e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Yeni Bir Yön

(“Kaostan Ahenge” kitabından)

Egomuz gün geçtikçe büyüyor ve doğa ile aramızdaki fark büyümeye devam ediyor. Doğayla zıt niteliklerimizin getirdiği acıdan kurtulmak için, doğanın özgecil niteliğini edinmeye çalışmamız gerekiyor.

İnsan, yapısı gereği kendisinde meydana gelen değişiklikleri algılayamaz. Çevresinin değiştiğini zanneder. İnsan duyularının ve aklının, hakikati algılaması bu şekildedir. Gerçekte ise doğa, sabit ve değişmezdir. Doğa ile uyum içindeysek, bütünlük duygusu içindeyizdir. Onunla tamamen zıt özelliklerde isek, bize karşı bir güçle çevriliymiş gibi hissederiz. Bu iki uç koşul arasında bir yerlerdeysek, ara aşamaları hissederiz.

Kişi, doğanın niteliğine uyum sağlamaya başladığında, onu içsel değişime zorlayan baskı da azalmaya başlar. Bunun sonucu olarak kişi, yaşamında daha az negatif olaylarla karşılaşır. Doğanın tarafından bakacak olursak, aslında hiçbir şey değişmemiştir. Her şey, önceden belirlendiği şekilde, olması gerektiği gibi oluyordur… Tek değişen, kişinin kendisidir. Kendi içsel değişimi kişide doğanın etkisinin değiştiği izlenimini oluşturur.

Doğanın özgecil gücü ile aramızdaki zıtlık, henüz en hat safhada değildir. Yani egomuz henüz en gelişmiş haline ulaşmış değil… Bu da maalesef, yaşadığımız olumsuzlukların giderek artabileceği anlamına geliyor. Bazılarımızın hala, dünyanın içinde bulunduğu genel krizi hissedememelerinin sebebi de, egonun gelişimini tamamlamamış olmasıdır.

Ancak egomuz hızla büyümeye devam ediyor ve tabi doğa ile aramızdaki fark da… Doğayla zıt niteliğimizin getirdiği acıdan kurtulmak için; evrimsel gelişime yeni bir yön vermek için doğanın özgecil niteliğini edinmeye çalışmamız gerekiyor. Hem de hiç zaman kaybetmeden!

Bunu başarırsak, var oluşun bütün seviyelerindeki pozitif etkiyi anında hissedebileceğiz. Diyelim ki, bir adamın kötü ahlaklı bir oğlu var. Baba, oğluyla konuşup, onu, tavırlarını değiştirmesi konusunda ikna etmeye çalışıyor. Sonunda, temiz bir başlangıç yapmaya karar veriyorlar. Eğer, ertesi gün, oğlanın davranışları düzelmeye başlarsa, babanın ona karşı tavrı da hemen iyi yönde değişecektir. Burada sonuçtan çok yaklaşım önemlidir.

Çevresiyle ilişkisini düzeltmek isteyen, buna her şeyden çok önem veren ve yaşamının tam anlamıyla buna bağlı olduğunu görebilen insanların sayısı arttıkça, onların bu duyarlılığı, genel görüş niteliği kazanarak, toplumun tüm bireylerini etkileyecektir. Aramızdaki içsel bağ sebebiyle, yeryüzündeki tüm insanlar (en ücra köşelerde yaşayanlar dahi), insanlığın bir bütün olduğunu ve birbirimize bağımlı olduğumuzu hissetmeye başlayacaklar… Kendileri ve diğer insanlar arasındaki karşılıklı etkileşim ve bağımlılık üzerinde düşünmeye başlayacaklardır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,110