e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Son Islah

Son Islahtan Sonra Ne Olur?

Niyetin Son Islahından sonra bedenimiz kalır mı? Fiziksel bedenimizle ilgili hiçbir şey söylenmiyor. Islah alanına dâhil değil. Yaşlanma dışında bedende hiçbir şey değişmez. Islah sadece alma ve haz arzusu için gereklidir. Bedenimiz uykuya, hayvansal arzulara, yiyeceğe, dinlenmeye vs. ihtiyacı olan bir et parçasıdır. İçsel manevi ıslahlarla ortak hiçbir şeyi yoktur. Dolayısıyla, ruh değişirken bedende hiçbir değişim olmaz. Karakter de değişmez. Rav’ım durmadan koşuşturuyordu, seksen yaşında bile, yavaş yürüyemezdi. Bu karakteriydi ve değişmedi. Bugün, ruhumuz ıslah olduğunda dünyayı nasıl algılayacağımızı hayal bile edemiyoruz. Bedenimiz tüm değerini yitirecek. Evren ve etrafımızdaki her şey bozulmadan mı kalacak? O süreçte çocuk doğuracak mıyız? Yaşayıp ölecek miyiz? Yaşamımızın acı ve sorunlarla dolu olduğu an bugün. Mevcut hayvansal varlığımız Son Islahtan sonra nasıl maneviyatla dolacak hayal bile edemiyoruz.

Hastalıklar içsel ıslahın sonucudur ve bir bakıma, daha sonra yok olmaları gerekiyor. Sadece 6000 yıla kadar olan ıslahlardan bahsediyoruz. Bugün, yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu bin yılları açıklayamayız çünkü bizim dünyamızdaki yaşamın bitiminden sonra fiziksel bedensiz olmanın ne anlama geldiğini açıklayamayız. Aynı şekilde bedenimizin Son Islahtan sonra nasıl kaldığını da açıklamak mümkün değil. Çünkü içinde bulunduğumuz mevcut her bir durum bir dal olarak köküne bağlıdır ve yukarıda bahsedilen şeyler ise böyle bir bağdan yoksundur.

Bizler sadece, kapların kırılması esnasında ihsan edici arzularla birleşen ve onların içine katıştırılmış egoist arzuların parçalarını ıslah ediyoruz. Biz egonun kendisini ıslah etmiyoruz. Dolayısıyla, Son Islah uygunluk ve benzerliğinin tam bir resmini hayal edemeyiz. Eğer bu resmi tamamen hissetseydik o zaman herkes Şabat’da sağlıklı olur ve o gün kimse ölmezdi. “Mükemmellik” denilen durumu asla hayal etmemiz mümkün değildir.

İnsan sorusuna Yukarıdan cevap alır ancak talep-duasını gönderdiği zamanda değil. Birkaç ay sonra bile olabilir. Manevi âlemde, bir Kabalist tatil ve Şabat durumlarını başka herhangi bir günde de hissedebilir.

Mesela, ruhum bir başkasınınki ile bütünleştiğinde o zaman o kişi benim sorumu hissedebilir. Ve şimdiden bir başka sorum var. Ve bu sorular her seferinde değişir. Bu tür sıçramalar nasıl ve neden oluyor, bizim algımızın ötesindedir. Ancak maneviyatta kavrayış mevcuttur, yani bu kavrayışla başlar ve ileride insan ruhların nasıl bağlandığını ya da ayrıldığını görebilir. Tam olarak, böyle bir süreç bir ruhtan diğer bir ruha akmak olarak tanımlanabilir. Ancak buna tam bir tanım yoktur. Her insanda ortak ve özel bir şey vardır. Ortak olan değişmez ancak özel olan değişebilir.

Kişi Yaradan’dan bir şey almak ister istemez ve Yaradan’ın yüzünün ifşası durumuna geldiğinde, o zaman ruhu Yaradan’ın Işığını almaya hazırdır ve şüphesiz derhal alır. Herhangi bir arzunun anında yerine gelmesi manevi dünyayı fiziksel dünyadan bu kadar farklı kılan şeydir.

Pri Haham” da, Malhut’un dünyalarda giydirilmiş özelliğinin “Ani” – “Ben” olarak adlandırıldığı yazılmıştır. Bu özellik her bir kişinin bunu bir çeşit bağımsız varlık olarak hissettiği Asiya dünyasına kadar genişler. “Ani” her zaman kişinin içinde kalır, ancak ıslah olmuş durumdadır. Kişi “Ani”sini ıslah eder etmez Yaradan’ı hissetmeye başlar.

Kabın kırılması arzuların daha ileri ıslahında hayli pozitif bir rol oynadı. Bu olmadan cansız, bitkisel ve hayvansal durumlarda kalırdık ve Yaradan’la en ince bağı bile bulmamız asla mümkün olmazdı.

Biyolojik bedenimiz her tür ve çeşit hissi kapsar. Manevi beden ise bunun yerine on Sefirot’u kapsar. Ve bunlar arasında hiçbir bağ yoktur. Görüşümün, Hohma denilen ve tekabül eden manevi kaptaki belli bir ışığın hissini yansıtan, manevi görüşün sonucu olduğunu söylemek mümkün değildir. Örneğin, bir perde vasıtasıyla Aviut Aleph kabındaki Haya ışığının hissi.

Etrafımızda dalgalardan bir alan vardır. Duyu organlarımızın her biri belli bir frekansı algılayabilir. Aynısı maneviyatta da geçerlidir. Ancak daha önceden tayin edilmiş kaba giren belli bir tür ışık vardır. Bununla birlikte, hayvansal duyular sistemi ile manevi Işığın algılanması arasında hiçbir bağ yoktur.

İki çizgiden orta çizgiyi inşa etmek için, insan sol çizgideyken sağ çizgi vasıtasıyla sol çizgiyi ıslah eder. Orta çizgi, ıslah derecesine göre, kişinin Yaradan’a benzemesini sağlar. Bunun üzerine, kişi mevcut durumun geçildiğini söyleyebilir. Fakat sonra tekrar sol çizgiye düşerim ve sağ çizgi vasıtasıyla ıslah etmem lazım ki daha sonra ikisi de orta çizgiyi inşa edebileyim. Yine bu adımlardan geçerek benim O’na daha çok benzememi sağlayan, Yaradan’ın Işığının belli bir kısmını alırım. Ve sonra, bir sonraki adım geçilir, vs. vs. Dışardan sıkıcı gelebilir ama manevi yükseliş böyledir: sürekli, aralıklarla gelen eksiklik ve doyum algılamaları. Buna “yaşam” denir ve fevkalade bir histir. Güçlü açlık hissi ve çok güzel bir doyum birbiriyle el ele giderler.

Her adımda alma arzumuzun maksimum doğru kullanımı bir sonraki adıma geçiş için bir gerekliliktir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,112