e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

11- Islah Dünyası

Olam Nikudim’deki (noktaların dünyası) kapların kırılmasından sonra: Işıklar – Nikudim Partsuf’unu Gadlut halindeyken doldurmuştu, ayrılıp Partsuf SA”G’ın Roş’una döndüler. Perdede kalan Reşimot Partsuf Nikudim’in Roş’una yükseldi ve sonrada SA”G’ın Roş’una.

Nitzotzin (kıvılcım) – Or Hozer parçacıkları, kırılan perdenin parçaları, perdesini kaybeden kapların içinde kaldı, yani tekrar almak niyetiyle alma koşuluna geri döndüler, bu durum parsanın altında BY”A dünyalarına düşüş olarak açıklanır.

Bir Partsuf’un iç (Or Pinimi) ve dış (Or Makif) ışıkları vasıtasıyla Bituş (dövme) yaparak arınmasıyla, bir Partsuf’un kırılarak arınması arasında fark vardır: Kırılma sonrası öncelikle kabı tamir etmek gerekir ve sadece bu durumdan sonra aralarında Zivugim (Zivug kelimesinin çoğulu) yapılabilir.

Olam Nikudim’in Roş’da ki niyeti ışığı ihsan etme formunda almak olduğundan, Partsuf Galgalta’nın Sof’unu doldurmak ve bu şekilde Eyn Sof’un Malhut’unu tümüyle doldurabilmek – dolayısıyla kapların kırılışı tamir edilebilirse tüm özgecil formda alınabilirlik tamir edilmiş olur ve son ıslaha gelinebilir.

Ancak, tüm bununla Eyn Sof’un Malhut’u ıslah olmaz, sadece bir kısmı 0,1,2,3 ve dördüncü aşaması. Ancak yaratılan varlık sadece dördüncü aşama ve bundan önce gelen tüm aşamalar henüz Yaradan’dan çıkıp bağımsız hale gelmedi. Bunun nedeni yaratılan varlığın tümüyle Yaradan’dan tümüyle ayrı olduğunu ve kendi yönetiminde olduğu anlamını ifade eder.

Sadece dördüncü aşama kendisini bağımsız hisseden ve almak için alan bir alıcı formundadır. Bu yüzden sadece o alma arzusu üzerine ilk kısıtlamayı yaptı. Ve birinci kısıtlamadan sonra, tüm Partsufim ve Olamot dördüncü aşamanın 0,1,2,3. aşamalarını hissetmekte ve bunlar dördüncü aşamadan öncedir.

Ancak, eğer tamir edilmesi gereken safha dördüncü safhanın dördüncü aşamasıysa ve dördüncü safhanın 0,1,2,3. aşamaları değilse, bu arzulara o zaman neden ışık alınıyor? Bu arzular henüz yaratılan bir varlık değil sadece Yaradan’ın güçleri, bunların sayesinde yaratılanları idare etmekte yani dört safhanın dördüncü aşaması. Bu güçlere ve manevi dünyaları dolduran güçlere melekler denir ve insan ruhu buna dâhil değildir.

Birinci Tsimtsum’dan sonra yapılan tüm Zivugim bu arzular üzerinde yapılmıştır. Bu Zivugim’den yukarıdan aşağı Partsufim doğar, dünyalar ve bu dünyaları dolduranlar. Tüm Olamot içlerindeki beş Partsufim’le Yaradan’a giden merdivenin basamaklarını oluşturur. Merdivenin basamakları Yaradan’a olan benzerliğin dereceleridir, yani yaratılan varlığın arzusunun Yaradan’ın arzusuna olan yakınlığı.

Partsufim’in ve dünyaların yukarıdan aşağıya gelişimi Eyn Sof’un ışığını seviyelere ayıran filtreler gibidir. Her Partsuf’un ihsan için alma özelliğinin doğal bir niteliğidir, sonradan dünyaların basamaklarında yükseldikçe kendi iradesini aşarak edindiği bir şey değil.

Dolaysıyla dünyaları bir soğanın tabakalarına benzetebiliriz: Üst üste geçmiş ve Eyn Sof ışığını gizleyen küreler gibi ve en iç kürenin merkezi yani merdivenin en alt basamağı en karanlık noktadır.

Bu nedenden dolayı merdivenlerin merdiveni hazırlanmıştı: Her dünyada beş Partsufim’li beş Olamot, her Partsuf’da beş Sefirot, başlangıç noktasından yaratılışın mükemmelliğine kadar toplamda 125 seviye. Dünyaların yaratılmasının iki nedeni var:

• Eyn Sof’un ışığını aşama aşama gizlemek. Bu dünyaların Yukarıdan aşağıya oluşumuyla olur. Dolayısıyla gizlilik derecelerine Olamot denir ve gizlilik anlamına gelen “Alama” kelimesinden türemiştir.

•         Düzeltmelerin (Tikunim) aşağıdan yukarıya doğru yaratılan (ruhlar) için uygulanabilmesi için. Ve her seviye Partsuf, yani yukarıdan aşağıya her ilerlemede, yaratılan bir seviyeden yardım aldığında, bu yardımın gücünü kullanır, perde edinir ve o seviyeye yükselir. Ve yaratılan varlık belli bir seviyeye yükseldiğinde o seviyenin ismiyle adlandırılır.

Sonuç olarak tüm dünyalar ve bu dünyaları dolduran her şey; ’’merdiven’’ budur, Yaradan’ın insanın yükselmesi için yarattıklarıdır. Ve insan bu basamaklardan tırmandıkça, tüm dünyalarda kişiyle yükselir. Zira bu dünyalar ve dünyaların içinde olan her şey – insanın dışında değildir, ancak kişinin içerisindedir. Algılayan bir insan dışında sadece Yaradan vardır!

İnsandan başka sadece Yaradan mevcuttur. İnsanın etrafında sadece saf Üst Işık vardır. Ancak insan Yaradan’ı sadece Yaradan’ın ihsan etme özelliğiyle eşitlik sağlayabildiği dereceye kadar hisseder: Eğer kişinin arzuları ve kişinin karakteri Yaradan’ın niteliklerine ters ise, o zaman kişi Yaradan’ı hissetmez ve duyularına göre “Olam Haze” (Bu Dünya) denilen hislerin içerisinde bulunur.

Eğer kişi niteliklerinden bir tanesini değiştirmeyi başarabilirse, yani bir dereceye kadar Yaradan’ın ihsan eden yapısına benzeyebilirse, bu koşula kişinin merdivenin basamaklarından bir derece yükselmesi (Yaradan’a yaklaşması) denir.

Değişimlerin hepsi sadece kişinin içerisindedir, kişinin algısında, kişinin perdesinin (Masah) ıslah (Tikun) derecesine bağlı olarak. Buna nazaran kişinin dışında sadece Üst Işık vardır ve ışıkta hiç bir değişiklik olmaz.

Kişinin algılayıp anladığı her şey ışığın bir kısmını algılayabilmesinden kaynaklanır. Yaradan’ın bir parçasını hisseder. Kişi Yaradan’ın bir kısmını hissettiği zaman, kişinin hissine göre, kişi bu kısma bir tanım verir. Dolayısıyla kutsal kitaplarda anlatılanlar sadece Yaradan’ın isimleridir. Ve genel olarak kişinin söylediği her şey, hissettikleri ya da arzuladıkları; bunların tümü sadece kişinin Yaradan’la olan ilişkisidir.

Kişi Kutsal kitapları algılamasıyla ışığı algılar. Işığın algılanmasının seviyelerine Sefirot, Partsufim ve Olamot ya da ışıklara Nefeş, Ruah, Neşhama, Haya, Yehida(NRNH”Y) denir. Tora’ya “Olam Atzilut’un (Yaratılışın Dünyası) Tora’sı” denir zira kutsal kitaplarda anlatılanlarda tüm ışık ortaya çıkar.

En alt noktadan, yaratılan varlığın Yaradan’a yaklaştığı yerden, ta ki Yaradan’la form eşitliğine ulaştığı noktaya kadar  620 seviye vardır ve bunlara “Tora’nın 613 emri” ve “7 öğtretici emir” denir. Üst ışığın Masah’la olan çiftleşmesine (Zivug), Mitzvot (sevap) denir. Işık, alanın kabına girer, Or Pinimi (iç ışık), Or Taamim (tatlar); bunlara ’’Tora’’ denir. Buna karşılık olarak Kabalistler herkese şöyle der: “Tat ve Yaradan’ın iyiliğini gör.”

Yaratılan dördüncü safhanın dördüncü aşaması, alma arzusunda ıslah yapar; “ihsan etme niyetiyle alma”. Islah küçük porsiyonlarla yapılır: Yaratılan varlık merdivenin basamaklarından teker teker, dünyalardan çıkar.

Zira ihsan etme niyetiyle alırken ki davranış niyete terstir, bu yüzden ıslah çok zordur. Bu yüzden Yaradan bu yolu sadece 613 seviyeye ayırmakla kalmayıp yaratılan varlığı da 600,000 küçük parçaya ayırmıştır. Yaratılan varlığa “genel ruh” ya da “Âdem” (insan) denir, küçük parçalara da “ruhlar”.

Ancak arzunun ıslahı “Avoda” (iş) bundan önce başlar ve daha alt seviyedeyken, bu seviyeye “bizim dünyamız” denir (Bu dünya değil) ve bu koşulda yaratılanın tüm parçaları bilinçsiz bir haldedir, manevi histen mahrum. Ve sadece kendilerine söyleneni duyup inanabilecek durumdadırlar, şöyle ki Üst Bir Güç’ün olduğuna ve buna Yaradan adı verildiğine. Hepsi bu seviyede doğarlar, gözlerinin önünde sadece haz duyma arzusuyla.

Tüm dünya sadece gözü kör doğasıyla hareket eder ve herkes kendi içlerindeki alma arzusunun komutlarını yerine getirir. Aynı şekilde dünyamızdaki insanda ve ek olarak yaratılışın diğer parçaları da: Duran, bitkisel, hayvansal.

Ancak her nesilde sınırlı sayıda bir grup bedende Yaradan “Kalpte ki nokta’yı” yerleştirir, Yaradan’ı hissetme arzusu. Ve böyle bir kişi içindeki bu yeni boşlukla arayışa başlar. Ancak bu eksikliğin Yaradan’a yönelik olduğunun farkında değildir ve bu boşluk sadece üst ışıkla doldurulabilir.

Kırılmadan sonra gelen her şeye Olam Ha-Tikun (Islah Dünyası) denir. Bunun nedeni Yaradan’ın tüm davranışlarının, yaratılışın en başından sonuna kadar, kişiyi ilerletmek üzere olduğundandır, şöyle ki doğru algının oluşabilmesi için, Yaradan’ın insan için hazırladığı o mükemmel seviyeyi yaşayıp hissedebilmek için yaratılanda herkes yer almalıdır.

Dolayısıyla Olam HaNikudim’de olan kırılma aynı zamanda “dünyaların kırılışı” ve “ilk insanın kırılışı” aynı zamanda da “ruhların kırılışı” – bunların ikisi de yaratılanın içinde ortaya çıkmalı: Olam HaNikudim’in kırılışında tüm kaplar birbirleriyle karıştı, alanlarla ihsan edenler. Karışmak hem bir birleriyle içe içe oldular hem de her biri diğerlerinin içinde yer aldı anlamındadır: Yani her arzu “Ratzon” içinde diğerlerinin arzularını da barındırır.

Bu şu sonucu doğurdu:

1. İhsan eden kaplarla, alan kapların karışması alıcıların ihsan olmasına yarar.

2. Her bir arzu her hisde birçok tat hisseder, zira kırılmayla her arzu diğerleriyle karışmış oldu.

3. Bu karışma olmadan AHa”P’a ait kabların ışık alması mümkün olmazdı ve bunun yerine üst ışığın geldiği yerden Parsa (ayırım) sayesinde ayrı kalırlardı. Ancak şimdi bu arzuların (AHa”P de Aliyah) Atzilut Dünyasına yükselme fırsatı oldu.

Olam HaNikudim’de ki “Kırılma” Olamot (dünyalar) da ki kırılma diye adlandırılır çünkü Eyn Sof’un Malhut’u beş kısım içerir. Dört tanesi yukarıdan aşağıya uzanır ve dünyaları ve içlerindeki her şeyi doğurur. Dördüncü safhanın dördüncü aşamasında yaratılan insan dışında tüm yaratılışı dâhil ederler, Malhut’un son kısmında, gerçek alma arzusundan, bağımsız olandan, Yaradan’a ihsan etmek durumundan tümüyle ayrılmış olan koşuldan!

Dolayısıyla sadece insan yaratılışın amacıdır. Kişi dışında yaratılışın parçaları bağımsız değildir. Yaradan’ın iradesine bağlıdır, O onların tüm davranışlarını tayin eder, otomatik olarak hareket ederler, tıpkı duran, bitkisel ve hayvansal ve konuşan seviyelerin dünyamızdaki doğalarında davrandıkları gibi.

“Konuşanın” arzusu bizim dünyamızda bağımsız bir arzu değildir, tıpkı hayvansal, bitkisel ve cansız seviyelerdeki gibi. Bunun nedeni konuşanın arzusunun “hayvansal” seviyeden daha büyük olmasındandır, arzunun nitelik olarak farklı olduğundan değil. Sadece Adam HaRişon’un (ilk İnsan) arzusundan bir parçaya sahip olan kişiyeKabala’da “Adam” (insan) denir. Bu sadece dördüncü safhanın dördüncü aşamasıdır ve bir Masah’la kendisini ıslah etmeye başlar ve ihsan etme arzusu bu şekilde doğar.

Var olan bu dünyanın tümü dört gruba ayrılır: Cansız (duran/ hareketsiz), bitkisel, hayvansal, konuşan; Cansız: Kendinden bitkisel, hayvan ve konuşan oluşturabilen bir güç. Bitkisel: Kendisine fayda sağlayan şeyleri yaklaştıran ve zarar veren şeyleri uzaklaştıran grup halinde bir güç. Hayvan: Birey olarak faydalı şeyleri kendisine yakınlaştıran ve zararlıları uzaklaştıran bir güç.

Ancak bu güç zaman ve yer kavramlarıyla sınırlıdır. Hayvan geçmiş tecrübe ve gelecek nosyonuna sahip değildir, sadece içinde bulunduğu anı ve yeri hisseder. Konuşan; hissetme ve akıl gücüne bir arada sahiptir. Dolayısıyla bilgi sayesinde ki bilgi zaman ve yer sınırlamasından bağımsızdır, tüm zaman ve var oluşla bağı vardır. Dolayısıyla faydalı şeyleri yakınlaştırıp zararlı şeyleri uzaklaştırmak zaman ve yere bağlı değildir.

Aynı şekilde doğanın genelliğinde de insan ve dünya beraber yaratılışın cansız, bitkisel, hayvan ve konuşan dört safhasından geçmek zorundadır ve bu şekilde alma arzusunu amaca ulaşabilmek için geliştirebilir. Dolayısıyla tüm insanoğlu, var oluşundan beri binlerce yıldır alma arzusunu hayvandan konuşan seviyesine doğru geliştirme safhalarından doğal yollarla nesillerdir geçmekte.

Tüm insanoğlunda olduğu gibi, kişi dünyamızda gelişim safhalarından geçer. Aynı şekilde konuşanda da alma arzusunun dört  safhası vardır:

1. Genel kitleler: İnsan içerisindeki cansız (hareketsiz) seviye. Genel kitlelerin arzularının peşinde ilerleme eğilimi. Bu kitlesel seviyeden kişinin arzusu bir sonraki safha olan zenginlik seviyesine çıkar.

2. Zengin kitle: İnsan içindeki bitkisel seviye. Zengin seviyesinde olanlar arasında itibar sahibi (güç, otorite) olma eğilimiyle alma arzuları bir sonraki seviyeye yükselir – güç sahibi olma.

3. Güç sahibi: İnsan kategorisinde dâhil olan hayvan. Güç seviyesindekilere yönelik kıskançlıkla (erdemliğe eğilim) bir sonraki safha olan erdemliğe gelirler.

Erdemli olan insanın içindeki konuşan kategori. Bu safhada arzu zaman ve yer sınırlamasında değildir  aynı şekilde geçmişte var olan birisini de kıskanır, başkalarında kendisinde olmasına rağmen olanları da kıskanır.

Alma arzusu bu noktada gelişir zira başkalarının sahip olduklarını istemeye başlar ve bu şekilde ek arzu sahibi olabilir. Böylelikle içindeki boşluğa ek boşluk eklenir. Arzusunu sınırsız bir şekilde geliştirebileceğinden, yaratılışın amacına ulaşabilecek kapasitededir.

Eğer Yaradan bu “konuşana” “kalpteki noktayı” koyarsa; Yaradan’a yönelik bir uyanış hissetmeye başlar ve ruhunun kökünü aramaya başlar.

Islahın sıralaması aşağıdan yukarıya doğrudur. Alma arzusunun büyüklüğüne göre insan aşağıdan yukarıya yükselir. Kişinin arzusu manevi halini tayin eder:

Almak için almak: Olam Haze “bu dünya” seviyesidir.

Almak için ihsan etmek: Olam Haze “bu dünya”.

İhsan etmek için ihsan etmek: BYA dünyalarının seviyesi.

İhsan etmen için almak: Atzilut dünyasının seviyesinde olmak.

Tüm yaratılışın sistemi Olam Atzilut vasıtasıyla son ıslaha ulaşır. Bu yüzden Olam Atzilut’a Olam HaTikun (Islah Dünyası) denir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,283