e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

6-İsrail ve Diğer Ülkeler

Geçen derste istemek arzusundan 4 Behinot’un Behinot de Ohr Yaşhar’dan nasıl oluştuğunu görmüştük. Tüm algıladıklarımızı beşe ayırabiliriz ya da 5 safhaya.

Şimdi ayırımın sadece 5 arzunun olduğunu mu yoksa geçirilen safhalardan sonra doğduğunu mu göreceğiz. Tızimtzum Bet, Kli’nin parçalanması, ilk insanın ruhunun çıkması, bilgelik ağacı günahı ve vs.

Öğrendik ki istemek arzusundan yaratılmışız, ama bu arzu sadece beşe mi ayrılıyor? Yoksa sonsuz kadar arzuya mı – isteklerimiz tükenmek bilmez gibi değil mi? Arzuların bölünmelerinin bir anlamı var mı? Mantıklı mı yoksa kaos mu?

İnsan bir sürü arzudan ibarettir. Kabalada insanın yapısı 613 parçaya ayrılır, 613 arzu ve + 7 ek arzu toplam 620. İçimizde Yaratan’ın arzularına yakın olan arzular ve O’na uzak olan arzular vardır. Uzak olan arzular kendisi için isteyen arzulardır.

Kabalada arzuları 5 kategoriye ayırmak mümkün: Kafatası, gözler, kulak, burun, ağız. Bu 5 ayırım geçen derslerde gördüğümüz 5 ayırıma tekabül eder.

Keter = Kafa Tası, Hohma = Gözler, Bina = Kulak, Tiferet = Burun, Malkut = Ağız. 

Tekrar hatırlatılması gereken şey bu tanımların bizim dünyamızdan imajlara benzetilip ruhani bir güç gibi görülmemesi gerektiğidir. Bu tanımlar içimizde hissedilmeli, içimizde ne anlama geldiğini hissetmeliyiz. Zamanla bu tanımlar içimizde bazı hisler uyandıracak, tıpkı tanıdığınız bir insandan size bahsedersem bazı hisler uyandıracağı gibi.

Bu arzular bu şekilde ikiye ayrılabilir:

Özgecil karaktere sahip arzulara ve bu şekilde işlev gören arzulara İsrael denir Yashar-El (direkt Yaratan’a kelimelerinden türemiştir), kaynağa doğru yönelmiş, Yaratan’a. Kendisi için isteyen arzulara diğer ülkeler denir. Tekrar altını çizerek hatırlatmalıyız ki bu tanımlar sadece ruhani terimler ve kesinlikle ırk – din – fiziksel toprak parçası bir ülke olarak algılanmamalıdır.

Kabala sadece bu dünyadan örneklerle ruhani âlemleri anlatır.

Tüm realiteden bahsettiğimiz için bu arzular kişinin içinde var olduğu gibi tüm bütünlüğün içinde de mevcut – Baal HaSulam Zohar Kitabının sonunda yazdığı gibi.

“…bütünlük tüm detaylar ortaya çıktıktan sonra detayların kalitesine göre gösterilecek. Kişinin yaptığı kendi değeri doğrultusunda, bu kafaları fazla karıştırmamalı, tek kişi davranışlarıyla tüm dünyayı yücelte de bilir alçalta da. Bu kanun çiğnenemez – kişi ve bütünlük aynı parçadır, tıpkı iki su damlasının aynı olduğu gibi

(65) “Bilmelisiniz ki İsrael denilen dünyada hem iç hem de dış mevcuttur. İç kısımda İsrael dış kısımda da diğer 70 ülke vardır. Dolayısıyla İsrael’de iç ve dış bulunmaktadır ve diğer ülkelerde de iç (haktan olanlar) ve dış (kaba ruh olanlar) bulunmaktadır. İsrael halkında ki iç ve dış, Kabala’nın içindekileri algılayan ve gizemini anlayabilenler olup  dış olanlar – kendilerini sadece pratik olan yüzeysel hareketlere verenlerdir.

İçinde İsrael olan her insanda bir iç kısım bulunmaktadır, buna İsrael’in özü denir – kalpteki o gizli nokta. Dış kısmı da içinde mevcut olan diğer ülkelerdir – yani esas vücudu. İçinde olan diğer ülkelerin yapısı bile kendisine yabancıdır çünkü içine olan bağlılığıyla diğer ülkelerin, İsrael’in yapısına sarılan haktan yana olan halkına benzerler.”

66) “İsrael’den olan içindeki İsrael’e saygı duyar ve onu diğer ülkelerin arzularından üstün tutar ve yüceltir. Dolayısıyla tüm çabasını ruhunu yüceltmek için kullanır ve az bir çabasını diğer ülkelerin hayatını sürdürebilmesi için verir – yani vücudunun ihtiyaçlarını giderir. Böylelikle hareketleriyle tüm dünyasının içinde ve dışında, İsrael denilen kişiler kendi bütünlüklerini daha da yüceltirler, buna şahit olan diğer ülke halkları da İsrael’in değerini anlarlar.

Ve eğer bunun tersi olursa, İsrael’in tek bir insanı dışına içinden daha fazla önem verir ve dışını yüceltirse, giderek daha da alçalır – ve hem tüm İsrael’in hem de tüm dünyanın inişine neden olur. Diğer ülkelerin İsrael’i ayaklarının altına almasına neden olur ve diğer ülkelerin İsrael’in üzerine çıkmalarını sağlar.”

Kök ve dalların yasasına göre, gerçeğimizde de İsrael ve diğer ülkeler var. İsrael ışığı alıp diğer ülkelere dağıtmak zorunda, bu yüzden kalbinde İsrael olan insanların bu görevi almaları gerekmektedir. Geçmişe bakarsak ve İsrael’in doğuşunu incelersek, Hz İbrahim’in çadırına üst dünyaları edinmek isteyen insanları topladığını ve bu insanlardan bir kabalist grup oluşturduğunu biliyoruz – bunlara Yahudi (Yehud kelimesinden gelen Yaratan’la bütünleşen ya da Laavor kelimesinden gelen İbrani (öteki tarafa geçen) adı verildi.

Tıpkı normal hayatımızda eksikliğimizi gidermek için çaba sarf ediyorsak, içinde İsrael olan kişiler de hayatın acı baskısına maruz kalır ve içlerinde bir eksikliğin olduğu hissiyle yanarlar. Bu dünyada bunun yansıması fiziksel olarak Yahudi dininden olanlara yansımaktadır ve fiziksel İsrael ülkesi de barış görmemektedir. Bu yüzden Yahudilere karşı olan genel nefret bu dünyada ruh âleminden yansır.

Bu yüzden dünyadaki tüm kötülükler kalbinde İsrael olan insanların görevlerini yerine getirmemesinden kaynaklanıyor. Dünyadaki terör, açlık, savaşlar vs hepsi bu insanların kendilerini düzeltmeyi üstlenmediği için. Bu yüzden kitaplarımızda da yazar, Dünya’nın tüm derdi İsrael yüzünden.

Eğer tavrımızı değiştirirsek tüm dünyayı yüceltiriz ve tüm insanlardan destek görürüz. Kitaplarımızda da yazdığı gibi tüm halklar İsrael’i omuzlarında kutsal tapınağa taşıyacak – kutsal tapınak = Malkut = tümüyle özgecil ve düzeltilmiş, kutsal = ruhani, ayrılmış.

Kabalist Prof. Michael Laitman’ın bir röportajından:

“Kendi kaderini ve tüm dünyayı yönlendirebilmek için Yahudi olmak gerekir – yani öteki tarafa geçmiş olmak. Yahudiler bir ulus değildir, ruhani âleme geçmenin yani Yahudi olmanın metodunu öğrenmiş bir grup insandır – bu dünyadan diğer âleme geçmenin yolunu bilenler. Dolayısıyla Yahudi ırkı diye bir ırk bulunmamaktadır çünkü böyle bir ırk başlangıçta bile hiç olmamıştı.

Hz İbrahim Kabala metodunu almadan önce – Tevrat – bu grup insan bir avuç çöl insanıydı tıpkı Mezopotamya bölgesinde yaşayan bir sürü diğer insan gibi. Yahudi’yle diğer bir insanın arasındaki fark insanın yaratılışının amacını öğrenmesidir, dolayısıyla bunu tüm insanlara gösterme sorumluluğunu üzerine almış olur. Bu sorumluluğu yerine getirmediği sürece tüm dünyayı kötülük götürür.

Mısır’dan çıktıktan ve İsrael topraklarına ulaştıktan sonra, 1. ve 2. tapınak dönemleri dahil olmak üzere bir çok Yahudi yüksek bir ruhani seviyedeydi (Mısır kabalist kitaplarda egoizmi temsil eder ve Yahudi daha önce belirttiğimiz gibi öteki tarafa geçmiş olan insana denir. Bu yüzden fiziksel ülke ve fiziksel din mezhebinden olan insanlarla karıştırmayın).

O dönemde kabalistler eski dünyaları koruyabilmek ve bu dönemlerdeki düşüşü durdurabilmek için duruma müdahale ettiler. Bu dönemde insanın egosu daha yeterince gelişmediği için hala Yaratan’ın seviyesine ulaşmak gibi bir arzu henüz insanda belirmemişti. İkinci tapınağın yok oluşundan sonra ise Yahudilerin görevi dünyaya yayılıp diğer insanlarla kaynaşmaktı. Bu yüzden kabalistler bu devirde dünyanın her köşesinden, dininden ve ırkından gelebilir. Bu karışma safhasında ve reenkarnasyonların oluşmasıyla Reşimot denilen ruhani hafıza bu dünyanın hayvansal arzularından, “Adam” seviyesi olan Reşimot’a doğru geliştirilmiş oldu – insanın kaderini algılayabilme seviyesine, ruhani hayata ve gerçeğin yönetimini anlayabilme seviyesine gelinmeye başlandı.  

Peygamberler bizim zamanımızla ilgili özellikle şöyle derler: sizler özel ve kutsal bir ulus olacaksınız ve diğer ülkelere ışığı taşıyacaksınız. Bu durumdan kendimizi öğrenmemiz lazım ve diğer insanlara kendilerini öğrenmeleri için Kabalayı öğretmemiz lazım ki ruhları gelişsin ve üst dünyaları ve Yaratan’ı hissedebilsinler.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,173