e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Üst Dünyaların Yapısı > 3- Işıkların Uzantısı ve Ayrılışı

3- Işıkların Uzantısı ve Ayrılışı

Malhut, Or Yaşar’ın bir oranını perdenin yardımıyla aldıktan sonra, durur ve daha fazla alamaz. Partsuf’un Roş’unda (Baş kısmında), Malhut sürekli ihsan etme niyetiyle ne kadar ışık alacağını hesaplar.

Ancak, perdenin gücünün oranına göre Malhut sadece ışığın çok az bir oranını alır çünkü Yaradan’ın rızası için almak doğasına aykırıdır. Kli’nin dışında kalan ışığa Or Makif (Saran ışık) denir. Yayılmasını engelleyen perdenin üzerinde baskı yapar çünkü yayılmasını engelleyen perdeyi aşıp tüm Kli’yi doldurmak ister tıpkı kısıtlamadan önceki hali gibi.

Malhut Or Makif’le hemfikir olur, yani şu anki haliyle kalırsa yaratılışın nedeni olan tüm ışığı sınırsızca almak yerine getirilemeyecek. Ancak Malhut alabileceğinden daha fazlasını kabul ederse kendi hazzı için almış olur.

Şöyle ki, Malhut daha fazla miktarda ışık alamaz ve ayrıca şu anki haliyle de kalamaz. Dolayısıyla Malhut, ışığı almaktan vazgeçer ve ışığı almadan önceki halinde var olmaya döner.

Bu karar tüm kararlarda olduğu gibi Partsuf’un başında olur. Bu karardan sonra Tabur’da bulunan Masah (perde) yukarıya Pe’ye (ağız) doğru yükselmeye başlar. Perdenin yükselmesi ışıkların Partsuf’tan ayrılmasına ve ağızdan yukarıya doğru yükselmesine neden olur.

Partsuf’un içine kabul edilmeyi isteyen Or Makif, taburda bulunan Masah’ın üstüne hüküm sürer. Aynı zamanda Or Pinimi perdenin üzerine içten hüküm sürer. Bu iki ışık ışığın yayılmasını engelleyen perdeyi yok etmek istemektedir. Perdenin üzerindeki baskılarına Or Makif ve Or Pinimi’nin çarpışması (Bituş) denir.

Bu iki ışık perdeyi Tabur’un (Göbek) üzerinde iter ve bu ışığın Partsuf’a alınmasını engeller. Perde’nin Tabur’dan Sium’a (son kısım) inmesini istemektedir çünkü böylelikle Or Makif’in tümü Kli’nin içine girebilir.

Bu durum ev sahibinin sunduğu yemeklerden sadece bir kısmını alan misafirin durumuna benzer. Aldığı miktarla zevk alır ve bu onu güçsüz bırakır, çünkü alamadığı zevkin büyüklüğünü hisseder. Bunun sonucu olarak Perde Tabur’dan Pe’ye geri döner ve ışık kaptan boşaltılır. Işık Pe’den Partsuf’a girdiği gibi ayrılırken de Pe’den ayrılır.

Işığın yukarıdan aşağıya doğru yayılmasına, Pe’den Tabur’a, “Taamim” (tatlar) denir. Işığın Partsuf’tan ayrılmasına da “Nekudot” (noktalar) denir. Işık Partsuf’tan ayrıldıktan sonra, Partsuf’ta damgası kalır, buna “Reşimo” (damga) denir: Orot Taamim’in izleri ve Orot Nekudot’un izi. Taamim’in bıraktığı ize “Tagin” (taçlar) denir.

Nekudot’un bıraktığı ize “Otiyot” (harfler) denir.  Işığın yayılması ve sonra ayrılması bir alıcı yaratır. Alıcı zevk hissettikten ve sonra bu zevkten mahrum kaldığından, bu haz için samimi bir arzu doğar, çünkü ışık ayrıldıktan sonra kabın içinde o mutluluğun izi kalır. Bu hazzın izi Nekudot ve Taamim’denir.

Alıcı ışıktan mahrum kaldıktan sonra geriye kalan iz bir arzu oluşturur, alıcının özlemi ve arayışı. Dolayısıyla Otiot dediğimiz ışığın ayrıldıktan sonra bıraktığı iz başlı başına bir alıcıdır. Kısıtlamadan önce dördüncü safha daha önceki dört safhanın tümünden ışık alır çünkü Yaradan’ın özünden gelen ışık 0-1-2-3-4 safhalarından geçerek gelir.

Dolayısıyla kendi içinde beş safha vardır. Dördüncü safhanın her bir derecesi ışığı ona ters olan ve ona karşı olan safhadan alır: Dördüncü safhanın kaynağı, dördüncü safhanın Or Yehida kaynağından alır;  dördüncü safhasının birinci derecesi birinci safhadan alır; Or Haya –  dördüncü safhanın  İkinci derecesi İkinci safhadan alır; Or Neşhama dördüncü safhanın üçüncü derecesi –  üçüncü safhadan alır; Or Ruah dördüncü safhanın dördüncü derecesi –üçüncü safhadan Or Nefeş alır. Sadece dördüncü safhanın dördüncü derecesine gerçek yaratılan varlık denir; zevk alma arzusunu kendisine ait olarak hisseder.

Çünkü dördüncü aşamanın diğer safhaları alma arzusu değillerdir; bunlar dördüncü aşamanın ondan önce gelen sıfırdan üçe kadarki aşamalardan aldığı arzulardır. Bu yüzden sadece dördüncü aşamanın dördüncü safhası Yaratılan varlık olarak kabul edilir. Dördüncü aşamanın içinde bulunan 0-3 arası safhalar Yaradan’dan kaynaklanan Alma Arzularıdır. Bundan sonra tüm Manevi dünyalar ve bu dünya onlardan oluşur.

Tüm dünyalarda bulunan her şey: Cansız objeler, bitkiler, hayvanlar ve insanlar bağımsız alma arzusuna sahip olmayan varlıklardır ve tıpkı robotlar gibi Yaradan’ın onlara verdiği doğal arzularla hareket ederler. Ve sadece bir kişi Maneviyata yönelik bir arzu edinirse, bu dünyanın sınırlarının ötesinde bir arzu ile kişi; o zaman doğasını aşar ve edindiği perde kadar bağımsız olur.

Kendi rızası için alma arzusu sadece dördüncü aşamanın dördüncü safhasından doğar. Ve sadece kendisini alıcı olarak hisseder. Ancak dördüncü safha ışığı almayı kısıtlama kararı aldıktan sonra, ışığa dördüncü aşamanın tüm beş safhasından kaybolur çünkü sadece dördüncü aşamanın dördüncü safhası ışığı alır. Dördüncü safhanın içinde bulunan 0-3 arası safhalar sadece alma arzusunun gelişme safhalarıdır.

Dördüncü safhadan sonra ışığı alma kararı verdiğinden bu arzu 0-3 aşamaları içerisinde dördüncü safhada gelişerek mutlak potansiyeline dördüncü safhanın dördüncü aşamasında ulaşmıştır. Bu yüzden sadece bu safhada yaratılan varlıktır, aynı zamanda  dördüncü safhanın 0-3 aşamalarından da ayrılmıştır.

Ayrıca Tsimtsum’dan sonra (sınırlama) bu Malhut kendi içerisindeki beş safhasına ışığı Masah’ı boyunca alır, bu beş ışık Malhut’un beş safhasına girer. Ve bunaPartsuf’un Toh’u (iç kısmı) denir. Işıkların Pe’den Toh’a giriş sıralaması az olan ışıklardan fazla olanlara doğrudur. Ve bu ışıklara verilen isimler şöyledir: Nefeş, Ruah, Neşhama, Haya ve Yehida – kısaca NaReNHaY denir.

Işıkların Partzuf’a Girişi

Işıkların Partsuf’dan Çıkışı

Malhut’un beş safhasına 0-1-2-3-4 denir. Kısıtlamadan sonra Perde vasıtasıyla bu kısımlara ışık girince bunlara Sefirot denir, çünkü ışık içlerinden parıldar, Sefira kelimesi safir kelimesinden gelir ve ışıldamak olarak anlam ifade eder. Dolayısıyla 0-4 safhaları yerine şimdi bu Sefirotlar’ın isimlerini kullanmaya başlarız: Keter, Hohma, Bina, Zer Anpin, Malhut. Işıkların ayrıldığı zaman bıraktıkları damgalara harfler denir.

Yud harfinin uç noktası, yud – hey – vav – hey

Beş ışık olan Nefeş – Ruah – Neşhama – Haya – Yehida, 5 Sefirot olan Keter-Hohma-Bina-Zer Anpin-Malhut’tan ayrıldıktan sonra, 5 damga ya da 5 harf geriye kaldı:Yud harfinin ucu – Yud – Hey – Vav – Hey.

Bu harflerden manevi kitapların nasıl yazıldığını sabah derslerinde çalışmaktayız. Manevi kitaplarda yazılanlar bu harflerden oluşmuştur.

Sanıyoruz ki manevi kitaplarda tarihi olaylar, ancak Zohar kitabında şöyle yazar: “Yazılanların hepsi Yaradan’ın isimleri.” Şöyle ki tüm yazılanlar bizlere ya alıcının içinde bulunduğu tüm hallerden ya da alıcının hareketleri anlatılmakta.

Kabala manevi kitaplarda olan bilgilerin aynısıdır sadece farklı bir dilde yazılmıştır. Kabalistler edinimlerini anlayabileceğimiz şekilde anlatabilmek için farklı diller oluşturdular.

Bu yüzden manevi anlatımlar için bir kaç dil vardır: Tora’nın dili, Aggada, Talmud ve Kabala anlatım yerlerine göre bu diller farklı yerlerde kullanılır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,302