e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Derslerden Notlar > Ruhani Düşüş ve Bu Durumdan Kurtulma

Ruhani Düşüş ve Bu Durumdan Kurtulma

Rabaş bütün makalelerinde; Yaratan’ın büyüklüğünü bizim için dünyadaki en önemli şey olacağı  bir durum yaratmanın en önemli şey olduğunu yazar. Yabancı bir şeyin düşünce ve arzularımıza girdiği an derhal- Yaratıcı’nın büyüklüğünün, O’nun eşsizliğinin, O’na bağlanmanın ve O’nun hareketlerinin farkına vararak arzu ve düşüncelerimizi, kendi yolumuzda kontrol altında tutmaya ihtiyacımız vardır.

Hayattaki herhangi bir durumda, hemen “Bak, Tanrı bana ne yapıyor” demeye ihtiyacımız vardır, O’nunla olan bağlantımızı sürekli kılmak için.

Bize olanlar öğrenmek ve eğitilmeye benzer. Bazen bu insana, bu dünyanın sonu gibi görünür, kaçış yolu yoktur ve çevresi sadece karanlıktır. Ama daha sonra, öğrenerek ve deneyerek, bunun o şekilde olmadığını görürüz, bu sadece bize yukardan verilen bir egzersizdir ve bu egzersizler çok kesin ve tamamen doğrudur. Biz sadece bir zamandan sonra bunun farkına varabiliriz ve zorunluluğunu değerlendirebildiğimiz bu egzersiz ıslahtan önce gelen seviyedir.

Bu yüzden biz mümkün olduğunca kendi yolumuzda kalmalı, sürekli ilerlememizin hedefinde tutunmalı, başımızı dik tutmalıyız. Ateşe gittiğini görüp ve yapabileceği hiç bir şey olmadığını anladığı bir duruma düşerse, kişi hiç bir şeyin efendisi olmadığını anlar.

Bu durumlar kaçılmaz veya önlenemezdir,  ama bu süreç kısaltılabilir, bu yüzden daha hızlı ve acısız atlatılabilir. Bunun  için gruba dönmemiz gerekir, arkadaşlara, ortak işe, daha fazla çalışmak, okumak ve mümkün olan her şeyi yapmak.

Eğer biri tanrıyı hissetmeyi durdurursa, bu onun düşüşe geçme durumunda olduğu anlamına gelmez. Bir kişinin kitaba, işe, gruba dönmeye ihtiyacı vardır ve sonra, o gelişimi görecektir. Her durum üst seviyeye çıkış olarak algılanmalıdır.

Eğer zaman düzeltmek için ruha gelirse, bu kaçınılmazdır. Her kaçış denemesi acıyı uzatacaktır.

Düşüşe geçtiğinde, kişi kendisini arzuları içerisinde tanımlar. Bunu yaptığını hissetmez, bunun içine dalar ve tamamen bu durumun kontrolü altındadır. Kişinin arzulamak/istemek hissinin gücü; egoist arzularıyla isteği bütün olunca ortaya çıkar. O bunun istemek arzusu olduğunu bile anlayamaz, bunun kötü olduğunun farkına bile varamaz.

Kişi bir saniye bile morali bozuk olsa, suçu Yaratan’a atmış kabul edilir; bana ve benim etrafımdaki dünyaya yaptıkları için. Bu beni Yaratan’dan uzaklaştırır, kişinin üst dünyaları edinmesini engeller. Bu halde durumunuzu değiştirmek için her yolu denemelisiniz.

Tekrar çıkışa başlamak amacıyla tamamen düşene kadar beklemek kesinlikle yanlıştır. Bu acının yoludur: beklemek ve acı çekmek! Kabala’da kişi kendisini Yaratan’a yakın hissetmediği zaman derhal bu durumu düşüş olarak tanımlamalıdır, tüm çabasını yükselişe yöneltmelidir.

Çıkışa geçmek için derhal bir olanak yakalamak zorunludur; bir saniyeden daha fazla bile iniş içinde olmaya ihtiyaç yoktur. Ayrılık hissini edindiğim anda, küçük bir an bile olsa, derhal geriyle bağlantı kurmak zorundayım ve bu bağlantı eskisinden daha güçlü olacaktır. Düşüş bir saniyeden daha fazla sürmemelidir. Zusha’nın dediği gibi – on dakikada dört yüz iniş ve çıkış yaşadığı bir an olmuş.

Kötü durumda olan birini düşünelim. Eve geldikten sonra; üzgün, boş sıkılmış hisseder, bütün koşuşturma başlar. Ne yapmalı? Gülümsemeye başla! Düşünce ve niyetindeki değişikliğin izlediği hareket meydana gelecektir, göreceksin.

İradene karşı gülümsemeye başla. Dans etmeye başla. Benim Rav’ım dans ederdi. Oda böyle durumlar içine girerdi. Buna tanık oldum; bir Kabalist’in böyle bir şey yapabileceğine inanamadım: kalkmaktan aciz olduğu zamanlar vardı, bir parmağını oynatmaktan aciz olduğu anları olurdu. Kendini bir odaya kitler ve dans etmeye başlardı. Nasıl dans edileceğini bilir miydi ki? Bir yerde zıplamak, bu bir dans mıdır? Kendini bu durumdan böyle çıkarırdı. Bu yüzden gülümseyin derim. Gülümsemeye başla ve düşüncelerin değişecektir. Onunla böyle egzersizler yapardık.

Bize başka ne yardım ederdi? Gözlerini kapat. Bu dünyada kendini kötü hissediyorsun; ona bakmak istemiyorsun. Gözlerini kapat. Yaklaşık 5-10 dakika gözlerini kapalı tut. Gözünü açtığın zaman – her şeyden sonra bunun bu kadar da kötü olmadığını görürsün. Neden? Yeni bir arzu oluştu, anladın ki bir şeye ihtiyacın var, bir şey eksik. Arzunu değiştirdin, bedenini arzuyu değiştirmeye ittin.

Görmeye başladın ve daha önce görmemiştin. Ve tamamen farklı bir resim gördün. Bir insanın kendi başına, saf psikolojik anlamda böyle herhangi bir durumdan kurtulması mümkündür. Spor yapmak, yüzmek, düşünebildiğin herhangi bir şey. Kötü durum içinde kalma, bir dakika bile. Ama en verimlisi kesinlikle çevredir. Çevreni değiştir.

Bir dakika için bile unutma ki, bu düşüş gelecekteki yükseliş için zorunludur ve aldığın arzu artar, böylece bunun üstüne gidebiliriz. Daha düşük bir seviyeye düşmeden yükselemezsin. Ve bu seviyeye düştüğümüz zaman, bunun bir ruhsal çöküş olarak algılarız ve bu tamamen istemek arzusunun gücü altındadır.

Kendimizi bu çökmüş durumdan kurtarmak zorunludur, kafamızı karıştıran, bizi ayrılığa iten  düşüncelerden kurtulmalıyız– kendimize yalnız olmadığımızı söylemeli ve grubumuzla bağ kurmalıyız, düşüncelerimiz onlara yönelik olmalı ve grup içinde bir iş yapmaya başla: çeviri, kitap yayınlama, dağıtım, her şey; tam olarak ne olduğu önemli değil, yapılacak birçok iş vardır. Bunu düşüncesizce yap, herhangi bir şey hissetmiyormuş gibi, bir ağrı kesici hap almış gibi, düşüncelerini kapat. Ve böyle yaparak, bu durumdan hızla kurtulmak mümkündür.

Kendini azarlama, kendini bunun derinliklerine sokma ve bu konuda kritik düşünceler içine girmene izin verme, ruhen hiç bir şeye sahip olmayan bu durumları analiz etme.

Sonbahar kongresi 2003, 17 Ekim dersi.

Bir kişinin kötülüğü hissettiği herhangi bir an, o kişi ilerleyemez, aksine  kendini yükler, kendini dibe iter. Bu yolda kişi zamanını boşa harcar ve yolunu uzatır. Bununla hiç bir şey iyi gitmez. Kim olduğun, ne kadar kötü olduğun vs. analizinin yerine, arkadaşlarınla olabilir bir şeyler atıştırabilirsin ve en azından biraz hedef hakkında konuşabilirsin( kim olduğun, ne için olduğun hakkında), bu senin bütün acılarından daha etkilidir, hem de daha güzel olduğunu söyleyebiliriz. Bunu unutmayın.

İlk bahar kongresi 2004, 8 Nisan dersi, “Kabala’nın verilişi”

Bir kişi düştüğü zaman, Yaratan’ı ve onun idaresine olan duyguları durur. Kişi aldığı arzuda, istemek Klisinin algısında ona ne olduğu duyusu içine dalar. Bu durumdan sadece hasta birisi nasıl tedavi edilirse aynı şekilde tedavi edilir, diğerlerinin ona bakmasıyla. Bu yüzden, eğer bir kişi Yaratan’la bağlantısını keserse, sadece çevresindeki insanlar onu bu “ölü” durumun dışına çıkarabilir. Onlar bu “hasta” insan’a yardım ederek onu sağlığa kavuşturur ve onu tekrar Yaratan ile bağlantı içine sokar.

Rabaş her zaman bir kişi ile grup arasındaki farkın devasal olduğunu söyler. Düşüşten kendisini kurtarmak için, o kendini bir odaya kilitleyecek, orada dans edip şarkı söyleyecek. Ve bu büyük Kabbalist’in yaptığıdır – düşüşler böyle derin olabilir. Bu Rav Shimon’un içine düştüğü “Pazardaki Shimon” diye adlandırılan durumdur.

Grup büyük bir avantaja sahiptir – o asla bir çöküşte değildir. O bir döngü içinde duran insanlar gibidir. Hepsi aşağı yukarı zıplarlar – biri yukarı zıplayınca, diğeri aşağı iner ve tam tersi. Birlikte, sürekli geliştikleri bir seviyede kalırlar. Çöküş olur, ama onlar derhal buna yükselişle karşılık verirler. Sen bana dâhilsin, ben sana dâhilim ve hepimiz, her birisi bir saniye olsa düşüşe geçtiğinde ona derhal yardım etme durumunun avantajındadır.

İlkbahar kongresi 2003, 17 Ekim dersi.

Biz zaten bir mahkûm kendini hapishaneden serbest bırakamaz dedik. Beni zor durumlardan kurtarmayacaksa bir gruba neden ihtiyacım olsun ki? Gerçek – ben bir kahraman değilim. Grup portreye bu şekilde girer – biz yerde yatarken. Arkasından arkadaşlarım bana gelmeye ihtiyaç duyarlar, beni çıkarırlar, bana kuvvet uygularlar, beni derse geri sokarlar, bu yüzden beni fiziksel olarak derslere getirirler – genel olarak, beni sarsmak için mümkün olan her şeyi yapın, beni sıkıştırın, ta ki bu durum bende bir son bulana kadar. Onlar beni uzağa atmamalılar; onların bu geçene kadar beklemeye ihtiyaçları var. Bu çok basit.

Bir kural olarak, insanı geri yükselten şey yoğun çalışmasıdır, sadece makaleler ve yazılar değil, ama TES (Talmud Eser Sefirot – On Özelliğin(Işığın) Öğrenilmesi).

Bir kişi yükselişteyken, dağıtımın içine girer, ama o düşüşte – bunu başaramaz. Ama düşüş veya çıkış zamanında bir insan düzenli işinde ne yapar? İşine devam eder? Aynı şey burada: bir kişi işine devam etmelidir. Kimse ona kalbini ve ruhunu koymasını söylemez, kendi arzusunun içinde çalışmalıdır. Ellerini ve ayaklarını kullanarak çalışmaya ihtiyacı vardır. Kafasını. Makine gibi. İyi kurulmuş bir organizasyon bir kişiyi düşüşten kurtarma avantajına sahiptir ve bu kişinin orada çalışmak zorunda olmasının sebebidir.

İyi kurulmuş bir organizasyonun özü bu yerde yeteneğini, zamanını, enerjisini vermiş herkesin  en yüksek etkiyle devir yapabildiği zaman ortaya çıkar. Böyle yaparak, o kendini daha etkin bir şekilde geliştirir.

Bu yükseliş ve düşüşleri kişiye veren Yaratan’dır. O’nun ayrıca bununla baş etmek için kişiye yardımı gerekir. Arkadaşlarımın ne tür bir durum içerisinde oldukları önemli değil. Bu beni uyanmaktan alıkoymaz. Sanki bir saldırı taburundaymış gibi, sadece bir şeyi düşünmeliyim: herkesi nasıl kurtarırım. Diğer hesaplamalarda bu denklemde vardır – ama önce bu gelir. Diğerlerinin  durumunu ve özelliklerini kontrol ederek, emanet edildiğim egomdan ayrılırım.

Sabah Dersi, Ekim 25- 2004

Düşüşteki bir arkadaşa nasıl yardım ederim? 1. Onu düşünür ve Yaratan’a onun adına istekte bulun. 2. Onun hakkındaki endişelerini yaz. 3. Ona çalışma ve diğer problemleri hakkında sor; onu bir şeyle ilgilendir, onun yardımına ihtiyacın olduğunu göster. 4. Ona hitap et, bağış özelliklerinin büyüklüğünü ona tanımla, mevcut durumun kalitesizliğini, bu dünyada kendi hakkında düşünmekten sıkılmış insanlardan daha mutlu insan olmadığını ona söyle. 5. Onun katkısının gruba kattığı değeri ona tanımla. 6. Bir kişinin grup içinde sorumlulukları olduğuna onu ikna et. 7. Kendi hakkında daha az düşün. İyi şanslar.

Kış Kongresi, Ekim 1- 2004 – Yaratan’ın Kendine Özgü İdaresi.

Kasten aldığımız ilgisizlik ve ağırlığı kabul etmemeliyiz, bu yüzden gideceğimiz yer olan Hedef ve O’nun öneminin farkında olurduk. Bu yukarıdan kasten yapılır. Dahası, bu birbirini sevenler arasında çalışan yasaya göre yapılır: biri diğerinin onu sevip sevmediğini görmek ister, ve sonra o sanki arada mesafe varmış gibi hareket eder, diğer kişiye biraz hareket alanı  vermek için, sevgisini ifade etmek için. Engel ve mesafe olmadan, duygu ve tutkunun gücü gelişemez. Ruha doğru duygumuzu arttırmak için ilgisizliğin ve engellerin ağırlığını hissederiz. Eğer onları kabul edersek – bu bizim elimize geçen fırsatı değerlendirmeyeceğimiz anlamına gelir. Başka nasıl ilerleyebiliriz? Bu yüzden ellerinde ve gücüne sahip olduğun her şeyi yap – yap!“ – sadece bu durumları kabul etme.

Sabah Dersi, 25 Ekim, 2004.

Eğer herkes, herkese olan sorumluluğunu hissetmezse, kötüleşen engellerin ve durumların üstesinden gelmesini sağlayacak güce erişemez. Sadece bunların üstesinden gelmeyerek herkesin düşmesine izin verir ve o bunu yapmak istemez, çünkü o biraz olsun uyanış tecrübesini tatmıştır ve herkes için birliktelik garantisi sorumluluğunu. Bu duyguları tattığından ona yukarıdan yardım gelir ki bu her zaman onun durumunu değiştirecektir. Kişi sadece gruba olan sorumluluğunu düşünürse bir uyanış alacaktır, yukarıdan bir değişim. O gücünü bundan çıkarır.

Sabah Dersi, 25 Ekim 2004

Her neredeysem, her nereye kaçıyorsam, her an bir çocuk olarak içimde uyanmakta olan her türlü arzunun idaresindeyken, grup beni sürekli kontrol eder ve doğru yöne getirir. Başka bir güç bir kişiyi destekleyemez. Grup İma İlaya (Yüksek Ana) gibidir ve bunu ben yaratırım. Ben üst seviyeyi yaratıyorum – amacım bu. Hedef Yaratan’ı edinmektir – ruhların bütünlüğünü yapılandırmak, hedefe ulaşmak için inşa edilen Kli ve her şeyi içinde barındıracak olan bu  Kli’nin inşası.

 

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,123