e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Av’ın Onbeşi

Makale No: 35, Tav-Şin-Mem-Vav, 1985-86

Mişna’da şöyle yazılmıştır: “Rabbi Şimon Ben Gamliel dedi ki, ‘İsrail için, hiçbir gün, Av’ın (İbrani takviminin 11. ayı) on beşinden, ve Yom Kippur’dan (Kefaret Günü) daha iyi hiçbir gün yoktur; Kudüs’ün kızı, ödünç beyaz giysilerle çıkagelirdi ki böylece bunlara sahip olmayanlar utanmasın. Kudüs’ün kızları, çıkagelirler ve üzüm bağlarında dans ederdi. Onlar, ne söylerdi? ‘Genç adam, gözlerini kaldır ve kendine seçtiğini gör. Gözlerini güzelliğe dikme; aileye dik.’” (Ve sayfa 31) “Eşleri olmayanlar, oraya gitti. Bilgelerimiz bize şunu öğretti: ‘Onların arasında güzel olanlar ne diyecektir?’ ‘Gözlerini güzelliğe çevir, bir kadın, sadece güzellik içindir.’ ‘Onların aralarındaki soylular, onlara ne derdi?’ ‘Gözlerini ailene dik, bir kadın sadece oğulları içindir.’ Yakup’un gözünde, o, ilave eder, ‘Aralarındaki zengin, onlara der ki, ‘Gözlerini zengine dik.’ Onların arasında çirkin olanlar, ne derdi?, ‘Yaradan için alacağını al, yeter ki bizi altın paralarla taçlandır.’”

İyi günler ile -üzüm bağlarında, dansa çıkan ve çöpçatanlık hakkında genç adama konuşan- Kudüs’ün kızı arasındaki bağlantıyı anlamalıyız. Buradaki tevazu nedir? İyi günler derken, İsrail’in, Kudüs’ün kızının ortaya çıkıp, üzüm bağlarında dans etmesine neden olduğu ima ediliyor. Aralarındaki bağlantıyı anlamalıyız.

Bilinir ki Malhut’a kız denir; ‘Baba, kızını yarattı’ sözünde olduğu gibi. Malhut’ta dört ayırt ediş vardır: Bunlar Aviut’taki ‘Dört Behinot’ denen Hohma, Bina, ZA ve Malhut’tur.

İlk Behina olan Hohma’ya ‘güzel gözlere sahip’ olduğu bilindiğinden, ‘güzellik’ denir. İkinci Behina Bina’dır. Bina’ya ‘çocukların annesi’ denir ve Bina, ZON’u yaratır. Bina’nın niteliği, verenle benzer olmak için, form eşitliğini istemektir. Bu sebeple, Bina’nın erdemini, Keter’e atfederiz. Bunun anlamı, Bina’nın veren olan Keter’e benzemek istemesidir.

Üçüncü Behina ZA’dır. Ona ‘zengin’ denir; şöyle yazılmıştır: ‘Zengin, daha fazlasını vermeyecek’. Zohar’da (Zohar, Ki Tissa, 4. madde) yazılmıştır: ‘Zengin, daha fazlasını vermeyecek’, bu orta sütundur; çok fazla Yod vermeyen ZA’dır. ‘Zengin daha fazlasını vermeyecek’ orta sütundur, O’nun özündendir, sağa doğru, Hasadim’e doğru eğilir ve Hohma’ya ihtiyaç duymaz. Bundan dolayı unvanı zengindir.

Dördüncü Behina olan Malhut’a, ‘yok ve yoksuldur’ denir. Şöyle yazar: ‘Kocasının, ona verdiğinin dışında, hiçbir şeyi yoktur.’ Malhut’a ‘inanç’ dendiği bilinir. İbrahim hakkında söylendiği gibi: ‘Ve o Efendi’ye inandı ve O bunun için onu erdemli olarak kabul etti.’ İnanca, Tzedakah (doğruluk, hayırseverlik) denir. Birinin, fakire karşılığında hiçbir şey istemeden sadaka vermesinde olduğu gibi. Mantık ötesi inanç böyledir; karşılığında hiçbir şey istemez, sadece Yaradan içindir. Bunu şu takip eder; inanca ‘sadaka’ denir; sadaka olarak verilen hiçbir şeyi iade etmeyen fakir gibi.

Yukarıda sözü geçen, İsrail’in kızlarının ortaya çıkması hakkındaki alıntıyı yorumlayabiliriz. Bilinir ki, dünyaların yükselişte olduğu zamana ve onların ifşasına, ‘iyi günler’ denir. Bundan dolayı, ifşa zamanı geldiğinde, Kudüs’ün kızları görünür. Görünür sözünün anlamı, gizlilikten ifşaya gelir ve her bir Sefira kendi önemini gösterir demektir.

Or Yaşar’ın (Direkt Işık), dört Behinot’u olduğu bilinir. Bunun anlamı, Malhut’un içinde dört safha ayırt edilir: Alma arzusunda ki bu Malhut’tur ve niteliği –Ohr Yaşar’a göre- almak için almaktır. Kabala Bilgeliğine Önsöz, Madde 8’de yazıldığı gibi: “Behina Dalet’teki almanın beş izlenimi Sefirot KHB TM’nin adlarıyla anılırlar. Böyle olmasının nedeni Tsimtsum’dan önce Behina Dalet Üst Işığa dâhil olan on Sefirot için “O Bir’dir ve O’nun Adı Bir’dir” yoluyla hâlâ alma arzusu iken, zira tüm dünyalar orada dâhil olmuştur, on Sefirot’un orada kıyafetlenmesi bu beş Behinot’u izledi. İçindeki beş Behinot’un her Behina’sı Üst Işıktaki on Sefirot’a tekabül eden Behina’yı kıyafetlendirdi.”

Yukarıda bahsi geçen Behinot, iyi günlerde görülür. Bunun anlamı; her bir Behina’nın kendi erdemini ifşa etmesidir. Sıra şu ki, Hohma denen, Behina Alef’e, Bakhur (evlenmemiş genç adam) denir; yani ulusun arasından Bakhur olmaya layık olan, ‘seçilmiş’ olan. O zaman, erdemini, içinde güzellik olduğunu ifşa eder. Şöyle ki Hohma’ya, ‘gözlerin güzelliği’ denir; söylendiği üzere ‘Toplumun gözüdür’, ki bununla toplumun bilgeleri kast edilir. Bundan dolayı, Hohma’ya ‘güzellikler’ denir. Bu yüzden onlar, ‘Bir kadın, sadece güzellik içindir’ dediler. Genel olarak alma kabı-yarattıklarına iyilik yapma arzusunun, haz ve sevinç alması için yarattığı Kli- Hohma Işığı ile alakalıdır.

Genel olarak, -yarattıklarına iyi olanı yapma arzusu, haz ve sevinç alması için, bir Kli (kap) yarattı- alma kabı, Hohma Işığı’na aittir. Bu nedenle kadına yalnız Hohma’yı ‘alma kabı’ denir.

‘Onların arasındaki soylular ne derdi?’ Soylu olmanın anlamı, yüksek bir köke sahip olmaktır. Örneğin, bu adam büyük bir adamın torunu dediğimizde, onun kökünün, çok yüksek bir kök olduğunu kastederiz. Bina diye adlandırılan Behina Bet erdemi gösterir, form eşitliği için özlem duyar ve bununla kökümüze tutunabiliriz; bu yayandır, Keter’dir. Bunu takiben Sefira Bina, köke tutunduğunu gösterir. Buna ‘soy, köken’ denir. Bunun anlamı karnında taşıyacağı oğulların, köküyle form eşitliğinde olduğu için onunla aynı niteliğe sahip bir tabiata sahip olacaklarıdır. Bu yüzden şöyle yazılmıştır: ‘Aralarındaki soylu, onlara ne der? Bir kadın, sadece oğulları içindir.’

Bunun anlamı, ‘kadın’ denen alma kabı, oğullar doğurmaya gayret etmelidir, yani doğuracakları oğullar, önemli oğullar olacaktır. Bu yüzden, ‘Gözlerini ailene dik’ dendi. Ailenin anlamı soy, kökendir. Bu şudur; Bina erdemini gösterir; ‘form eşitliği’ denen köküne tutunur, Bina’nın kökü Keter’dir ki bu iyilik yapmak ve ihsan etmektir.

‘‘Aralarındaki zenginler, onlara ne der?’ ‘Gözlerini zengine dik.’ ZA’ya ki bu Behina Gimel’dir, ‘zengin’ denir, zira Hasadim’e sahip olan zengin olarak görülür. Çünkü payına düşenden memnundur ve Hohma’ya ihtiyacı yoktur. Aynı zamanda Hohma’nın ışığına sahip olmasına rağmen, Hasadim’e meyleder. Bu bakımdan, Keter’den, kökten yayılan, Hasadim’in kaynağı olan, Bina’ya benzer. Köküne benzemek ister ama Hohma’nın ışığına sahiptir.

Kutsal Zohar’da (Ki Tissa, madde 4) şöyle yazar: ‘‘Zengin daha fazla vermeyecek, bu orta sütun, yani ZA’dır ve çok fazla Yod vermemelidir.’’ Ve şöyle yazılmıştır: ‘Zengin daha fazla vermeyecek’ bu orta sütundur ve O’nun özündendir, sağa Hassadim’e meyleder ve Hohma’ya ihtiyaç duymaz, bu nedenle de ‘zengin’ unvanını alır. Çok fazla Yod vermemesi söylenmişti. Yani bu, çok fazla Yod verme, bunun yerine, Hohma ile aydınlanan Or Hasadim’i al anlamındadır.

Bu yüzden şöyle yazar: ‘Aralarındaki zenginler’, yani Behina Gimel, ki bu ZA’nın Behina’sıdır ve buna Hohma’nın aydınlatması içindeki Hasadim Işığı denir. Bunun için ZA’ya ‘zengin’ denir. Malhut’taki bu Sefira, erdemini gösterir, yazıldığı üzere, ‘Zengine gözünü dik.’

‘Onların arasında çirkin olanlar,’ gerçek Malhut’tur ve ona Dalet’in içindeki Behina Dalet denir, onun üzerinde Tzimtzum (kısıtlama) vardır. Bundan dolayı, bu Behina’ya, ‘fakir ve yetersiz’ denir. Kutsal Zohar’da yazıldığı üzere: Malhut’a, kocasının ona verdiğinden başka kendisine ait hiçbir şeyi olmadığı için ona, ‘fakir ve yetersiz’ denir. Şöyle bilinir, Cennet Krallığını, mantık ötesi üstlenmek zorundayız. Bedenin bir sürü soru, şikâyet ve taleple gelmesine rağmen, Yaradan’a inanmaya, ‘inanç’ denir. O zaman şöyle demeliyiz: ‘Gözleri var ama görmezler; kulakları var ama duymazlar’. Bunun yerine, her şeyi algımızın ve mantığımızın üstünde kabul etmeliyiz. Dahası, bu, Tzedakah gibi olmalıdır; İbrahim hakkında söylendiği gibi: ‘Ve o Yaradan’a inandı ve O bunu İbrahim’in erdemi olarak kabul etti.’

Bunun sebebi, fakire sadaka verdiğin zaman, fakirden karşılığında hiçbir şey istemezsin. Çünkü fakirin, ona verilen dışında, geri verecek bir şeyi yoktur sahip. Öyle ki, Cennet Krallığı’nın yükü karşılığında hiçbir şey beklenmeden, sadece Yaradan için üstlenilmelidir; Cennet Krallığı’nın yükünü üstlenme çabası karşılığında, sanki Yaradan’ın insana geri verecek hiçbir şeyi yokmuş gibi.

Cidden, inanç, özellikle neden böyle olmalıdır? Bilinen sebep şudur; çalışmak için bir yer olabilsin diye alma kabının üzerinde Tzimtzum (kısıtlama) vardı ki böylece Dvekut (tutunma, bağlanma) denen form eşitliğine erişilsin. Özellikle ‘alma kabının iptali’ denen bu Kelim’de ihsan etme kabını ediniriz ve ihsan etmeyi hedefleyebiliriz. Bu Kelim’in içinde Yaradan’ın, yarattıklarına ihsan etmek istediği tüm haz ve memnuniyet aydınlanır.

Halbuki alma kabıyla yaratılmış olan ve mantık ötesi çalışmaları gerektiği söylenmiş olan yaratılanlar arasında, bu çalışmaya ‘önemsiz çalışma’ denir. Önemsiz addedilmesinin sebebi, mantıklı bir insana, aklının hemfikir olmadığı şeyler yapmanın, uygun gelmemesidir.

Baal HaSulam’ın, Yaradan’ın, Musa’ya konuştuğu ayet (Eksodus 4:2) hakkında söylediği üzere: ‘‘Ve Tanrı, Musa’ya, ‘Elinde ne var?’ dedi. Musa, ‘Asa var,’ dedi. Tanrı, ‘Yere fırlat onu’ dedi ve asa, yılan oldu ve Musa ondan kaçtı.’’ O Musa’nın ellerine, ‘inanç’ denir dedi. Bu, ‘çok önemsiz’ olarak addedilir. Çünkü insan sadece bilgiye özlem duyar. Elde etmek isteyeceği bir bilgi olmadığını gördüğünde, konuya erişemez. Zaten bu iş için çaba harcamış olduğunu savunur yani Yaradan için her şeyi yapmıştır ama o yerinden birazcık bile oynamamıştır. Bu nedenle, beden ona der ki: ‘Bundan vazgeç ve asla ona ulaşabileceğini düşünme. Yani bu yoldan ayrıl.’ O zaman, Yaradan, ona şöyle söyler: ‘Yere fırlat onu’; yani İsrail halkının önünde yapman gereken budur. Bilmeliyiz ki Firavun ve Mısır’la kastedilen şey, İsraillinin kalbinde var olan Firavun ve Mısır’dır. ‘Ve asa, yılan oldu.’ Yani, ‘çok önemsiz’ denen inancı terk eder etmez hemen, Klipot’un içine (kabuklar) düşeriz. Zira özellikle mantık ötesi inanç yoluyla tam bir bütünlükle ödüllenebiliriz.

Bunun ardından, bu çalışmanın çoğu, kişinin üzerine inşa edeceği zihinsel bir temeli olmadığı zaman yapılır. Ayrıca inancın zihinsel bir dayanağı yoktur. Bu sebeple, kişi, kendisine, burada ortaya çıkacak hiçbir fayda görmediğinde, hemen çalışmaya yönelik enerjisini kaybeder ve hiçbir arzusu ve gücü kalmaz, kütük gibi olur.

Ancak tam böylece, kişi gerçeği, yani mantık ötesi inanca sahip olup olmadığını görebilir. Öyle ki mantıklı iddialarla gelen bedenine hak verir. Beden ona der ki: ‘‘Yolunda ilerlemenin, imkânsız olduğu gerçeğini görüyor olman sana yetmiyor mu? Söyle bana, beni dinlemen için daha ne kadar kanıta ihtiyacın var; vazgeç ve de ki: Şimdi, fark ettim ki, bu şekilde Yaradan için çalışmak, bana göre değil. Bu kimin içindir bilmiyorum, ama bildiğim şu ki bu benim için değildir.’’

Bilgelerimiz der ki (Sanhedrin, sayfa 37a): ‘Bundan dolayı, herkes şöyle söylemeli, ‘Bu dünya, benim için yaratılmıştır.’ Ancak eğer gerçekte, bu realiteyi, her şeyi Yaradan için yapmak zorunda olduğu söyleyerek sürdüremeyeceğimi görüyorsam, ne yapabilirim ki?’ İşte bu nedenle, inanç çalışması önemsiz çalışma olarak addedilir.

Yukarıda bahsedilenle, çirkin olanların ne söylediğini yorumlayabiliriz. ‘Yaradan için, alacağını al; bizi altın paralarla taçlandırdığın sürece.’ Malhut’taki Behina Dalet’e ‘fakir ve yetersiz’ denir. Yukarıda söylendiği gibi; kişi, çalışmasını çirkin olarak görür. Çünkü ne maneviyatın güzelliğini ne maneviyatın soyluluğunu, ne de maneviyattaki zenginliği görür.

Aksine, burada elimizde olan, mantık ve aklın tahammül edemeyeceği şeylerdir. Sanki kişinin arasına mesafe koyacağı, çirkin bir nesne gibidir; yazıldığı gibi, (Hulin, 44) ‘Çirkinlikten ve onun beğenilerinden uzak dur’ Seçilmiş olmak isteyen genç bir adama, ne söyleyebilirler?’; ‘Yaradan için ne alacaksan al’ yani ‘Kendi yararına olabilecek hiçbir şeyi sana vaat edemeyiz. Ancak ulusun içinde seçilmiş olanlardan olmak istiyorsan, alacağını sadece Yaradan için alman gerekir. Yani, bu koşulda hemfikirsen, bizi alabilirsin. Aksi takdirde, konuşacak bir şey yok.’

Ancak bu da kolay değil. Aksine, ‘Senden bizi altın paralarla taçlandırmanı istiyoruz’ Raşi şöyle yorumlar: ‘Altın paralarla bizi taçlandır’, evlilikten sonra, bize mücevherler ve güzel giysiler vereceksin anlamındadır. Baal HaSulam dedi ki: Kişi, Yaradan rızası için pazarlık etmeyi üstlenmeyi kabullendiğinde yani o (kadın) çirkin olsa bile, adam, hiçbir şeye bakmaz ama o olduğu haliyle gelindir. Sonrasında, Tora’nın ışığını onun için çekmesini adamdan ister. Yani adam Tora’nın ve Mitzvot’un tadını elde etmek için uğraşmalıdır yoksa o (kadın), onunla uzlaşmaz. Zira ‘Üstte olanın emrini bilmeyen biri, ona nasıl hizmet edecektir?’ Bu yüzden dediler ki: ‘Bizi altın paralarla taçlandırdığın sürece.’ Yani, inancın şartlarına rağmen, ki bu mantık ötesidir; sonradan Tora’nın ışığını yaymalıyız.

Bundan dolayı, birbirine zıt olan iki şey görürüz: Bir taraftan, inanç, mantık ötesi olmalı, tamamen temelsiz olmalı. Diğer taraftan, Tora’nın ve Mitzvot’un tadını edinmeliyiz.

Benzer şekilde, kutsamada söylediklerimiz hakkında Baal HaSulam dedi ki: ‘Onun içinde, delik üzerine delik, oyuk üzerine oyuk, vb. yaratan böyle yarattı ki onların biri açılabilsin ya da onların biri kapanabilsin; yoksa senin önünde var olmak ve durmak imkânsızdır.’ Dedi ki, kapamak inanca dairdir ve kapalı kalmalıdır. Bu, ‘Onlardan biri açılabilsin’ sözünün anlamıdır. Daha doğrusu, kapalı kalmalıdır. ‘Ya da onlardan birini kapanabilsin’, sözü Tora ve Mitzvot’un tadını ifade eder. Daha doğrusu, inanç mantık ötesi kalacak böylece Tora ve Mitzvot’un tadı ifşa olacaktır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,116