e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Kabala İlminin Özü

Pek çok kişi Kabala ilminin tarihi hakkında konuşur. Ancak, bununla ilgili açıklama yapmaya başlamadan önce, pek az kişinin bildiğine inandığım, bu ilmin özünün detaylı açıklamasıyla başlamayı gerekli görüyorum. Ve doğal olarak, bir şeyin kendisini bilmeden, tarihinden bahsetmek de mümkün değildir.

Bu bilgi, okyanuslardan daha geniş ve derin olmasına rağmen herhangi bir ruhun doğru sonuca varması için yeterli, gerçekten oldukları gibi,  hataya yer bırakmaksızın tüm açılardan açıklamaya ve ışık tutmaya, bu alanda edindiğim tüm bilgi ve güçle elimden gelen çabayı göstereceğim.

Bu İlim Neyin Etrafında Dönüyor?

Bu soru her mantıklı insanın aklına gelir. Doğru dürüst cevap verebilmek için güvenilir ve kalıcı bir tanım sunacağım. Bu ilim; sebep ve sonuç ilişkisi yoluyla, sabit ve belirlenmiş kanunları kullanarak, yukarıdan aşağı sarkan ve “Yaradan’ın Tanrısallığının, O’nun bu dünyadaki varlıklarına ifşası” olarak tanımlanan tek ve yüce bir amaçta, birbirinin içine girmiş bir kökler silsilesinden ne daha fazlası ne de azıdır.

Ve burada özel (tek) ve genelin işleyişi vardır:

Genel – insanoğlunun tümü, sonunda bu muazzam evrime gelmekle yükümlüdür, şöyle yazıldığı gibi; “Yeryüzü Yaradan’ın bilgisiyle dolacak, suların denizi örttüğü gibi” (İsaiah 11, 9). “Ve artık Yaradan’ı bilin diyerek, her insanın komşusu olduğunu ve her insanın kardeşi olduğunu öğretmeyecekler: Zira hepsi Beni bilecekler, en küçüğünden en yücesine kadar” (Jeremiah 31, 33). “Ancak Öğretmenin artık Kendisini gizlemeyecek, sadece gözleriniz Öğretmeninizi görecek” (İsaiah 30, 20).

Özel – tüm insanlığın mükemmelliğe gelmesinden önce bile bu kanun her nesilde seçilmiş birkaç bireye uygulanır. Bu kişiler, her nesilde O’nun belirli derecelerinin ifşası ile bahşedilenlerdir. Ve bunlar peygamberler ve Yaradan’ın adamlarıdır.

Ve bilgelerimizin dediği gibi, “İbrahim ve Yakup gibi olanların olmadığı bir nesil yoktur.” Böylece görüyorsunuz ki güvenilir bulduğumuz bilgelerimizin beyan ettiği gibi O’nun Tanrısallığının ifşası her nesilde uygulanmaktadır.

Partsufim, Sefirot ve Dünyaların Çeşitliliği

Bununla beraber, yukarıda yazılanlardan, bir soru çıkar – bu ilmin; tek, özel ve açık bir rolü olduğuna göre, Kabala kitaplarında bu kadar çok geçen Partsufim, Sefirot ve birbiriyle değiştirilebilen bağlantıların çeşitliliği konusu neden var?

Gerçekten de, tek görevi, bu dünyada baba olmaya yeterli bir süre içinde türünü devam ettirmek için kendisini beslemek olan küçük bir hayvanı ele alırsanız, onda fizyolog ve anatomistlerin keşfettiği gibi milyonlarca lif ve bağdan oluşan karmaşık bir yapı görürsünüz. Ve henüz, insanların o küçük hayvanda bulmadığı pek çok şey var. Bunlardan yola çıkarak, bahsedilen o yüce amacı gerçekleştirmek ve ifşa etmek için, son derece geniş konu ve kanalların birbirine bağlanması gerektiği sonucuna varabilirsiniz.

İki İşleyiş – Yukarıdan Aşağıya ve Aşağıdan Yukarıya

Bu ilim genellikle, iki paralel ve birbiriyle aynı, işleyişe ayrılmıştır, tıpkı bir havuzdaki iki damla gibi. Aralarındaki tek fark şudur; ilk işleyiş Yukarıdan aşağıya doğru, bu dünyaya uzanır. İkinci işleyiş ise; Yukarıdan aşağıya doğru ortaya çıktıklarında kökte meydana gelen aynı yol ve oluşumlarla tam olarak aynı şekilde, aşağıdan Yukarıya doğru çıkmaktır.

İlk işleyiş; ister kalıcı ister geçici olsun ortaya çıkışların tümünde, “dünyaların aşağıya iniş sırası; Partsufim; ve Sefirot” olarak adlandırılır. İkinci işleyişe, “edinimler veya peygamberlik ve Kutsal Ruh dereceleri” denir. Bununla ödüllendirilen bir kişi, aynı yollar ve girişleri izlemek ve her detay ve her dereceyi tam olarak Yukarıdan aşağıya doğru ortaya çıkışlarında olduğu gibi, onların içine yerleştirilmiş olan kurallarla, yavaş yavaş edinmek zorundadır.

Tanrısallığın ifşası tek seferde değil, ancak, yavaş yavaş, bir süre zarfında, edinimin arındırıcılığına bağlı olarak, kişi Yukarıdan aşağıya tüm dereceleri keşfedene dek ortaya çıkar. Edinim; tıpkı bir merdivenin basamakları gibi sırayla, biri diğerinden sonra ve biri diğerinin üstünde geldiğinden, “dereceler” (basamaklar) olarak adlandırılır.

Soyut İsimler

Pek çok kişi, Kabala ilminde tüm dünyalar ve isimlerin bir tür soyut isimler olduğuna inanır. Bunun nedeni ilmin hayal gücümüzün bile tutunacak yeri olmayan zaman ve yerin üstünde Yaradan’ın nitelikleri ve maneviyatla ilgili olmasıdır. Bu nedenle, pek çok kişi bu konuların sadece soyut isimlerden veya soyut isimlerden daha olağanüstü ve yüce isimlerden bahsettiğine inanır. Aslında, ilmin konuları, tümüyle ve baştan sona, her türlü hayal unsurundan yoksundurlar.

Ancak, konu bu değil. Tersine, Kabala sadece somut ve gerçek isimler ve adlandırmalar kullanır. Tüm Kabalistler için bükülmez bir kural vardır, “Edinmediğimiz hiçbir şeyi bir isim veya sözcük ile tanımlamayız.”

Burada, “edinmek” kelimesi anlayışın en üst derecesini ifade eder ve “elinin uzanacağı şey” deyişinden gelir. Bu, bir şey tıpkı bir kişinin elleriyle tutulmuş gibi tümüyle açık seçik hale gelmeden, Kabalistler tarafından edinilmiş kabul edilmediği, ancak anlaşıldığı, kavranıldığı vs. anlamına gelir.

Kabala İlminin Gerçekliği

Gerçek şeyler, onların özüyle ilgili ne algımız ne de hayalimiz olmadığı halde, gözümüzün önündeki fiziksel realitede de bulunur. Bunlar, elektrik ve mıknatıs gibi “akışkan” şeylerdir.

Bununla beraber, canlı ve tatmin edici şekilde, etkilerini bildiğimiz bu isimlerin gerçek olmadığını kim söyleyebilir ki? Elektrik olarak adlandırılan şeyin, özünün algısına sahip olmadığımız gerçeğine de bundan daha fazla kayıtsız olamazdık.

Bu isim bize somut ve sanki duyularımızla tamamen algılanıyormuş kadar yakın. Küçük çocuklar bile “elektrik” kelimesini biliyorlar, tıpkı ekmek, şeker ve benzer kelimeleri bildikleri gibi.

Dahası, eğer araştırma araçlarınızı biraz test etmek isterseniz size bütün olarak, Yaradan’ın hiçbir algısı olmadığından, O’nun varlıklarının herhangi birinin özünü edinmenin de imkânsız olduğunu söyleyeceğim, ellerimizle hissettiğimiz somut nesnelerin bile.

Dolayısıyla, önümüzdeki aksiyon dünyasındaki arkadaşlarımız ve akrabalarımızla ilgili tüm bildiğimiz “onların hareketlerine aşina” olmaktan başka bir şey değildir. Bunlar, onların bizim duyularımızla karşılaşmalarıyla harekete geçer ve doğarlar ki, konunun özünün herhangi bir algısına sahip olmasak da bizi tam olarak tatmin ederler.

Dahası, kendi özünüzün bile hiçbir algı ve edinimine sahip değilsiniz. Kendi özünüzle ilgili bildiğiniz her şey özünüzden uzanan bir seri aksiyonlardan başka bir şey değildir.

Konuyla ilgili en ufak bir edinimimiz olmamasına rağmen, Kabala kitaplarında ortaya çıkan tüm isim ve adlandırmaların aslında özbeöz ve gerçek olduğu sonucuna artık varabilirsiniz. Böyle olmasının nedeni, bu ilmi çalışanların, kendi algıları dâhilinde, ilmin nihai bütünlüğüyle ilgili, tümüyle tatmin olmalarıdır, yani Üst Işık ve onu algılayanlarla ilişkiden harekete geçip, doğan aksiyonların basit algısıyla.

Bununla beraber, bu son derece yeterlidir, zira kural şudur: “O’nun İlahi Takdir’inden, Yaratılışın doğasına idrak ettirmek için ölçülüp çıkarılan her şey tamamen memnun edicidir.” Benzer şekilde kişi altıncı bir parmak isteyemez çünkü beş parmak gayet yeterlidir.

Kabala Kitaplarındaki Fiziksel Terimler ve Fiziksel İsimler

Yaradan’ın nitelikleri şöyle dursun manevi konularla ilgilenildiğinde her mantıklı kişinin anlayacağı gibi düşünüp taşınabileceğimiz kelimeler ya da harfler yoktur. Bunun nedeni tüm kelime hazinemizin duyularımız ve hayal gücümüzün kombinasyonları olmasıdır. Ancak, hayal gücü ya da duyuların olmadığı bir yerde bunların nasıl yardımı olabilir ki?

Böyle konularda kullanılabilen en zekice kelimeyi yani “Üst Işık” kelimesini bile alsak, ya da hatta “Basit Işık” kelimesini, yine de hayali ve güneşin ışığından ya da mum ışığından ya da bir tür büyük şüpheyi çözmenin üzerine kişinin hissettiği mutluluk ışığından ödünç alınmıştır. Fakat bunları nasıl manevi konular ve Yaradan’ın yöntemleriyle ilgili kullanabiliriz? Bunlar çalışan kişiye sahtelik ve aldatma sunar.

Bu, özellikle ilmin araştırılmasındaki alışılagelmiş konuşmalarda kişinin bu sözlerde biraz mantık bulması gerektiği yerlerde böyledir. Burada öğretmen inceleme yapanlar için dikkatli bir şekilde kesin tanımlar bulmalıdır.

Ve öğretmen bir başarısız kelime ile yetersiz kalsa okuyucuların kafasını karıştırıp onları yanlış yönlendirebilir. İlim kitapları inceleyen herhangi biri tarafından da bilindiği gibi, okuyucular orada, öncesinde, sonrasında ve o kelimeyle bağlantılı her şeyde öğretmenin ne dediğini anlamayacaklar.

Dolayısıyla, kişi Kabalistlerin bu ilimdeki bağlantıları açıklamak için yanlış kelimeler kullanmalarının nasıl mümkün olduğunu merak etmeli. Ayrıca, yanlış bir isimden tanım yapılamadığı bilinmektedir, zira yalanın ne bacakları ne de duruşu vardır.

Gerçekten de, burada dünyaların birbirlerine ilişkilendiği Kök ve Dal Yasası’nın önceden bilgisine sahip olmanız gerekiyor.

Dünyaların Birbirine İlişkilendiği Kök ve Dal Yasası

Kabalistler, Atzilut denilen ilk, en üst dünyayla başlayan ve Asiya denilen bu fiziksel, somut dünyayla biten Atzilut, Beria, Yetzira ve Asiya olarak adlandırılan dört dünyanın formunun her madde ve olayda tamamen aynı olduğunu buldular. Bu, ilk dünyada meydana gelen ve sonuçlanan her şeyin bir sonraki, altındaki dünyada da değişmemiş olarak bulunduğu anlamına gelir. Bu somut dünyaya kadar onu takip eden tüm dünyalarda benzer şekildedir.

Aralarında fark yoktur, sadece her dünyadaki realitenin elementlerinin maddesinde algılanan farklı bir derece vardır. İlk, En Üst dünyadaki realitenin elementlerinin maddesi altındakilerin tümünden daha arıdır.  Ve ikinci dünyadaki realitenin elementlerinin maddesi ilk dünyanınkinden daha bayağı ancak alt derecedekilerin tümünden daha arıdır.

Bu, realitedeki elementlerinin maddesi kendisinden önce gelen tüm dünyalardan daha bayağı ve karanlık olan önümüzdeki dünyaya kadar benzer şekilde devam eder. Bununla beraber, realitenin şekil ve elementleri ve bunların tüm oluşları değişmemiş gelirler ve her dünyada eşittirler, hem miktar olarak hem de nitelik olarak.

Bilgelerimiz bunu bir mühür ve onun damgasına benzettiler: mühürdeki tüm şekiller her detay ve incelikle damgalanan nesneye mükemmel şekilde aktarılır. Her bir alt dünyanın Yukarısındaki dünyanın damgası olduğu dünyalarla da bu şekildedir. Dolayısıyla, Üst Dünyadaki tüm formlar hem miktar hem de nitelikte titizlikle alt dünyaya kopyalanır.

Dolayısıyla, realitede hiçbir unsur ya da alt bir dünyada realitenin ortaya çıkışı yoktur ki Yukarısındaki dünyada benzerliğini bulmasın, tıpkı bir göldeki iki damla gibi. Ve bunlara “Kök ve Dal” denir. Bu, alt dünyadaki maddenin, alt maddenin kökü olan Üst Dünyadaki modelinin bir dalı olduğu addedilir, zira alt dünyadaki maddenin etkilendiği ve tasarlandığı yer burasıdır (Üst Dünya).

Bilgelerimiz şöyle dediği zaman demek istedikleri buydu, “Aşağıda, geleceği olmayan ve yukarıdan onu etkileyen ve ona “Büyü!” diyen bir rehberi olmayan hiç bir çimen tanesi yoktur.”  Bu demektir ki “gelecek” denilen kök, çimeni büyümeye ve miktar ve nitelik olarak özelliklerini edinmeye zorlar, mühür ve damgada olduğu gibi. Yukarısındaki dünya ile bağlantılı olarak her bir dünyadaki her detay ve realitedeki her meydana gelişin uygulandığı Kök ve Dal yasası budur.

Kabalistlerin Dili Dalların Dilidir

Bu, Üst Dünyada onların kökü olarak mutlaka var olan dalların köklerine işaret ettiği anlamına gelir. Bunun nedeni alt dünyanın realitesinde onun Üst dünyasından kaynaklanmayan hiçbir şey yoktur. Mühür ve damgada olduğu gibi Üst Dünyadaki kök alt dünyadaki dalını formunun ve özelliklerinin tümünü ortaya çıkarmaya zorlar, bilgelerimizin dediği gibi, altındaki çimen tanesiyle bağlantılı Yukarıdaki gelecek onu etkiler ve büyümesini tamamlamaya zorlar. Bundan dolayı, bu dünyadaki her bir dal Üst Dünyada konulanmış yaratılışını iyi tanımlar.

Dolayısıyla, Kabalistler, kusursuz bir konuşma dili yaratmaya yeterli bir dizi açıklayıcı kelimeler bulmuşlardır. Bu, onların kendi aralarında Üst Dünyalardaki Manevi Köklerdeki bağlantılarla ilgili, fiziksel duyularımızca gayet iyi tanımlanmış somut dalı sadece söyleyerek konuşmalarını sağlamıştır.

Dinleyiciler, bu fiziksel dalın işaret ettiği Üst Kökü anlarlar çünkü damgası olduğundan onunla ilişkilidir. Bu nedenle, Üst Manevi Köklere işaret eden somut yaratılışın tüm varlıkları ve onların tüm durumları Kabalistlere iyi tanımlanmış kelimeler ve isimler haline gelmiştir. Bunların manevi yerlerini anlatacak sözel bir ifade olmamasına rağmen, zira bu hayal gücünün ötesindedir, bu somut dünyada duyularımızın önünde düzenlenerek dalları vasıtasıyla sözel olarak ifade edilme hakkını kazandılar.

Kabalistlerin, manevi edinimlerini kişiden kişiye ve nesilden nesle hem sözlü olarak hem de yazılı olarak aktardıkları, aralarındaki konuşma dilinin doğası budur. Onlar, ilmin araştırmasında fikir birliğine varmak için gerekli olan tüm doğruluk ve kişinin hata yapamayacağı kesin tanımlarla, birbirlerini tamamen anlarlar. Bunun böyle olmasının nedeni her dalın kendi doğal, eşsiz tanımı olmasıdır ve mutlak tanım onun Üst Dünyadaki köküne işaret eder.

Şunu aklınızda tutun ki, Kabala ilminin bu Dalların Dili ilmin terimlerini açıklamak için tüm diğer dillerden daha uygundur. Dillerin halkın ağzında bozulduğu nominalizm (adcılık) teorisinden bilinmektedir. Bir başka deyişle, diller fazla sözcük kullanımından dolayı kesin içeriğinden mahrum kaldıklarından sözlü ya da yazılı olarak birinden diğerine kesin çıkarımlar aktarmakta büyük zorluklar ile sonuçlanmıştır.

Kabalistlerin dalların dili ile durum böyle değildir: dalların dili, gözlerimizin önünde düzenlenen yaratılışların ve meydana gelişlerin isimlerinden ortaya çıkmıştır ve doğanın değişmez yasalarıyla tanımlanmıştır. Okuyucu ve dinleyiciler kendilerine sunulan kelimelerle asla yanlış anlamaya yönlendirilmezler, zira doğal tanımlar kesinlikle değişmez ve ihlâl edilemez.

Bilge Bir Kabalistten Anlayışlı Bir Alıcıya Aktarım

Bu yüzden, RAMBAN Musa Peygamber’in yazılarına tefsirinin girişinde şöyle yazdı: “Bu kitabı inceleyen herkese gerçek sözleşme getiriyorum, yani Işığın sırlarında yazdığım tüm ipuçlarıyla ilgili olarak kararlıkla belirtiyorum ki sözlerim bilge bir Kabalistin ağzından anlayışlı bir dinleyicinin kulağına hariç herhangi bir akıl ya da zekâ ile kavranamaz.” Bunun gibi Kabalist Haim Vital’in, Hayat Ağacı’na girişte yazdığı ve ayrıca bilgelerimizin sözlerindeki gibi (Hagiga, 11): “Eğer bilge değil ise ve kendi aklı ile anlamıyorsa kişi Kabala’yı kendi başına çalışmaz.”

Kişinin bilge bir Kabalistten alması gerektiğini söylediklerinde onların sözleri tümüyle anlaşılıyor. Ancak, öğrencinin öncelikle akıllı ve kendi aklıyla anlayan olması gerekliliği neden? Dahası, eğer öyle değilse dünyadaki en erdemli kişi bile olsa ona öğretilmemeli de. İlaveten, kişi zaten akıllı ise ve kendi aklı ile anlıyorsa başkalarından öğrenmeye ne ihtiyacı var ki?

Önceki söylenilenlerden, bilgelerin sözleri tüm basitliğiyle anlaşılıyor: gördük ki dudaklarımızın söylediği tüm kelimeler ve ifadeler manevi, kutsi konulardan, hayali zaman ve yerin üzerinde tek bir kelime bile aktarmamıza yardımcı olmaz. Bunun yerine, bu konular için özel bir dil vardır, onların Üst Köklere ilişkilerini gösteren Dalların Dili.

Bununla beraber, bu ilmin araştırmasına dalma işi için diğer dillerden fazlasıyla daha uygun olan bu dil sadece dinleyici kendisi başlı başına akıllı ise yani dalların köklerine ilişkisini bilip anlıyorsa böyledir. Bunun nedeni bu ilişkilerin aşağıdan yukarıya bakarken hiç de açık olmamasıdır. Bir başka deyişle, alt dalları inceleyerek Üst Köklerde herhangi bir çıkarım veya benzerlik bulmak mümkün değildir.

Tam tersine, alt Üstten çalışılır. Dolayısıyla, kişi önce, maneviyatta oldukları gibi, Üst Kökleri edinmelidir, hayalin üstünde, sadece saf edinim ile. Ve kişi kendi aklıyla Üst Kökleri tümüyle edinir edinmez bu dünyadaki somut dalları inceleyebilir ve her dalın Üst Dünyadaki köküne tüm sırasıyla, miktar ve nitelikte nasıl ilişkilendiğini öğrenebilir.

Kişi tüm bunları öğrenip derinlemesine anladığında kendisi ve öğretmeni yani Dalların Dili ile arasında ortak bir lisan vardır. Bunu kullanarak Kabalist bilge Üst, Manevi Dünyalarda yürütülen bu ilimdeki öğretileri, hem öğretmeninden öğrendiklerini hem de ilimde kendi keşfettiği açılımları aktarabilir. Bunun nedeni artık ortak bir dile sahip olmaları ve birbirlerini anlamalarıdır.

Ancak, öğrenci akıllı değilse ve dili kendi başına anlıyorsa, yani dalların köklerine nasıl işaret ettiklerini, doğal olarak, ilmin incelenmesinde anlaşmak bir kenara dursun, öğretmen öğrenciye bu manevi ilmin bir kelimesini bile aktaramaz. Bu böyledir çünkü kullanabilecekleri ortak bir dilleri yoktur ve dilsiz gibi olurlar. Dolayısıyla, öğrenci akıllı değilse ve kendi aklı ile anlamıyorsa Kabala ilminin öğretilmemesi gerekir.

Daha ötesini sormalıyız: O zaman, öğrenci Üst Kökleri izleyerek dal ve kökün ilişkisini öğrenecek şekilde nasıl akıllanabilir? Cevap şu ki, burada kişinin çabası boşadır; ihtiyacımız olan şey Yaradan’ın yardımıdır. O, ilimle, anlayışla ve yüce edinimleri edinmek için bilgi ile O’nun sevgisini kazananları doldurur. Burada herhangi bir et ya da kan ile desteklenmek mümkün değildir!

Aslında, O bir kişiyi sevdiğinde ve onu yüce edinimle ödüllendirdiğinde kişi gelip bilge bir Kabalist’den Kabala ilminin sonsuzluğunu almaya hazırdır, zira sadece şimdi ortak bir dilleri vardır.

İnsan Ruhuna Yabancı Adlandırmalar

Yukarıda söylenenlerin tümüyle, Kabala kitaplarında neden bazı adlandırmaları ve terimleri insan ruhuna çok yabancı bulduğumuzu anlayacaksınız. Bunlar, Zohar, Tikunim ve Ari’nin kitapları olan önemli Kabala kitaplarında bir hayli var. Bu bilgelerin böyle yüce, kutsal kavramlar için neden böyle düşük adlandırmalar kullandığı gerçekten şaşırtıcıdır.

Ancak bunu yukarıdaki konseptleri edindiğinizde tümüyle anlayacaksınız. Bunun nedeni, bu ilmi açıklamak için sadece bu amaca yönelik tasarlanmış, Üst Kökleriyle ilişkili Dalların Dili denilen bir dil hariç dünyada hiçbir dil olmadığı artık açıktır.

Dolayısıyla, açıkçası ne bir dal ya da dalın oluşumu alt derecesinden dolayı ihmal edilmeli ne de ilimin bağlantılarındaki arzulanan konseptleri ifade etmek için kullanılmamalıdır, zira dünyamızda onun yerini alacak başka bir dal yoktur.

Aynı gözenekten iki saç teli çıkmadığı gibi tek bir köke bağlı iki dala da sahip değiliz. Bu nedenle, bir durumu kullanmayarak ona Üst Kökte tekabül eden manevi konsepti kaybediyoruz, zira onun yerine koyacak ve o köke işaret edecek başka tek bir kelime yoktur. İlaveten, böyle bir durum tüm ilme bütünüyle zarar verir, zira şimdi o konsepte bağlı ilim zincirinde kayıp bir bağlantı vardır.

Bu, tüm ilmi bozar, çünkü dünyada konuların bu kadar kaynaştığı ve neden sonuç yoluyla birbirine geçtiği, başı ve sonucu olan, Kabala ilminde olduğu gibi uzun bir zincir gibi baştan aşağı bağlı olan bir ilim daha yoktur. Dolayısıyla, küçük bir farkındalığın geçici kaybı üzerine tüm ilim gözlerimizin önünde kararır, çünkü tüm konuları birbirine hayli sıkıca bağlıdır, kelimenin tam anlamıyla birbirine geçmiştir.

Şimdi, ara sıra kullanılan yabancı kelimelere şaşırmayacaksınız. Onların kötüleri iyiyle iyileri kötüyle değiştirmek için adlandırmalarla seçimleri yoktur. Her zaman dalı ya da durumu tam olarak Üst Köküne işaret edecek şekilde gerektiği ölçüsünde kullanmalılar. Dahası, konular onların (ilmi) çalışan dostlarının gözünde kesin bir tanım sağlayacak şekilde açıklanmalıdır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,282