e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Fiziksel Eşitlik

Doğada form eşitliği ilkesini incelersek, bunun yeni bir keşif olmadığını görürüz. Yalnızca duyularımızın algılayabildiklerini fark ettiğimiz, açıkça ortadadır.

Örneğin, göz, belli bir aralıktaki dalga boylarında ışığı alarak görebilir. Çıplak gözle, mordan daha düşük dalga boyundaki ultraviyoleyi göremememizin sebebi budur. Öte yandan, bir arı, ultraviyoleyi görebilmekte ve bu sayede bizlerin ayırt edemeyeceği farklı tip çiçekleri tespit edebilmektedir.

Dünyamızın, bizi etkiledikleri halde algılayamadığımız birçok frekanstan oluştuğunu hepimiz biliyoruz. X ışınlarını ya da radyo dalgalarını alalım mesela… Etrafımızı kaplayan bu dalgaları ancak, duyu organlarımızın algılayabileceği forma getiren araçlar vasıtasıyla tespit edebiliyoruz.

En sevdiğiniz radyo istasyonunda şu anda ne var diye sorsam, ne yaparsınız? Eğer şu dakika o istasyonu dinlemiyorsanız, büyük ihtimalle, bilmiyorum diyeceksiniz. Ama radyoyu açıp, o istasyona ayarladığınız anda cevabı bilirdiniz.

En sevdiğiniz istasyonda ne çaldığını, radyonuz nereden biliyor? İçinde, şarkılar söyleyip, size eğlendirmeye çalışan minik bir adam yok tabii. Radyo sadece, siz onu açmadan önce havada zaten bulunan bir frekansa sabitleniyor. Radyo istasyonundan yayınlanan mesajı, algılayamadığımız bir dalga boyundan, kulaklarımızın tespit edebileceği bir dalga boyuna çeviriyor.

Manevi Eşitlik

Form eşitliği ilkesi, manevi dünyada da geçerlidir. Fakat maneviyatta, frekans eşitliği ile değil, niyetlerin benzer olup olmaması ile ilgilidir.

Manevi dünyanın ölçüleri niyetler ve düşüncelerdir. Bizim yaşamlarımız da dâhil tüm gerçekliği yöneten Üst Güç’ün niyeti, yalnızca ihsan etmek, vermektir. Sevgiyle hareket eder. Eğer, dünyanın nasıl yönetildiğini bilmek ve anlamak istiyorsak, biz de, ihsan etme niyetini edinmeliyiz. Kişisel çıkarlarımıza odaklanırsak, Üst Güç’ten ayrı kalır, etrafımızda ve içimizde olup biten hiçbir şeyin sebebini bilemeyiz. Yaradan’ı, yalnızca, O’nunla form eşitliğine ulaşacak bir yol bularak keşfedebiliriz. Ancak bu süreç içinde, mutluluk ve huzur buluruz.

Bu ilkeyi Rambam’dan daha güzel ifade eden yoktur herhalde: “O Merhametli’dir, sen de merhametli ol. O Bağışlayıcı’dır, sen de bağışlayıcı ol. O Aziz’dir, sen de aziz ol. Bu şekilde, peygamberler, O’nun bütün isimlerini naklettiler… ‘Sabırlı’ ve ‘Şefkatli’ ve ‘Adil’… ki bunların doğru yol olduğu bilinsin… ve kişi kendisini bu davranışlara yönlendirsin ve benzeyebildiği kadar O’na benzesin…” (Kudretli El, De’ot, Bölüm 1).

Lior Gur

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,114