e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Mektup 29

17 Ocak 1957, Manchester,

Dostlarıma, ömürleri uzun olsun,

Bir süre önce size mektup gönderdim fakat henüz cevap alamadığımdan, ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Bana yazmada gevşeklik yapıyorsunuz. Bu “zamanın sebep olduğu eylem,” olmalı, bununla ilgili başka sözüm yok.

Şevat’ın (Yahudi takviminin 5.ayı) 15’indeki Roş Haşanah (yılın başlangıcı) ile ilgili şöyle yazar, “Şevat’ta olmasının sebebi nedir? Rabbi Hoşia der ki, ‘bu yılın en çok yağmur alan dönemi olduğu için.’” Tosfot’ta yazılıdır ki, o zamana kadar yağmurlu günlerin çoğunluğu geçmiş, durma zamanı gelmiş, ağaçlar reçine bereketi ile dolmuş ve meyveler olgunlaşmış olduğundan.

Roş Haşanah’ın Masehet’inde şöyle denir, “Bir Nisan günü dışarı çıkıp, çiçek açan ağaçları gören kişi der ki, ‘Ne mutlu dünyasını hiçbir şeyden mahrum etmeyene ve onu iyi varlıklara ve insanlara haz veren ağaçlarla yaratana.’”

Anlamalıyız:

1 – “O dünyasını mahrum etmez,” ne demek? Hiçbir şeyin eksik olmadığının kanıtı çiçek açan ağaçlar mıdır?

2 – “İyi varlıklar yaratan,” yaratılışın iyi olduğunun kanıtı nedir?

3 – İnsan ve ağaç arasındaki bağ nedir?

4 – Bilinir ki yağmurlar bittiğinde, bu yılın başlangıcının işaretidir. Bu hem Beit Şamai ve Beit Hillel’e göre böyledir.

Önce çalışmada Roş Haşanah ne demek anlamalıyız. Bilinir ki, Roş Haşanah insanların iyiliğe veya tersine hüküm giydiği yargı zamanıdır. Roş (baş) dalların çıktığı kök olarak kabul edilir. Dallar daima kökün özüne göre büyür, portakal kökü elma dalları vermez.

İnsan kendinde inşa etmesi gereken kök ve Roş’a göre yaşamını devam ettirir. Kök, tüm yapının üzerine inşa edildiği temeldir.

Kişinin yılın başlangıcında yargılanması demek, insanın kendisinin yargıç, hakem, davacı ve tanık olması demektir. Atalarımızın dediği gibi, “Aşağıda yargı vardır; yukarıda yargı yoktur.”

Yağmurlar” demek ağaçların meyve vermesine sebep olan canlılık ve mutluluk demektir. İnsanın kış ayları boyunca, uzun Tevet (Aralık-Ocak aylarına denk gelen dönem) gecelerindeki esas çalışması budur. Tishrey’den (yılın başlangıcı) Şevat’a yağmurlu günlerin çoğunluğu geçmiş olur, yani kişi zaten Tora ve çalışmadan canlılık ve haz almıştır. Bu sırada kişi, yıl boyunca Tora ve çalışmayla devam edip etmeyeceğinin ya da tersinin kararını verir.

Eğer kişi faziletine tanıklık etmesi için binlercesi içinden bir tane onun tarafını tutan meleğe sahipse,” yani insanın bir fazileti varsa, o zaman kişi bu faziletini, yani doğru yolda yürüdüğünü ilan eder. Bu sırada “binlercesinin içinden,” olur, tıpkı “Sana ilmi Ben öğreteceğim,” sözündeki gibi. Düşünüp taşındıktan sonra yargıda beraat eder, yani bundan sonra sadece “ihsan etmek” denilen arı şeylere bağlanacağını taahhüt eder.

Fakat eğer fazileti, yani ihsan etme arzusu çoğunluksa bu doğrudur. Bu sırada bunu devam ettirmeye değer olduğuna karar verir ve bu masumiyet olarak kabul edilir.

Fakat manevi konulardan canlılık almayıp, canlılığını dünyasal konulardan edindiğinde, eğer “onu savunan melek” denilen fazileti varsa, o zaman da masum olarak addedilir. Bu demektir ki, geri kalan günler boyunca sadece ihsan konularına bağlanmaya karar verir.

Eğer tüm çalışma ve çabadan sonra sadece kendisi için alma arzusundan—tüm kötülüklerin ve günahın kökü— canlılık almaya devam ediyorsa, o zaman suçlu olarak ilan edilir.

Bu demektir ki, bundan böyle üzerine dünyanın geri kalanının yaptığını alır, yani sadece kendisi için alma ile ilgilenir. Kendisi için alma konusu kişiyi ebedi mükemmelliği elde etmekten ve yüce hazlarla ödüllendirilmekten uzaklaştırdığından, bu insanın suçudur. Kişi geri kalan günlerinde yalnızca ruhu mahkûm eden konulara devam edeceğine karar verdiğinde, bu “kendini mahkûm etmek” olarak kabul edilir.

Bu nedenle Tosfot’ta şöyle yazılıdır, “yağmurlu günler geçti” ve “ağaçlar reçine bereketi ile doldu ve meyveler olgunlaştı.” Bu demektir ki, uzun kış gecelerini Tora ve çalışmayla geçirdiyse ve şimdi “Onun alevleri, Efendi’sinin ateşinin alevleri gibidir,” sözündeki gibi kalbinde ateşin yandığını biliyor ve hissediyorsa, yoluna devam eder. Bu “ve meyveler olgunlaştı,” sözünün anlamıdır yani bundan böyle o meyvelerle ödüllendirilecek.

Bu sebeple Şevat’ın 15. gününe “yılın başlangıcı” denir, bu kişinin çalışmaya devam edip etmeyeceğinin ya da tersinin hesabını yaptığı zamandır, çünkü şimdi hangi anlayıştan—kendisi için alma ya da onu yapana memnuniyet verme anlayışı—yaşam alacağını bilir. Yaradan Yarattıklarına iyilik yapmayı istediği ve yaratılış zamanında haz almamız için arzuyu verdiğinden, tüm çalışmasının sadece ihsan elde etmek için olması gerektiğini bilir.

Yaratılış alma arzusunu devam ettirir, yani eğer maneviyatın bereketini ve ebediyetini alma arzusunda elde edersek, köküne benzemek isteyen dal açısından haz tamamlanmamış olacaktır. Bu nedenle utanç ekmeği vardır. Bu, Yaratılışı eksik bırakır.

Bu sebeple, Yaradan bizim için Tzimtzum (kısıtlama) denilen ıslahı hazırlamıştır. Bu demektir ki, alma arzusunun olduğu yerde kişi gizlilik hisseder, Sulam’ın giriş bölümünde yazdığına göre bedenle kıyafetlenmiş yaşam, varlıktan varlığa geçmesine rağmen, Tzimtzum’dan dolayı asıl kökü görünür değildir.

Tora ve çalışmayı üzerimize almakla “ihsan etmek için almak” denilen ıslah ve O’nla Dvekut ile ödüllendirilmiş olacağız. Böylece her şey tamamlanmış olacak. Bu ihsan etme ıslahına atfedilen “O’nun Dünyasındaki hiçbir şeyden mahrum kalmayan,” sözünün anlamıdır.

Şimdi ağaçlar ve insanlar arasındaki bağı açıklayabiliriz. Yazılıdır ki, “İnsan, toprağın ağacı olduğu için.” Bu demektir ki, ağaçların meyve vermeye uygun hale getirilmesi insan için de geçerlidir. İnsan meyve vermeye hazır hale gelene kadar ağaçlar için gerekli tüm çalışmayı yerine getirmelidir.

Meyve insanın nihai amacıdır, bir keresinde Şevat’ın 15. günündeki yemekte Baal HaSulam neden meyve yeme konusu olduğunu açıkladı. Bunun sebebinin Keduşa (kutsallık) ve Sitra Ahra (diğer taraf) arasındaki farklılıktan kaynaklandığını söyledi, Zohar’da yazdığı gibi, “Diğer tanrı bereketsizdir ve meyve vermez.” Bu demektir ki, bu tanrıların kaynakları tükenir ve tamamıyla kopana kadar kurur. Fakat Keduşa’da ilerleyenler çalışmalarında kutsanma ile ödüllendirilir ve “Mevsiminde meyve veren ve yaprakları kurumayan,” olurlar.

Bu sebeple İsrail halkı esas meselenin meyve vermek olduğunu göstermek ister. Kutsallığın meyveleri O’nun Tanrısallığının ifşasıyla ödüllendirildiklerinde açığa çıkar. O zaman kişi “O beni arzuladığından, benim içimde kutsallaşacak ve O bana ceylanın tacı olacak,” diyene kadar dereceden dereceye ilerleyerek, hiç bitmeyen bir kaynak olur.

Ağaçlara atfedilen çalışma insana da verilmiştir. Şeviit’te Baal HaSulam ağaçların bakımı için gerekenleri yazar ve biz bundan insan çalışmasını öğreniriz.

Gübreleme— ağaçlara gübre vermek. Benzer şekilde insan kendine, bayağı nitelikleri için gübre eklemek zorundadır. Ancak kişi gübreyi ağaçlarda olduğu gibi dışarıdan değil, gizlilikten ifşaya, yani duyularına getirmelidir, böylece bu niteliklerinin bayağılığının derecesini hissedebilir. Aksi takdirde eylemlerini ıslah edemez.

Çapalama— ağaçların dibini kazmak. Benzer şekilde kişi amacını, yani bu dünyaya gelme amacını aramalı ve deşelemelidir.

Nasırları (bitkinin yaralanan kısımlarında doku oluşumu) çıkarmak— Nasır insan bedeninin dışında olan birşeydir. İnsanın yaptığı pekçok eylem vardır ve bunlar dışarıdan diğer insanlara görünür. Bu demektir ki, dua ettiğinde ya da dostuna dini sözler söylediğinde, dostu bedenin dışında olan bu çalışmayı görür. Bunlar kesilmeli ve iptal edilmelidir. Onun yerine “Tanrı’n ile ilgili alçakgönüllü ol.”

Bu demektir ki, insanın Yaradan çalışması yerine getirmesinin işareti bunu insanlardan saklamasıdır. Bu amacının gerçekliğinin kanıtıdır. Eğer böyle yapmazsa, çalışmasını insanlara ifşa etmek için çabalıyor ve bedenini dışa dönük olarak arındırmaya çalışıyordur. Oysa Yaradan’ı amaçladığında, doğal olarak üstünü örtmek ister.

Ağaçtan yaprakları temizlemek kolaydır. Benzer şekilde insanın meyveye sebep olan yaprakları vardır, yani meyve yapraklardan doğar. Bu Lo Lişma’dan Lişma’ya gelmenin anlamıdır. LoLişma’ya “yapraklar” ve meyvelere Lişma denir.

Ancak bu yapraklar, Lişma’yı elde edebilmeyi kolaylaştırmak için temizlenmelidir. Aksi takdirde kişi LoLişma’yı temizleyemezse, LoLişma aşamasında kalır. Oysa Lişma ile ödüllendirildiğinde şöyle yazılıdır, “Onun yaprağı kurumayacak.” Daha ziyade LoLişma’daki tüm çalışma sonunda Keduşa’ya girer.

Sulam’ın giriş bölümünde bu şöyle yorumlanır, “yapraklar” Masah’taki yargı güçleridir, yani hiçbir bereketin aydınlatmadığı alma arzusu üzerindeki Tzimtzum nedeniyle orada karanlık olacaktır. Bununla Masah doğar. Bunu takiben ayrılan ışığın yargı gücü, kişiyi ihsan etmek için alma gücü aldığı Masah yapmaya getirir.

Ayrıca hazırlık sırasında, Yaradan’ın sarayına girmekle ödüllendirilmeden önce kişi, alma arzusunun üstesinden gelme gücüne alışmaya çalışmalıdır. Yol, kişiye çok fazla haz ve mutluluk vermeyecek olan yerine getirilmesi kolay ve onlarla ilgili “Bunlar Mitzva için olmasa, yapmam,” diyeceği küçük şeylerle başlamaktır.

Sonrasında onun için en önemli şeyleri yerine getirmeye kendini alıştırana kadar ilaveler yapar. Ruhuna dokunan şeylerde bile, Mitzva olmasalardı onlara bağlanmazdım der. Tüm bunlar için ondan istenen bu savaşta güçlü ve eğitimli olmasıdır, sonrasında Tanrı’nın hizmetkârları arasında olacağı Yaradan’ın sarayına girişle ödüllendirilir.

Tüm bu şeyleri yerine getirmeye onu zorlayan, kendisi için alma arzusuna batmasını engelleyen bu güç ona hükmeden ve başarısız olmaktan koruyan yargı gücüdür. Bu böyledir, çünkü kendini sevme içinde olduğunda, canlılık ve bereket derhal ondan ayrılır. Dolayısıyla, ihsan etmek için edineceği Masah’ı yerine getirmeye karar verir.

Hazırlık araçlarında da bu böyledir: yukarıda bahsedilen yargı kudreti gücünü gösterir ve bu gücün eylemleri kişi ilk ve son defa olarak Tora yasalarını asla ihlal etmeyeceğine karar verene kadar ortadadır. Fakat kişi bu nihai çözüme ulaşmadan önce, bozulamaz yasa gereği, “ileri ve geri” aşamasında olur.

Kişi manevi olarak kendini mutlu hissedip, asla düşmeyeceğini düşünse bile, kalpte ve akılda kendini-sevmede kalırsa, yargı gücü derhal üzerinde hükmeder ve manevi canlılık ondan ayrılır. Bu demektir ki, Tora ve çalışmaya sahip olduğu düşüncesini ve arzusunu inkâr etmiş ve ona hükmeden Sitra Ahra otoritesi altına girmiştir. Bunun üstesinden gelecek gücü ve taktiği yoktur ve onu bir koyun gibi izler. Sitra Ahra onu özlem duymaya ve realitedeki en düşük alma arzusundan canlılık çıkarmaya zorlar.

Bunun sebebi manevi canlılık almaya alışmış olmasıdır, bu dünyanın sıradan değerlerinde tat bulamamasıdır. Böylece manevi canlılık için biraz ödül alana kadar, en düşük dünyasal konulara belki ruhunu tatmin ederler diye özlem duyar.

Bu sırada yargı gücü onu Sitra Ahra’ya ittiğinden ve alma arzusu “alma arzusunun sadece kendine alması” denilen Sitra Ahra’yı dolduracak canlılığı alabilmek için kendini hazla doldurmak istediğinden, Tora’daki her şeyden şüphe eder. Bu sebeple bayağılık yerine düşer, belki orada aradığını bulur.

Aradığı şeyi bulup bulamayacağı şüphelidir. Ama yine de çöpün içinde tavuğun çöpü karıştırması gibi debelenir. Düşüşün başında sahip olduğu manevi aşamayı hatırlar, yani bir Reşimo (hatıra) içinde kalır. Bu sırada şimdi ölü olarak kabul edildiğini, yani ister düşüncede ister eylemde insanlardan utanmadığı bir yerde tüm bayağı şeyleri yaptığını bilir.

İnsan amacının bu olmadığının farkındadır, bu bayağılıktır. Kendini umutsuz, Sitra Ahra otoritesi altındaki Aviut’un (kalınlık/alma arzusu) iplerine bağlı bir ölü gibi hissetmesine, bilmesine ve görmesine rağmen, entelektüel olarak bu düşüş zamanının üstesinden gelmesi gerektiğini anlar.

Hatırladığı anılar ona bir daha asla göremeyeceği bir rüya gibi gelir. Bu bildiği ve hissettiği bir şeydir (şundan kesinlikle emindir ki, o zaman ki manevi aşamayı devam ettirebilmek artık imkânsız). Diğer bir deyişle önceki gibi mantık üzeri inanç ve adanmışlık gücü yoktur. Bu sebeple bu Reşimo ona acıdan başka bir şey vermez, çünkü şimdiki aşamasından kaçması kesinlikle mümkün değildir.

Çekilen acıyı unutmak insan doğası olduğundan, manevi anlarını hatırlayınca, şimdi ölü olduğunu görür ve böylece daha büyük bir düşüşe gelir. Bu demektir ki, iyi aşamasını unutmuştur, hep şimdiki, kendine-alma aşamasında olduğuna ve asla Yaradan çalışmasına özlem duymadığına inanır, yani “Ve O’na tutunan sen,” sözleri onunla ilgili söylenmemiştir. Tersine tüm canlılığı sadece dünyasal meselelerden gelir.

Zaman zaman manevi aşamasını hatırladığında ise bunun gerçek değil sahte olduğuna kendini inandırır. Ve en önemlisi bu aşamadan çıkma gereği duymaz.

Sonunda şöyle düşünür, “Ruhun ıslahı da nedir?” Şimdiki değil, sonraki yaşamda ıslah olacağını söyleyerek kendini kandırır. Sonra daha büyük bir düşüşe gelir, yani ona olan her şeyi bir an bile olsun hatırlamaz. Tersine hiç hesap yapmadan dünyanın akışına kapılır ve herkes gibi vakit geçirir.

Bu insanın kendine-alması olan “düşmek ve karalamak” sözünün anlamıdır. Ve “düşmek ve karalamak,” Tora yasalarını çiğnedi ve ruhunu çıkarıp hiç canlılığı olmadan kaldı demektir.

Bu cennetten ona acındığı zamana ve bir şekilde kitapların çevresine düşene kadar sürer ve birdenbire yeniden “sevdiğimin sesi kapıyı çalıyor,” sözünü hissetmeye başlar.

Bazen bunun terside olabilir, bayağı bir çevreye gelir ve bayağılığını idrak edip, “Geri dönün oğullarım,” müjdesini hissetmeye başlar. Sonra hemen güç kazanır ve bir kez daha mutlu olur ve tüm bayağılıktan çıkar.

Bu sırada adanmışlık gücüyle bayağılığın üstesinden gelme gücü olduğunu hisseder ve bir kez daha iyiyi seçip kötüyü lanetler. Ancak bundan sonra o seçimin, iyi düşüncenin ve yüksek koşulların yargıcı olur ve ilerleme gücü bulur.

Fakat ölüm hali sırasında, başsağlığı dilekleri kabul edilmez, şöyle yazdığı gibi, “Ölüler özgürdür,” çünkü insan öldüğünde Mitzvot’tan muaf olur ve hiçbir tavsiye ona yardım etmez.

Eğer bir kez daha kendini-sevmeye düşerse, yargı niteliği ona bir kez daha vurur ve Sitra Ahra otoritesi altına bir daha düşmemesi için her türlü uyarıcıyla kendini koruyana ve sakınana ve canlı olduğu zamanki gibi “onu kalbine koyacağım” olana kadar bir mancınığın içine yerleştirilir.

Ve o Kenite’yi gördü, söylemine başladı ve şöyle dedi, ‘Senin koltuğun sağlam,’” sözündeki gibi, tutumunun değişmeyeceğini kalbine kazıyana kadar, yargı gücünden gelen korku içinde devam eder. RASHI bunu şöyle yorumlar, “Onunla işbirliği içinde olduğundan, bunu nasıl kabullendin merak ediyorum, ‘Haydi onlarla bilgece ilgilenelim’ ve şimdi sen, güçlü ve sağlam İsrail’e yerleştin.”

Diğer bir deyişle, yargı cezasının korkusu nedeniyle Tora yasalarını yerine getirdiğinde Sitra Ahra ona şöyle der, “Senin neyin var? Sen daima kendine-almada benimle beraber yürüdün ve şimdi yerini sağlamlaştırıp manevi alanından bir santim bile kıpırdamıyorsun.”

Bu “O, onu sorar ve o cevap verir,” deki gibi eksiltmenin, yani düşüşler ve yükselişlerin anlamıdır. Sorular ve cevaplar vasıtasıyla Yaradan çalışmasının gerçek formuna karar verir.

Tozunu alma — tozla kaplı köklerin temizlenmesi.

Kök” eylemin kökü olan “düşünce” olarak kabul edilir. Eğer düşünceler açığa çıkarsa, kişi hocalarının hem tavır hem yol olarak doğru olup olmadığını anlamak için her yere bakmalı, incelemeli ve sonra “Ve insan onunla yanar,” sözündeki gibi bu düşüncelerle mücadele edip, onları mantık ötesi kabul etmelidir.

Bu “Onların ayaklarının tozunu almak,” sözünün anlamıdır. Bu demektir ki, “Yukarı çıkmayacağız,” diyen casusları olsa ve hocasının sözleri ona toz gibi gelse bile, kişi yine de hocalarının sözünü mantık ötesi kabul etmelidir.

Burada bir örnek vereceğim: Baal HaSulam onun yolundan yürüyüp, onun rehberliğini izlediğimizde, O’nun ebediyetiyle ödüllendirileceğimiz, O’na tutunacağımız ve Kralın sarayına gireceğimiz sözünü verdi. Kralın hizmetkârı olmaya layık, arı niteliklerimiz olmadığını hissetmemize rağmen, yine de miras aldığımız bayağı niteliklerimizi Yaradan içimize yerleştirdiğinden ve bizi bu bayağılıkla yarattığından, “Efendi’miz kırık-kalplerle beraberdir,” deriz.

Baal HaSulam der ki, Yaradan hakikati sevdiğinden, “Yaradan yüksektedir ve aşağıda olanlar O’nu görür.” Bu sebeple Yaradan aşağıda olanı yakınlaştırır. Bazen çaresizlik aşamasına gelip, düşünceye dalarak şimdiki koşulumuzdan yükseleceğimizi hissederiz. Bununla ilgili şöyle denir, “tozunu almalıyız,” yani bu düşüncelerle mücadele etmeliyiz.

Ağacı tütsülemek— içindeki kurtları öldürmek için. Manna (ağaçlardan sızan koyu tatlımsı madde) ile ilgili şöyle yazar, “Sabaha kadar onu bıraktılar ve o kurtlandı ve pislendi.” Baal HaSulam Manna’yı inanç olarak yorumlar. Bilinir ki, her gün inancımızı yenilemek zorundayız.

Bu “her gün biraraya getir” sözünün anlamıdır, yani onun için hala gündüz olsa da, çalışma temelini, yani çalışma amacını her gün yenilemelidir, Kişi bilmelidir ki, kişi inanç yolunu takip ederek Şehina’nın kıyafetiyle ödüllendirildiğinden, “gün” aşamasındaki varoluşu sadece inancın sonucudur.

Bu demektir ki, gün onun hedefi değildir, fakat günü inancına tanıklık etmesi için kullanır. Bu demektir ki,“Şimdi görüyorum ki, günün sonunda aldığım sonuç nedeniyle inancın yolundan yürüyorum. Öyle anlaşılıyor ki kökümde güçlenmek zorundayım.” diyecektir.

Baal HaSulam şöyle yorumlar, “İbrahim’in sürüsünün çobanları,” gibi; O, İbrahim’in sahip olduklarına, yani İbrahim niteliği “inancın babası” olduğundan, inanç niteliği verir. Fakat inanç niteliğini bir öz ve amaç olarak almak gerekir. Aksi takdirde kişi “güneşe baş eğen” olarak kabul edilir.

Amaç sadece inanç olduğunda kişi yoksulluk ve bayağılık aşamasındadır, şöyle yazdığı gibi, “ben bir kurtçuğum.” Diğer bir deyişle, tüm çalışması mantık ötesi olduğu ve bunda gurur hissetmediği için, Anohi (ben) bir kurtçuk gibi hissetmesine sebep olan inanç olarak kabul edilir.

Fakat inancını yenilemezse, tersine şöyle yazdığı gibi “terk ettiler,” olursa, gününü geçirip, bunu özü yaparsa sonrasında “o kurtçuk büyüttü,” olur, yani herkesten üstün olduğunu hissettiğinden, kibir içinde olur.

Tüm bunlar mantık dâhilinde çalıştığında olur. Buradan “büyüttü,” yani kibir aşamasına gelir ve kibrini uzaklara yayar, tıpkı askerlerin “uzaktan gurur kokusu geliyor,” dediği gibi.

Bunun tavsiyesini bize Midraş verir, “tütsüleme”. Tütsü yanmaktan dolayı olur, yani “Kim onu bütün gün korursa, O’nun omuzları arasında olur,” sözündeki gibi Şehina’nın kanatlarının onu örttüğünü hissettiği aşamaya ulaşmak için, her gün dünden kalan çalışmasını yakar ve İsrail topraklarını alma otoritesinden çıkarıp, kutsal savaşın coşkusuna girmeye başlar.

Diğer bir deyişle omuzlarda taşınan bir yük olarak görülen inanç yolunu benimsediğimizde, kişi Şehina ile ödüllendirilir. Baal HaSulam, ister Mitzvot, ister günah olsun geçirdiğimiz her şeyi her gün Yaradan’a vermeli ve yeniden başlamalıyız, der. Bu ayrıca “tütsü” sözünün anlamıdır, çünkü duman mantık dâhilinde “aklın gözleri” denilen gözleri örter.

Taşları ayıklamak— Bunlar mantık dâhilinde taştan kalbe ait olan kişinin sahip olduğu anlayışlardır. Bu demektir ki, günü hissettiğinde ve çalışmada haz ve heyecan hissettiğinde kişi şöyle der, “Şimdi Yaradan’ın hizmetkârı olmaya değer olduğunu görüyorum, çünkü onda canlılık ve haz buluyorum.” Bu demektir ki bir desteği var, yani tüm bu destekçilerden pek çok taş alır ve mantık dâhilinde bütün bir bina inşa eder.

Bu taşlar engeldir. Bu tıpkı Firavun’un dediği gibidir, “Doğan bebeğe bak; eğer erkekse onu ölüme mahkûm et.” Bu demektir ki, “taşlar” denilen haz olduğunda bunu “kendine-alma” denilen taştan kalbin içine alma. “Eğer erkekse,” yani ihsan kişide bundan dolayı uyanır demektir, tıpkı “İbrahim’in sürüsünün çobanı” sözündeki gibi, sonra “onu ölüme mahkûm et,” yani bu düşünceleri yok et.

Fakat eğer bir kızsa,” yani akılda veya kalpte her şeyi alma arzusuna alan Nukva (dişi) ise, o zaman “yaşayacak.” Bu canlılık almak için Firavun’un tavsiyesidir. Fakat Tora yolu bu düşünceleri çıkarıp atmaktır.

Kesip atmak—ağaçtan kuru dalları kesmektir. Bu demektir ki, kişinin alışkanlıktan ötürü çevreden ve yavan yasalardan elde ettikleri kesilip, atılmalıdır, yani uzaklardaki bu yasaları unut. Bu böyledir, çünkü İsrail topraklarına Lişma denir ve insanın çevreden aldığı tek şey LoLişmadır.

Düzeltme—yeni sürgünlerin bazılarını kesmek ve bir kenara koymak demektir. Bu demektir ki yasa ve erdemlik nemli olsa da, eğer çoksalar, yani kişinin bilgisi çalışmasından daha fazlaysa, o zaman bu bilgiyi kullanmamalıdır, çünkü her eylem onu yapanın niteliğine tanıklık ettiği için bu bilgi özellikle eylemde ortaya çıkar.

Tüm yukarıda söylenenlerden insanların ağaçlarla yakın olduğunu anlarız. Bu “Nisan günü dışarı çıkan kişi çiçek açan ağaç görür,” sözünün anlamıdır, yani ağaçlar güçlerini göstermeye başlamıştır, yani insan yararına meyve vermek istedikleri açıktır. Yararına demek ihsan etmek demektir, şöyle yazdığı gibi, “Kalbim iyi şeylerle dolu, yani ‘Çalışmam kral için,’ derim.”

Ağaçlar çiçek açtığından onlara “iyi ağaç” denir. İyi insanlar da vardır, yani onlar da onları yapana memnuniyet vermek için ihsan ederler. Aksi takdirde, ağaçlarda meyve vermezler, atalarımızın dediği gibi, “Tüm dünya oğlum Hanina için donanır.” Onlar erdemli olduğundan böyle davranırlar, bu nedenle ağaçlar meyve verir.

Bu “O, dünyasını hiçbir şeyden mahrum etmez,” sözünün anlamıdır. Bu demektir ki, O, bizim için “ihsan etmek için almak” denilen mükemmelliği elde edebilmemiz için Tora ve Mitzvot’u verdi. Öyle anlaşılıyor ki, alma arzusunu yaratmasının yanısıra O, bütünlüğe ulaşmamız için özellikle utanç ekmeğinin ıslahını verdi.

Bu nedenle kişi, her gün hesabını yapmalı, çalışmasını yenilemeli ve geçmişi unutmalıdır. Bu günden sonra kişi ebedi ve daim Dvekut ‘u elde etmede başarılı olacağından emin olmalıdır.

Dileyelim Yaradan tüm zorluklarımızda bize yardım etsin ve ruhlarımızı kurtarsın ve bizler maddesellikte ve maneviyatta korunmuş olalım. Amin. Dileyelim öyle olsun.

Dostunuz, Baruh Şalom HaLevi Aşlag

Baal HaSulam’ın oğlu

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,135