e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Michael Laitman > Kabala Kütüphanesi > Yeni Hayat > Yeni Hayat 1129 – Krizler

Yeni Hayat 1129 – Krizler

Oren Levi: Merhaba, Dr. Michael Laitman ile Yeni Hayat Söyleşi Serisi’nde bizimle olduğunuz için teşekkürler. Merhaba Dr. Laitman!

Dr. Laitman: Herkese merhaba!

Oren Levi: Bugün Dr. Laitman ile yaşam ve krizler hakkında konuşmak istiyoruz. Biz davet etmesek de yaşam bize krizler getirir. Hayattan en iyi şekilde yararlanmak için onlarla nasıl çalışabileceğimizi anlamak istiyoruz. Bizimle kalın!

Konuk: Hayatta krizler vardır. Bazıları tahmin edilebilir, bazıları ise edilemez. Yani, bir kişinin yaşamında duraklar vardır ve bu duraklara ulaştığı zaman muhtemelen bir tür kriz yaşar. Genelde evlilik, ailenin büyümesi, yaşlanmak, büyümek, emekli olmak gibi dramatik değişimlerden sonra olur. Bilinen tüm bu büyük değişimler oldukça tahmin edilebilirdir. Ayrıca sağlık sorunları, kazalar, iş yerinizi kaybetmek ve kovulmak gibi öngörülemeyen şeyler de vardır. Bunlar ille de öngörülebilir şeyler değildir. Olumsuz ve zor olan krizler olduğu gibi olumlu olanlar da vardır. Örneğin, aileye yeni bir çocuk doğduğunda bu görünüşte olumlu bir durumdur, ama yine de bir kriz yaşarız. Öyleyse ilk önce krizlerin neden yaşamımızın bir parçası olduğunu anlamaya çalışalım mı? Hangi amaca hizmet ediyor?

Dr. Laitman: İbranice’de “kriz”, kadınların doğum yaptığı yerdir. Kadının doğum yapmak için oturduğu yere İbranice’de “kriz” denir. Hayattaki krizlerimizle böyle ilişki kurmak zorundayız. Elbette üst güç denilen kuvvet tarafından sonlandırılanlar ve bizim tarafımızdan sonlandırılanlar vardır.

Aslında bu da üst güçten gelir, ama daha açık bir şekilde. O nedenle bizim hissettiğimize göre iyi kötü fark etmeksizin, her şeye böyle bakmalıyız. Yoğunluğu büyük ya da küçük olsun fark etmez. Bu tür her olay bir kriz, yeni bir doğum, yeni bir dönem gibi olabilir. Bununla nasıl ilişki kurduğumuza bağlıdır. Bundan bir şey öğreniyor muyuz ve neyin doğduğunu görüyor muyuz? Bazen burada bir şeyin doğduğunu bile tanımlamıyoruz. Yeni bir olanak?.. Sadece atlıyoruz.

Konuk: Genellikle yalnızca geçmişe baktığımızda anladığımız bir şey.

Dr. Laitman: Bu nedenle hayatta krizler her şeyden önce bize, bizim onları nasıl anladığımıza bağlıdır. Belki meydana geldikleri şekilde değil, ama ne hissettiğimize ve özellikle onlardan alacağımız derslere bağlıdır. Sonuç olarak krizlerden nasıl öğreniriz? Bu kadar.

Konuk: O halde diyorsunuz ki, şimdiye kadar hayatta sadece bir kere doğup ve sonra öldüğünüzü düşündüyseniz, hayır öyle değil. Aslında her defasında doğuyorsunuz. Yani her defasında, hatta her gün, yeniden doğduğunuz farklı süreçler vardır. O halde her gün, yeni bir doğumdur. Sadece, bunun hayatta yeni bir doğum olduğunu, gerçekten hissettiğiniz belirli noktalar vardır. Yani bu krizlerin, doğumların rolü nedir ki her seferinde yeniden yeni bir koşula doğuyorum?

Dr. Laitman: Gerçekten ilerlememiz için, çünkü her gün yeni bir şey. Olaylara sanki yeni doğmuşum ve şimdi hayatımı değiştirebilirim gibi bakmalıyım. Düne değil, şimdiye bakıyorum. Eğer benim için asıl olan uğruna yaşadığım hedefe doğru ilerlemek ise, benim gözümde, hatta çevremdekilerin bile gözünde yeni olması için hayatımı değiştirmekten çekinmemeli ve utanmamalıyım.

Konuk: O zaman, kriz çok kötü olsa bile bir krize karşı doğru tutum, bizi gelişmeye doğru iten bir sürecin parçası olarak görmektir.

Dr. Laitman: Ayrıca neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmiyoruz. Sonradan görüyoruz ki “a bu o kadar da kötü değilmiş. Böyle olması gerekiyormuş. Kötü nedir? Ölüm bile kötü değil. Hayat bu. Birisi öldüğünde bunun son olduğunu kim biliyor? Bu son değil. Sonuçta, bu şekilde sone eren ve daha sonra devam eden dönemler var.

Konuk: O halde, öngörülebilir krizler, yani hayatta belirli noktalarda geldiğini bildiğimiz krizler ve öngörülemeyen, bir nevi hazırlıksız yakalandığımız krizler arasındaki fark nedir?

Dr. Laitman: Bence, tamamen bir kişinin psikolojik olarak hazır olma durumuna bağlı. Psikolog olan sizsiniz, ben değil. O nedenle bununla ilgili çok şey söyleyebilirsiniz. Bu, tamamen hazır olmaya bağlı ve hazır olmak da bir kişinin eğitimine bağlı. Kişi, bu krizlerden doğru bir şekilde geçmesi için doğru bir şekilde destekleniyor mu? Kişiye öncelikle hayatta öngörülebilir veya öngörülemez diye bir şeyin olmadığı anlatılır. İnsan kaderiyle doğar. Yaşamında ruhunun köküne bağlı olarak belli bir gelişmişlik noktasına ulaşmalıdır. Dolayısıyla burada yeni bir şey yok. Sadece bilmiyoruz ama bilmemek de iyi, doğanın gerektirdiği gibi. O nedenle bizim istediğimiz; hayata karşı tutumumuz ne olmalı, neyi değiştirebiliriz neyi değiştiremeyiz, neyi kabul etmeliyiz, bunları anlamak ve o tüm başarabileceklerimizin peşinden koşmamak. Yani hayata gerçekçi bir şekilde bakmak! Yaşayacak çok çok senelerim var, çok fazla güç, bilgi, mal mülk, finansal ve entelektüel kabiliyetlere sahibim. Bunları doğru bir şekilde değerlendirmeliyim. Bu, daha azı için ya da daha küçük şeyler için çabalıyorum demek değil. Bu şu demek; elde etmek istediklerim benim için en haklı ve doğru olanlar, rasyonel olarak gerçekleştirebileceklerim. Bir kişinin yapması gereken bu. Aynı zamanda kendisini krizlerden bu şekilde korur ve krizi de bir doğum yeri olarak kullanır ve gerçekten kendisini doğurur.

Konuk: Sıçrama tahtası gibi.

Dr. Laitman: Evet.

Konuk: Bir kriz sırasında içimde ne kırılır ve yeniden doğan nedir?

Dr. Laitman: Muhtemelen umutlarınız. Önceden bir çeşit ödül veya başka bir şey alacağımı düşünüyordum, ama birden almadığımı görüyorum. Bu, muhtemelen tüm koşulları ve verileri göz önünde bulundurmamış olduğumun bir işareti ve bu nedenle şimdi olduğum şekilde davranıyorum. Birdenbire üzerime yük bindi. Elbette ben peygamber değilim. Her şeyi görüyor değilim, ama bana adım adım hayata nasıl bakılması gerektiğini ve hayatı doğru bir şekilde görmeyi, böylece hayal kırıklığına uğramamayı, onun yerine onu doğanın üzerimde yaptığı bir ıslah olarak görmeyi öğretiyor. Doğa bana doğru davranmadığımı öğretiyor. Gözlemim yanlışmış. Önümdekileri doğru bir şekilde nasıl değerlendirebileceğimi bilmiyormuşum.

Konuk: O halde kriz, bu iç kırılma noktasıdır, çünkü hayatın belirli bir şekilde, onu gördüğüm şekilde çalışması gerektiğini zannediyorum ama aniden gerçeklik bana bunun tam tersini gösteriyor. Hayatın beni “istediklerin neler ve aslında sahip oldukların neler” ile yüzleştirdiği nokta, işte bu kriz noktası. Şimdi birisinin hayatındaki öngörülebilir krizlere bakalım. Mesela, bir çiftin artık eş olduğu ve belirli bir noktada ebeveyn olduğu zaman gerçekleşen bir krize bakalım. Bu dünyaya yeni bir çocuk getirirler. Genellikle insanlar kendilerini bunun için hazırlarlar. Bu çoğu zaman insanların yıllarca hayal ettiği bir şey. Yani görünüşte bir tür hazırlık var ama eninde sonunda kriz gelir. Hayalini kurmuş olsak bile büyük bir kriz olduğunu görüyoruz. Gerçeklik aslında sandığımızdan farklı. Görünüşte en basit şey. Doğal olarak ebeveyn olurlar, çocuklar doğar. Neden bizi olduğu gibi sarsıyor?

Dr. Laitman: Bu yeni bir koşul; bağlılık. Çocuk doğduğu andan itibaren en azından bir erkek kendini hapiste gibi hisseder. Bu onu bağlar. Artık özgür değildir. Üstelik evlenmek bir erkek için kelepçelenmiş gibi hissettiği türden bir bağlılıktır ve bir çocukla da kendisini bir hücreye kapatılmış gibi hisseder. Yavaş yavaş bir şekilde buna alışır. Hapishane ona iyi görünür. “Hayat bu”, der ama yine de yaşamının sonuna kadar ailesine olan bağlılığının bir yükümlülük olduğunu hisseder. Bir kadın ise aileyle, bir şeylerle gerçekten meşgul olsa ve sürekli sürekli yapması gerekenler olsa da bunu bir yükümlülük olarak hissetmez, aksine bunu kendisinin ayrıcalığı olarak hisseder. o da zorluk çeker, ama bir erkeğin almadığı belirli bir çeşit tazminat alır.

Konuk: Yani özünde farklı bir bakış açısı var. Kadın çocuğu ayrıcalık olarak erkek ise bir tür yükümlülük olarak görüyor.

Dr. Laitman: İçinde yaşadığımız toplumda genelde durum böyle, diyorum. Tabii ki anne yerine çocuklara bakan erkekler de var. Günümüzde, babalık izni alıp annenin rolünü almaya istekli birçok baba olduğunu duyuyorum ama yine de doğası gereği bu böyle.

Konuk: Sonuçta bu, bir kişinin hayatında mutlu bir andır. Hayatı ve ebeveynliği doğru bir şekilde gözlemlemeyi nasıl öğrenebiliriz?

Dr. Laitman: Hiçbir şey yardımcı olamaz. Gelecek nesilde de bu nesilde de bunu göreceğiz. İnsanların artık nasıl ebeveyn olmak istemediklerini… Redediyorlar. Anne babalarının evinden çıkıp evlenmek istemiyorlar. Evlenseler de istemiyor ve boşanıyorlar. Bir çocuk olsa bile bunu gerçekten istemiyorlar ve sonrasında boşanıyorlar. Kısacası, bugünlerde böyle çocuklara, kadınlara, tek ebeveynli ailelere vb. bakacak birçok sistem kuruyoruz. Yani dünya buna evriliyor ve bu şekilde gelişiyor, çünkü egomuz büyüyor ve birbirimize tahammül etmemize izin vermiyor.

Oren Levi: Başka bir nokta daha eklemek istiyorum. Bunu istatistiksel olarak araştırmadım, ama tarih boyunca hamile kalmanın karmaşık bir şey olduğunun bilindiği hissi var ama bugünlerde etrafımda çocuk sahibi olmaya çalışan birçok çift görüyorum ve bu gerçekten zor oluyor. Yıllarca baskı ve düşük olabiliyor. Diyelim ki bazıları neticede çocuk sahibi oluyor. Onların hayatını iki aşamaya bölebilirim. Olmasını bekledikleri bir aşama var. Öncelikle, hamile kalabilecek ve hamileliği iyi gidecek ve sonrasında, tebrikler, doğumun kendisi gerçekleşir. Görünüşte, yıllarca bunun hayalini kuruyorlar, buna hazırlanıyorlar, gerçekten bir çaba sarf ediyorlar ve sonra doğum gerçekleşiyor. Böylece bir çift oldukları yerden anne ve baba oldukları yere geliyorlar. Hakikaten mutlular fakat hayatları yeni bir aşamaya girdi ve bence bazı çiftler, ya da aslında hepsi, bir dereceye kadar bunu bir kriz olarak deneyimliyorlar. Hayat böyle. Şimdi bilgeliğinize dayanarak sormak istiyorum, bize ebeveyn olmadan önce bir tembihte bulunabilir misiniz? Yakında ebeveyn oluyoruz, bize bir yol gösterin ki ebeveynliğe doğru bir şekilde bakalım. Böylece, yıkıcı bir deneyim değil, cidden harika bir şey olsun.

Dr. Laitman: Ailede işleri hakikaten sarsan yeni bir dönemin başlangıcı. Burası kesin. Bir erkek bunu bir kadından tamamen farklı olarak deneyimler. Bu da açık. Kadın bunu memnuniyetle kabul eder. Doğurduğu çocuğu sever, derhal ona bağlanır. Bu onun hayatıdır. Çocuğu kendisinden daha kıymetlidir. Erkek ise kendini bir tür duygusal travmanın içinde bulur. Bunu gerçekten kabul etmez, istemez. Bu yolunda duruyordur ve bu yeni doğanın onu aşağı çektiğini hisseder.

Konuk: Bir de biraz onun yerini aldığını.

Dr. Laitman: O bile değil. Kendi içinde bu iki kilogram etin şimdi onu kontrol ettiğini, hayatını kısıtladığını hisseder. Önceden de o kadar da özgür değildi ama şimdi uçamayacağını, hareket edemeyeceğini, bir şeyler yapamayacağını düşünüyor. Şimdi, bağlanmak zorunda. Bu küçük adam hayatını kontrol ediyormuş gibi onu hesaba katmak zorunda. Bu, erkek için büyük bir mesele. Kadın için ise değil. O, bu yeni doğana hizmet etmek için tamamen isteklidir ve bu ona sadece keyif verir ve sürekli ona yakın olmak ister. Onunla bağlantısı kesilmediği sürece her şey yolundadır, ama erkek bu şekilde hissetmez. Bu yüzden, bu onun için büyük bir meseledir. Bu açıdan erkekleri anlıyorum ve burada bir erkeğin tercihen erkek ve kadınlardan veya yalnızca erkek ya da yalnızca kadınlardan veya çiftlerden oluşan bir grupta iyi bir destek alması gerektiğini söyleyebilirim. Nasıl bir grup olacağı kimden bahsettiğimize göre değişir. Bu şekilde diğer erkekleri duyar ve öğrenir. Bu bir darbe de olsa, bunu nasıl doğru bir şekilde kabul edebileceklerini ve bununla barışık olmayı öğrenirler.

Konuk: Bir erkek için sizin deyiminizle bu “darbe,” önceden hayatını kendisinin kontrol ettiğini düşünüyorken şimdi ise ona göre hayatını kontrol eden küçük bir çocuğun olması mı?

Dr. Laitman: Evet, bu da var.

Konuk: Bu sebeplerin neler olduğunu tam olarak anlamaya çalışıyorum.

Dr. Laitman: Elbette şimdi artık olayların merkezinde olmadığını hisseder, çünkü şimdi elinde bebeğini tutan bir kadın tamamlanmış hisseder. Sanki kocasının yerine şimdi ellerinde dünyayı tamamlayan, bütün yapan bir şey tutuyor gibidir. Öyle görünüyor. Erkeklerin kıskandığıyla ilgili anlatılan tüm o hikayelerin doğru olduğunu düşünmüyorum.

Konuk: Yani bununla ilgili değil mi?

Dr. Laitman: Hayır, erkek daha çok özgürlüğüne bir darbe vurulmuş hisseder.

Oren Levi: Bütün o koşulları ve krizi o kadar doğru tanımladınız ki kendimi yaşamlarında ilk kez anne-baba olmak üzere olan bir çiftin yerine koyarsam, ben bir erkek olarak korkarım. Peki bunu nasıl atlatırım? Çocuk beni kısıtlıyor, tamam. Bunu anlıyorum ama bununla nasıl doğru ilişki kurabilirim?

Dr. Laitman: Bence diğer genç çiftleri dinlemeli ve onlardan tavsiye almalı. Sadece, arkadaşlar arasındaki basit konuşmalar ona cidden yardımcı olur.

Konuk: Bu ona nasıl yardımcı olur? Bundan ne tür bir izlemim edinir?

Dr. Laitman: Bununla normal bir ilişki kurmanın mümkün olduğunu ve kendileri gibi aslında herkesin bunu deneyimlediğini görür. Belirli bir noktada sakinleşir, dünyanın sonu değildir. Erkek çocuk gibidir, onu etkilemek kolaydır.

Konuk: Sonraki kriz hakkında sormak istiyorum. Genellikle 30 veya 40 yaşları civarında olur. Bugün insanlar 50 yaşındayken bile olduğunu söylüyor. Her zaman ileri gider. Bir de çocuklar büyüdükten ve artık aile olarak yaşamayı öğrendikten sonra olan kriz noktaları var. 40 yaşından konuşalım. Bu, hayatın ortasında bir durak.

Dr. Laitman: Bence 40’tan da önce! Erkeklerden bahsediyorsak, bir erkek hayatını nasıl şekillendirmek istediğini düşünür. Neden, nasıl, ne için diye sorar. Bu, 40 ya da 50 yaşında değil 30 yaşından bile önce düşündüğünüz bir şeydir ve o zaman, o adamın bir sorusu vardır: Hayatımı neye adıyorum? Eğer kişi genel akışla gitmiyorsa, hissettiği şey budur ve 40 yaşına geldiğinde ise zaten artık nelerden geçmiş olduğunun eleştirisini yapmak, bunları gözden geçirip düzeltmek zorundadır. Doğa, bunu yapması için onu uyandırır. Burada, bu bir sorun. Ne elde etti ya da etmedi? Hayatına nasıl devam etmeli? Çünkü 40 ve 50 yaşları neredeyse hayatınızın ortasıdır ve bir kişinin faydalı ve aktif olacağı ve hayatta amacına ulaşacağı 30 senesi daha vardır. Dolayısıyla, zamanla amaçlarını değiştirmesi mümkün. Bu yaşlarda amaçlarını, mesleğini, ya da eşini değiştiren insanlar var. Yine bunlar, toplum olarak yeterince ele almadığımız şeyler.

Konuk: Bu yüzden soruyorum, çünkü kriz olacak.

Dr. Laitman: Kişiye anlatmak lazım ve yine, şimdi ailesini değiştirse veya mesleğini terk etse bile hayatta yeni bir şey olmayacağını ona gösterecek daha geniş bir insan çevresi olmalı. Hayatın anlamını aramalı. Bu sahip olduklarına bir ilavedir ve bu nedenle bir erkek için hayatın anlamını gerçekten sorması tercih edilir. Bu nedenle Kabala bilgeliği, Kabala’yı 40 yaşında çalışmaya başlamayı tavsiye eder.

Oren Levi: Bu konuştuğumuz orta yaş krizi… Dediğiniz gibi doğa kişiyi “neredeyim, nereye gidiyorum, yolu yarıladım” gibi sorularla hayatını yeniden değerlendirmeye itiyor.

Dr. Laitman: Evet, diğer yarısının geldiğini çoktan görmeye başladın.

Oren Levi: Evet. Sırada ne var? Akıllı birisinin şimdi neyi sorgulaması gerektiğini anlayacağını söylüyorsunuz. Mesleği, iş yeri, ailesi ve eşi gibi dışsal olanları nasıl değiştirdiği değil de nasıl içsel bir değişiklik yapar? Belki dünya olduğu gibi devam eder, ama hayattaki amaçları açısından içsel olarak yön değiştirir.

Dr. Laitman: Elbette önceden amacı işinde, mesleğinde, kariyerinde vs. başarılı olmaktıysa, şimdi 40 ya da 50 yaşında “Benim amacım ne?” diye yeniden sorgular. En nihayetinde amaç ne?

Oren Levi: Er ya da geç öleceğiz.

Dr. Laitman: Amaç bu mu, bilmiyorum ama bu gelecek.

Oren Levi: Yani orada bir yerlerde.

Dr. Laitman: Şimdi, ne oluyor? Kalan 30 ya da 40 senemi nasıl doğru bir şekilde gerçekleştirebilirim? O halde, söylediğim gibi, Kabala bilgeliğinin neden 40 yaşından itibaren Kabala çalışmaya başlamanızı önerdiğini buradan anlayabilirsiniz.

Oren Levi: Diyelim ki yeni bir kariyer sahibi olmak istiyor?

Dr. Laitman: Yardımcı olmaz.

Oren Levi: Neden olmasın? Çok ama çok sıkıcı olduğunu varsayalım. Bu ofisi daha fazla göremem. Bu işi daha fazla göremem. Eminim ki bu konuda yeni bir şey yaparsam, orada her şey harika olacak.

Dr. Laitman: Hepsinin aynı olacağını zaten biliyoruz. Bunun yanı sıra, günümüzde hayattaki tüm ilerlemelerimizle birlikte bir kişi kariyerini ve işini birkaç defa değiştiriyor. Ne kadar çok ilerlersek bu o kadar çok yaşanacak.

Oren Levi: Yani, hayatımı daha iyi yapacak o esaslı değişimi getirecek olan bu değil.

Dr. Laitman: Hayır. Ne değişebilir? Bir eşten diğerine, bir iş yerinden de diğerine gideceksiniz. Kendinizle ilgili bir şeyler yapmanız gerekir.

Konuk: Bu tartışma kadınlar için de geçerli mi?

Oren Levi: O başka bir tartışma, ama onu da başka bir zaman yaparız. Maalesef, zamanımız doldu. Dr. Laitman, bugün ebeveynlik ve orta yaş krizleri hakkında konuştuk. Bu krizlerle doğru bir ilişkiyi nasıl kurmalıyız?

Dr. Laitman: Herkes ve her şey için bir çözümüm yok. İhtiyacınız olan, bununla sabırlı bir şekilde ilişki kurmak ve krizin yukarıdan geldiğini ve her şeyin çaresi olduğunu ve krizden sonra doğumun geldiğini anlamak.

Oren Levi: Dr. Laitman, çok teşekkür ederim. Bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Bir dahaki sefere kadar, en iyi dileklerimle!

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,280