e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Çoğunluğun Duasının Önemi

Makale No. 7, 1986

Zohar VaYişlah’ta (Ve Yakup Gönderildi), (Sulam Yorumu, s 13, madde 45) şöyle yazılmıştır, “Gel ve gör. Kabalist Şimon şöyle der: ‘Çoğunluğun duası, Yaradan’ın önünde yükselir ve Yaradan, Kendini dua ile taçlandırır çünkü dua birkaç biçimde yükselir: Biri Hasadim (erdem) ister, başka biri Gevurot (güç) ve bir başkası da Rahamim (merhamet) ister. Dua birkaç taraftan oluşur –sağ taraf, sol taraf ve ortası. Ve birkaç taraftan ve biçimden oluştuğu için, dua bir taç haline gelir ve sonsuza kadar yaşayacak olan erdemlinin başına yerleştirilir, o, tüm kurtuluşları Nukva’ya ve ondan da tüm halka veren Yesod’dur. Ve gel ve gör, Yakup, üç çizgiden oluşuyordu; Yaradan, onun duasını bu yüzden istedi, çünkü duası, çoğunluğun duası gibi, üç çizginin mutlak bütünlüğü içindeydi. Bu yüzden şöyle yazılmıştır, ‘O zaman Yakup, çok korktu ve endişelendi,’ zira Yaradan onun için böyle yaptı ki böylece Yaradan onun duasını arzuladığı için dua edecekti.”

Zohar’ın sözlerinde, çoğunluğun duasını, tek bir kişi olarak yorumladığını, Yakup’un, üç çizgiden oluştuğunu söylediğini görüyoruz. Fakat çoğunluğun duasıyla ilgili yazdığı her yerde, kelimenin tam anlamıyla çoğu dua eder der, atalarımızın dediği gibi (Berachot, s 8a), “Kabalist Yohanan, Kabalist Şimon Bar-Yohai adına şöyle dedi, ‘Neden, ‘Ve ben, benim duam Senin üzerine iyi niyet zamanıdır, Ey Tanrım’ diye yazılmıştır? Ne zaman iyi niyet zamanıdır? Çoğunluğun duası olduğu zaman”

Bu, kelimenin tam anlamıyla çoğu, birlikte dua eder demektir. Ayrıca Zohar’ın şu sözlerle ne dediğini anlamalıyız, ‘Taç, sonsuza kadar yaşayacak olan erdemlinin başına yerleştirilir’. O başına taç olur ne demektir? Taç, kralın tacı demektir, kraliyetin tacı gibi. Ve başındaki taç, duadan yapılmıştır ne demektir? Duanın önemini ve yüceliğini anlamamızı sağlayan nedir? O, bize duanın önemini göstermeyi istediği için, bize, “Bilin ki kral için taç, duadan yapılır” der.

Zohar’da der ki ona Yesod denir ve o, tüm kurtuluşları Nukva’ya ve ondan da tüm halka verir. Tacın neden özellikle Yesod üzerinde yapıldığını anlamalıyız, çünkü Eyn Sof’a dua ettiğimiz biliniyor, öyleyse çoğunluğun duası özellikle Yesod üzerine taç olur ne demektir? Ve ayrıca, neden Yesod’un Nukva’ya ve Nukva’dan da halka verdiğini söyler?

Baal HaSulam çoğun duası konusunu, çoğunluk için dua eden kişi olarak açıkladı; buna “çoğunluğun duası” denir. Bu nedenle çoğunluğun duasına, “iyi niyet zamanı” denir. Kişi, kendi için dua ettiği zaman kirlenir ve duasının kabul edilmeye gerçekten layık olup olmadığını sorgular. Fakat halk için dua ettiği zaman, kendisini sorgulaması ve duasının cevaplanmaya layık olup olmadığını görmesi yersizdir, çünkü kendisi için değil sadece halk için ister.

Bu yüzden çoğunluğun duasına, “iyi niyet zamanı” denir ve kişinin duası cevaplanır. Ve Sulam Yorumundaki birçok yerde açıklananlara göre, çoğunluğun duası, “İsrail meclisi” ya da “Kutsallık” denen Malhut ile ilişkilidir. Ona, “çoğul” denir çünkü o, tüm ruhları içerir. Ve Kutsallık sürgünde olduğu için bazen, “toz içindeki Kutsallık” denen Kutsallığın sürgünü hakkında sorarız, çünkü tüm bu isimler bize, O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olan yaratılışın amacının içeriğini işaret eder.

Bilinir ki ilk kısıtlama, Yaradan işlerinin mükemmeliyetini ifşa etsin diye vardı. Bu demektir ki sadece “almak için almak” denen Kli’nin olduğu yerde, üst bereket gizlenecektir. Bereket, sadece ihsan etmeyi amaçlamanın mümkün olduğu yere gelir. Ve doğası gereği insan, sadece almak üzere doğduğu için, kişi “kendini sevmek” denen alıcının alamadığını görür. Bunun yerine, kişi her şeyi Kutsallık, yani Malhut için yapmalıdır, çünkü sadece bu sayede O’nun ihtişamı Malhut’ta belirecektir. Bu böyledir çünkü sadece Yaradan, aşağıda olanlara göründüğü zaman, O’nun ihtişamı görülecektir. Şohen’in (oturan) göründüğü yerin, Şehina (“ikâmet”, fakat aynı zamanda “Kutsallık”) olarak adlandırıldığı yazılmıştır.

Buna, “O’nun yüce ismi büyüsün ve kutsansın” denir, çünkü “İyilik yapan İyi” diye adlandırılan Yaradan’ın ismi dünyada belirir. Bu böyledir çünkü herkes, “O’nun yarattıklarına iyilik yapmak” diye tanımlanan yaratılışın amacını edinir, çünkü şimdi almak için uygun olan bir Kli vardır ki bu ihsan etme niyetidir, buna Yaradan’la Dvekut (bütünleşmek) denir.

Bundan çıkan sonuç şudur, yaratılan varlıklar, doğaları gereği sadece almak için almak koşulundadırlar ve doğalarını aşmadan ihsan etmek üzere çalışamayacakları için, Malhut’un toz içinde kalmasına neden olurlar, yani onun erdemini göremezler. Bu demektir ki onun Yaradan’dan ne alabileceğini göremezler çünkü kısıtlama nedeniyle her şey gizlidir.

Ancak, biraz iç gözlem yapmaya ihtiyacımız var. Atalarımızın bize söylediklerine inanmalıyız, fiziksel hazlara dair tüm zevkler, maneviyatta mevcut olan zevklerle kıyaslandığında sadece zayıf bir mumdur. Sulam Yorumunda (“Zohar Kitabı’na Giriş,” s 173) yazıldığı gibi, “Dünyanın yaratılışı öncesinde kapların kırılmasının anlamı budur. Keduşa (kutsallık) kaplarının kırılmasıyla ve onların ayrılmış olan BYA’ya düşüşüyle, onlarla birlikte kutsal kıvılcımlar da Klipot’a (kabuklar) düştüler, her türün zevki ve sevgisi, onları insanın alması ve hazzı için aktaran Klipot’un etki alanına girdi.”

Dolayısıyla, hazların çoğunluğu Keduşa’dadır, hâlbuki biz bunun aksini görürüz, herkes zevk alınabilen şeyleri fiziksellikte görür. Fakat Tora ve Mitzvot (emirler) çalışmasında, kişiye çalışması için bir ödül sözü vermeden, Tora ve Mitzvot ile uğraşmasını söylemek mümkün değildir. Çünkü kişi Mitzvot’u yerine getirmekle uğraşırken, bunu tümüyle tatsız bulur, fakat ona bir ödül sözü verilir ve buna inanırsa, ona ödül verileceği için Tora ve Mitzvot çalışabilir.

Kişi, yemek, içmek, para, onur, vs. gibi fiziksel şeylerle meşgul olduğu zaman, bu böyle değildir. “Neden bu dünyevi konularla uğraşmalıyım?” diye sormaz, çünkü kişi haz aldığı yerde, haz almanın amacını sorgulamaz. Haz alırken düşünebildiği tek şey, hazzın niceliğini ve niteliğini nasıl çoğaltabileceğidir. Tanrı kişinin haz alma konusunda, “Neden haz almam gerekiyor,” diye düşüncelere dalmasını kesinlikle yasaklar.

Bazen, kişi hiçbir ödeme yapmadığı şeylerden haz alır. Bu ona haz vermesine rağmen, yine de içinde “Bu hazzın amacı ne?” sorusu ortaya çıkar. Örneğin, hiç para gerektirmeyen haz, dinlenme hazzıdır. Bu hazzı satın almaya gerek yoktur, çünkü kişi bunu bedavaya alır. Yine de kişi birçok kez kendine şunu sorar, “Bu dinlenmenin tadını çıkararak ne kazanacağım?”

Ancak, kişi, hiçbir şey ödemediği bir şeyden, gerçek haz ve keyfi deneyimlediği tecrübe eder.

Fakat kişi, gerçek hazzı ve memnuniyeti tecrübe ettiği zaman, bu hazzın amacı aklına bile gelmez. Ve eğer kişi, o an keyif aldığı bu hazzın amacını düşünmek zorunda kalırsa, bu hissettiği hazzın, gerçek haz olmadığına dair bir işarettir, çünkü halen amacını düşünebilmektedir. Bu, o hazda bir eksiklik olduğunun işaretidir ve kişi, eksikliğin olduğu yerde, o an hissettiğinden farklı bir amacı düşünebilir.

Yukarıda tüm bahsedilenlerden çıkan sonuç şudur, yaşamdaki tadın ve hazzın çoğu, Tora ve Mitzvot’tadır, çünkü üst ışığın biriktiği yer burasıdır. Bunun hakkında Sulam Yorumunda (‘Zohar Kitabına Giriş’ s 242, ‘Merdivenin Görüşü’, madde 1) şöyle yazılmıştır, “Kişi, O’nun sözlerinin sesini dinlemekle ödüllendirildiği zaman, 613 Mitzvot, Pikadon (teminat) kelimesinden gelen Pekudin olur. Bu böyledir çünkü 613 Mitzvot vardır ve her Mitzva’da tek bir seviyenin ışığı birikmiştir ki bu, ruh ve bedendeki 613 organ ve tendon içindeki tek bir organa karşılık gelir. Dolayısıyla kişi Mitzva’yı yerine getirirken, kendi ruh ve bedeninde karşılık gelen organa, yani o organa ve tendona ait olan ışık seviyesine uzanır. Bu, Mitzvot’un Panim’i (yüz / ön) olarak kabul edilir.”

Öyle anlaşılıyor ki Tora ve Mitzvot’u yerine getirmekle, O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olan yaratılışın amacı ifşa olur. Ancak, Sulam Yorumunda, bunun özellikle kişi Tora ve Mitzvot’u, “O’nun sözünün sesini dinlemek” formunda yerine getirmekle ödüllendirildikten sonra geldiğini söyler. Fakat kişi Tora ve Mitzvot’u, “O’nun sözünü yerine getirmek” formunda izlediği zaman, dinlemekle ödüllendirilmeden önce, Mitzvot’a, Eitin (tavsiyeler/nasihatlar) denir ve onlar Ahor (sırt/arka) olarak kabul edilir. Bu demektir ki o Mitzva’ya ait olan üst ışık, henüz onların içinde parlamamaktadır, fakat onlar tavsiyeler olarak kabul edilir ve onlarla Mitzva’ya ait olan Panim ışığına gelinir.

Ve kişinin gerçeğin yolunda gitmesini engelleyen arzu ve düşüncesinin üstesinden gelmesi için ihtiyaç duyduğu tüm çalışma ve güçlenme, kişi sadece Ahoraym’da (sırt), “O’nun sözünü yerine getirmek” formunda olduğu zaman uygulanır. Bu böyledir çünkü o durumda, kişi Tora ve Mitzvot’ta kıyafetlenmiş olan üst ışığı henüz hissetmez. Bu yüzden, her şeyi yapar çünkü Tora ve Mitzvot’a bağlanmakla ödüllendirilmenin büyük bir ayrıcalık olduğuna inanır, bunun önemini hissetmediği fakat her şeyi mantık ötesi inanç ile yaptığı zaman bile, çünkü Yaradan’la Dvekut’u elde etmek insanın amacıdır ve kişi bunu elde etmek için her şeyi yapar. Sonuç olarak, her şeyi yerine getirir ve yapabildiği her yerde büyük çaba gösterir ve tek niyeti bütünlüğe erişmektir.

Ve kişi, bütün çabalarından ve kendisine karşı duran engellerin üstesinden gelmek istediği zamanki galibiyetinden sonra, halen dışarıda durduğunu görür, çünkü Dvekut, form eşitliği demektir ve kişi, Yaradan’la Dvekut’a zıt bir eylem olan kendini sevmekten henüz bir santim bile uzaklaşmamıştır. Bu durumda kişi, kendini aydınlatması için Yaradan’a dua etmeye gider ki böylece Kutsallığı tozdan kaldırabilsin. Bu, cennetin krallığının o durumda tadının toz gibi olduğu anlamına gelir. Cennetin krallığı, kişi sadece onun için çalışmak ve cennetin ihtişamını dünyada göstermek istediği zaman belirir. Ve kişi görür ki herkes onun gibidir; cennetin ihtişamına karşı saygısızdır, çünkü onun önemini takdir edemez. Buna, “çoğunluğun duası” denir, yani kişi kolektif için dua eder.

İki muhakeme yapılmalıdır: 1) Malhut’a “çoğul” denir çünkü o tüm ruhları içerir. 2) Çoğunluğun duası, kişinin kolektif için dua ettiği zaman demektir ki kolektif, Tora ve Mitzvot’un önemiyle, her Mitzva’da üst ışığın parladığı 613 teminat ile ödüllendirilecektir.

Dolayısıyla günün sonunda, “çoğul” ile ilgili iki muhakeme, bir olur. Bu demektir ki kişi genelin ödüllendirilmesi için, “çoğul” diye adlandırılan Malhut’un yüceliğinin ve öneminin görülmesi için dua eder. Bu, herkes ihsan etme kaplarıyla ödüllendirildiğinde meydana gelir. O anda, 613 Mitzvot, “O’nun sözünün sesini dinlemek” ifadesinde olduğu gibi ifşa olacaktır, o zaman 613 Mitzvot’a 613 teminat denir.

Yukarıda belirtilenler, kişinin kolektif için dua ettiği zaman bunun reddedilmeyeceği anlamına gelir. Kolektife, “İsrail’in tümü” ve “Kutsallık” denir. Ve kolektif birkaç muhakemeyi içerdiği için, Zohar şöyle der: kolektifin duasının kabul edilme nedeni, onun içindeki bütünlüktür. Şöyle yazar: “Ve Yaradan o dua ile Kendini taçlandırır çünkü o birkaç şekilde yükselir, zira biri Hasadim ister, başka biri Gevurot ve bir başkası da Rahamim ister.”

Bir duanın neden hepsinden oluşması gerektiğini anlamalıyız. Kural şudur, maneviyatta idrak ettiğimiz tüm muhakemeler, aşağıda olanın ıslahı amacıyla açığa çıkması gereken ifşalardır. Dolayısıyla bahsi geçen üç çizgi konusu –mükemmeliyet, üç çizgi orada ifşa oldu demektir– Yaradan’ın aşağıda olanlara, onları kullanabilsinler ve orada hiçbir kusur olmasın diye bolluk vermeyi dilediği anlamına gelir. Bu, kapların kırıldığı Nekudim dünyasının durumuna benzemez çünkü kutsal Ari’nin söylediği gibi, orada çizgilerin ıslahı yoktur.

Diğer bir deyişle, yukarıda olan, aşağıda olana biraz bolluk verdiği zaman, aşağıda olanın aldığı bolluğun, aşağıda olanın faydasına olmasını diler. Fakat bolluğun gitmesi gereken Kli mükemmel değilse, tüm bolluk dışarıda olanlara gidecektir. Kapların kırılmasındaki mesele budur –bolluğun, Keduşa’nın (kutsallık) dışına gitmesi. Bu nedenle, bolluk aşağıda olanlara akıtılmaz ve duanın kabul edilmediği düşünülür.

Ve burada kolektif içindeki çizgilerin ıslahı konusu gelir. Bu demektir ki Malhut olan çoğunluk, kolektifi içerir. Diğer bir deyişle, “üç çizgi” denen bir ıslah vardır ve onun sayesinde bolluk Keduşa içinde kalır ve dışarıda olanlara gitmez. Bu yüzden, ancak böyle bir dua kabul edilebilir, yani ona bolluk verilebilir.

Zohar bununla ilgili olarak şöyle der: “Çünkü Yakup üç çizgiden var olmuştu,” çünkü Yakup’a sağ ve sol çizgiyi de içeren “orta çizgi” denir. Bu yüzden Yaradan onun duasını istedi, çünkü o mutlak bütünlük içindedir, çoğunluğun duası gibi üç çizginin tümünü içerir. Diğer bir deyişle, bolluğu aşağıya vermek için Yaradan tarafından hiçbir gecikme olmaz, çünkü O’nun arzusu, yarattıklarına fayda sağlamaktır. Ancak, O, aşağıda olanların alma kaplarının almaya uygun olmasını bekler gibidir.

Dolayısıyla, aşağıda olanların tarafında uygun bir Kli olduğu zaman –yani dua, almak için uygun olan bir Kli olduğunda- bu, bolluğun kaybolmayacağı yani bolluğun dışarıda olanlara, Klipot’a gitmeyeceği koşuluyla olmalıdır. Bu yüzden Malhut’un Kli’sinde bir ıslah vardır, bolluğu aşağıda olanlara aktarmalıdır ve bu ıslaha, “çizgilerin ıslahı” denir.

Şimdi, Zohar’ın, geri kalan sözlerini açıklayacağız. Şöyle yazar: “Ve birkaç taraftan ve biçimden oluştuğu için, dua bir taç haline gelir ve sonsuza kadar yaşayacak olan erdemlinin başına yerleştirilir, o, tüm kurtuluşları Nukva’ya ve ondan da tüm genele veren Yesod’dur.”

“Fakat biz Eyn Sof için dua etmiyor muyuz?” diye sorduk. Bu nedenle, çoğunluğun duası özellikle Yesod üzerinde bir taç olur ne demektir? Mesele şu ki, Malhut’a gelen bolluğun veriliş düzenine Yesod denir. Bu, ilk dokuz Sefirot’un hepsinin, özünü Yesod’a verdiği anlamına gelir ve ona “hepsi” denir.

Öyle anlaşılıyor ki bizler daima verenin bakış açısından ve Malhut olarak adllandırlan bolluğun alıcısından bahsediyoruz. Bu yüzden, Yaradan ihsan etmeyi dilediği ve bolluğu almak için aşağıda olanların uygun Kelim’i vermesini beklediği için, dualar yükseldiği zaman –dualar almaya uygun olacak şekilde düzenlendiği zaman– dualara, “bolluğun alınması için bir Kli” denir. Dolayısıyla Kli, verene yükselmiştir ve genel verici Yesod olduğu için, duanın Yesod’a yükseldiği düşünülür.

Buna göre, “Aşağıdaki eylem, yukarıdaki eylemi uyandırır,” kuralını takip eder. Bu demektir ki Yaradan’a yakınlaşmayı ve Yaradan’la Dvekut ile ödüllendirilmeyi isteyenler, uyanışlarıyla ilgili olarak Yaradan’dan yardım ister. Atalarımızın dediği gibi, ‘Arınmaya gelene yardım edilir’ (Zohar, Nuh, s 23 ve Sulam Yorumu, madde 63). Eğer kişi arınmak için gelirse, ona kutsal ruh ile yardım edilir ve kişi arınır, kutsanır ve ona, “kutsal” denir.

Bu yüzden kişinin, eylemlerini geliştirmeyi dilediği zaman, yukarıda Zivug’a neden olduğunu, bu sayede bolluğun aşağıya akıtıldığını görürüz. Buna MAN yükseltmek yani yukarıda bir eksikliğe neden olmak denir. Fakat aşağıda olanların, yukarıda bir eksiklik yarattığını nasıl söyleyebileceğimizi anlamalıyız. Ve aynı zamanda “eksikliğin” ne anlama geldiğini bilmeliyiz. Bilinir ki Kli’ye “eksiklik” denir, yani eğer bir eksiklik varsa, orada doyumu yerleştirmek ve eksikliği doldurmak için yer vardır.

İhsan edişte Yaradan’ın tarafında hiçbir gecikme yoktur, çünkü O’nun dileği, iyilik yapmaktır. Işığın gizli olduğunu görmemizin nedeni, aşağıda olanların bolluğu almak için Kelim’e sahip olmamasıdır. Bu yüzden, aşağıda olan kendini arındırmak için uyandığında, fakat bunu yapacak güçten mahrum olduğunda, Yaradan’dan ona yardım etmesini ister. O zaman bu eksiklik yükselir, böylece yukarıda olanın, ona bolluğu verecek Kli’si olur ve buna MAN yükseltmek denir.

Öyle anlaşılıyor ki eksiklik olan dua –aşağıda olanın, eksikliğini gidermek için aradığı şey– verene yükseldiği zaman, O’nun başına taç olur. Verene Yesod denir ve o, Malhut denen İsrail meclisine ihsan eder. Bu böyledir çünkü taç, Keter (taç) demektir, Kralın tacına yani kralın önemine işaret eder. Bu demektir ki O’nun ışığı ifşa olduğunda, herkes Yaradan’ın öneminin farkına varır.

Ancak, yüzün gizliliği sırasında, Kutsallığa – Kralın göründüğü yer– “sürgün” ve “toz” denir. Bu böyledir çünkü maneviyattan hiç tat alınmaz, ancak Tora ve Mitzvot onlara toz tadı verir. Ve bütün bunlar, aşağıda olanın, bolluğu alacak kaplara sahip olmadığı içindir. Ve bundan dolayı, O’nun ihtişamı uluslar arasında kutsal sayılmamıştır, yani kişi, Yahudi olma farkındalığıyla ödüllendirilmeden önce, diğer uluslara benzer, bilindiği gibi her insan küçük bir dünyadır ve yetmiş ulusun yanı sıra, İsrail’i de içinde barındırır.

Fakat sonra, gizlilik sırasında, üst bolluk, aşağıda olanlara uygun Kelim’e sahip olmadıkları için görünmediği zaman, onlara verilen aydınlanma ne olursa olsun Klipot’a gidecektir. Bundan dolayı, üst bolluk onlardan gizlenmek zorunda kalır. Buna, “Taç başımızdan düştü,” denir, yani Yaradan’ın önemi kutsal sayılmadı.

Fakat kişi arınmaya geldiği zaman, Yaradan’ın onu yakınlaştırmasını ve Dvekut’la ödüllendirileceği ihsan etme kabını ona vermesini dilediği zaman, ifşa olacak tüm bolluk ihsan etmek üzere olacaktır. Diğer bir deyişle, kişi daima Keduşa’da, yani Dvekut’ta olabilmesi için yukarıdan güç verilmesini ister.

O zaman kişinin duasından bir taç yapılır, Kralın tacı, çünkü artık Kralın önemi fark edilmiştir. Ve Zohar’ın söylediği şeyin anlamı budur, dua, “bir taç haline gelir ve sonsuza kadar yaşayacak olan erdemlinin başına yerleştirilir, o, tüm kurtuluşları Nukva’ya ve ondan da tüm genele veren Yesod’dur.” Bu böyledir çünkü dua sayesinde, üst bolluk aşağıda olanlara verilmiştir, o anda haz ve memnuniyet ifşa olmuştur. Buna, “taç,” Kralın tacı, Kralın önemi denir.

 

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,283