e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Yehuda Halevi Aşlag (Baal HaSulam) > Makaleler > Ben Kendim İçin Değilsem, Kim Benim İçin

Ben Kendim İçin Değilsem, Kim Benim İçin

Bir Islah (Sevap) yapmadan önce kişi Kişisel İlâhi Takdir’i (kader) hiçbir şekilde dikkate almamalıdır. Tersine kişi, “Ben kendim için değilsem, kim benim için?” demelidir. Ancak bu olgudan sonra, kişi bu Sevabı yapmak “benim gücümle ve elimin yüceliğiyle değil”, sadece benim için bunu önceden planlayan Yaradan’ın gücüyledir ve bu yüzden ben bunu yapmaya zorlandım şeklinde tekrar düşünmeli ve inanmalıdır.

Dünyevi konuların sırası da bu şekildedir, zira maneviyat ve fiziksellik eşittir. Dolayısıyla, kişi günlük kazancını elde etmek için, işe gitmeden önce Kişisel İlâhi Takdir’den düşüncelerini çıkarmalı ve şöyle demelidir, “Ben kendim için değilsem, kim benim için” ve herkes gibi fiziksellikte yaşamını kazanmak için her şeyi yapmalıdır.

Ancak akşam kişi kazancıyla eve döndüğünde kendi becerikliliği ona bu kazancı getirdi diye asla düşünmemelidir. Tersine, tüm gün boyunca bodrumda yatmış olsa bile yine de kazancını elde ederdi, zira Yaradan’ın onun için önceden planladığı buydu ve bu şekilde olmalı.

Ve bu yüzeysel akla ters ve kabul edilmez görünse de kişi yine de bu şekilde inanmalıdır, zira kitaplardan ve yazarlardan anladığımıza göre Yaradan, kanunlarında kişi için bunu yazmıştır.

Yaradan’ın isimlerinin anlamı budur. Yaradan’ın her şeyi yaptığı Kişisel İlâhi Takdir’dir (kader) ve O’nun çamur evlerde yaşayanların yardımına ihtiyacı yoktur. Yaradan aynı zamanda yazılardaki Numerolojik değerde “doğadır”. Ve O’nun fiziksel cennet ve yeryüzü sistemlerinde montelemiş olduğu doğaya göre hareket eden ve diğer fiziksel varlıklar gibi yasalarına uyan ve aynı zamanda Kişisel İlâhi Takdir’e (kader) inanan kişi bunları birleştirir ve onlar kişinin elinde bir olurlar. Bu nedenle, kişi Yaradan’ından fazlaca doyum alır ve tüm dünyalara Işık getirir.


Üç ayrımın anlamı budur: Islah (sevap), günah ve izin.

* Islah kutsallık yeridir.

* Günah Öteki Taraf (Kötü Eğilim) yeridir.

* İzin ne Islah ne de günah olduğundadır. Bu kutsallık ve Kötü Eğilimin mücadele ettiği savaş alanıdır.

Kişi izin verileni yaptığında eğer bunu Yaradan’ın otoritesi ile birleştirmezse tüm o yer kötü eğilimin hâkimiyetine düşer. Ve kişi gelip izin verilen yerde mümkün olduğunca fazla birleşme gerçekleştirdiğinde Kutsallığın hâkimiyetine izni geri getirir.

Böylece bilgelerimizin dediklerini açıkladım, “İyileştiriciye iyileştirme izni verilmiştir.” Bu, iyileştirme hiç şüphesiz Yaradan’ın elinde olmasına ve insanın oyunları O’nu O’nun yerinden oynatamamasına rağmen yine de erdemli olanlar şöyle der “ve onun iyice iyileşmesini sağlayacak”, bunun Islah ve günah arasındaki savaş alanı, izin, olduğunu bilmenizi sağlıyor.

Dolayısıyla, bu “izni” bizler kendimiz fethetmeli ve Tanrısallık (İhsan etme niteliği) altına yerleştirmeliyiz. Ve nasıl fethedilir? Kişi uzman bir doktora gittiğinde doktor ona binlerce kez denenmiş bir ilaç verir. Ve kişi iyileştiğinde doktor olmadan da Yaradan’ın onu iyileştireceğine inanmalıdır, zira kişinin yaşam süreci önceden belirlenmiştir. Ve kişi, insan doktora övgüler yağdıracağına Yaradan’a teşekkür eder ve över ve böylece izni fetheder ve onu İhsan etme niteliğinin hâkimiyetine yerleştirir.

Başka “izin” konularında da benzer şekildedir. Kişi, böylece, Kutsallığın sınırlarını genişletir ve İhsan etme niteliğini büyütür. Ve birden, kişi kendisini tamamen Kutsal Yer’de dururken bulur, zira Kutsallığın sınırları öyle büyümüştür ki kendi yerine ulaşmıştır.

Bunların hepsini size birkaç kez açıkladım, zira bu konu İlâhi Takdir (kader) konusunda açık bir algıya sahip olmayan pek çok kişiye ayak bağıdır. “Bir köle sorumluluğu olmadan rahattır” ve çalışmak yerine en güvenli olanı ister ve hatta daha da fazlası, inancından soruları kaldırmak ve doğaüstü inkâr edilemez kanıt edinmek ister. Onlar bu nedenle cezalandırılırlar ve kanları kendi kafalarının üstündedir, zira açıklamış olduğum gibi Hz. Âdem’in günahından sonra Yaradan bu günah için bir ıslah planladı.

Ve “yüzünde ter ile ekmeğini yiyeceksin” sözlerinin anlamı budur. Kişi büyük çaba sonrasında başardığında bunun Yaradan’ın hediyesi olduğunu söylemek zordur, bu insan doğasıdır. Bu nedenle kişinin Kişisel İlahi Takdir’e (kader) tam inançla çaba gösterecek ve her şeyi çalışmadan da edineceğine karar vermek için çalışacak alanı vardır. Böylece kişi bu günahı ıslah eder.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,275