e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Makaleler > Tora’nın Edinilmesine Hazırlık Nedir? – 1

Tora’nın Edinilmesine Hazırlık Nedir? – 1

Şöyle yazar: “Ve Tanrı Sina Dağı’nın tepesine indi.” Halk ile ilgili ise: “Ve onlar da dağın eteklerinde duruyorlardı”.

Yaradan’ın “inmesi”nin bir alçalma, küçülme anlamına geldiğini bilmeliyiz. Neticede bu, Tora verildiği zaman gerçekleşmiştir. Öyleyse bunun haz dolu bir zaman olması gerekirken neden Yaradan için bir iniş olarak kabul edilmelidir?

Bilgelerimiz “onlar duruyor,” hakkında bunun, şunu gösterdiğini söylemişlerdir, “O, Dağı onların üzerine bir kubbe olmaya zorladı” ve “Eğer Tora’yı edinirseniz ne mutlu size, ama eğer edinmezseniz burası size mezar olacak,” dedi. (Şabat 88). O, Tosfot’ta onlara şunu sormuştur, duymadan önce yapmış olmalarına rağmen, neden, “Dağı onların üzerine kubbe olmaya zorladı”? Bu soruya birçok cevap mevcuttur; ama çalışmada, dağı onların üzerine bir kubbe olmaya zorlamasının ne demek olduğunu anlamamız gerekmektedir.

Yukarıdakileri anlamak için bir Kli (kap) olmaksızın ışığın olmayacağı kuralını hatırlamalıyız. Yani eksiklik olmadan doldurma olmaz. Bir şeye özlem duymadan ondan haz almak mümkün değildir. Bir şeye olan özleme, eksiklik anlamını taşıyan “hazırlık” denir. Bir şeye olan ihtiyaç özlemi belirler ve hazzın seviyesi özlemin seviyesine karşılık gelir.

Bu nedenle Tora’nın verilmesinden önce Tora’nın edinilmesi için bir hazırlık olması gerekiyordu. Aksi hâlde Tora’dan haz alınamazdı. Yani Tora’yı edinmek için bir eksiklik oluşturmaları gerekliydi ve bu eksiklik yukarıda bahsedilen özlemdir. Özlemin seviyesi ile Tora’dan alınabilen hazzın ölçüsü paraleldir. Bununla birlikte Tora’nın edinilmesine olan ihtiyacın gerçekten ne olduğunu bilmeliyiz.

Bilgelerimiz: “Yaradan kötü eğilimi ve onun için de bir şifa yaratmıştır.” der (Baba Batra 16). RAŞİ günah düşüncelerinin önünü keserek “Tora’yı onun için bir şifa olarak yarattı” diye yorumlar. Söylediğimiz gibi: “Bu zalimle karşılaşırsan onu yatağa çek” (Kiduşin 30). Kiduşin’de: “Yaradan İsrail’e şöyle dedi: ‘Kötü eğilimi ben yarattım ve onun için Tora’nın tadını yarattım. Eğer Tora ile meşgul olursanız onun ellerine düşmezsiniz.’, yani söylediğimiz gibi: ‘Eğer becerebilirseniz.’. ‘Ama eğer Tora ile meşgul olmazsanız onun ellerine düşeceksiniz.’, yani söylediğimiz gibi: ‘Günah kapıda çömeliyor.’ “

Buna göre Tora’nın kötü eğilimin yönetiminden meydana gelen bir ıslah olduğunu görüyoruz. Bu ona verdiği direktifleriyle birlikte kötü eğilimi olduğunu hisseden bir kişi için ona nasıl mutlu olacağını ve hayattan keyif alacağını söyleyerek ona zarar vermeyi amaçladığı anlamına gelir. Yani “Yaradan ile Dvekut (Bağlılık)” olarak adlandırılan gerçek iyiliğe ulaşmaktan kişiyi alıkoyar. Bu yüzden bir kişi bu eğilimin iyi değil, kötü olduğunu söyler.

Ancak bunu söylemek bir kişi için oldukça zordur. Yani kötü eğilim kişinin hayattaki hazzının, yaptığı şeylerden aldığı zevkin, tüm eylemlerinin yalnızca kendi iyiliği, menfaati için olduğunu anlamasını sağlar. O, kişiye verdiği tüm direktiflerin yalnızca tek bir şey için olduğu kuralını bilmesi gerektiğini ona hatırlatır: Sadece kendi yararı için… Bazen başkaları için bir şeyler yapması gerektiğini söyler. Kişiye bir başkasının lehine çalışmasını söylemesinin iyi bir nedeni vardır. Bu eylemin kendisine fayda sağlayacağı daha önceden hesaplanmıştır. Bu nedenle kendi iyiliği dışında başka bir amacı olmadığına kişiyi inandırdığında kişi ona nasıl kötü bir eğilim diyebilir?

Bu nedenle bir insanın bir kişinin dünyada içindeki alıcıdan ki Kral Süleyman buna “düşman” derdi, daha büyük bir düşmanı olmadığı gerçeğini bileceği ölçüde alma arzusunun kötü olduğunu hissetmeye gelmek için çok fazla çalışması gerekmektedir. “Düşmanınız açsa ona ekmek verin.” diye yazıldığı gibi… Kişinin kötü olduğunu ve alıcının yoluna tamamıyla zıt olan doğru yolda yürümeyi başaramadığını saptaması kesin olarak çok zordur. Çünkü gerçeğin yolu alıcı sadece almak istemesine rağmen, sadece ihsan etmektir. Burası birinin bir şeyi “iyi” ya da “kötü” olarak adlandırması gereken yerdir.

Bilgelerimiz şöyle söyledi: “Rabbi Hanina Bar Papa dedi ki: ‘Hamilelik için görevlendirilmiş meleğe Laila (İbranice: Gece) denir. Bir damla alır ve onu Yaradan’ın huzuruna götürüp şöyle der: ‘Dünyanın efendisi bu damla ne olacak? Kudretli biri mi, yoksa zayıf karakterli mi? Bilge biri mi, yoksa aptal mı; zengin mi, fakir mi?’, ancak ‘kötü ya da erdemli’ demez. Bunun yerine bu, insanın tercihine bırakılmıştır.’ “

Bu seçimin bir kişideki alıcıyı belirlemek, karar vermek ve onu isimlendirmek anlamına geldiği ya da kişinin faydasına çalıştığı ve bir dakikalığına bile başkalarının yararına doğru kaymadığı için onun gerçekten iyi bir eğilim olduğu yorumunu yapmalıyız. Bu nedenle onu dinlemeye değer. Çünkü sadece kişinin kendi iyiliğini, mutluluğunu önemser. Bu yüzden ona güvenilmeli ve onun yönünü sağa ya da sola kaydırmamalı. Tüm emirleri yerine getirilmeli ve o hiç saptırılmamalıdır.

Bunun tam tersi bir görüş de mevcuttur. Onu dinleyerek ve kendini sevmekle meşgul olarak Yaradan ile form eşitliğinden uzaklaştığımız için onun kötü olduğunu ifade eder. Bu durumda kararın niteliği bir kişinin üzerinedir ki bu da O’nun yarattıklarına iyi davranmanın ışığında yapılan Tzimtzum’un (kısıtlama) ıslahı ile yapılır. Bu nedenle öz sevginin olduğu yerde ifşa edilemez ve bu nedenle bir kişi öz sevginin kendisi için kötü ve zarar verici olduğuna ilk ve son olarak karar vermelidir.

Ancak soru şu ki; kişi alıcının o günden itibaren onu dinlemeyeceği kadar kötü olduğunu söylemeye karar verme gücünü nereden alabilir?

Gerçek şu ki bu nedenle, ona kendisi için almanın insanın gerçek kötülüğü ve düşmanı olduğu gerçeğini göstermesi için Yaradan’ın yardımına ihtiyacı vardır. Bir kişi bunu hissetmeye geldiğinde günah işlemekten muaf olur. Sonra bütün gizlilikler ve cezalandırmalar onun için kalkar; çünkü bunun ölüm meleği olduğunu bildiği zaman kesinlikle ölümden kaçacaktır. Bu, yaratılışın amacındaki haz ve zevkin ifşa edilebileceği zamandır. O zaman kişi ‘’İyi ve İyilik Yapan’’ olarak bilinen Yaradan’a ulaşır.

Buna göre yazılanı yorumlamalıyız: “Ve Tanrı içinden şöyle dedi: ‘İnsanlar yüzünden yeryüzünü bir daha lanetlemeyeceğim. Çünkü insan yüreğindeki eğilimler çocukluğundan beri kötüdür.'” (Yaratılış 8:21) Nahmanides “yüreğinden” ifadesini ‘’O zaman durumu peygambere ifşa etmemiş olması’’ olarak yorumlar. Ezra bile “Sonradan sırrı Nuh’a ifşa etmiştir” diyerek ekleme yapar.

Bu âyeti anlamak zordur. Yaradan “insanın yüreğindeki eğilimin çocukluğundan beri kötü” olduğunu ancak şimdi mi görmüştü ve bunun öncesinde bilmiyor muydu?

Çalışmada bir insanın gerçeği elde etme arzusunu uyandırmaya uğraştığı tüm bu çalışmadan sonra Yaradan’ın şimdi ifşa ettiği yorumunu yapmalıyız. Yani neden doğduğunu, hangi amaca ulaşması gerektiğini bilmesi için Yaradan ona alıcı olan, çocukluğundan beri kötü olan kalbindeki eğilimi ifşa etmiştir. Eğilimin kötüleştiğini şimdi görmüş olması söz konusu değildir. Aksine o, çocukluğundan beri kötüdür. Başka bir deyişle bazen eğilimini dinlerdi ve artık bunun kendisinin düşmanı olduğunu ve eğilimin ona tavsiye ettiği her şeyin kendi zararına olduğunu bildiğini söyler.

Ancak daha sonra eğilimin değeri tekrar artar ve yine kişi onu dinler. Tüm kalbiyle onun için çalışır. “Kustuğunu geri yiyen bir köpek” gibi olduğunu hisseder. Yani eğilimin ona verdiği tüm yiyecekler insan için değil, hayvanlar için uygun olduğundan onu dinlemenin kendisine uygun olmadığını zaten saptamıştır. Fakat birdenbire hayvan yiyeceklerine geri döner ve daha önce aldığı karar ve görüşlerin hepsini unutuverir.

Daha sonra pişman olduğunda “kötü” olarak nitelenen eğilimin gerçekten de kötü olduğunu görmesini sağlayacak olanın sadece Yaradan olduğunu görür. Yaradan bu bilgiyi ona bir kez verdiğinde tekrar yoldan sapmaz; ama Yaradan’dan onu saptırmaya çalışan bu eğilimin her zaman üstesinden gelme gücünü ona vermesini ister. Böylece onun üstesinden gelme gücüne sahip olur.

Bu durumda Yaradan’ın ona hem Kli (kap) hem de ışığı vermesi gerekir. Yani hem eğilimin kötü olduğunun hem de onun egemenliğinden çıkmanın bir gereklilik olduğunun farkındalığı… Bunun için gereken ıslah Tora’dır. “Kötü eğilimi ben yarattım, Tora’yı bir şifa olarak yarattım.” diye yazıldığı gibi… Buna göre Yaradan kişiye hem Tora’ya olan ihtiyacı hem de Tora’yı vermiştir. Bu: “ona hem ışığı hem de Kli’yi veren Yaradan” olarak bilinir.

Üstteki “Tanrı içinden söyledi” âyetini yukarıdakilere göre yorumlamalıyız. Yorumcular konuyu peygambere ifşa etmemenin “içinden” demek olduğu yorumunu yapmışlardır. Daha sonra sırrını ifşa eder. Sır nedir? İnsanın yüreğindeki eğilimlerin çocukluğundan beri kötü olmasıdır.

Dolayısıyla düzen kişinin kalbindeki eğilimin niteliğinin “kötü” olduğunu öncelikle kendisinin görmesi, buna karar vermesi ve saptaması gerektiğidir. Daha sonra kişi sözüne geri dönemeyeceğini kesin olarak tespit edemediğini görür ve eğilimin iyi bir şey olduğunu, dinlemeye değer olduğunu, vs. söyler. O zaman Yaradan’ın “içinden” söylemesi insanın yüreğindeki eğilimin çocukluğundan beri kötü olduğu, fakat seçimle ilgilenen bir kişiye Yaradan’ın yine de kötü olduğu için “kötü” olarak adlandırılan eğilim sırrını ifşa etmemesiyle ilişkilendirilir. Bu, insanın seçimi için yer vermek ve onun kötü olduğunu belirlemek için yapılır.

Ancak daha sonra kişi onun tamamen kötü olduğunu söyleyemediğini ve sürekli pişmanlık duyduğunu gördüğünde: “Bana yardım et!” diye Yaradan’a feryat ettiği bir koşula gelir. Bu, “Daha sonra O, sırrını Nuh’a ifşa etti” diyen Ezra’nın söyledikleriyle aynı anlamdadır. Yani Nuh’a “Yaradan’a hizmet etmek” denir. Yaradan bir kişiye eğiliminin çocukluğundan beri kötü olduğunu ifşa ettiğinde, “kötü eğilimin kötü olduğu, yeni bir şey değildir, ama sana daha önce söylemedim. Mademki şimdi İnsanın eğiliminin kötü olduğu sırrını sana söylüyorum, artık onu dinlemeyeceğinden emin olabilirsin; çünkü bunu sana kendim ifşa ettim. Bu yüzden artık lanetlemeyeceğim.” çünkü artık daha fazla cezaya gerek olmayacak, her şey güzel olacak, söylendiği gibi: “Artık tüm yaratılışa daha önce yaptığım gibi darbe indirmeyeceğim”.

Bu, Yaradan’ın bir insanın kalbindeki eğilimin kötü olduğunu ifşa edişinden önce bazı iniş ve çıkışların olması gerektiği anlamını taşır. Yani işin başlangıcında canlılığınız vardı, fakat doğru yolda yürümeleri için tüm yaşayanlara darbe vurulması gerekti, yani sizden çalışmadaki canlılığınızı aldım ve siz oradan aşağıda bir yere indiniz. Çünkü kötü eğilim olan kötülüğünüz vardır. Sonra “Kötü eğilimi ben yarattım, şifa olarak Tora’yı yarattım.” olabilir. Ama kişi bu kötü eğilime sahip olmadan önce Tora’ya bir ihtiyaç hisseder. Bu nedenle ancak Yaradan’ın, insanın kalbindeki eğilimin kötü olduğu sırrını ifşa etmesinden sonra Tora’nın verilişi mümkün olabilir; çünkü Kelim (Kaplar) olmadan ışık da olmaz. Yalnızca ihtiyacın olduğu yerde ihtiyaçları karşılamak mümkündür.

Ancak Yaradan’ın insanın kalbindeki eğilimin kötü olduğunu ifşa etmesi aynı zamanda “ışık” olarak adlandırılır. Anlamı dolmak, doldurmaktır. Eksiklik olmadan doldurma da olmaz. Bu nedenle bir kişi ona ihtiyaç hissetmeden önce Yaradan’ın ona kötüyü ifşa etmesiyle ödüllendirilemez, çünkü gereksiz yere eylem yapma tarzının insana ait olmadığına dair bir kural vardır. Bu daha çok gereksiz yere hiçbir şey yapmayan Yaradan’ın özelliğidir.

Buna göre bir kişi Yaradan’ın yukarıda bahsedilen sırrı ona ifşa etmesi için gereken ihtiyacı nereden edinebilir? Bunun için kişinin çalışmaya başlaması ve alma arzusunun kötü olduğunu, onun hükmünden çıkması gerektiğini bilmelidir. Tora’da ve dua olarak yaptığı her şey ya da Mitzvot (emirler/iyi işler) ile meşgul olduğu zaman tüm bu eylemleri yapmanın onu kötülüğün ifşasına getirdiğini anlar. Kötü olduğunu ve ihsan etme eylemlerinde bulunmak istediğini hissettiğinde canlılık kazanmaya başlar. Bulunduğu seviyeden düştüğünde canlılığını kaybeder.

Onu bulunduğu seviyeden düşüren Yaradan’ın kendisidir; çünkü içindeki gerçek kötülüğü hâlâ görmemiştir. Ancak her düştüğünde bu düşüşler vasıtasıyla alma arzusunun kötü olduğunu ve bundan sonra kullanılmaması gerektiğini Yaradan’ın ona kesin olarak ifşa etmesini ister.

Yaradan’ın ona gönderdiği düşüşler “Artık tüm yaratılışı vurmayacağım” ifadesinde olduğu gibi Tora’da kişiden canlılığını almak ve onu Keduşa’nın (kutsallık) canlılığından mahrum bırakmaktır; çünkü insan Yaradan’ın ona kötülüğü kalıcı olarak idrak etmesine yardımcı olması için bu ihtiyaçla tamamlanmıştır. Böylece kötünün sesini dinlemek için bir kez daha özlem duymayacaktır. Bu böyledir; çünkü insan Yaradan’ın kendisine yardım etmesi için ihtiyaç duyma noktasına gelmiştir. Bunun nedeni onun artık kötü eğilime düşkün olmamasının, onu dinlemek istememesinin, sonsuz bir şekilde yoldan sapmasının imkânsız olduğunu şimdi görmesidir. Bu, Yaradan’ın onun içindeki eğilimin kötü olduğunu anlaması için yardım etmesine şimdi ihtiyaç duymasının sebebidir. Yaradan’ın yaratılanlar için meydana getirdiği haz ve zevke erişememesinin nedeni de budur.

Bu nedenle bir kişi birçok kez düşer; çünkü bunun yardımıyla Yaradan’ın yüreğindeki eğilimin kötü olduğunu hissetmesi amacıyla ona yardım etmesine özlem duyması için içinde bir arzu oluşur.

Şimdi ne sorduğumuzu anlayabiliriz: Tora’nın edinilmesine hazırlık nedir? Cevap: Kötü Eğilim’dir. Bir kişi Yaradan kendisini bu konuda bilgilendirdikten sonra içinde kötülük olduğunu bildiğinde insanın içinde yeni bir ihtiyaç doğar: Bunu yenme ihtiyacı… Yine de bu yalnızca Tora vasıtasıyla olabilir. Bilgelerimizin dediği gibi: “Kötü eğilimi ben yarattım, Tora’yı bir şifa olarak yarattım”. Bu, Tora’nın edinilmesi için hazırlıktır. Yani Tora’ya olan ihtiyaç “Tora’nın edinilmesi için hazırlık” olarak adlandırılır.

Bununla “Ve Tanrı Sina Dağı’nın tepesine indi” kelimelerinin anlamıyla ilgili sorduğumuz şeyleri anlayacağız. “Dağın tepesi” nedir? Yaradan’ın indiği nasıl söylenebilir? Maneviyatta ismin eyleme göre olduğu bilinir. Manoah ve ona: “Neden adımı istiyorsun?” diyen melekle ilgili yazıldığı gibi… Daha ziyade o, eyleme göredir.

Örneğin şifa veren bir melek, Melek Rafael (Yaradan’ın Şifası) olarak adlandırılacaktır. Aynı şekilde Yaradan birine şifa yolladığında Yaradan’a “Hasta iyileştiren” denir. Yukarıdakilere göre insanın yüreğindeki eğilimin kötü olduğunu ona ifşa eden Yaradan, insanın doğuştan içinde bulunduğu düşüş koşulunu ona ifşa eden Yaradan olarak kabul edilir. “Çocukluğundan beri kötü”, yani doğduğu günden beri… İnsanın alçak konumunu ona gösterme eyleminden sonra Yaradan için “Ve Tanrı Sina Dağı’na indi.” denir.

Burada iki farklı anlatım biçimine rastlıyoruz: 1) Yaradan ile ilgili… Örneği: “Ve Tanrı Sina Dağı’nın tepesine indi.” 2) İnsanlarla ilgili… Örneği: “Ve onlar dağın eteklerinde durdular.”

“Dağ”ın ne anlama geldiğini bilmeliyiz. Har (dağ) kelimesi insanın aklı demek olan Hirhurim (düşünceler) kelimesinden gelir. Akılda olan her şey “gizli” olarak kabul edilir. Daha sonra eylem olarak gerçeğe dönüşür. Buna göre “Ve Tanrı Sina Dağı’nın tepesine indi” ifadesini insanın düşüncesi ve aklı olarak yorumlayabiliriz. Yani Yaradan insanın kalbindeki eğilimin çocukluğundan beri kötü olduğunu tüm insanlara bildirdi. Yaradan onları gizlilikle bilgilendirdikten sonra, yani dağın tepesinde gizli olan, eylem olarak gerçeğe dönüştü.

Bu nedenle insanlar gerçekten hissetmeye, herkes şimdi Tora’ya ihtiyaç duymaya başlamıştır. “Kötü eğilimi ben yarattım, Tora’nın tadını yarattım”. Aslında seçim hakkı olmaksızın Tora’yı kabul etmek zorunda kaldıklarını hissetmişlerdi; çünkü eğer Tora’yı edinirlerse haz ve zevk alabileceklerini, eğer edinmezlerse oranın onlara mezar olacağını görmüşlerdi. Başka bir deyişle; eğer şu anki durumumuzda kalırsak hayatlarımız hayat değil, bize birer mezar olacaktır.

Buna göre “Ve Tanrı dağın tepesine indi” ifadesini, Yaradan onları dağda, akıllarında, kötü olanın insanın kalbi olduğu konusunda bir kez bilgilendirdiğinde ve bu bir kez onların akıllarına, düşüncelerine yerleştirildiğinde hemen çalışmaya başlamıştır. “Ve onlar dağın eteklerinde durdular”. Başka bir deyişle dağdaki iniş onların üzerinde çalışmış ve onlar dağın eteklerinde durmuşlardır. Yani yukarıda bahsedilen inişler onları yönetmiştir.

“Dağı onların üzerine bir kubbe olmaya zorladı” ifadesi iniş ve dağda aldıkları bilgi anlamını taşır. Yani kendileriyle ilgili düşünce ile şimdi Tora’yı edinmek zorunda olacaklar; çünkü bu dağ, yani bu iniş onların Tora’yı edinmeye ihtiyaç duymalarını sağlamıştır. Böylelikle kalplerindeki kötülüğün üstesinden gelebilirler.

“Onların üzerine … zorladı” ifadesinin anlamı şimdi Tora’yı edinmek zorunda olmaları ve başka bir seçeneklerinin olmamasıdır. Yani aldıkları bilgi düşünce ve akıllarındadır. Düşüş koşulundalardır; çünkü kalplerinde kötülük vardır. Kubbe gibidir, yani zorlayıcıdır ve başka seçenekleri yoktur. Bu, onları eteğinde kontrol eden dağ olarak kabul edilir.

Buna göre bunun Purim’deki mucize açısından ne anlama geldiğini sormamız gerekir. Bilgelerimiz şöyle der: “Yerine getirildi ve alındı” mı?

Şimdiye kadar zorla, bundan böyle isteyerektir (Şabat 88). “Raba: ‘Yine de nesil bunu Ahasuerus günlerinde almıştır’ dedi. ‘Yahudiler yerine getirdiler ve alındılar’ diye yazılır.’ ” RAŞİ bunun onlar için gerçekleştirilen sevgi mucizesi için olduğu yorumunu yapmıştır.

Bunu “On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş” (s. 41)’de yazıldığı gibi açıklamalıyız: “Kişinin Tora ve Mitzvot’ta hissettiği hazdan kaynaklanan koşullu sevgi vardır ve kişi bunları yerine getirir. Ancak “koşulsuz sevgi” olarak adlandırılan, mucizeden kaynaklanan daha üst bir seviye vardır ve hiçbir şey olmaksızın Tora ve Mitzvot’u yerine getirmeyi üstlenirler.”

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,280