’ın Kendisi Lev ha Evin’i düzeltecektir.

Kişinin neyi düzeltmesi gerektiğini bilmesi için, neyin düzeltilmesi gerektiğini görmesi ve hissetmesi lazımdır. “yukarıdan teşvik (uyarı)” denilen, kişiye bağlı olmayan yükselmelerin varlığının sebebi budur.

Şabat’lar, tatiller ve yeni aylar vardır. Bu kişiye, çoktan Kelim de Aşpaa’sını düzelttiği için verilir, yani kendisi için bir şey istemez ve Atzilut dünyasında yer almaktadır.

İlk eylem ya da ilk yükselme Beria dünyasının AHP de Aliyah’sının bağlanmasıdır. İkinci yükselme Yetzira dünyasının AHP’si bağlandığında olur. Üçüncüsü ise Asiya dünyasının AHP’sinin bağlandığında. Kişi üç seviyeyi yükseldiğinde, Lev ha Evin düzeltmesi gerçekleşir ve bu “Gimar Tikun” ya da “düzeltmenin sonu” olarak bilinir.

Haz hissetmek için iki tür arzu vardır. Bu arzular almaktan, ya da karşılıksız vermekten hissedilen hazdır. Karşılıksız vermeden alınan haz Kelim de Aşpaa’da algılanır ve almaktan alınan haz Kelim de Kabala’da algılanır. Her ikisi de biz de düzeltilmemiştir. Kelim de Aşpaa’yı en kolay şekilde düzeltmenin şekli öyle ki kendi hazzımdan ziyade verdiğim kişi için (kişi hatırı için) her şeyi vermektir. Bunu düzeltmek daha kolaydır çünkü eylemin (karşılıksız verme) ve yönün (başka kişi için) aynı istikamete sahiptir.

Kelim de Kabala (AHP), kişinin sadece aldığı zaman haz hissetmesine izin verir. Bunları düzeltmek daha zordur. Bunları düzeltmek için kişi alarak başkasına haz vermelidir ve sadece bu sebepten almalıdır. Bunu yapmak için Yaradan’la daha güçlü bir bağ şarttır, çünkü bu düzeltme insanın tam özü olan “ben”den geçer.

Öyleyse AHP G”E’den sonra düzeltilir ve yavaş yavaş düzeltilmiş olur. Başka bir deyişle, düzeltilmiş olan G”E ile Atzilut dünyasına yükselmek zor değildir, çünkü AHP sonradan birleşir. Bunun sebebi sonraki eylemin niyetin zıttı olmasındandır (yani niyete terstir).

Beş dünyanın hepsi de Yaradan’ın ışığına engel teşkil eder. Dünya ne kadar aşağıda ise o kadar çok ışığı gizler. Dünyalar ya da engeller ışığı dünyamızdan mutlak olarak izleyen Mahsom’da sona erer ve sadece küçük bir kıvılcım içeri girer ki bu da dünyamızdaki hayatı sürmesi için gereklidir. Bu kıvılcıma Ner Dakik denir. Yaradan bunu Masah’sız yaşayabilmemiz için yaptı. Masah ışık olmayıp ta “Ner Dakik” olduktan sonra gerekli değildir.

Bu zayıf ışık ya da Ner Dakik büyük çoklu parçalara bölünmüştür. O atomları döndürür, molekülleri yerinden oynatır, tüm maddenin onu gelişmeye doğru harekete geçirerek ve ona her seviyede: cansız, bitkisel, hayvansal ve bizim seviyemiz insan seviyesi, hayat vererek var olmasını zorunlu kılar.

Eğer, çalışmanın, bir öğretmenin ve grubun yardımıyla kişi yine de kendi küçük egoizminde bir perde edinirse ya da Aviut Şoreş‘de o zaman bu en küçük ışık olan, Nefeş’e ki Ner Dakik’den çok büyüktür, dayanabilir. Yani bu durumda kişi bu ışığın içinde olup kendi için almayabilir. Masah ya da perde daha önce Mahsom’un yaptığını yapıyor. Bu, bu dünyadan ruhani dünyalara geçittir ve Mahsom’a daha fazla gerek yoktur. Ancak, Masah küçücük ışığı Nefeş’i bloke ediyor.

Bu hayatımızdan bir örneğe benzer. Farz edin ki bir kişi “çalmamak” üzere yetiştirilmişti ve eğer onun önüne $100 koyarsak onu çalmayacaktır. Ancak eğer önüne gelen para onun “çalmamak” üzere yetiştirildiğinden çok ise o zaman caydırıcılığa dayanamaz ve yetiştirilme tarzı onun çalmasını engellemeye yetersiz kalacak.

Aynı şey ruhaniyette de ortaya çıkar. Or Nefeş’in olduğu her yerde, kişi kolaylıkla Yaradan için eylemde bulunur, onu kolaylıkla algılar, ışıkla bağı vardır ve ihsan etmekten haz alır. Bunu yapabilir çünkü kendisi için almaya engel olan o seviye için Masah’a sahiptir. Bu duruma Asiya dünyası denir.

Bundan sonra, kişi çalışma ve ilave çabalarla daha kuvvetli bir egoizm ya da Aviut Alef’de Masah’ı edinir ve şimdi ihsan etmek için hali hazırda ışığı, Ruah’ı, alabilir. Önceki örneğimizde, kişi $ 1000’a kadar “çalmama” kalkanını edinmiştir. Bu durumda kişi Asiya dünyasından Yetzira dünyasına gidebilir. Benzer şekilde, kişi Aviut Bet’in Masah’ını edindiğinde, Beria dünyasına geçebilir.

Bu yolla bir dünyadan ötekine engeller elenebilir (kurtulabilinir). Bu demektir ki; ilgili dünyanın Aviut’una tekabül eden Masah engelin yerine edinilir. Engel kişinin içine gider çünkü ona daha fazla ihtiyacı yoktur. Kişi kendi başına ilgili dünyanın yasalarını yerine getirebilme yeteneğine sahip olur, yani onun artık yasaya gereksinimi yoktur çünkü o yasanın üzerindedir, yasadan daha da yukarıdadır. Ve o yasayı gerçekleştirir ya da inançlarına göre uygular.

Ruhumuz beş kısımdan oluştuğuna göre egoizmin ağırlığına göre beş ayrı düzeyin Masahlarını edinmemiz gerekiyor:

  • Kişi Aviut Şoreş ile Masah’ı edindiğinde, Mahsom’u geçer ve Asiya ruhani dünyasına girer.
  • Masah’da Aviut Alef kişiye Beria dünyası seviyesine yükselme fırsatı verir.
  • Aviut Bet’in Masah’ı ruhu Beria dünyası seviyesine yükseltir.
  • Aviut Gimel ile Masah ruhunun seviyesini Beria dünyasından Atzilut dünyasına yükseltir.
  • Ve sonunda, Masah Dalet Aviut kişiyi (yani kişinin ruhunu çünkü kişi Kabala’da ruh kabul edilir) Adam Kadmon dünyasına yükseltir.

Bundan sonra ruh Adam Kadmon dünyasından Eyn Sof dünyasına yükselir.

Her dünyanın beş Partzufim’i olduğuna göre ve her Partzuf beş Sefirot’tan oluştuğuna göre kişi her beş Sefirot’la yeni bir seviye elde eder. Örneğin, Asiya dünyasında ilk beş Sefirot kişinin Asiya dünyasında Malhut’a ulaşmasına izin verir; ikinci beş Sefirot Asiya dünyasının Z”A’sına yükseltir; beş daha onu Asiya dünyasının Bina’sına yükseltir ve sonraki beş Asiya dünyasının Hohma’sına. Son beş Sefirot ruhun Asiya dünyasının Keter’ine ulaşmasına izin verir.

Ruh yol aldıkça yavaş yavaş Aviut de Şoreş’den Yetzira dünyasının Aviut de Alef’ine kadar Masah’ı edinir. Bu her seferinde ruh tüm dünyalardan geçerek bütün 125 seviyeden geçene kadar devam eder.

Kişi Aviut de Şoreş ile beraber Asiya dünyasında iken ruhun rahminde (Rina) gebe kalma (Ubar) sürecinden geçtiği düşünülür ve bu periyot “9 ay” sürer. Yani ruh tekabül eden sayıda “intra uteral” denilen gelişim seviyelerinden geçer, bu da kadının dünyamızdaki hamilelik zamanına tekabül eder.

Aviut Alef’e geçişe ve dolayısıyla Yetzira dünyasına ruhun doğuşu denir ki bu da kişinin dünyadaki doğumuna uyar (tekabül eder). Beria dünyasında bulunma ruhun ışığı alıp yavaş yavaş içinde Masah’ı büyüttüğü 2 yıl boyunca büyüme ve beslenmesine tekabül eder.

Orada, ruh hâlâ Katnut (Kelim G”E) durumundadır. Diğer yandan Atzilut dünyasına geçiş zaten ruhun (Kelim AHP’nin edinimi) Gadlut’unun başlangıcını temsil eder. Bu 13 yaşına dek (yetişkinlik ya da Bar Mitzvah) yani ruh Atzilut dünyasında bağımsız olana dek sürer. Şöyle ki o zaten ihsan etmek için almaya başlamaya izin veren Mahsom’a sahiptir, (ya da AHP’de Aliya’nın yardımıyla Kelim de Kabala’a bağlanmaya).

Atzilut dünyası Zakhar (Z”A) ve Nekeva (Nukva) ihtiva eder. Birbiriyle ilgili olarak ruhun durumuna göre (Katnut ya da Gadlut) çeşitli pozisyonlardadır; aralarında çeşitli Zivugim ortaya çıkar vs.

Ruhani dünyada “Eretz” ya da yeryüzü denilen bir inanç vardır. Bu bulunduğun ya da gittiğin yerdir. Eretz, “Ratzon” ya da arzu kelimesinden gelir. Ruhumuzun bütünü çeşitli küçük arzuları (Artznot ya da Ratzanot) ve diğer milletler denilen ”dünyanın milletleri”ni içeren kocaman tek bir arzudan (Eretz) oluşur.

Eretz Yaradan’a ruhani “diğer milletler” ki bunlar Ever ha Yarden (Ürdün), Mitzraim (Mısır) ve Suria (Suriye)’den daha yakındır. Bunlar bizim komşularımızdır ve bizim toprağımızı isterler ya da Eretz İsrail, çünkü Yaradan buradadır ya da bu Ona yakın arzudur. Yani İsrail Yaradan’a kendisini yönelten arzu olarak adlandırılır ve diğer ülkelerde/topraklar dünyevi arzular içerisindedir ve onlar İsrail’i bastırmak/susturmak ister.

Tüm düzeltme ya da daha saf arzular manevi eğilimi olanlarla başlamalı (G”E). Diğer taraftan, Eretz İsrail’e en yakın olanlardır, diğer taraftan en uzak olanlardır, çünkü ışık ile arzular arasında ters bağımlılık vardır.

Yaradan’a dönmek için kişi en egoist durumda olmalı, yani hayatında bir şeyin eksik olduğunu hissetmeli. Diğer taraftan, o Kelim’ine göre egoist arzularına göre Yaradan’dan uzak diğer yandan, Kelim’ini ya da niyetini Yaradan’a yaklaşma arzusunun tüm gücüyle değiştirir ise o zaman O’na en yakındır.

Kişi çalışmaya başladığında, yavaşça arzularını Aviut derecelerine göre çeşitli parçalara ayırmayı öğrenir ve hangi arzularıyla çalışmaya başlayıp düzelteceğini değerlendirmeye başlar. Ek olarak, arzularıyla çalıştığı zaman onları kendi iç ruhani haritasında nereye yerleştirdiğini anlar.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,297