e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Son Nesil > Özgürlüğümüz Nerede?

Özgürlüğümüz Nerede?

Seçimlerimizi Belirleyen Dört Faktör

Biz hayatın içinde yaptığımızın bütün seçimlerin kendimize ait olduğuna inanarak dolaşıyoruz. Özgürlüğümüzü en üst değer olarak tutuyoruz. Ama böyle mi yapmalıyız? Seçim yaparken gerçekten bağımsız mıyız?

Özgürlük Tanımı

Sözlükte “özgürlük” şu şekilde tanımlanıyor

  • Özgür olma niteliği ya da durumu ve
  • Seçim veya davranışta ihtiyaç, baskı veya zorunluluk bulunmaması.

Hepimizin kesinlikle gereklilik olarak düşündüğümüz öyle durumlar vardır ki bunlarda bizim hiçbir şekilde özgürlüğümüz yoktur, ama ya davranış seçimindeki zorlama veya baskı? Bu makalenin amacı nerede herhangi bir özgürlüğümüz olduğunu veya aslında böyle bir şeyin gerçekten var olup olmadığını gözden geçirmek.

Özgürlüğümü Benden Alıp Götürmeyin!

Gelin, kesinlikle özgürlüğümüz olduğuna inandığımız bir duruma bakalım, mesela bir gömleğin rengini seçmek gibi. Kırmızı mı seçeriz yoksa yeşil mi? Dıştan baktığımızda, bu tamamen özgür bir seçim gibi gözükebilir. Ama gerçekte, seçim sadece öncelikte bulunmaktadır.

Ben en çok hangi rengi sevdiğime göre mi seçiyorum? Belki en çok hoşuma giden renk değişmiştir. Ve ondan sonra arkadaşımın da bir fikri var; ki o benim üstümde en iyi “göründüğünü” düşündüğü şey ile beni sergilediğinde mutludan da öte oluyor. Ama bazen arkadaşımın da fikri değişiyor…

Eğer biri bu dört farklı durumu daha da derin kazarsa, dört temel elementin bizim seçimlerimizi belirlediğini ortaya çıkarır.

Element 1: Seçim Sadece En Çok Hangi Rengi Sevdiğimde mi Yatıyor?

Bizler önceden tanımlanmış tercihlerle doğduk. Kişinin hangi tür yemeği sevmediği gibi şeyleri kimin belirlediğine dair hiçbir fikri yoktur veya hangi rengin diğer bütün renklere göre daha tercihli olduğuna dair. Biz şöyle deriz, “Ben böyleyim. Ben bu şekilde doğmuşum.” Ve bu tamamen doğru.

Her birimiz, bütün duyularımız için olan belirli tercihlerle doğduk, bu görme, koklama, tatma, duyma veya hissetme için geçerlidir. Ama bu ilk belirlenmiş faktörler bunların da ötesinde bir yere gidiyor. Bizim ayrıca doğal olarak bir şeyleri sevmek ya da sevmemek gibi hazırlanmış duygusal şeylerimiz var.

Bütün bu tercihler en başından beri bizim içimizde. Seçimlerimizin belirlenmesinde bizim neredeyse hiç özgürlüğümüz yok ve dış etki olmazsa bu belirlenmiş seçimler her zaman takip edilir. Başka şekilde söylemek gerekirse, ne ile doğduğumuza gelince, aslında ortada hiç özgürlük yok.

Element 2: Belki En Çok Hoşuma Giden Renk Değişmiştir.

Yukarıda dediğimiz gibi, eğer başka birinin fikri gibi üzerimizde herhangi bir dış etki yoksa o zaman kararlarımız yalnızca kişisel tercihlerimiz temelinde olur, bizimle hiçbir ilişkisi olmayan, sadece biz onlarla doğduğumuz için olan şeylerin temelinde. Ama herkes bir gün bu tercihlerinde bir değişiklik olmasını deneyimler, tıpkı “ben eskiden domatesin tadından nefret ediyordum, ama şimdi onları seviyorum” gibi. Bu nedir?

Gerçek şu ki bu ilk belirlenen tercihler değişir, zamanla evrim geçirirler. Ve onlar değiştiği zaman, bizim seçimlerimiz de onlarla birlikte değişir. Bu bizim özgür seçim yapabildiğimiz anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Bunun basitçe anlamı şu, eğer bizi ona karşı etkileyen, bir şekilde tercihimizi yeniden düzenleyen dış etkenler yoksa, içimizdeki bu kontrol mekanizması bizim ne seçeceğimizi belirliyor. Üzgünüm, burada da özgürlük yok.

Element 3: Ve Ondan Sonra Arkadaşımın da Bir Fikri var ki O Benim Üstümde En İyi “Göründüğünü” Düşündüğü Şey ile Beni Sergilediğinde Mutludan da Öte Oluyor.

Bunlar dış etkiler, bizim çevremiz. Elbette, bizi en çok etkileyen onlar. O kadar güçlüler ki bizim iç tercihlerimizi bir kalp atışı kadar kısa bir zamanda geçersiz kılabilirler. Mesela, ben yeşil rengi seviyor olabilirim, ama yeni kız arkadaşım beni siyah gömlekle görmek için çok hevesli. Şimdi eğer bu akşam bir randevumuz olsa, hangi rengi giyeceğimi tahmin edebilirsiniz herhalde.

Ama bu etki dostlarım ve ailem ile sınırlı değil. Bizler sürekli televizyon ve radyo reklâmları ile bombardımana tutuluyoruz, onlar bize sürekli neye ihtiyacımız olduğunu ve niye ihtiyacımız olduğunu söylüyorlar. Kaç kere sahip olmak zorunda olduğunuz bir şeyler gördünüz ve bir hafta sonra aldığınız şey demode oldu ve siz de böyle bir şeyi neden yaptığınızı merak ettiniz? Toplumun reklâmı ile çivilenmiş durumdasınız. Bu etki yaşamımızın her alanına yayılıyor.

Benim etrafımı saran çevre, benim hayatımda neyin önemli olduğunu tam olarak bana söylüyor. Bu, benim ne kadar para kazanmam gerektiğini ve onu nasıl kazanmam gerektiğini belirliyor, hangi seviyede eğitime sahip olmam gerektiğini ve hatta bu akşam yemekte ne yemem gerektiğini belirliyor. “Ahhh” diyorsunuz, “işte burada biraz özgürlük var, akşam yemeği için ikisini de televizyonda gördüğüm farklı iki yemekten birini seçebilirim.” Yeniden hayal kırıklığı, çünkü bu seçim hangi yemeğin size daha çok zevk vereceğine bağlı olarak yapılan basit bir hesap ile oluşuyor. Burada da Özgürlük yok.

Element 4: Ama Bazen Arkadaşım da Fikri Değişiyor.

Evet, bir arkadaşında fikri değişir. Öyleyse toplumumuzun da fikri değişir. Ve bu bizim kararlarımızı vermedeki son faktörümüz. Birinin bütün görkemi ile bu faktörü görmesi için tek yapması gerek şey tarzların her yıl nasıl değiştiğine bakmak. Geçen sene elbiseler kısaydı ve kızımın altı tane yeni elbiseye ihtiyacı oldu. Bu yıl biraz daha uzunlar. Ama çok daha fazlasına ihtiyacı olacak.

Burada ne oluyor? Aslında, toplumun etkisi de değişiyor. Bunu tam olarak eğitim de görebiliriz. Otuz yıl önce, kolej iyi bir başlangıçtı. Şimdi ise tamamen bir gereklilik ve bunun sonrasında alınan akademik eğitim iyi bir başlangıç olarak düşünülüyor. Bir kez daha, herhangi bir yerde bulunan bir özgürlük yok.

Öyleyse eğer biz bunlarla doğduysak, bunlar değişiyor, tıpkı bizim dış çevremiz gibi ve onun değişimi bizi kontrol ediyor ve bizim yaptığımız her şeyi belirliyor, o zaman hayatlarımızdaki özgürlük nerede?

Bu dört faktörün yaptığımız her bir şeyi kontrol ettiği doğru. Ama özgürlüğün bulunduğu bir yer var. Biz beraber doğduğumuz şeyi değiştiremeyiz, ama içinde var olmayı seçtiğimiz çevreyi belirleyebiliriz. Bu tek seçim bütün hayatımız boyunca özgürlüğümüzün tek özgün noktası.

Ne zaman insanlar neden bu gezegende olduğunun amacını keşfederse, başka şekilde söylersek, hayatlarının nedenini, yapmaları gereken şey bu amacı diğer her şeyden daha üstün tutan çevreyi seçmektir. Böyle bir çevrenin seçimi kişiye hayatlarının amacına ulaşmalarını neredeyse garantiler.

Yazar: Michael R. Kellogg

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,116