e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Makaleler > Ve Tanrı Ona Mamre’nin Ağacı Altında Göründü

Ve Tanrı Ona Mamre’nin Ağacı Altında Göründü

6. Makale

RAŞİ şöyle yorumlar, “Yaradan İbrahim’e sünnetle ilgili tavsiye verdi. Dolayısıyla, O, ona kısmen göründü. Zohar’da şöyle yazar “Ve Tanrı ona Mamre’nin ağacı altında göründü. Şöyle sorulur, ‘Neden başka bir yerde değil de orada?’ ‘Çünkü Mamre ona sünnetiyle ilgili tavsiye verdi.’ Yaradan İbrahim’e kendini sünnet etmesini söylediğinde, İbrahim bunu dostlarıyla konuştu. Aner şöyle dedi, ‘Doksan yaşından fazlasın; kendine eziyet edersin.’ Mamre ise, ‘Kaldelilerin seni ateşe attığı günü ve dünyanın yaşadığı açlığı hatırla, şöyle yazdığı gibi, ‘Kıtlık vardı ve İbrahim Mısır’a gitti.’ Krallar peşinden geldi. Yaradan seni hepsinden kurtardı ve kimse sana zarar veremedi. Kalk ve Tanrı’nın emrettiğini yap,’ dedi. Yaradan Mamre’ye şöyle dedi, ‘Mamre, sen ona sünnet tavsiyesi verdin, şimdi Ben ona sadece senin yerinde görüneceğim.’”

Soru, “Nasıl olur da Yaradan ona kendini sünnet et dediğinde, İbrahim gidip Yaradan’ın arzusunu yerine getireyim mi, getirmeyeyim mi diye dostlarına sorar? Böyle bir şey olabilir mi?”

Bunu çalışma açısından yorumlamalıyız. Yaradan ona kendini sünnet et dediğinde, o bunu dostlarıyla, yani bedeniyle konuştu, çünkü eylemi yerine getirecek olan odur. Dolayısıyla, bedenle hemfikir olup olmadığını sorar. Bu böyledir, çünkü dost bedenin içindedir, yani onlar bedene bağlanmış arzulardır, Yaradan’dan aldığı emirleri onlar yerine getireceğinden, onlara sorması gerekir.

Bilmeliyiz ki, bedende üç ruh vardır, Zohar’da yazdığı gibi, “Rabbi Yehuda dedi ki, ‘İnsanda üç çeşit rehberlik vardır: 1) Aklın ve zekânın rehberliği—bu kutsal ruhun gücüdür. 2) Her günahkârda olan arzunun rehberliği. 3) “Bedenin ruhu” denilen bedene güç vererek insanları yönlendiren rehberlik. Bunlar İbrahim’in dostları denilen üç formdur. İbrahim onlara fikirlerini sorar; her bir dostunun fikrini bilmek ister.”

Aner der ki, “Doksan yaşından fazlasın; kendine eziyet edersin.” Gematria’da Aner, Malhut da dâhil olmak üzere kendini-sevme, “taştan kalp” denilen bedendeki 320 kıvılcımı ima eder. Taştan kalp ona der ki, “Daima Işığı ve hazzı almaya çalışmalısın.” Dolayısıyla ona Yaradan’ın emrine uymamasını söyler.

Mamre der ki, “Kaldelilerin seni ateşe attığı günü hatırla.” Diğer bir deyişle “Yaradan’ın sana mantık ötesi davrandığını görüyorsun, çünkü ateşe atılan birinin yanması mantıklıyken, senin yukarıdan kurtuluşun mantık ötesi. Dolayısıyla sen de O’nun niteliklerine tutundun ve mantık ötesi ilerledin. Bu demektir ki Aner’in haklı olması mantıklı olsa da sen mantık ötesi gitmelisin.”

Eşkol bedenin ruhudur ve onu ayakta tutar. Eşkol (Değerlendireceğim) kelimesinden gelir, yani kiminle birlik olacağına karar verme aşamasıdır—Aner mi yoksa Mamre mi? Bu kutsal ruhun gücüdür.

Mamre, ona mantık ötesi gitmesini söyler. Bu “Ve Yaradan ona Mamre’nin ağacı altında göründü,” sözünün anlamıdır. Çünkü kişinin mantık ötesi gittiği yerde özellikle Yaradan belirir ve kişi kutsallığın Daat’ıyla(bilgi) ile ödüllendirilir. Bu sebeple ona “aklın ve hikmetin ruhu” olarak adlandırılan mantık ötesi Mamre denir, çünkü kişinin mantık ötesi gittiği yerde akıl ve hikmet ortaya çıkar.

Öyle anlaşılıyor ki Zohar’da, İbrahim dostlarıyla konuştu olarak yazması, İbrahim’im bedenini ima eder. Bedeninin emirleri yerine getirmesi gerekir, dolayısıyla bedenin fikrini sorar. Zohar dostlarıyla konuştu dediğinde, bedende var olan üç ruhu işaret eder.

Midraş’da şöyle yazar, “İbrahim dedi ki, ‘Ben sünnet olmadan önce gelen geçen bana gelirdi. Şimdi sünnetliyken bana gelmiyorlar.’ Yaradan ona der ki, ‘Sen sünnet olmadan önce, sünnetsiz insanlar sana gelirdi. Şimdi ise Ben ve maiyetim sana görünüyor.’”

İbrahim sorusuna cevap alamadı. O şunu sormuştu, “Onlar neden şimdi gelmiyor?” Cevap nedir? Bunun cevabı yazılı değildir. Tersine başka bir şekilde cevap aldı ama bu onun sorusunun karşılığı değildi.

Bunu çalışma açısından yorumlamalıyız. İbrahim sünnet olmadan önce çalışma düzeninin gelir geçer olduğunu söyledi, yani o diğerlerinin düşüncelerine sahipti. Bu demektir ki, sünnet olmadan önce çalışma için yeri vardı, çünkü onun günah düşünceleri vardı. Sonrasında tövbe için bir yeri oldu ve gerçek anlamda çalıştığını bildi.

Fakat şimdi bunlar için yeri yoktur, çalışmaya özlem duyar. Bu nedenle Yaradan ona şöyle der, “Bundan üzülmemelisin, çünkü sonunda senin çalışman sünnet olmuş insanların çalışması. Bu demektir ki, çalışman henüz ihsanda değil ve alma arzusu denilen deriyi atmakla ödüllendirilmedin. Fakat yaptığın çalışmadan pişmanlık duymamalısın, çünkü bu insanların iyi çalışmasıdır ama sünnet olmadıkları için onlar dışarıdadır. Oysa şimdi sen sünnet olduğundan, form eşitliği vardır dolayısıyla Ben ve maiyetim sana gelebilir.”

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,347