e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Makaleler > Kötü Bir Kişiden İyi Bir Şey Duymak Yasak Mıdır?

Kötü Bir Kişiden İyi Bir Şey Duymak Yasak Mıdır?

Makale No. 4, Tav-Şin-Mem-Zayin, 1986-87

Şöyle yazılmıştır (Genesis 13:8-9), “Ve Abram, Lot’a dedi ki, ‘lütfen, seninle benim aramda veya benim çobanlarım ile senin çobanların arasında bir çekişme olmasına müsaade etme, çünkü biz kardeşiz. Bütün topraklar senin önüne serilmedi mi? Lütfen benden ayrıl; eğer sen sola doğru yönelirsen, ben sağa giderim;  eğer sen sağa doğru yönelirsen, ben sola giderim.’”

“Çünkü biz kardeşiz” ifadesini neden kullandığını anlamalıyız, zira onlar kardeş değildi.

Zohar (Leh Leha, Madde 86) bunu şu şekilde yorumlar: “’Çünkü biz kardeşiz’ ile kastedilen iyi eğilim ve kötü eğilimin birbirine yakın olmasıdır. Biri kişinin sağında durur, diğeri solunda. Daha doğrusu, kötü eğilim, kişinin solunda durur, iyi eğilim ise sağında.” Buna göre, “çünkü biz kardeşiz” ile kastedilen tek bir vücuttan bahsediyor olduğumuz ve kavganın iyi eğilim ve kötü eğilim arasında olduğudur ki onlara kardeş denir.

Bu şaşırtıcıdır. İyi eğilim kötü eğilime der ki, “Eğer ki sola doğru”, yani bana sol tarafın yolunu seçmemi söyler ki bu kötü eğilimin yoludur, çünkü o hep soldadır, Zohar’da yazıldığı üzere, kötü eğilim hep onun solundadır. İyi eğilim ona der ki: “Senin yolundan gitmeyeceğim. Aksine, sağ tarafın yolundan gideceğim, iyi eğilimin yolundan ki o hep sağdadır. Bunu anlayabiliriz. Fakat “Eğer ki sağa doğru” derse, yani kötü eğilim sağa doğru yöneliyorsa, ki bu iyi eğilimin yoludur, neden iyi eğilim ona şunu der: “O zaman sola doğru giderim”, yani iyi eğilim sol tarafın yoluna yönelir, ki bu kötü eğilimin yoludur? Bunu anlamak zordur.

Baal HaSulam, Yakup’un Laban ile bir tartışması olduğu zaman, şunun neden yazılmış olduğunu sordu (Genesis 31:43): “Ve Laban cevapladı ve Yakup’a dedi ki; ‘Kızlar, benim kızlarım ve çocuklar benim çocuklarım ve sürüler benim sürülerim ve gördüğün her şeyin sahibi benim.’” Şöyle ki, hain Laban her şeyin onun olduğunu, yani Yakup’un hiçbir şeye sahip olmadığını ve her şeyin hain Laban’a ait olduğunu ileri sürdü.

Fakat, Yakup hediyeleri Esau’a verdiğinde neden şöyle yazılmıştır; (Genesis 33:9),  “Ve Esau dedi ki; ‘Bende çok var, sevgili kardeşim. Senin olan senin olsun.’” Ona vermek istediği şeyleri ondan almak istemedi. Fakat Laban aksini, yani her şeyin kendisinin olduğunu, ileri sürer.

O dedi ki, burada, çalışmada, kötü eğilim, Yaradan’la Dvekut [form eşitliği] elde etmesine engel olmak amacıyla kişiye haklı iddialarla geldiği zaman, ona karşı nasıl davranılacağına dair bir çalışma düzeni vardır.

“Laban dedi ki” ile kastedilen onun erdemli olanın iddiası ile gelmesidir. Ona der ki, kişi dua etmek istediğinde ve duasını biraz daha uzatmak istediğinde, ya da başka bir örnekte, maneviyat okuluna gidip eğitim görmek istediğinde, kişi adeta bir aslan gibi güçlü olup tembelliğini yenmeyi düşünmüştü. Kötü eğilim gelir ve şunu savunur: “Cennetteki Baba’nın iradesini yerine getirmenin üstesinden gelmek istediğin doğrudur, yazıldığı üzere (Avot, 5. Kısım),  “Yehuda Ben Tima der ki, ‘leopar gibi ateşli ol, kartal gibi hafif, ceylan gibi koş, aslan gibi güçlü ol ki, cennetteki Baba’nın iradesini yerine getirebilesin.’

“Fakat biliyorum ki, cennetteki Baba’nın iradesini yerine getirecek isteğe sahip değilsin. Gerçeği biliyorum; sen sadece kendini-sevmek üzerine çalışıyorsun ve Yaradan’a herhangi bir sevgi duymuyorsun ve gerçekte şimdi Yaradan için bir şey yapabileceğini söyleyemezsin. Dorusu, sadece benim için çalışıyorsun, Sitra Ahra [diğer taraf] için ve Keduşa [kutsallık] için değil.”

“O zaman, bu neyin üstesinden gelmektir ki? Şöyledir, sen benim için çalışıyorsan, sakince oturup keyfine varmanı tavsiye ediyorum, çünkü yapmak istediğin her şey benim için. Bu sebepten, sana merhamet ediyorum, böylece çok fazla emek harcamazsın ve geri kalanın keyfine bakarsın.” Bu, Laban’ın dedikleriydi. Şöyle ki, beyaz bir Talit’e [dua entarisi] büründü, yani dedi ki; “kızlar benim kızlarım… ve gördüğün her şeyin sahibi benim.”

Yakup ona karşılık verdi: “Öyle değil. Ben Yaradan için çalışıyorum. Bu yüzden, tembelliğimi aşmam ve Yaradan’ın arzusunu yerine getirmem benim için değerlidir. Senin iddianı dinlemek istemiyorum,”  erdemli olanın tezini savunuyorsun.”

Kötü Esau tam tersiydi. Yakup ona gittiğinde ve edinmiş olduğu Mitzvot [emirler] ve Tora’yı ona vermek istediğinde, Esau ona dedi ki; “Bende çok var.” Bu şudur; “Yaradan için değil, benim için çalışan insanların pek çok Tora ve Mitvot’u var bende. Ancak sen erdemlisin; sen benim için çalışmıyorsun, Yaradan için çalışıyorsun. Bu yüzden, senin Tora’nda ve çalışmanda bana yer yok. Bu yüzden almak ve kendi hükmüme kabul etmek istemiyorum. Aksine, erdemli olanlar ve sen sadece Yaradan için çalışıyorsunuz.”

Baal HaSulam bunun hakkında şunu sordu: Kim daha doğru bir iddia ileri sürdü, Laban mı, Esau mı? Ve dedi ki, esasında her ikisi de doğruyu söyledi- kişinin bütünlüğü elde etmesine engel olan Sitra Ahra için iyi olanı söyledi. Aralarındaki fark ileri sürdükleri iddiada, bu eylemden önce mi yoksa sonra mı gelmekte. Başka bir deyişle, eylemden önce, kişi üstesinden gelip Keduşa’da Yaradan’ın menfaati için bir şey yapmak isterse, kötü eğilim erdemli olanın kılıfına bürünür ve ona der ki: “Keduşa için hiçbir şey yapamazsın. Daha doğrusu, yaptığın her şey benim için.” Buna “gördüğün her şey bana ait” denir. Şöyle ki, her şeyi Sitra Ahra için yapıyorsun. Öyle bir durumda, oturup hiçbir şey yapmaman senin için daha iyidir. Neden tembelliğinin üstesinden gelmek için uğraşasın? Böylece, kişiyi bastırır ki, Tora ve Mitzvot ile ilgilenmesin. Bu Laban’ın iddiasıdır.

Esau’nun iddiası eylemden sonraya ilişkindir. Şöyle ki, kişi Laban’ın iddiasının üstesinden gelip de Yakup’un yolunda devam ederse, Esau ona gelir ve der ki: “Nasılda kudretli bir savaş adamı olduğunu görüyor musun? Sen arkadaşların gibi değilsin. Onlar tembel ama “sen adamsın! Senin gibisi yok!” Bu, gururun şehvetine kapılmasına neden olur ki atalarımız bu konuda şunu dediler (Sotah 5b), “Rav Hasda dedi ki ‘Mar Ukva şunu dedi: ‘Her kim ruhun ahmaklığına sahipse, Yaradan dedi ki; “O ve ben dünyada yaşayamayız.’”

Bu nedenle, Yakup ona karşı gelir ve şunu savunur: “Bu doğru değil! Yaptığım her şey sadece senin içindi,” yani kendi menfaati içindi, ki bu Sitra Ahra’ya ait alma arzusudur. “Şimdi çalışmaya yeniden başlamam gerek ki, böylece hepsi Yaradan için olsun, senin için değil. Ancak, şu ana dek, sadece senin adına çalışmışım.” Yakup, Esau’a hediye olarak bunu verdi ve Esau ondan almayı reddetti ve aksini savundu, yani Yakup’un erdemli olduğunu ve sadece Yaradan için çalıştığını ve kendi menfaatine çalışmadığını savundu.

Şimdi, sorduğumuz şu soruyu yorumlayabiliriz: “Nasıl olurda, iyi eğilim, kötü eğilime ‘Sen sağdaki yolu seçersen ben soldakini seçerim’ demiş olabilir.” Ne de olsa, soldaki yol, Sitra Ahra’ya ait olup, Keduşa’nın tarafında değildir. Yukarıdakilere göre, iyi eğilimin kötü eğilime şunu dediğini söyleyebiliriz: “Sen bilmelisin ki, beni kandıramazsın, çünkü bildiğim tek bir şeydir- Senin Yaradan’ın hizmetkârı olacağım mertebeye erişmemi, yani bütün düşüncelerimin ihsan etmek için olmasını engellemek istediğindir. Ve sen, rolün gereği, benin kendimi-sevme halinde kalmam için çalışıyorsun. Bu yüzden, senin sağına nasıl kulak veririm, yani bana gelip de, erdemli olanın kılığına girdiğinde, daha doğrusu Yaradan adına çalışmamı ve benim erdemli olmamı tavsiye ettiğinde sana nasıl kulak verebilirim. Bu olamaz, çünkü senin rolün bu değil. Muhtemelen, sen tavsiyelerinle benim amacı edinmede başarısız olmamı istiyorsun. Bu nedenle, sen sağ tarafın iddiası ile bana geldiğinde ki buna Laban denir, ben ne yapmalıyım? Seni dinlemek dışında bir şeyi,  senin fikrinin tam tersini yapmalıyım.” Bu yüzden şu yazılmıştır: “ve sen sağa gidersen, ben sola giderim.”

Bu nedenle, kişi her zaman uyanık olmalıdır ki, erdemli olanın iddiası ile ona gelen kötü eğilimin ağına yakalanmasın, onu dinlemesin. Gerçi bu bizim düz bir yolda gitmediğimizi anlamamızı sağlar, zira şimdi günah yoluyla gelen bir Mitzva [emir] yapmak istiyoruz, bu sözlerle bizi bağlar ve tuzağa düşer ağa yakalanırız, zira o bizi, sözlerinin isabetli oluşu ile altına almak ister.

Baal Şem Tov’un adına, bunun kötü eğilimin tavsiyesi olup olmadığını bilmek için şunu incelememiz gerektiği söylenir: Eğer söylediği emek gerektiriyorsa, o iyi eğilime aittir. Fakat onu dinlemek emek harcamamana yol açıyorsa, bu kötü eğilimin işaretidir. Bu yöntemle, bunun kötü eğilimin mi, yoksa iyi eğilimin mi tavsiyesi olduğunun farkına varabiliriz.

Örneğin: Eğer kişiye, herkesin şafaktan önce kalkması gerekmediği zira bu çalışmanın Tora’yı zanaat edinmiş kişilere özgü olduğu ve herkesin bilge bir mürit olamayacağına dair düşünceler gelirse, şunu yerine getirmelidir “Ve kişi, O’nun hükmünü gece ve gündüz tefekkür edecektir.” Ayrıca, kendi iddiasını doğrulamak için atalarımızın sözlerini de kullanır, Rabbi Yohanen’in, Rabbi Şimon Bar Yahai (Minchot 99) adına dediği gibi: “Kişi gündüz ve gece sadece Şema okumasını yapsa dahi, o yine de şu sözleri tutmuş olur; ‘Bu kitap, Tora, senin dudaklarından uzaklaşmayacaktır.’” Böylece, onun önünde şunu iddia eder: “Senin de herkes gibi sabahleyin kalkman ve günün geri kalanında yorgun olmaman daha iyi. O zaman, şafaktan önce kalkıp edeceğin duadan daha güçlü bir niyetle dua edebilirsin.”

Hassidut kitaplarının tamamından anlaşılacağı üzere, dua en önemli olan şeydir, çünkü duadayken kişi Yaradan’ın onun duasını duymasından başka hiçbir şey düşünmez. Dua halinde daha kolay O’na yönelip, O’nun huzurunda olduğumuzu hissedebiliriz. Her ne kadar “Tora öğrenmek hepsine eşittir” diye yazılmışsa da, Tora çalıştığımızda durum böyle değildir.

Ayrıca, Tora’nın Yaradan’ın önemini ve yüceliğini açığa çıkardığı yorumu da yapılabilir. Şöyle devam edilir: Tora sadece bir şifadır, kişiye dua etme ve “huzurunda bulunduğun” sözlerinin anlamını hissetme yetisi verir ve bu Dvekut’a [form eşitliği] erişmek için bir şifadır. Kişi Yaradan’a dua ettiğinde, kiminle konuştuğunu ve Yaradan ile nasıl bir üslupta konuştuğunu bilebilir. Böyle bir zamanda, Yaradan karşısında kendini iptal edebilir ve en önemlisi de kişi kendi hükmünü iptal eder. Dünya’da Yaradan’dan başka hiçbir şey olmadığını hissetmeye başlamaya ihtiyacı vardır ve kişi O’nunla Dvekut’a ulaşmak ve kendi hükmünü iptal etmek ister.

Atalarımız daha da fazlasını söylediler: Dua sırasındaki hislerine göre, kişi yaptığı bütün iyiliklerin, hem Tora, hem de Keduşa’daki şeylerin, doğru düzgün olup olmadığını görebilir. Şöyle devam edilir; en önemlisi duadır. “Şafaktan önce kalkarsan, her şey bozulur. O zaman ne elde ediyorsun?” Çok açıktır ki, erdemli olanın iddiasını ileri sürüyor.

O zaman, kişi şunu sorgulayabilir: Eğer onun iddialarına dinlerse ve bu ona daha çok iş verirse, böylece bunun iyi eğilimin iddiası olduğunu anlayabilir. Eğer onun tavsiyesini dinler ve bu ona daha az iş verirse, şimdi bu, kötü eğilimin onunla konuştuğunun işaretidir, kötü, erdemli olanın kılığına girmiştir. Bu yolla, erdemli olanın sözlerini sarf ederek, hazırlamış olduğu ağa onu düşürür. Doğrusu şudur ki, her zaman insana nasıl önderlik edeceğini bilen, doğruyu yalandan ayıran bir rehbere ihtiyacımız vardır, zira kişi kendi başına bunu fark edemez.

Böylece, kötü olan, erdemli olanın iddiası ile geldiğinde, kişiye nasıl Keduşa’ya erişeceğine dair tavsiye vermek istediğinde, atalarımızın dediklerini yorumlayabiliriz (Baba Batra 98a), “Her kim bilge olanın Talit’i ile böbürlenirse, ama bilge değilse, Yaradan’ın huzuruna kabul edilmez.”

Şunu anlamalıyız ki, bilge olanın kılığı altında böbürlenmek, başka bir deyişle bilge olanın kıyafetine bürünmeyi çok önemseyip bununla böbürlenmek büyük bir günahtır. Sonuçta, kişi, cezası Yaradan’ın huzuruna kabul edilmemek olacak kadar büyük bir günah işlememiştir. Bu, Yaradan’ın huzuruna çıkmaya layık olan birinden söz ediyoruz demektir, ancak bilge olanın kılığına bürünerek böbürlenme günahı işlediğinden böyle ağır bir cezayı hak etmektedir.

Bunu, şu şekilde yorumlamalıyız: Kötü eğilim kişiye gelir ve bilge olanın Talit’i ile böbürlenir, yani bir bilgenin öğrencisinin eğitimsiz birisi ile konuştuğu gibi konuşur ve bir bilgenin öğrencisi olması için ona nasihat eder. Baal HaSulam’ın sorduğu gibi, “Bilge öğrenci nedir? Neden sadece “bilge” demiyoruz? Bu, bilgenin Yaradan olduğunu bildiğimizi ima eder ve O’nun isteği yarattıklarına ihsan etmektir. Yaradan’dan bu veren olma niteliğini öğrenen kişiye “bilge öğrenci” denir, yani o Yaradan’dan veren olmayı öğrenmiştir.

Şimdi şu yoruma varabiliriz; kötü eğilim kişiye gelir ve Yaradan’la Dvekut’a nasıl ulaşılacağı konusunda, yani Yaradan’ın huzurunda olmaya dair tavsiye verir. Fakat o, aslında bilge öğrenci değildir, başka bir deyişle kötü eğilimin amacı, kişiyi Yaradan’la Dvekut’a eriştirmek değildir, hatta tam tersine, ayrılığı amaçlar, sanki bilge öğrenciymiş gibi konuşur, çünkü kişiyi tuzağa düşürüp, onu doğru yoldan çıkarmak ister.

Kişi, kimin onunla konuştuğunun farkına varmazsa – yani kötü eğilim mi, yoksa iyi eğilim mi- ve sadece bilge öğrencinin Talit’i ile konuştuğunu duyarsa, bundan gurur duyar, yani bir yandan onu yoldan çıkarmaya çalışırken, Yaradan’la form ayrılığına getirmeye çalışırken, diğer yandan bilge öğrencinin önemini anlamasına izin verir. Böyle bir zamanda, kişiye denir ki, onun tavsiyelerine uyarsa, onun tavsiyelerine uyan kişi Yaradan’ın huzuruna kabul edilmez, hatta tam tersi söz konusudur.

Bu yüzden, kişi çok dikkatli olmalı ve kiminle konuştuğunu bilmelidir. Onun dediğine kulak asmamalıdır, yani iyi bir şey bile söylese, yine de onu dinlememelidir. Şöyle devam edilir: Uygunsuz birinden, uygun sözler dahi duymak yasaktır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,299