e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Makaleler > Yaradan, O’nu Çağıranlara Yakındır

Yaradan, O’nu Çağıranlara Yakındır

Makale No. 29, Tav-Şin-Mem-Hey, 1984-85

Zohar, Hukat’ta (madde 78) şöyle yazar: ‘Bundan şunu öğreniriz; eylemle ya da bir sözle yukarıdaki şeyleri uyandırmak isteyen birisinin, eğer bu eylemi ya da bu sözü uygun bir şekilde değilse, hiçbir şey uyandırmaz. Dünyadaki bütün insanlar, yukarıdakini uyandırma meselesi için ibadethanelere giderler ama çok azı bunu nasıl uyandıracağını bilir. Yaradan, O’nu nasıl çağıracağını bilen ve meseleyi uygun bir şekilde uyandıran herkesin yakınındadır. Ancak O’nu nasıl çağıracaklarını bilmezlerse, Yaradan yakın değildir, şöyle yazıldığı gibi, ‘Yaradan, O’nu arayan herkese, O’nu içtenlikle çağıran herkese yakındır’.  ‘İçtenlik’ nedir? ‘İçtenlik’, doğru bir meseleyi nasıl uygun şekilde uyandıracağını biliyor demektir. Her şeyde bu böyledir’.

Bu, O’nu nasıl çağıracağını bilmeyen ibadethaneye gitmemelidir demektir, çünkü kişi, O’nu nasıl çağıracağını bilmiyorsa, bu duasının kabul edilmeyeceği anlamına gelir. Burada bir mazeret var, bu yüzden O’nu nasıl çağıracağını bilmediği için ibadethaneye gitmemenin yeterli olmayacağı açıklandı. Bundan dolayı, kişi, O’nu nasıl çağıracağını ve O’na nasıl yakın olacağını bilmek için, ne yapılacağını bilmelidir.

Zohar gelir ve bize, bununla ilgili bilmemiz gerekeni açıklar; işte o zaman, bunu öğrenmek için çaba sarf etmeliyiz. Zohar, bilmenin tek gerçek olduğunu, O’nu içtenlikle çağıran kişinin, Yaradan’a yakın olduğunu söyler. Buna göre, bilmek, kişinin, O’nu içtenlikle çağırması demekse, burada yeni olan nedir, Yaradan ile dediği zaman, bu Yaradan’ı çağırmak için özel bir bilgiye sahip olmalı mı demektir?  ‘Yaradan, O’nu arayanlara yakındır’ ayeti, bunun istisnasız olduğu, yani O’nun, istisnasız, herkese yakın olduğu anlamına gelir. Ondan sonra ayet, önemli bir şart olarak ortaya sürülen bir koşulla sona erer. Bu koşul nedir? Kişi, O’nu içtenlikle çağırmalıdır! Bu, insandan beklenen, temel koşuldur.

İnsandan beklenen, ‘içtenlik’ denen bu temel koşula ilişkin olarak; birisi, diğer birisini çağırdığında, bu diğer kişi, onun kendisini sahtelikle çağırdığını bilirse, genelde, onun çağrısını görmezden gelmek durumundadır, çünkü sahtelikle çağırdığını bilir, bu yüzden, duymamış gibi yapar, zira bu sahte bir çağrıdır.

Öyleyse, insana gereken temel koşul nedir? Kuşkusuz, Yaradan söz konusu olduğunda, insana uygulanmayan özel şartlar olmalıdır ve bu koşul, O’nu içtenlikle çağırma zorunluluğumuz ise olabilecek en küçük şarttır. Gerçekten de, hakikat koşulunda özel bir niyet vardır ve bu niyete ‘içtenlikle’ denir.

Gerçeğin ne demek olduğunu anlamak için, bilgelerimizin şu sözlerini izlemeliyiz: ‘Gurur duyan herhangi biri için, ‘Yaradan der ki, ‘O ve Ben, aynı yerde yaşayamayız’. Kişi, kümese girer ve bir horozun diğerlerine gösteriş yaptığını görürse, bundan etkilenir mi? Baal HaSulam, Yaradan’ın hakikati sevdiğini ve sahteliğe tahammül edemediğini söylemiştir, yazıldığı gibi, ‘Yalan söyleyen, gözümün önünde duramaz’.

Gerçekten de, Yaradan, insanı, içindeki kendini-sevmek olan alma arzusuyla yaratmıştır. Bu, dünyada var olan bütün kötü arzuların, yani hırsızlığın, cinayetin ve savaşların kaynağıdır, bütün bunlar, insanın alma arzusundan kök bulur. Buna müteakip, Yaradan, insanı, mutlak alçaklıkta yaratmıştır ve kişi, gururludur, yani kendisinin diğerleri gibi olmadığını söyler. Bunu, kişinin yalan söylemesi izler ve hakikat, yalanlara tahammül edemez.

Yukarıdakilere göre, kişi ibadethaneye Yaradan’dan duasını duymasını istemek için gelir, zira güya Yaradan tarafından duyulmayı hak ediyordur; verilmeyi hak ediyordur, Yaradan tarafından ona diğerlerinden daha çok şey verilmesini hak ediyordur, işte o zaman Yaradan’dan uzaktır, çünkü yalan, hakikatten uzaktır. Kişinin, Yaradan’ı nasıl çağıracağını bilmiyor diye görülmesinin sebebi de budur, zira Yaradan’ı bir yalanla çağırıyor ve buna ‘uzak’, ‘yakın’ değil denir, manevi yasaya göre, ‘Yakınlığın anlamı, form eşitliğidir ve uzaklığın anlamı form eşitsizliğidir’.

Gerçek ve yalan arasındakinden daha büyük bir form eşitsizliği yoktur, bu, kişi, Yaradan’ı nasıl çağıracağını bilmiyor olarak kabul edilir. Yaradan, ona yakın değildir, çünkü dua boyunca isterken, yalan içindedir, zira başkalarındaki bütün kusurları gördüğünden, kendini diğerlerinden daha erdemli hissediyordur. Bu sebeple, Yaradan’ın ona yardım etmesini ister.

Ama aslında, bilgelerimizin söylediği gibidir (Kiduşin s 70), Kusur bulan, kusurludur ve bu dünyadan övgüyle söz etmez. Ve Şmuel şöyle dedi, ‘hatalar, kişinin kendi içindeki hatalardır’. Çünkü her daim diğerlerine bakan insanlar vardır. Eğer diğerleri, kişinin anladığı gibi öğreniyor ya da anladığı gibi dua ediyorsa o zaman diğerleri, iyidir. Kişi iyi değilse, işte o zaman diğerlerinde kusur bulur.

Bu, Baal HaSulam’ın söylediğine benzer, kıskançlar arasında bir alışkanlık vardır; eğer, birisi, (emirleri izlemede) ondan daha titiz ise, bu kişiye bağnaz yani çok aşırı denir. Bu kişiden bahsetmenin bir anlamı yoktur ve onunla ilgili düşünmek bile israftır. Ama eğer birisi, ondan daha az dindar ise, diğer kişinin çok gevşek olduğunu ve başkalarını da kirletmesin diye toplumdan uzaklaştırılma noktasına kadar ona baskı yapılması gerektiği söylenir.

Yaradan’a, erdemli olduğu için, kendisini daha yakına getirmesi için dua etmeye gelen kişi, Yaradan’dan uzaktır, yani Yaradan’la form eşitsizliğindedir, zira Yaradan’ın niteliği gerçek ve insanın niteliği ise tümüyle yalandır. Bundan dolayı, Yaradan kişiden uzak olarak kabul edilir ve bu yüzden onu duymaz.

Şöyle sormalıyız: Eğer, ‘bütün yeryüzü O’nun ihtişamıyla dolu’ ise, Yaradan’ın kişiden uzak olmasının anlamı nedir? Bu, bir diğerinden uzakta duran birisi gibidir ve onun sesini duymaz. Bu yüzden, maneviyatta, uzaklığın ve yakınlığın ölçüsünün, form eşitliğine ya da eşitsizliğine bağlı olduğu bilinir.

Ancak kişi, Yaradan’a dua etmek için gelir ve O’na şöyle derse, ‘Bana diğerlerinden daha fazla yardım etmelisin, zira diğerlerinin, Senin yardımına o kadar da ihtiyacı yok, çünkü onlar benden daha nitelikliler ve benim gibi kendini-sevmeye batmış değiller ve benden daha iyi öz-disiplinleri var. Ve geriye kalan insanlardan daha fazla benim, Senin yardımına ihtiyacım olduğunu görüyorum, zira alçaklığımı, Sana, herkesten daha fazla uzak olduğumu hissediyorum ve şu yazılanları hissetmeye başladım: ‘Senden başka kurtuluşumuz ve bizi Kral’a götürecek kimse yok”.

Dolayısıyla kişinin iddiası gerçektir ve Yaradan, bu tür iddiaları, gerçek olduklarından, hoş görür. Bununla ilgili şöyle söylenmiştir, ‘Ben, onların kirliliklerinin tam ortasında, onlarla yaşayan Efendinizim’. Yani, kirliliğin kaynağı olan kendini-sevmeye batmalarına rağmen, kişinin, gerçek olan bir iddiası olduğundan, Yaradan ona yakındır, çünkü gerçek, form eşitliği demektir ve form eşitliği, ‘yakın’ olarak adlandırılır.

Bu vesileyle Kutsal Zohar’ın, şu sorgulamasını anlayabiliriz; Yaradan’ı nasıl çağıracağını bilmeyen kişinin, ibadethaneye gitmesi için bir sebebi yoktur, zira Yaradan sesini duymayacaktır, zira O’na nasıl sesleneceğini bilmiyorsa, Yaradan’dan uzaktır.  Ve kafa karıştıran diğer şey, bunun şu ayetle çelişmesidir, ‘Efendi yüksektir ve alçak görecektir’ (Mezmurlar 138).  Ve ‘alçak’ ne demektir? Hiçbir şey bilmeyen ve hatta O’nu nasıl çağıracağını dahi bilmeyendir ve bu kişi bile görecektir.

Yukarıdakilerle, kişinin, gerçek manevi safhasından başka bir şey -kendisine yardım edecek herhangi bir bilgeliğe ya da ahlaki kurala ihtiyacı olmadığını ve dünyada olabilecek en kötü koşulda olabileceğini anlıyoruz. Ve Yaradan ona yardım etmezse kişi, kaybolur. Bilmesi gereken tek şey, şudur; hiçbir şey bilmemektedir ve herkesten daha aşağı durumdadır. Eğer kişi, bunu hissetmez ve kendisinden daha kötü insanların olduğunu düşünürse, işte o zaman, zaten yalanın içindedir ve Yaradan’dan uzaktır.

Bununla sorduğumuz ikinci soruyu anlayacağız: ‘Yaradan’ı nasıl çağıracağını bilmek için kişi ne yapabilir? Bilmek için kişi, neyi öğrenmelidir? Bu safhada, kişiye özel bir şey öğrenmesi gerekmediği, basitçe gerçeğin yolunda yürümeye çalışması söylenmiştir ve o zaman dua edecek şeyi olacak, yani lüks için değil, gereklilik için dua edecektir. Yazıldığı gibi (Mezmurlar, 33), ‘Bak, Efendi’nin gözleri, ruhlarını ölümden kurtarmak ve kıtlıkta, sıkıntıda onları hayatta tutmak için, O’ndan korkanların, O’nun merhametini umanların üzerindedir’ ya da basitçe, kişinin manevi yaşama ihtiyacı var.

Bu vesileyle şu ayeti yorumlayacağız, ‘Efendi, O’nu çağıran herkesin yanındadır’, bu istisnasızdır. Ve saptadığı koşul, ‘içtenlikle O’nu çağıran herkes’, özel bir koşul olarak kabul edilmez. Çocuklar arasında bile, biri diğerini çağırırsa ve diğeri çağıranın yalan söylediğini bilirse, onu umursamayacaktır. Ama burada, Yaradan söz konusu olduğunda, doğru meselesinin neyle ilgili olduğunu bilmeliyiz. Kişinin kendisi için gerçek ve yalan durumun ne olduğunu bilmesi zordur, zira kişi gerçeği göremez. Bu nedenle, kişinin ona rehberlik edecek ve neye sahip olduğunu, neyin eksik olduğunu ve hatta gerçeğe ulaşmasını engelleyen fazlalıkları ona söyleyecek bir rehbere ihtiyacı vardır.

Bu, ‘O mevcutken, Efendi’yi ara; O, yakınken, O’nu çağır’ ayetinin anlamıdır. Şüphe yok ki, O yakınken, O’nu buluruz. Ancak ‘yakın’ denilen yer neresidir? Yukarıda söylendiği gibi, ‘Gerçekte, içtenlikle O’nu çağırmak’. Eğer kişi, O’nu kendi gerçek seviyesinde çağırırsa, O’nu bulur.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,298