e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1171 – Birbirine Bağlı Bir Dünyanın Tehlikeleri

Yeni Hayat 1171 – Birbirine Bağlı Bir Dünyanın Tehlikeleri

Oren Levi: Merhaba ve Dr. Michael Laitman ile birlikte Yeni Hayat söyleşisinde bizimle birlikte olduğunuz için teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman.

Dr. Laitman: Herkese merhaba.

Oren Levi: Bugün birbirine bağlı bir dünyanın tehlikeleri hakkında konuşmak istiyoruz. Her şeyin birbiriyle çok bağlantılı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Nesilden nesle, zamandan zamana bu birbirine bağlılık giderek büyüyor. Bunun birçok işareti var. Daha iyi bir yaşama doğru olan yolculuğumuzda bu konuya daha derinlemesine bakmaya çalışacağız. Lütfen bizi izlemeye devam ediniz.

Konuk: Evet, küresel bir dünyada yaşıyoruz. Bugün birbirimize bağlılığımızın çok güçlü olduğunu anlıyoruz. Dünyanın bir araya gelmeye başladığı bu sürecin başlangıcından itibaren insanlar daha da birbirine bağlı hale gelmiştir; örneğin, Bill Clinton gibi birçok kimse ileride karşılaşacağımız güçlüklerin daha da artacağını 25 yıl önceden söylemişlerdir. Neden? Çünkü giderek birbirimize daha da bağlı hale geliyoruz. Sınırlarımızdan görünüşte çok uzaktaki bir yerde olan şeyler, ülkemizin dışında gerçekleşen olaylar olsa bile, çok hızlı bir şekilde bizim sorunumuz ve endişemiz haline dönüşebilmektedir. Bunun nedeni, sistemin daha fazla birbirine bağlı hale gelmesidir. Dolayısıyla, bir yandan birbirine bağlı dünyanın iyi yanını, olumlu gelişmeyi ve bilgiyi herkes ve daha birçok şey için erişilebilir kılma potansiyeli olduğunu anlıyoruz. Öte yandan ise aynı olgu çok yıkıcı ve zararlı olabilmektedir. Bu olguyu bugün zaten örneğin terör örgütleri şeklinde görebilirsiniz. Geçmişte belli bir alanda hareket etmekteydiler, az ya da çok zarar veriyorlardı, ancak bugün artık ülke sınırları yoktur. Onlar bugün, bu bağlantı sistemimizi kullanabilmektedirler ve bu nedenle aslında her yerdedirler. İnternette, terörizm üzerine çalışan bir profesör, terör örgütlerinin Batı’nın en gelişmiş teknolojilerini, Batı’nın kendisiyle savaşmak için kullandıkları bir araca dönüşmesinin ne kadar çelişkili bir durum olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla zarar vermek için kullanılan sistem de aynı sistemdir. Yani, bir yandan çok olumlu olabilecek bir potansiyel görüyoruz, ancak şu anda aynı olguda olumsuz bir potansiyel olduğunu da görmekteyiz. Aslında yükselişte olan şey işte budur. Ve bunu birçok yönden görebilirsiniz. Her şeyden önce, birbiriyle bağlantılı dünyanın neden bu kadar tehlikeli bir yer haline geldiğini anlamak istiyoruz. İçinde yaşadığımız birbirine bağlı dünyada eşiğimizdeki tehditler nelerdir?

Dr. Laitman: Bunun açık olduğunu düşünüyorum, çünkü bizi geliştiren şey egomuzdur. Ve egomuz küreselleştikçe aslında birbirine bağlanan şey de budur. Bu, birbirine bağlı bir dünya anlamına gelir, bu yüzden tüm egoistler birbirine bağlandığında bu bir yılan çukuruna benzer. Herkesin bir diğerini kendi yararına kullanmak istediğini ve ancak bunun diğer taraftan bizi teknolojik, bilimsel ve sosyal olarak geliştirmesinin bir gerçek olmasına karşın, bu durumundan hiç kimsenin tatmin olmadığını görürüz. Çünkü sonuçta bizi geliştirmeye iten egodur. Ve bu nedenle, bu, insanın veya bireyin yararına değil, sadece tüm bu gelişmeyi kendi yararlarına dönüştürenlerin yararınadır. Bunlar genellikle kendi milletleri ve tüm dünyayı kullanan belirli bireylerdir. Bu nedenle, gelişimimizde iyi bir şey görmüyorum ama gelişme bir başka nedenle iyidir; çünkü ancak bu sayesinde kötülüğün farkına varıp onu tanıyabileceğiz. Bütün bunların anlamı gelişmenin, hedefin, yaşamımızın kötü olması ve başka bir seçeneğimizin olmamasıdır. Geldiğimiz bu durumu yeniden incelememiz gerekmektedir.

Konuk: Bize daha az aşina bir şeyden bahsettiniz çünkü bir ağda olduğumuzu ve hepimizin birbirine bağlı olduğunu biliyoruz. Ama siz birbirine bağlı bir dünyanın birbirine bağlı egolar anlamına geldiğini söylüyorsunuz. Peki ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Her birimiz sadece kendi çıkarımızı düşünmekte ve bunu bize sağlayacak bir alma arzusu içindeyiz. Bu, doğal olarak her kişide –erkek, kadın, çocuk ve cansız, bitkisel, hayvan ve canlı- tüm doğamızda var olan bir şeydir. Ve o zaman bilinçaltı güdülerle veya bilinçli olarak bir şey yaparsak, bunu kendi yararımıza, yani yapan kişinin yararına yapmaktayız. Bu nedenle bizlerin, her birimizin, her gün geliştiği ölçüde, egomuz ve bencil hedeflerimiz de aynı ölçüde büyüyor; bunların gerçekleşmesi de daha güçlü oluyor ve dışımızdaki dünyanın sömürüsü de giderek artıyor ve bu gidiş, bizlerin hiçbir şeyi umursamadığı bir duruma ulaşacağı noktaya kadar artmaya devam ediyor. Yani, dünyanın, başkalarının yararı beni hiç ilgilendirmiyor; sadece kendi yararımla olanların peşindeyim, tüm dünyanın yok edilmesi umurumda değil. Önemli olan benim de doğanın bir parçası olmamdır. Ve beni durdurabilecek tek şey, dünyanın sonunu, dünyanın ölümünü kendi ölümüm olarak görebilmemdedir. Bugünlerde savaşlara girmemizi engelleyen esas şey de budur.

Konuk: Peki, dünyayı kendi bakış açınızdan değerlendirdiğinizde, eşiğimizde hangi tehlikeleri görüyorsunuz?

Dr. Laitman: Ekonomik, kültürel, insani ve benzeri farklı kriz türlerinin oluşturacağı tehditler kapsamlı bir savaşı başlatabilir.

Konuk: Birbirine bağlı bir dünyada, beni hiç arzu etmediğim bir duruma getirecek şekilde yaşamımı sürdürmem mümkün mü?

Dr. Laitman: Yapamazsın, bu imkânsızdır. Bugün dünyada herkesten bütün bağlarını koparmış olarak yaşayabilecek hiç kimse yoktur.

Konuk: Bugün savunma amaçlı olarak geliştirdiğimiz farklı teknolojiler ve ilgili her şey, örneğin bir siber savaşı dikkate alırsak, bunların hepsi bizi birbiriyle bağlantılı bir dünyadan gerçekten koruyabilecek farklı savunma sistemlerini nasıl geliştireceğimizle ilgilidir. Bir ulus olarak, ülkemiz olarak kendimizi koruyabileceğimiz bir yol gerçekten var mıdır?

Dr. Laitman: Bu, sadece sorunun kök nedenlerini ele alırsak mümkün olabilir. Rotamız, tüm dünyayı kendi yararıma kullanmak için egoist bir arzu olduğu için, her zaman içimde hareketli olan bu doğal eğilimimi daha az öne çıkarmaya ve beslemeye çalışıyorum ve bu şekilde devam edeceğim. Bu herkes için geçerlidir

Konuk: Neden aramızda, doğamızdan kaynaklanan böyle olumsuz bağlantılar var?

Dr. Laitman: Kendime çıkar sağlama arzum bizim doğamızdır. O kadar ki bundan aldığımız haz, başkalarının pahasına bile olsa fark etmiyor.

Konuk: Yani, aynı yönde gelişmeye devam edersek, insanlar arasındaki olumsuz bağlantı biçimleri giderek büyüyecek mi?

Dr. Laitman: Evet

Konuk: Tamam, bu doğal olarak gerçekleşecek. Peki, durumu gerçekten durdurmak ve gelişmeye başlamak için ne yapacağız? Birbirine bağlı bir dünya için böylesi olumlu bir potansiyel var mı?

Dr. Laitman: Evet, ama doğamızı değiştirmek zorunda olduğumuzu anlamamız bizi aşan bir şey; ama hangi koşullar altında bu mümkündür?

Dr. Laitman: Doğamızı değiştirirsek.

Konuk: Kendi doğamızı mı?

Dr. Laitman: Evet. İnsan dışında hiçbir şeyi değiştirmek zorunda değilsiniz. İnsan doğadaki tek zararlı parçadır.

Oren Levi: Konunun başka bir yönden de değerlendirilmesini istiyorum. Bugün dünyada olup bitenlere bir bakarsak, her yerde bir kaynama olduğunu, giderek artan faşist güçleri ve yükselmekte olan uluslararası terör olaylarını görmekteyiz. İnsanlar arasında ve başkalarına zarar verecek olanlar arasında farklı bağlantılar vardır. Bu noktada sorum şudur, dünya giderek birbiri ile daha bağlantılı hale geliyor, bunu görüyoruz; ama insanlar arasında gelişen bu bağ neden insanları başkalarına zarar vermeye yönlendiren bir olaya dönüştürüyor?

Dr. Laitman: Egomuz böyle çalışır. Söyleyecek bir şey yok, açıklama basittir. Cevaptan kaçınmaya çalışmıyorum ama cevap basittir. Egomuza göz kulak olmadıkça, o, her insanda giderek büyür ve kendini gerçekleştirmenin yollarını arar. Yani bir kişi diğer egoistlerle bağ kuruyor ve dahası sonrasında kendilerini gerçekleştirme gücünü kazanıyorlar; bu yüzden sonuçta çeteler ve benzerleri ile farklı türde gangsterler ortaya çıkıyor. Her bir ülkeye bakın, bunlar kendileri dışındaki her şeyi, kendi ülkelerinin çıkarı, kendi yararları için yok etmek isteyen insanlardan oluşan bir tür örgüt sayılmaz mı? Her ülke sadece kendi menfaatleri hakkında ve bunun için başkalarına nasıl zarar verebileceği üzerine düşünmektedir.

Oren Levi: Günümüzde insanlar arasındaki bağlantılar eskisinden daha yıkıcı mıdır?

Dr. Laitman: Evet, teknoloji nedeniyle.

Oren Levi: Dolayısıyla, teknolojik gelişme ile büyüyen ego arasındaki kombinasyon, insanları diğer insanlara zarar vermek için bir araya getiriyor.

Dr. Laitman: Tabii ki öyle; örneğin bugün bir düğmeye basarak, tüm Amerika’nın enerji kaynakları ile bağlantısını ya da hastanelerin elektrik bağlantısını kesebilirsiniz. Böyle bir şeyi yapamayacağınız tek yer, otonom bir yapısı olması nedeni ile ordudur; ordu kendi kaynaklarını yönetir, örneğin elektrik ihtiyacını elektrik şirketinden alması gerekmez, kendi elektriğini üretir ve kullanır. Ordu haricinde her yerde her şeyi yapabilirsiniz; onun dışında her şey kapanabilir, elektrik istasyonları, güç istasyonları her şey.

Oren Levi: Bu gidişle üç ila beş yıl içinde dünyanın durumunun nerede ve nasıl olacağını öngörüyorsunuz?

Dr. Laitman: Zaten şimdi genel anlamda bir yok olma tehdidi altında ve eşiğindeyiz. Bugün öyle bir denge durumdayız ki, insanlar o dengeyi bozmaktan korkuyorlar; çünkü eğer o denge bir bozulursa o zaman onu nasıl durduracağımızı bilmiyoruz ve devamında da sonucunun nereye varacağını bilmediğimiz bir zincirleme reaksiyon başlayacaktır. Günümüzde her bir ülkeye doğru çevrilmiş binlerce füze var. Bazı ülkeler var ki her santimetrekaresi füzelerle dolu. Tek soru, onları başkalarını daha iyi anlamalarını sağlayarak, bize dokunmaktan vazgeçirmeye yönlendirecek ve bundan alıkoyabilecek yeterli caydırıcı öğelerin var olup olmadığıdır.

Oren Levi: Caydırıcı unsurlar dengesi mi?

Dr. Laitman: Doğru, herkesi düşündüren tek şey bu.

Konuk: Yani, böylesi karşılıklı bağlı olma halinin var olduğu bir sistemde anlıyorum ki karşılıklı bağlı olma ilişkisi mevcuttur ve bu sistemde kişilerin biri birlerine bir tür karşılıklı bağlı olma durumu vardır.

Dr. Laitman: İşte sorun bu. Bu bağlı olma durumunun bağımlılık haline geldiği bir krize yaklaşıyoruz. Ve bu karşılıklı bağımlılığı kırmak istiyorum. Bu bir evliliğe benziyor.

Konuk: Şimdi, tüm bunlarla ilgili olarak başka bir sisteme sahip olmayı ele almalıyız galiba; çünkü yakın tarihlerde yayınlanan bir çevre raporunda gördüğümüz şey, son zamanlarda farklı biyolojik türlerin ve çeşitlerin bozulmasında büyük bir ivme olmasıdır. Ve bu durumda soru, bağımlılık sisteminin böylesine olumsuz bir sisteme dönüşmesi ile ekosistem arasında bir bağlantısının olup olmadığıdır?

Dr. Laitman: İnsan da dâhil olmak üzere doğanın düzeni tek bir sistemdir. Bu sistem bizim davranışlarımızdan etkilenmeyen tek bir sistem olup dairesel ve kapalıdır. Cansız, bitkisel ve canlılar arasında sadece konuşan insan türü teknolojik gelişme yeteneğine sahiptir. Böylece, teknolojik gelişme ile hâlihazırda tehlikede olduğumuz durum daha da kötüleşecektir ve böylece tüm dünyayı tehlikeye atmış olacağız. Evet, tüm dünyayı etkilemekteyiz ve işte sorun budur.

Konuk: Öyleyse, insan sistemi ile doğa sistemi arasında bir bağlantı var mı?

Dr. Laitman: Evet, biz aslında doğanın en yüksek ve en içsel derecesiyiz. Ve bu nedenle, davranışımız tüm doğayı fiziksel, mekanik olarak değil aynı zamanda zihinsel olarak da etkilemektedir.

Oren Levi: Ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Bunun anlamı aramızdaki nefret, insanlar arasındaki nefret, aileler arasındaki nefret, ülkeler arasındaki nefrettir; nefret doğayı etkiler ve onu bozar. Bunun nasıl işlediğini anlayamıyoruz, bunun sadece böyle olduğunu düşünüyoruz ama gerçeklerin belirtileri yok. İnsan davranışlarının doğayı nasıl etkilediği konusunu bir süre önce Princeton’da konuşmuştum; hatta bu konuda bir film de var. Orada bilim insanları ile de görüşmüştüm; onlar da insan davranışlarının doğayı nasıl etkilediği konusunu incelemek üzere dünyanın farklı yerlerinde araştırma yapmak istiyorlardı. Ancak kuşkusuz ki, kapalı bir sistem içinde isek, insanlar arasındaki ilişkilerin, aramızdaki ve doğa ile aramızdaki her türlü farklı bağlantıyı etkilediği açıktır.

Oren Levi: Nasıl?

Dr. Laitman: Çünkü hepsi tek bir alanda.

Oren Levi: Bu alanı nasıl tanımlıyorsunuz?

Dr. Laitman: Çünkü düşüncelerimiz, arzularımız bunlar insanın iç kuvvetleridir. Gördüğünüz fiziksel güçlere inanıyorsunuz, ancak günden güne bu fiziksel güçlerin ötesinde daha fazla iç güçlerin olduğunu keşfediyoruz. Bugün düşündüğünüzde, geçmişte elektrik, radyo dalgası gibi farklı şeyler olmadığına inanmıyorsunuz. Bugün zaten bu yönden daha temkinlisiniz.

Oren Levi: Yani, bir insanın doğada yaptığı, ağaçların kesilmesi, yağ yakılması, ekosisteme bin türlü farklı şekilde zarar verilmesi gibi farklı eylemler gördüğünüz gibi açıktır ve zaten bildiğimiz bir şeydir. Ama diyorsunuz ki, insanın eylemleri tarafından değil, düşünceleri ile gerçekleştirilen çok daha yıkıcı, çok daha fazla zarar var. Bunlar aynı zamanda insanın eylemlerinin düşüncelerimizin, arzularımızın ve düşüncelerimizin eylemlerinden etkilenmesidir. Yani, insanın düşünceleri ve arzuları doğaya da zarar verir, hem de en çok. Tamam, öyleyse, hangi düşünceler ve arzular doğaya ne zarar veriyor?

Dr. Laitman: Bir kişinin başkalarına zarar vermek istediği düşünce ve arzuları.

Oren Levi: Yani, doğaya değil de diğer insanlara zarar verme arzumun uyanışı mı?

Dr. Laitman: Doğa da buna dâhil ama özellikle diğer insanlar.

Oren Levi: Sonra bununla ekosisteme zarar mı veriyorum?

Dr. Laitman: Evet.

Oren Levi: Size bunun nasıl işlediğini sordum, hepimizin tek bir kuvvet alanında olduğumuzu, burada insanın eylemlerinin olduğu kadar düşüncesinin de var olduğunu söylediniz bu resim akıl almaz niteliktedir.

Dr. Laitman: Evet, katılıyorum ama duyularımızla bir şeyi kavramadığımız, onun var olmadığı anlamına gelmiyor.

Konuk: Burada kötü işaretlerin olması, eninde sonunda bir bağlantı olduğunu ortaya çıkaracaktır demek istiyorsunuz değil mi?

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Anlamak istediğim şey, doğanın tüm parçaları arasında, insanlar ile doğa arasında ve insanların birbirleri arasında çok güçlü bir bağlantı olduğunu anladıktan sonra, sıçramayı nasıl sağlar, bu karşılıklı bağımlılığı olumlu bir şeye nasıl dönüştürürüz? Bizim evrilmemizi, sağlayacak ve her şeyi tamamen değiştirebilecek olan nedir?

Dr. Laitman: Doğaya olumlu davranabilirsek bu iyi olacaktır. Yoksa bundan önce ne olduğunu mu soruyorsun?

Oren Levi: Hayır, görüyoruz ki dünyadaki her şey birbirine bağlı. Yani her şey birbirine bağımlı; buna insanların ekosistemdeki düşünceleri arasındaki bağlantıdaki bağımlılığı da ekleyebiliriz; yani, her şey her seviyede birbirine bağlıdır. Birbirine bağlı dünyada yaratılan bağlantıların olumsuz yönde ilerlediğini söyledik. Öyleyse biz insanlar kendimizi bir araya getirip bunu farklı bir yöne çevirebilir miyiz? Anlıyorum ki şu ya da bu şekilde her şey birbirine bağlı. Soru şudur, onu olumlu bir yöne çevirebilir, olumlu bir şekilde geliştirebilir miyiz? Böylece teknoloji bağlantılarımızı geliştirmeye devam edecektir; ancak bağlarımızı olumsuz değil olumlu olmak üzere; bağlantılarımızda bu gerçekten mümkün mü?

Dr. Laitman: Doğanı düzeltmen şartıyla mümkündür.

Oren Levi: Peki bunun anlamı nedir?

Dr. Laitman: Bir kişi doğası gereği sadece kendi yararına düşünür. Ve bunun yanı sıra aynı zamanda diğer kişiye de zarar verebilirseniz, bu işten daha fazla zevk alırsınız.

Oren Levi: Neden?

Dr. Laitman: Buna kötü eğilim denir. Bu sadece bir eğilim veya arzu değil, aynı zamanda kötü eğilimdir. Yani sadece kendim için iyi bir şey düzenlemek benim için artık yeterli değildir; kötü eğilimli kişi, bunun yanı sıra başkalarına göre daha üstün olmaktan hoşlanır.

Konuk: Yani, bugün kötü eğilim bağlantımızın platformunu sanki bir elbise gibi ona bürünüp onu kendi yararına kullanmaktadır değil mi? Yani kötü eğilim her zaman etraftaydı, değil mi? Öyleyse, bir kişinin yüz yıl önce neden olabileceği zarar ile bugün birbirine bağlı dünyada neler yapabileceğiniz arasındaki fark nedir, o bunu nasıl kullanılıyor?

Dr. Laitman: Daha kötü bir şekilde kullanılıyor. Bugün daha fazla seçeneğim, daha fazla alanım, başkalarına zarar vermek için daha fazla fırsatım var; diğerlerini kullanmak ve kendime tabi kılmak, kendime boyun eğdirmek üzere ve bunu yapabilme yeteneğine sahibim. Bunu sanal ağlar üzerinden yapabilirim, bir insanın hayatını bu kanaldan mahvedebilirim, hayattaki farklı durumlardaki bir insanı, onun farkına varamayacağı şekilde kullanabilirim. Benzer şekilde kendimiz de her şeyde nasıl kullanıldığımızı bilmiyoruz.

Konuk: Doğru, bu birçok olay kişinin haberi olmadan gizli bir biçimde meydana geliyor, çoğu kez olan biteni sadece geriye dönük olarak sonradan keşfediyoruz. Yani bu ağın bu şekilde kullanımının ifşası da şart değildir; bazen bunu uzun zaman önce ortaya çıkmış bir hastalık gibi de tanımlarız. Ama onun varlığını keşfettiğimizde durdurabilmemiz için artık çok geçtir.

Oren Levi: Konuşmamızı istediğim bir şey daha var. Şimdiye kadar konuştuğumuz şey, birbirine bağlı dünyanın durumunu ve beraberinde getirdiği yeni tehlikeleri analiz etmek idi. Şimdi Kabala ilminin dünyaya neler getirebileceğini ve neler sunabileceğini anlamak istiyoruz?

Dr. Laitman: Kabala bilimi, basitçe, dünyanın insanın kontrolünde olduğunu; insanın doğasını düzeltmediğimiz sürece dünyanın yeni bir Dünya Savaşı’nda kendini bitireceği noktaya kadar kötüleşeceğini söyler. Eğer kurtarılmak istiyorsak, insan doğasını düzeltmeliyiz. Bunun başka yolu yoktur. Ve insan doğasını düzeltmek bunu sadece doğadan edinebilmekle mümkün olur. Gelmesine engel olamadığımız kötü güç bizde iyi gücü de geliştirir. Ve biz bu iki kuvveti birbirinin karşısında dengeler ve aralarında barış içinde yaşarız.

Konuk: Peki kötü eğilim neyi anlamak zorunda?

Dr. Laitman: Hiçbir şeyi. Biz sadece iyiliğinin sesini doğadan basitçe çekip almalıyız.

Oren Levi: Hangisi ve ne?

Dr. Laitman: Sevginin gücü ve karşılıklı ihsan edebilmek. İlgilenmemiz gereken şey işte budur. Kötü eğilimle uğraşmak yerine, iyi bir eğilim geliştirmek.

Konuk: Ve bu iyilik gücü nerede var?

Dr. Laitman: Ayrıca, doğada, yapılacak tek şey onu oradan edinebilmektir.

Oren Levi: Doğada nerede var? Ekosistemde mi?

Dr. Laitman: Çevrede.

Oren Levi: Okyanusta mı, havada mı, nerede?

Dr. Laitman: Her yerde.

Oren Levi: Petrol bulmak için sondaj yapmak, delmek gerekir.

Dr. Laitman: Kötü gücün, egon nerede?

Oren Levi: İnsanın kalbinde.

Dr. Laitman: Kalbinde derken ne demek istiyorsunuz?

Oren Levi: Kalbimiz mi yenileyelim?

Dr. Laitman: Hayır, demek istediğim, bunun bir bilgi kartı olduğunu söylemiyorum ve sonra orada iyi bir eğilim olduğunu göreceksin.

Oren Levi: Yani, insan doğasında bugün, bir taraftan tüm dünyayı kendi yararına kullanan, diğer insanlara zarar vermekten hoşlanan saptırıcı, olumsuz bir eğilim göründüğünü, ancak diğer taraftan da aynı kişinin içinde iyi güç potansiyeli olduğunu mu söylüyorsunuz?

Dr. Laitman: Potansiyel değil, iyi güç. Sadece kötü güç kendi kendine ortaya çıkacaktır; oysa iyi gücü kendi çabalarımızla ortaya çıkartacağız.

Oren Levi: Tamam, varsayalım ki bu gerçekleşti. O zaman kişi bu iki kuvvet arasında var olacak. Peki o zaman birbirine bağlı dünya nasıl olacak?

Dr. Laitman: İyi bir dünya olacak. Hem iyi gücü hem de kötü gücü daha iyi için nasıl kullanacağınızı bileceksiniz.

Oren Levi: İyi bir gücün eklenmesiyle bu birbirine bağlı dünyanın yüz yıl önceki dünyadan farkı nasıl olacak? Kabala bilgeliğinin teknolojik gelişmeye karşı olmadığını anlıyorum. Dünya birbirine bağlıdır ve bu giderek daha da büyüyecektir. Bu birbirine bağlı dünyaya iyi kuvveti ekliyoruz. Böyle bir dünyanın olumlu potansiyeli nedir?

Dr. Laitman: Herkesin birbiri ile arasında iyi bağlantıların olması, karşılıklı yardımlaşma ve her şeyin iyi ve güzel olmasıdır ve hiç kimse hakkında kötü bir şey hissetmiyorsunuz; herkes size samimi bir şekilde davranıyor ve siz de öyle karşılık veriyorsunuz.

Oren Levi: Küresel düzeyde bu ne anlama geliyor?

Dr. Laitman: İnsanlar ve ülkeler arasında ve her yerde keşfettiğiniz kötülük yerine, yalnızca iyiliğin gücünü keşfedeceksiniz.

Oren Levi: Bugün bunu küresel tehlikeler olarak görürsem madalyonun diğer tarafı nedir, ne gibi iyi şeyler?

Dr. Laitman: Bağlantı, sevgi, sıcaklık, tarafsızlık, karşılıklılık; sahip olacağın şeyler bunlardır.

Oren Levi: Yani teknolojik gelişme rastgele bir şey değil.

Dr. Laitman: Her şey insanın yararına olacak. Ve hiçbir yerde bir başkası pahasına sadece tek bir kimsenin yararı diye bir şey olmayacak.

Oren Levi: İnsanın yararı nedir?

Dr. Laitman: İnsanın yararı için demek kişinin sınırsız olduğunu ve yaşamı ebedi bir şey olarak keşfedeceğini hissetmesidir.

Oren Levi: Ne demek istiyorsunuz?

Dr. Laitman: Onun ne yaşam ile ölüm ne de kendisi ve diğerleri arasında hiçbir fark hissetmediğini kastediyorum.

Oren Levi: Neden yaşam ve ölüm arasındaki farkı hissetmeyecek?

Dr. Laitman: Çünkü başkalarıyla o kadar birbirine bağlı bir duruma ulaşacak ki, başkalarının içinde yaşamak ile kendi içinde yaşamak aynı ve tek olacak. Bu, bunun hakkında konuşmamız gereken başka bir şeydir. Bu sadece iyi ve hoş bir gelişme değildir, burada farklı bir yaşam seviyesine, derecesine bir atılım vardır.

Oren Levi: Dr. Laitman çok teşekkür ederim. Bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki sefere kadar, en iyi dileklerimle.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,297