e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Hukat [Kural]

Bu Hukukun Kuralıdır

1) “Bu hukukun kuralıdır.” “Ve bu Musa’nın İsrail oğullarına koyduğu hukuktur.” Bunlar Tora’nın kutsal sözleridir. Bunlar üstündür; tatlıdır, yazıldığı üzere, “Onlar altından daha çok istek duyulandır, evet, altından çok daha saf ve baldan daha tatlıdır.” Tora’yla uğraşan birisi, sanki her gün Sina Dağının yanında duruyor ve her gün Tora alıyormuş gibidir, yazıldığı üzere, “Bugün sen insan oldun.”

2) Burada şu yazılmıştır “Ve bu hukukun kuralıdır.” Aynı zamanda, “Kuralı” diye değil, ama “Bu hukuktur,” diye yazılmıştır. Bunlar arasında ne fark vardır? “Bu hukuktur” her şeyin tek bir birleşme içinde olduğunu gösterir, Yaratanın, ZA’nın içine Malhut, Knesset İsrail de dâhildir, böylece hepsi bir olacaklardır. Bu nedenle “Ve bu hukuktur.”

“Ve bu” da neden ek bir Vav vardır? Bu, bütün bunların ayrım olmaksızın bir olduğunu gösterir. “Ve bu” geneli ve özeli beraberce içerir, Vav erkek, ZA, genel olduğu ve “bu” dişi, Malhut, özel olduğu için. Bu nedenle, ZA ve Nukva’nın tek bir birleşmede olduğunu işaret etmek için “Ve bu kanundur,” diye yazılmıştır. Ama ek Vav olmadan “bu,” hukukun kuralıdır, Malhut “kural” diye adlandırılır, ZA’dan gelen, Tora [“hukuk” ve “Tora” eşanlamlıdır] diye adlandırılır. Ancak, Tora’nın kendisi değil, ZA, ama yalnızca Tora’nın Din’i [yargısı], Tora’nın fermanı Malhut’dur.

3) Yazılmıştır ki, “Bu Levi’lere ait olandır.” Sol taraftan, Din tarafından geldikleri için, Rahamim, ZA tarafından değil, ama sol taraftan yapılmış olan Malhut’dan geldikleri için, Vav ile “Ve bu” diye yazılmaz. Bu nedenle Vav’sız “bu” yazılır, ZA’sız Malhut. Ancak, “Ve bunu onlara yap ki yaşayabilsinler,” “Bu” Vav’ladır. Bu Levi’ler için söylenmiştir, Levi’ler “Ve bu” değil ama “bu,”dur.

Şüphesiz, onlar “Ve bu,”durlar, çünkü ölüm iksirini tutanın, onun içine hayat iksiri de katmadığı sürece öleceği kesindir. Bu nedenle “Ve bunu onlara yap ki yaşayabilsinler,” diye yazılmıştır,” böylece “bu,” Malhut, ölüm ağacı, Vav ile, ZA, hayat ağacı ile birleşecektir ve böylece hayat iksiri ona karıştırıldığı için onlar ölmeyeceklerdir. Bu nedenle “Ve bunu onlara yap ki yaşayabilsinler, ölmesinler,” bu nedenle onların “bu”na değil ama “Ve bu”na ihtiyaçları vardır.

Bu nedenle şu “Ve bu hukuktur” sözleri onun tek bir birleşmede olduğuna işaret eder, tam birleşme, erkek ve dişinin tek bir olarak dahil olduğu, Vav-Hey. Ama Vav [ve] olmaksızın yalnız “bu” tek başına, ZA olmaksızın Malhut’dur. Onun hakkında “Bu hukukun kuralıdır.” diye yazılmıştır.

Ayakkabısını Çıkaran Adam

5) “Ve bu İsrail’in kefaret ve değiş tokuşla ilgili olarak herhangi bir konuyu onaylamasından önce idi: bir adam ayakkabılarını çıkardı ve başka birine verdi.” Eğer, Tora’nın hükmünde, ilk olan bir ayakkabı kullanarak her şeyi satın almak için anlaşmış olsa idi, sonda olanlar gelir ve bunu iptal ederdi. Sormalıyız, “Neden onu iptal ederlerdi? En sonunda, Tora’nın bir sözünü iptal eden, tüm dünyayı yok etmiş gibi olur.” Ve bu eğer Tora’nın hukuku ile değil, ama yalnızca anlaşma ile idi ise, şunu sormalıyız, “Buradaki neden özellikle bir ayakkabıdır, ama başka bir şey değildir?”

6) Bu kesinlikle Tora’nın hukuku ile idi ve yüksek bir anlam ile yapılmıştı. Çünkü ilk olanlar sahte dürüstler oldukları için, bu konu, onlar arasında ortaya çıktı. Ama kötüler dünyada çoğaldıkça, bu konu başka türlü oldu, bu konuyu örtmek için, bunlar yüksek anlamlardır.

7) “Ve dedi ki, “Buraya yakın gelme; ayağından ayakkabılarını çıkar.” Buradaki neden ayakkabıdır? Bunun nedeni şudur ki, ona karısından ayrılıp başka bir kadınla- yukarının kutsal ışığı, Şehina ile- birleşmesi için emir vermiştir.

8) Ayakkabı onu farklı bir yere yerleştirir. Onu alan kişi, veren kişiyi bu dünyadan alır ve onu başka bir dünyaya yerleştirir. Bu nedenle, rüyasında kişiye bir ölünün verdiği her şey iyidir. Ama evden bir şey alırsa, ayakkabıları gibi bir şey alırsa bu kötüdür, bu bacağını hareket ettirmiş olduğuna işaret eder, kişinin varlığını, bu dünyadan kaldırıp ve onu ölülerin kaldığı başka bir dünyaya aldığına işaret eder. Bunun nedeni şudur, çünkü ayakkabı bacağına işaret eder, bu onun var oluşudur, yazıldığı üzere, “Oh prensin kızı, ayakkabılarının içinde adımların ne kadar da güzeldir.”

9) Ölü onu aldığı zaman, bu onun ölülerin yerine taşındığına işaret eder. Ama canlı birisi ayakkabılarını çıkarır ve onu başka birine, sahip olması için verirse, bu, mülkiyet, birinin mülkiyetinden başka birinin mülkiyetine taşındığı için, üst fermanı etkiler. Bir ayakkabının Halitzah’ı [“kaldırmak”, dul tarafından serbest bırakılmak] başka bir ayakkabıdır, yukarıda da böyledir.

10) Bu ölü, bu dünyadan, çocuksuz olarak ayrıldığı zaman, prensin kızı, Malhut, onu kendine toplamaz. Aksine, dünyada hiçbir yer bulamayarak yürür ve dolaşır ve Yaratan ona acır ve ağabeyine onun kefaretini ödemesini emreder ve böylece o başka bir dozda geri dönebilir ve düzeltilebilir, yani bunun anlamı tekrar dünyaya gelir, yazıldığı üzere “Ve insan tekrar toza dönecektir.”

11) Eğer bu kurtarıcı, [kardeşinin] karısı ile evlenmek için, kardeşini bu dünyada hayata döndürmek istemezse, o zaman yeni doğan oğul olarak yeniden hayata gelir, bacağına bir ayakkabı bağlanmak zorundadır ve bu kadın onu serbest bırakmalıdır ve bu ayakkabıyı kendisi almalıdır. Ve peki neden bir ayakkabı? Bir ölüye ait olduğu kabul edildiği için bu ayakkabı ölü içindir. Yaşayan kardeşinin ayağına yerleştirilmiştir ve bu kadın [evlendiği ve kardeşinin dul karısı olan] bu ayakkabıyı kendisi alır, bu hareketi ile ölünün yaşayanlar arasına döndüğünü göstermek için. Ayakkabı, bu kadının [bu dulun], evlilik nesnesinin, yaşayan kardeşin ayağına bağlandığına işaret eder, ölü kardeşini yaşayanlar arasına getirmek için, böylece kardeşi, yeni doğan oğlu olarak yeniden dünyaya gelir.

12) Bu rüyada ölünün yaşayandan aldığı bu ayakkabının tersinedir, orada bu ayakkabıyı alarak bu dünyada yaşayan birini bu dünyadan öteki dünyaya- o ölülerin dünyasına- yerleştirir. Şimdi burada Halitzah’ın ayakkabısı ile yaşayan ölüden alır. Bu nedenle, bu ayakkabı ile, yaşayan kadın, ölüyü öteki dünyadan bu dünyaya, yaşayanların arasına aldığı için, bu ölü yaşayanların arasına gider, kardeşi ile evlenerek doğuracağı oğulda yeniden hayata dönecektir. Ve şimdi o evlenmek istemez, kadın onu, kadının kocasının tacı olduğunu göstermek için ona, Şehina’ya götürür, onu alması ve kabul etmesi için.

13) Ölünün bedeninin sükûnet bulduğunu göstermek için bu ayakkabı yere atılmalıdır. O zaman veya bir süre sonra, Yaratan ona acıyacak ve onu öteki dünyaya kabul edecektir. Aynı zamanda, kadının elinde ayakkabının yere vurulması da ölünün bu dünyanın başka bir tozundan tekrar yapılacağını, yani yeniden hayata geleceğini gösterir. Ve şimdi önce geldiği toza geri dönecektir. Sonra bu kadının başka bir tohum yapmasına izin verilecektir.

14) Böylece, bu mülkiyeti tutmak isteyen ayakkabısını alır ve başka birine verir, mülkiyeti onunla birlikte tutmak için, yazıldığı üzere, “Ve bu İsrail’in kefaret ve değiş tokuşla ilgili olarak herhangi bir konuyu onaylamasından önce idi.” “Ve bu”, Malhut, her şeyin bütününde durur. “İsrail’in … önce,” onların alçakgönüllü ve kutsal oldukları zamandır. “Herhangi bir konuyu onaylaması”, üst Zivug’a, Yesod ve Malhut’a işaret eder, çünkü “herhangi” Yesod’dur, “konu” Malhut’dur, bu niyet edildiği gibidir. “Ve bu İsrail’in kanıtı idi.” Bu sadece ayakkabı ile bir mülk edinme rızası değildi ve bunu kendi uzlaşmaları ile yaptılar. Aksine, bu yüksek niyettir, böylece aşağıdaki çalışmaları, yukarıdaki niyete göre olacaktı, bu Yesod ve Malhut arasındaki bir Zivug, üst niyet demek olur.

15) Kötüler dünyada çoğaldıkça, elbiselerin kenarı ile bir mülk yaparak bu konuyu başka yolla kapattılar. Bu elbise yüksek düzeltmedir, ZA’dir ve elbisenin kenarı, Malhut’dur, bu “kenar” diye adlandırılır, ZA ve Malhut’un Zivug’u demek olur, ayakkabı gibi. Yazılmıştır ki “Ve babasının etekliğini açmayacaktır.” Böylece, bu kadın “kenar” diye adlandırılır.

Bu Hukukun Kuralıdır

16) “Bu hukukun kuralıdır.” “Bu” sözleşmenin işaretidir, “bu” diye adlandırılır. Birbirlerinden ayrılmadılar. Bu şöyledir, “bu” [Zot], Malhut, sözcüğüne bu dünya “bu” [Ze], Yesod sözcüğü de dahildir. Bu Yesod ve Malhut’un birbirinden ayrılmadıklarına işaret eder. Nukva’dan erkeğe geliriz, bundan dolayı “Niyeti tut ve hatırla,” erkek ve dişi beraberce bağlanır. “Bu hukukun kuralı.” “Tora’nın hukuku; ‘kural’ nedir?” denilmeliydi.

17) Malhut bir kuraldır. Hey harfinin bir Dalet olduğunu aydınlığa kavuşturur. Ama Tav beraber birleşmiş Dalet ve Nun’dur. Aynı zamanda Nun, Nun diye adlandırılır, Nun, Vav, Nun ile yazıldığı üzere, “Ve birbirinizi aldatmayın,” Nun Honaah [aldatma/hile] kelimesindendir. Şimdi o parlak bir yüzledir. Bununla beraber, arkasından onları tüketmek ve öldürmek için insanları aldatır. Der ki, “Yanlış bir şey yapmadım.”

Bu nedenle böyle, Nun, Vav, Nun diye, Honaah’da [hilede]- bu Nun için söylenir- olduğu gibi adlandırılır. Tav her şeyin bir arada olmasıdır. Dalet, Nun. Reish-Yod-Shin ve Dalet-Lamed-Tav aynı şey oldukları için Dalet Nun, Nun ve Reish gibidir. Her ikisi de fakirdirler ve oyma ile yazılmış harflerin içindedirler, “kural,” onun içinde yönetimin harfleri ve Tav vardır.

“Bu” Malhut olduğu için, yazmak için yeterli olmalı idi, “Bu hukukun kuralıdır.” Bu mısra neden, Vav ile, [hukukun] Tora’nın “kuralı”, diye gelişir? Tav “hukuk” diye adlandırılana bir lezzet veriyor. Bunun nedeni şudur, çünkü Tav harfinin şekli, iki harfin, Dalet ve Nun’un bağlanmasıdır, burada Dalet, Hassadim’sız Hohma gibi, sol çizgiden uzanan Dinim-de-Dehura’ya işaret eder. Nun, içinde Dinim-de-Masah olan Dinim-de-Nukva’yı işaret eder ve kural Dalet-de-Nun’un hukukudur, bu iki çeşit Dinim’in içine oyarak yazılmıştır.

Bundan çıkan, Hey harfi Dalet idi. HaVaYaH ismindeki Hey, önceden Dalet idi, yani ilk önce o sağ olmaksızın solda idi, o zaman yoksul ve yetersizdi ve bu nedenle Dalet diye adlandırılırdı [Dalut (yoksulluk) kelimesinden]. Ama Tav, Dalet ve Nun’un birleşmesidir.

Tav’ın biçiminde iki harf vardır, Dalet ve Nun. Nun yılan gibi çarpar, tüketir ve öldürür. Der ki, “Yanlış bir şey yapmadım.” O Sitra-Ahra’nın yakaladığı Dinim-de-Nukva’dır. Malhut’un yüzü parladığı zaman, bu dünyanın insanları kışkırtıyor ve öyle değildir, ama yılan gibi çarpar. Bu nedenle, Nun hakkında söylenen, Honaah [hile] kelimesinden, Nun, Vav, Nun ile “öyle” diye adlandırılır.

Tav her şeyin bir arada olmasıdır, Dalet Nun. Tav’ın biçiminde Dalet ve Nun bir arada vardır, iki çeşit Dinim: de-Dechura ve de-Nukva. Eğer Tav’ın biçimi Reish Nun’dur derseniz, o buna, Reyş-Yod-Shin ve Dalet-Lamed-Tav aynı şey olduğu için Dalet Nun, Nun Reyş’e benzer, der. Her ikisi de yoksulluğa ve yetersizliğe işaret eder, bu da Dinim-de-Dehura’dır, “yoksulluk” ve “yetersizlik” sözcüklerinden dolayı Reyş de yoksulluk demek olduğu için. Bundan dolayı, Tav’ın biçiminin Dalet Nun veya Reyş Nun olması arasında bir fark yoktur, çünkü her ikisinin de aynı anlamı vardır, Dinim-de-Nukva ve Dinim-de-Dehura’ya işaret eder. Oyularak yazılmış harflerde, kuralda Hok [hukuk] ve Tav’ın harfleri vardır, bunun anlamı, Dinim-de-Dehura hukuku ve Dinim-de-Nukva hukuku, Tav’a dahil edilmiştir demektir. Hok ve Tav tek bir sözcüktür, Dinim-de-Malhut’u işaret eder.

Kırmızı Düve

18) “Sana, onda hiçbir kusur olmayan, saf bir kırmızı düve getirirler.” Bu düve arındırmak için gelir, saf olmayanı- soldan alan Malhut’u- arındırmak için. Solda öküz, Gevura-de-ZA, yazıldığı üzere, “Ve bir öküzün yüzü solda.” “Kırmızı” gül gibi kırmızı demektir, yazıldığı üzere, “Dikenlerin arasındaki bir gül gibi.” Sol çizginin Dinim’i “kırmızı” diye adlandırıldığından, kırmızı Din’in hükmüdür.

19) “Kusuru olmayan,” Zohar’da bu konuda söylendiği üzere, “Kusuru olmayan bir öküz, süsen (boynuz atan) bir öküz.” Kusuru olmayan bir öküz, zayıf Din demektir. Süsen bir öküz haşin Din demektir. Burada da kusuru olmayan, zayıf Din, aşağı Gevura, Malhut demektir. Üst Gevura, Gevura-de-ZA, kuvvetli ve haşin olan eldir.

Sol taraf “bir öküz” diye adlandırılır. Hohma’nın aydınlığının soldan uzandığı bilinir. Ancak, bu yalnızca aşağıdan yukarıya gelen dişi ışık, Malhut’dur. Bu, aşağıdan yukarıya olduğu için, “Kusuru olmayan bir öküz,” zayıf Din diye adlandırılır. Ama yukarıdan aşağıya aydınlatan erkek ışık, ZA’nın sol çizgisi, Gevura-de-ZA için, bu ışığa genişlemek yasaklanmıştır. Bu nedenle haşin Din diye ve “süsen bir öküz” adlandırılmıştır.

20) “Onda hiçbir kusur olmayan,” yazıldığı üzere, “Siz hepiniz çok güzelsiniz, karım, sende hiçbir kusur yok.” Çünkü o Hohma’nın aydınlığı içinde aydınlatır, “güzel” diye adlandırılır, çünkü Hohma’nın ışığı ile tüm kusurlar şifa bulur. “Onun üzerine boyunduruk hiçbir zaman yerleştirilmemiştir.” Vav’sız “boyunduruk” diye yazılır, yazıldığı üzere şöyledir, “Yukarıya çıkmış olan kişi bildirir,” o “Şu İsrail içinde barışsever ve sadık olanlar,” dan olduğu için ve o onun üstünde değil ama onunla olduğu için. “Onun üzerine boyunduruk hiçbir zaman yerleştirilmemiştir.” yazıldığı üzere, “İsrail’in bakiresi,” “Bir bakire ve hiçbir erkek onu bilmedi.”

Malhut içinde iki durum vardır: 1) O yaradılış işinin dördüncü gününde olduğu gibiydi; iki büyük ışık, ZA ve Malhut Bina’nın iki çizgisini -ZA Bina’nın sağ çizgisini ve Malhut Bina’nın sol çizgisini- giydiği zamanda olduğu gibiydi. O zaman, Malhut ZA’dan değil ama ZA ile aynı yerden, Bina’dan aldığı için, Malhut ZA kadar büyüktü. 2) Ayın küçülmesinden sonra, o da küçüldü ve ZA’dan almağa, ZA’nın aşağısına gitti.

Birinci durumda ikinci durumdan daha büyük bir erdem vardır, çünkü birinci durumda, ZA gibi, bu kademenin bütünlüğü içindedir. Ancak, sonra o Hassadim’siz olarak Hohma’da olduğu için büyük bir geri gitme vardır. Bu nedenle o şikâyet eder. İkinci durumda da o zaman ZA’dan Hesed aldığı için, bir erdem vardır, çünkü Hohma’nın aydınlığı onun içinde giyinir ve bol bol aydınlatır. Ancak, küçülmesi ve ZA’dan aşağı kademede olması nedeni ile, kendisine ait hiçbir şeyi olmayıp ancak ZA’dan aldığının olması nedeni ile biraz geri gitme vardır.

Kırmızı düve, ilk durumda, yazıldığı üzere, “Onda hiçbir kusur olmayan” Malhut’dur. Yazıldığı üzere, “Siz hepiniz çok güzelsiniz, karım, sende hiçbir kusur yok,” sonrası için, ilk durumda, Bina’nın sol çizgisini giyindiği ve ondan Hohma’yı aldığı zaman, Hohma’nın onun içinde aydınlatamamasına rağmen, o kendi içinde tamamen mükemmeldir ve onda hiç kusur yoktur. Aynı zamanda, Bina’nın sol çizgisinden emdiği Hohma’nın aydınlatması nedeni ile tümüyle güzeldir.

“Onun üzerine boyunduruk hiçbir zaman yerleştirilmemiştir.” “Üzerine” Vav’sız yazılmıştır, yazıldığı üzere, “Yukarı çıkmış olan adam,” da “yukarı çıkmış,” ta “yukarı” diye adlandırılan Hesed anlamındadır. İlk durumda, Malhut henüz, “yukarıda” diye adlandırılan, kendi Hesed ışığını, ZA’dan almamıştır. Aksine, o zaman, Hassadim’siz olarak Hohma’dadır.

İlk durumda, Malhut “inanç” diye adlandırılır ve ZA “İsrail” diye adlandırılır. Onlar tek bir bütünlük içindedirler, bu “Şu İsrail içinde barışsever ve sadık olanlar,” adına işaret eder. Bu şu nedenledir çünkü ilk durumda Malhut, ZA kadar büyük ve tamdır, böylece ZA ile çiftleşmeğe ihtiyacı yoktur, çünkü Bina’dan kendi alır, yazıldığı üzere, “Onun üzerine boyunduruk” bu ZA’dır”… Yerleştirilmemiştir.” Onun üstünde değil ama onunla olduğu için, çünkü o zaman, ZA Malhut’un yukarısında olmadığı, ama Malhut ile aynı kademede olduğu için.

“Onun üzerine boyunduruk hiçbir zaman yerleştirilmemiştir.” yazıldığı üzere, “İsrail’in bakiresi” ve aynı zamanda “Bir bakire ve hiçbir erkek onu bilmez,” çünkü ilk durumda Malhut bakiredir, ZA ile çiftleşmez, ama bolluğu Bina’dan alır. Bu nedenle, onun üzerine boyunduruk, yani ZA yerleştirilmediği için, Malhut bir bakiredir.

Düveyi kül olana kadar yakma konusu; ilk durum mevcuttur ve o bir noktaya indirgenmiştir ve ikinci durumda tekrar yapılmıştır ve onun tüm varlığı bu durumdadır, anlamına gelir.

21) Çünkü onun buyruğu yüksek keşişlerde değil ama yardımcılardan olduğu için “Ve onu Elazar’a vereceksin.” Aaron’a değil ama Elazar’a, çünkü Aaron kraliçenin en iyi adamı idi, bu nedenle düvenin işleri, bunlar Din’dir uygun değildir. Daha da ötesi, Aaron saf olan taraftan değil ama kutsal olan taraftan gelir, kırmızı düve saflık için olduğu için ona verilmedi.

22) Bu düve hakkındaki her şey, Malhut, yedi içindedir, yedi çamaşır yıkama, vb., çünkü Malhut Şmita’nın [bağışlamanın] yedi yılıdır, bu yedi Sefirot’u HGT NHYM içerir. Bat-Şeba [yedinin kızı] diye adlandırılır. Bu nedenle bütün çalışmalar yedi içindedir. Bu düvenin yapıldığı her şey, kutsamak için değil, ama arındırmak içindir. Keşişlerin yardımcısına, Elazar’a verilmiş olmakla birlikte, o ne boğaz keser nede yakar, böylece onun tarafından hiçbir Din gelmeyecektir. Aron’la daha da bu böyledir, o Elazar’dan daha tam bir kademedir, orada olması gerekmez ve orada bulunmaz.

23) Bu düve kül olduğu zaman, sedir ağacı, mercanköşk ve kırmızı ona atılmalıdır. Temiz bir adam, kutsal olan biri değil, kamp dışında temiz bir yer seçmelidir, ilk önceden kirli olmayan temiz olarak kabul edilmez.

24) Tüm alt Dinim ve tüm tarafından gelenler güçlerini, ilk durumda olduğu gibi öteki taraftan, soldan emdiği zamandaki Malhut’dan aldıkları için, “Saf olmayan için su, bir günah adağıdır.” O Din içinde oturur, yazıldığı üzere, “Kan ile dolu ve yağla doymuştur.” O zaman Tumaa tarafındaki tüm Dinim uyanır ve yükselir ve dünyada bulunur.

Düveyi yakma eylemi aşağıda yapıldığı ve tüm bu Din düve üzerinde infaz edildiği ve sedir ağacı, mercanköşk ve kırmızı ona atıldığı zaman, Tumaa tarafındaki güç zayıflar. Her nerede iseler, oradan kopar, zayıflar ve kaçarlar, sanki güçleri kırılmış ve onları çökertmiş gibidir, düvenin yakıldığı zamanda olmuş olan gibi.

25) Bu nedenle “Saf olmayan için su,” diye adlandırılırlar, bu, dünya Din içinde iken ve Tumaa adet görürken olduğu gibi Tumaa tarafı dünyada yayılırken, arındırmak için su anlamına gelir. Burada her tür saf olmamak ve her tür saflık dâhil edilmiştir. Bu nedenle, saf olmamak ve saflık Tora’nın en yüksek kuralıdır.

26) “Saf bir kırmızı düve.” Şabat’da, boğa ile saban sürmek yasaktır, yazıldığı üzere, “Sabancılar benim sırtımda saban sürerler.” Aşağı Şehina, Malhut, Gevura’nın bölümünde kırmızı düvedir. O, Hesed’in, Abraham’ın bölümünde saftır, onun hakkında “Önümde yürü ve tamam ol.” yazılmıştır. Orta sütunda, sol ve sağı birleştiren ZA’da, “Hiçbir kusur olmayan,”dır. Üst Şehina’da, özgürlükte, Bina’da “Onun üzerine boyunduruk hiçbir zaman yerleştirilmemiştir.” Her şeyi içeren Malhut’un yönettiği yerde, “Ama yaklaşan yabancı infaz edilecektir,” Cehennemin tarafından olan Sitra-Ahra’nın ya da Satan’nın ya da sabotajcının ya da ölüm meleğinin yönetme izni yoktur.

Akarsular içinde kaynaklar yollayan

27) “Akarsular içinde kaynaklar yollayan… onlar benim otlaklarımdaki tüm hayvanlara içecek verirler.” Kral David bu mısraları kutsal bir neşe ile söyledi, onlar dikkate alınmalıdır. Üst Hohma oymalarının içinde dövdüğü zaman, üst HB çiftleştiği zaman, her ne kadar üst Hohma saklı olanların hepsinden daha saklı olmasına rağmen, Yod, üst HB’deki Avir’den- bunlar üst AVI’dır- çıkıp gelmediği için bu nehrin uzayıp çıktığı bir açılıştır. Üst geçitlerle doludur, bunlar Bina, YESHSUT’dur, bunun içinden Yod çıkar Avir ve Hohma’ya gelir ve Hassadim onlardan dışarı akar.

28) O, bu üst AVI ile YESHSUT konusunu, bir pınar ile ondan kaynaklar, dereler ve nehirler uzanan büyük bir gölü dolduran bir su kaynağı ile karşılaştırır. Benzer olarak AVI ve YESHSUT tanınmayan zayıf biri içindir, üst AVI’nın Yesodot’unun [Yesod’un çoğulu] Zivug’unda, bunlar tanınmayanlardır, bunlardan Yod çıkıp Avir’e gelmez. Bu nehir uzayıp gelir, Eden’den, Katnut zamanında Rosh-de-AA’dan çıkan ve Gadlut zamanında Rosh-de-AA’ya dönen Bina’dan uzayıp gelerek.

Bu geçit ve geliş ile, bu derin dereyi, YESHSUT’u doldurur, tıpkı bu pınar ve bu kaynak ile- bunlar üst AVI’dir- doldurulan bu büyük su gölü gibi. Buradan, ZA ve Malhut’a çaylar ve dereler uzanır ve onu Hohma ve Malhut ile doldurur, yazıldığı üzere, “Akarsular içinde kaynaklar yollayan.” Bunlar ZA’nın yüksek ve kutsal nehirleridir, saf trabzon hurması.

HGT-de-ZA’nın aldığı saf hava, üst AVI’den saf trabzon hurmasıdır. Yazıldığı üzere, “Dağların arasından giderler,” HGT-de-ZA, bunlar dağlar diye adlandırılırlar, bunlardan Malhut alır. Aynı zamanda, ZA ve Malhut her ikisi de uzayıp gelen bu kutsal üst dereden, bu YESHSUT’dur, içerler.

29) ZA ve Malhut içmiş olduğu zaman, “Onlar benim otlaklarımdaki tüm hayvanlara içecek verirler.” yazıldığı üzere, “Ve orada ayrıldı ve dört başlı oldu.” Bu dört baş, “Benim otlaklarımdaki tüm hayvanlar,”dır, bunlar dört hayvandır, öküz, kartal, aslan ve insan, bunlar Malhut’un Merkava’sıdır [yapısı/arabası].

Bunlar BYA içindeki kampların ve ev sahiplerinin hepsidir, onların içinde Shadai [Her şeye kadir, burada ‘otlaklarım’ ile aynı yazılıştadır], yani Shadai diye çağırılan Matat en üstünüdür. Onu, bir Kamatz ile “Benim otlaklarım” diye okuma ama Matat’ın aldığı ve ismi kendisinin, dünyanın Yesod’undan [temelinden] tamamladığı gibi doğru bir noktalama işareti [Shin] ile oku. Bunun nedeni şudur, çünkü Shadai ismi Yesod-de-ZA içindedir ve çünkü Matat Yesod-de-ZA’e Merkava olduğu için bu ismi alır.

30) “Vahşi eşekler susuzluklarını giderecekler.” Bunlar için şöyle yazılmıştır, bu hayvanın şevki tekerleklerde olduğu için, “Ve tekerlekler onlara karşı yükselecek.” Hayvan, “Benim otlaklarımdaki tüm hayvanlar”dır ve dört tanedir ve her biri dünyanın dört yönü arasından birine doğrudur ve “hayvan” diye adlandırılır. Tekerlekler dört tanedir, her biri bir hayvan içindir.

Aynı zamanda, tekerleklerden her biri, yalnızca onda yürüyen hayvanın şevki ile gider. Her bir tekerlek hayvanlarda, onun karşıtı olan Behina’nın [muhakeme] şevkindendir. Ve bu hayvanlara ve tekerleklere içmek için yüksek iksirden verilince, içecek verilen tüm diğer ev sahipleri tatmin olur ve kendi kökleri ile köklere vururlar. Bu belli kademede olanlarla birleşir, yazıldığı üzere, “Göklerin kuşları onların üzerinde durur; Onun çatı katından dağları sulayarak seslerini dallar arasından yükseltirler.” Bunlar üst kademelerin geri kalanlarıdır.

31) Tüm bunlardan sonra, yukarıdakilerin hepsi ve aşağıdakilerin hepsi AVI’den aldıkları bollukla dolduktan sonra, yazılmıştır ki, “Bu topraklar senin çalışmalarının meyveleriyle doyacaktır.” Bu yukarıdaki kutsal topraklardır, Malhut’dur. O kutsandığı zaman, bütün çalışmalar kutsanır ve mutluluk verir. Bu derenin iksirinde kutsamalar bulunduğu zaman, kaynak, AVI, hepsinin en derin olanı, ona adanmış olan bolluk olan, soldaki Hohma’nın aydınlığı yukarıda olanların ve aşağıda olanların, üst AVI’deki Hassadim’in yeterli olan bolluğu ile doldurulmasından sonra, bunun dışında, Malhut içinde belirmez.

32) Kutsamalar, Hassadim, dünyaya inmek için mevcut olmadığı zaman ve Malhut Hohma’nın solundan Hassadim’siz aldığı zaman, dünya- Malhut- Din içinde oturur. Sol taraftan bir ruh hali uyanır ve dünyaya yayılır birkaç alay sabotajcı melek dünyada bulunur ve insanların üstünde oturur. Bunun nedeni şudur, çünkü Hohma Hassadim’siz olduğu zaman, tüm sert Dinim ondan yayılır ve bu ruh hali onları bozar, tıpkı kişi öldüğü zaman Tumaa ruh hali onun üstünde olduğu zamanki gibi. Bu solun ruh haline yaklaşan birisi için de aynı şekildedir.

33) “Yüzünü saklarsın, onlar umutsuzluğa düşerler,” kademelere su verilmediği için, bu dünyada da kutsama olmayacak, “Senin yüzün” yani Hassadim olduğu için, kutsamalar olacak. O zaman, “Ruhlarını aldığında yok olurlar,” bunun anlamı başka bir ruh uyandı- sol taraftan- ve Tumaa’nın ruhu insanların üstündedir, bu ölmüş olanların, bu onlarla beraber olanların ve geri kalan insanların üstündedir.

Tumaa ruhu tüm dünya üzerinde yayılır. Onların şifa bulması yazıldığı üzere, “Ve onlar küllerine dönecekler.” Bu onun içinde arındırmak için günahın yakılmasıdır. Hepsi külden gelmişti, güneşin tekerleği bile.

Aşağıdaki günahlar Hassadim’in Malhut’dan ayrılmasına neden olduğu zaman ve ZA ve Malhut arasında ayrılık meydana geldiği zaman, Malhut sağ olmaksızın soldan emer, ilk durumda olduğu gibi. Böylece sol yukarıdan aşağıya aydınlatır, bu, dünyayı kirleten saf olmayanın ruhudur ve bu ruha yaklaşan herkes ölü olarak kabul edilir.

Üç Behinot [muhakeme] vardır: 1) Şu ölmüş olan ve bu ruhu yukarıdan aşağıya uzatmış olanlar. 2) Şu onlarla beraber olan ve uzatıldıktan sonra onu almış olanlar. 3) Onu almamış olan geri kalan insanlar, ama bunu niyet etmeden uygulayanlar.

“Onların şifa bulması yazıldığı üzere, “Arındırma yakmasının küllerinden,”” Bu günahın yakılmasıdır. Kırmızı bir düve, Malhut’un ilk durumunun uzantısıdır, Malhut’a geçmiş olan tüm sert Dinim ile düvenin kül olmağa indirgenene kadar yakılması ile bir noktaya dönerek, o ilk durumun küçüldüğü zamandır. Bundan sonra, ikinci durumu alır ve ZA ile yüz yüze gelir. Onun bir noktaya dönerek bu küçülmesi, yapı yok edildikten sonra bile kalan kül olarak kabul edilir. Yazılmış olanların anlamı şudur, “Arındırma yakmasının küllerinin,” bu tüm Dinim birinci duruma geçtikten sonra kalır.

Bundan dolayı, aşağıdakilerin günahları nedeni ile Tumaa ruhu tüm dünya üzerinde yayıldığı zaman, bu sağsız soldur, Malhut’un ilk durumda olduğu zaman gibi, “Arındırma yakmasının külleri,” uyandığı zaman, bu derhal Tumaa ruhunu uzağa kovar, onu kırar ve onu dünyadan kaçana kadar yakar.

Böylece, bu şifa bulmanın hepsi ona, “Ve onlar küllerine dönecekler,” arındırma yakmasının küllerinin tozundan serpmektir. Bilindiği üzere, Malhut’un ilk durumdan küçülmesi ve bir noktaya dönmesi olmasa idi, Malhut’un ilk durumundaki tüm bu Dinim nedeni ile dünya var olamayacaktı. Bu noktaya küçülmeye “toz” denir. Her şey külden gelmişti, güneşin tekerleği bile, eğer bu küçülme olmasa idi, bu yaradılış eserinin hiçbiri var olmayacaktı.

34) Onun içinde arınmak için toza döndükleri zaman, Tumaa ruhu çıkar gider ve başka bir kutsal ruh uyanır ve dünyada kalır. Onun hakkında şöyle yazılmıştır, “Senin ruhunu yolla, onlar yaratılmıştır.” Onlar yaratılmış ve başka bir ruhun yüksek şifası ile şifa bulmuşlardır. Arındığı ve yeni ay olduğu için “Ve Sen dünyanın yüzünü yenile “ve tüm dünyalar kutsansın. Bunların hepsi ikinci durumdur. İsrail mutludur, Yaratan onlara tam şifa bulmanın öğüdünü vermiştir, sonraki dünyanın hayatı ile ödüllendirilmişlerdir ve bu dünyada saftırlar ve sonraki dünyada kutsaldırlar. Onlar hakkında yazılmıştır, “Ve sana saf su serpeceğim ve sen arınacaksın.”

Musa, Aron ve Miriam

35) Düvenin hikayesi Miriam’ın ölümüne yakındır. Saf olmayanı arıtmak için Din [yargı] bu düve üzerinde infaz edildiği için, dürüst olanların ölümleri dünya için kefaret ödemek olduğu için, bir Din Miriam’in üzerinde infaz edildi ve o bu dünyadan ayrıldı. Miriam ayrıldığı zaman, çölde İsrail ile beraber yürüyen su kuyu ayrıldı ve her şeyin kuyusu, Malhut, ayrıldı.

36) “Ve sen, insanoğlu, bir ağıt yükselt” İsrail’in bakiresi, Malhut üzerine. Onun yüzünden her şey kırıldı, onun için, ZA’nın sağı onun arkasından kırıldı, bunun anlamı, Malhut’un ayrılması nedeni ile Hesed’in ayrılması, demektir, Hesed bedene, ZA’ya yakın getirecektir. Ve beden, güneş, ZA, Malhut’a veren onun yüzünden, bağışlayacak hiç kimsesi kalmadığı için, kararır, yazıldığı üzere, “Sağını koru ve beni cevapla,” anlamı, Malhut’un ayrılması nedeni ile kırılan sağ elini korumalıdır. Benzer biçimde beden ile yazılmıştır ki, onun için kararan güneş için, ZA için, “Gökyüzünü hüzün ile giydireceğim.” Benzer olarak, Malhut’un ayrılışını işaret ederek “Ve Miriam orada öldü.” Böylece, sağ zayıfladı ve ZA karardı.

37) “Ve cemaat için hiç su yoktu” çünkü yukarının su kuyusu- Malhut- ve aşağınınki- Miriam- ayrılmıştı. Daha sonra sağ kırıldı, yazıldığı üzere, “Ve Aron insanlarını topladı,” bu Hesed’dir, sağdır. Sonra güneş karardı, yazıldığı üzere, “Üzerinde yükseldiğin dağda öl ve insanların toplansın.” Musa, güneş diye adlandırılan ZA için bir Merkava [yapı/araba] idi. Böylece, sağ kol kırıldı ve gövde, güneş karardı.

38) Dünyada, Musa, Aron ve Miriam’ın bu dünyada yaşadığı zamanki gibi bir nesil hiçbir zaman olmadı. Solomon’un günlerindeki bir nesil de yoktur, çünkü Solomon’un günlerinde ay yönetmiştir, böylece bu nesiller aydan, Malhut’dan alıyorlardı ve güneş toplanmıştı, yani onlar güneş diye adlandırılan, ZA’dan almıyorlardı. Musa’nın günlerinde, ay toplandı, yani onlar Malhut’dan almıyorlardı ve güneş yönetiyordu.

Ay gündüz görünmeyeceği ve güneş gece görünmeyeceği için, güneş ve ay aynı zamanda yönetmeyeceklerdir, ZA ve Malhut, güneş ve ay, birleştikleri zaman bile hala yönetimlerinde bir ayrım vardır. ZA yönettiği zaman, Nukva’nın yönetimi belirgin değildir. Bundan dolayı, Musa ZA olduğu için, onun çağdaşları ZA’dan alıyorlardı. Solomon ay, Malhut idi, onun çağdaşları aydan alıyorlardı. Ancak, her ikisinde de kesinlikle ZA ve Malhut’un Zivug’u vardı, ama bu yalnızca yönetimi ilgilendirir.

39) Üç kardeş vardı, Musa, Aron ve Miriam, yazıldığı üzere, “Ve ben senin önüne Musa, Aron ve Miriam’ı yollayacağım.” Miriam aydır, Malhut’dur, Musa güneştir, ZA’dır ve Aron sağ koldur, Hesed’dir. Hur sol koldur, Gevura’dır, ve bazıları, Aminadav’ın oğlu Nahşon, sol koldur demiştir. Önce, Miriam öldü ve ay ayrıldı ve su kuyusu ayrıldı. Sonra her zaman ayı, Malhut’u kardeşliğin ve mutluluğun yakınına getiren sağ kol kırıldı. Bu nedenle yazılmıştır ki, “Ve Miriam, peygamber, Aron’un kız kardeşi, aldı.” Aron, bu kol, onu, bedenle, ZA ile birliğe ve kardeşliğe yakın getirir.

40) Sonra güneş toplandı ve karardı, şöyle yazılmıştır “Ve sen de insanlarına toplanacaksın.” Musa, Aron ve Miriam’ın bu dünyada olduğu zamanki nesle ne mutlu. Solomon’un günlerinde, ay, Malhut, tam dolunayda kendi düzeltmeleri içinde yönetmekte idi ve dünyadan görünmekte idi. Hohma’nın ışığının yalnızca Malhut içinde kapalı olduğu için, Solomon, kendi bilgeliğinin ışığı [Hohma] içinde mevcuttu ve dünyayı yönetirdi. Ay onun günahları nedeni ile küçüldüğü zaman, Malhut’un kendi yeri olan ama daha fazla olmayan, batı köşesinde olana kadar, her gün daha da bozulur. O zaman, Solomon’un oğluna yalnızca bir kabile, geri kalanları Jeroboam’a verilmiştir. Ne mutlu Musa’ya, inançlı peygambere.

41) “Ve güneş doğar ve güneş batar ve kendi yeri için mücadele eder; orada doğar.” İsrail Mısır’dan dışarı çıktığı zaman “Ve güneş doğar,” ay, Malhut değil ama güneş, Musa aydınlattığı zaman. “Ve kendi yeri için mücadele eder,” bunun için şu yazılmıştır “Ve güneş batar,” Musa çölün tüm ölüleri ile beraber çölde toplandığı için. Güneş battığı zaman, ayı aydınlatmak için kendi yerinde toplanmıştı. “Mücadele eder… orada doğar,” toparlanmış olmasına rağmen, orada parlar, ay yalnızca güneşten aydınlattığı için. Yazılmıştır ki, “Babalarınızla uzanacaksınız ve… kalkacaksınız.” Toplanmış olsanız bile, ayı aydınlatmak için yükseleceksiniz. Joshua Malhut için bir Merkava olduğu için, bu Yuşa’dır.

42) Joshua için şu yazılmıştır, “Kişinin güneşin altında çektiği tüm bu zahmetlerden kazancı nedir?” Joshua İsrail topraklarını, Malhut’u miras bırakmağa çalışıyordu ve ayı, Malhut’u tamamlamakla ödüllendirilmemişti, İsrail’de güneşin altında, Musa’nın altında, ki bu güneş diye adlandırılan ZA’dır, zahmet çektiği için. Yazıklar olsun bu utanca; yazıklar olsun böyle gözden düşmeğe. Çünkü o Musa’nın altında çalıştı ve kendi gerçek yerini almadı- bu bir güneştir, ama güneşin altındadır, kendi ışığı olmayan ama onun için aydınlatan güneşten ışığı olan- ne güneş ne de ayla kendisini tamamlamadığına göre ne kazancı vardır? Ve kendisini güneşin kademesinde tamamlamadığı için, ayı tamamlayamaz.

43) Musa her nerede, “Güneşin altında,” dedi ise orada kendi kademesinden, Malhut’tan söz etmekteydi. “Güneşin altında gördüm” “Ve güneşin altında da gördüm,” “Tekrar güneşin altında gördüm,” ve böylece bunların hepsinde de kendi kademesinden konuşuyordu.

44) Ölüm iksirini kendisi alan, ZA’sız Malhut, onun hakkında yazılmıştır ki, “Güneşin altında çektiği tüm bu zahmetlerden.” “Güneşin altında” ki aydır, Malhut’tur. Güneş olmaksızın aya tutunan kişinin zahmetleri kesinlikle güneşin altındadır. Bu dünyanın ilk günahıdır, bilgi ağacının günahı- Hohma’nın ışığının Malhut içinde yukarıdan aşağıya uzanarak, böylece onu kocasından, ZA’dan ayırması ve yalnızca Malhut’u almasıdır. Bunun hakkında yazılmıştır, “Kişinin çektiği tüm bu zahmetlerden kazancı nedir, ” bu Adam HaRişon hakkında ve bu yerde günah işleyen onu tüm takip edenler için yazılmıştır.

Dönerek, Dönerek Bu Rüzgâr Gider

45) “Güneye gider ve kuzeye döner,” yazıldığı üzere, “Onun sağında ateşten bir kanun vardır.” “Onun sağı” güneydir, Hesed’dir. “Ateşten bir kanun,” kuzeydir, Gevura’dır. Biri diğerine dahil olmuştur, bu nedenle şu yazılmıştır, “Güneye gider ve kuzeye döner.”

46) “Dönerek, dönerek bu rüzgâr gider.” Şu yazılmalı idi, “Dönerek, dönerek bu güneş gider.” “Rüzgâr gider” nedir? Bu rüzgâr bu güneşin altındadır ve “kutsallığın ruhu [Ruah hem ‘rüzgâr’ hem de ‘ruh’ demektir], Malhut’dur. Bu ruh, Malhut, gider ve bu iki tarafı, güneyi ve kuzeyi, sağ çizgiyi ve sol çizgiyi, bedene, “bu güneş” diye adlandırılan, ZA’ya bağlama için çevreler. Bu nedenle, “Bu rüzgâr,” diye, onun İsrail’in, Malhut’un bir parçası olduğuna işaret ederek, işaret zamiri ile yazılmıştır. Aynı zamanda, aşağı İsrail ay ile hesaplanır, bu onların hissesidir ama o ZA ile beraberdir.

47) “Ve rüzgâr kendi çevrelerine döner.” Onun çevreleri atalardır, kutsal Merkava [yapı/araba]. Onlar üç tanedir ve David- Ruah- dördüncüdür, onlarla bağlanmıştır. Böylece, onlar tam ve kutsal Merkava’dır. David hakkında onun yükseldiği ve üst Merkava’ya dâhil olduğu yazılmıştır. “Yapımcıların kabul etmediği taş, köşe taşı olacaktır.” Ruah [ruh/rüzgâr] Malhut’dur.

Bu Ruah, HGT-de-ZA’ya yükseldiği ve Bina’nın üst Merkava’sının dört ayağı olmak için onlarla birleştiği zaman, onun hakkında şu yazılmıştır “Ve rüzgâr kendi çevrelerine döner.” “Kendi çevreleri” atalardır, kutsal Merkava’dır. Bunlar üç tanedir, HGT, bunlar “atalar” diye adlandırılırlar, iskemlenin üç ayağıdırlar. Onlar hakkında şu yazılmıştır, “Kendi çevreleri,” bunlarla Ruah Merkava’ya dördüncü ayak olmak için yeniden birleşir ve David, Ruah, Malhut, onlarla birleşen dördüncüdür. HGT içinde birleşir, bunlar “Kendi çevreleri” diye adlandırılır. “Ve rüzgâr kendi çevrelerine döner,” diye yazılmış olanın anlamı işte budur.

48) Kral Solomon’un tüm sözleri gizlidir; onların hepsi Hohma’nın [bilgeliğin] içindedir ve onların hepsi kutsallık sarayının tam da içinde söylenmiştir. İnsanlar onlara bakmazlar ve onları başka birisinin sözleri olarak görmezler. Kral Solomon’un bilgeliğinde geri kalan insanlarınkinden daha kazançlı olan nedir ki? Gerçekten de Kral Solomon’un her bir sözü gizlenmiş bilgeliktir.

Bir Miras ile Bilgelik İyidir

49) “Bir miras ile bilgelik iyidir ve güneşi görenler için bir üstünlüktür.” Eğer bu konu bana açık edilmese idi, ne diyeceğimi bilemeyecektim. “Bilgelik iyidir,” güneş, ZA için bir iskemle yapmakta olan, güneşin altındaki Hohma, anlamındadır. Bu Malhut’un içindeki Hohma’dır, “güneşin altındaki,” diye adlandırılan aşağı Hohma’dır ve “bir iskemle” diye adlandırılır. “Bir miras ile bilgelik iyidir,” Hohma için, birleşmek için İsrail ile beraber olan Malhut yakışıklı ve alımlıdır ve bunlar Malhut’un mirası ve hissesidir.

50) Ancak, güneşi görenler için bu büyük bir kazançtır, çünkü onlar güneş ile, ZA ile birleşmekle ve onunla bağlanmakla ödüllendirilirler. Bu şu nedenledir, çünkü bu yaşam ağacına tutunur ve yaşam ağacına tutunan biri her şeye- bu dünyanın hayatına, Malhut’a ve sonraki dünyanın hayatına, Bina’ya- tutunur, çünkü ZA, Malhut ve Bina’ya tutunur. Yazılmıştır ki “Ve bu bilginin bilgeliğinin üstünlüğü onun sahiplerini korur.” “Bu bilginin bilgeliğinin üstünlüğü” hayat ağacıdır, Daat-de-ZA’dır. Tora, ZA, üst Hohma’dan, AVI’den çıkıp geldiği için, onun üstünlüğü bilgeliktir.

51) “Bir miras ile bilgelik iyidir.” “Bilgelik iyidir” aşağı Hohma’dır. “Bir miras ile” bu dünyanın dürüstleridir, Yesod-de-ZA, güneş ışığıdır, Yesod-de-ZA için, “güneş” diye adlandırılan ZA’nın ışığıdır, iki kademe- Yesod ve Malhut- birlikte oturdukları için bu onların güzelliğidir. Ancak, “Güneşi görenler için bu büyük bir kazanç,” bu güneşin kendisi ile ZA ile birleşenler, herkesin gücü ve herkesin kazancı olurlar.

52) Güneş, yaşam ağacı olan, Daat-de-ZA, hakkında şu yazılmıştır, “Ayrıca ruh için bilgisiz olmak iyi değildir.” Bu ruh, Kral David’in iyi ruhudur, Malhut’dur. Bu dediğimiz gibi, Nefesh [ruh], Malhut Daat-de-ZA ile birleştiği zamanki Hohma’dır, buna “aşağı Hohma” denir. Bu nedenle yazılmıştır ki, “Ve bu bilginin bilgeliğinin üstünlüğü,” çünkü oradan, Daat’dan, bu ağaç- Malhut- köke vurur ve her yöne ekilir- sağdan sola ve aynı zamanda tüm bu ağaca tutunanlara.

Bu nedenle Kral Solomon yalnız kendi kademesinden, Malhut’dan, buradan her şeyi bildi. Diyecekti ki, “Bundan başka, güneşin altında gördüm,” bu “güneşin altında” diye adlandırılan Malhut’dur. Ve aynı zamanda, “Döndüm ve gördüm.” Tora ile uğraşan dürüstlere ve kralın işlerini ve Tora’daki saklı üst sırları bilenlere ne mutlu, yazılmıştır ki, “Efendinin işleri dürüsttür.”

Aron İnsanlarını Topladı

53) “Çoktan ölmüş olan ölü olanı, halen yaşayan yaşamakta olandan daha çok öv.” Yaratanın tüm hareketleri yargının ve gerçeğin içindedir. Ondan hesap soracak hiç kimse yoktur, kim ona karşı çıkabilir ve kim ona “Ne yapıyorsun,” diyebilir? O istediği her şeyi yapar.

54) “Ve ölü olanı överim” Kral Solomon ölü olanı yaşayandan daha çok övdü mü? Ama yalnızca, bu dünyadaki gerçeğin yolunda olanlara “yaşayan” denir, yazılmıştır ki, “Ve Benayahu Ben Yehoyada, yaşayan bir adam.” Gerçeğin yolunu takip etmeyen kötüler, “ölü” diye adlandırılır. Ve Kral Solomon ölü olanı yaşayandan daha çok övdü mü?

55) Tabi ki, Kral Solomon’un tüm sözleri bilgelikle söylenmiştir. “Ve ben ölüyü övdüm.” Eğer bundan daha fazlası yazılmış olmasa idi, onun ölüyü yaşayandan daha çok övdüğünü söyleyecektim. Ama şu yazılmış olduğu için, “Çoktan ölmüş olanlar,” buradaki bilgelik içinde başka bir şey var. “Çoktan ölmüş olanlar”, onlar başka bir zamanda zaten çoktan ölmüşlerdir demektir, bu dünyadan ayılmış ve tozda düzeltilmişler ve tekrar hayat bulup bu dünyaya gelmişlerdir. Dahası, bu dünyada ikinci defa bulundukları için bir veya iki kere ceza görmüşlerdir ve şu kesindir ki, onun yeri, yeniden doğmakla cezalandırılmamış olan şu yaşamakta olanlardan daha büyük bir övgü ile düzeltilmiştir.

56) Bu nedenle yazılmıştır ki, “Çoktan ölmüş olanı överim.” “Çoktan ölmüş olan” şu “ölü” diye adlandırılan yaşayanlardır. Onlar “ölü” diye adlandırılırlar, çünkü onlar ölümün tadını tatmışlardır. Ve onlar halen bu dünyada olsalar bile ölüdürler ve ölümden geri döndürüleceklerdir. Dahası, onlar ilk davranışlarını- ölümden önce yaptıkları- düzeltmek üzeredirler, bu ölenlerin işlerini düzelttikleri için ölü diye adlandırılırlar. “Yaşayandan daha çok yaşayan,” onlar henüz daha ölümü tatmadıkları, cezalarını almadıkları için ve bu dünyaya layık olup olmadıklarını bilmezler.

57) Bir yığın hayata, Yesod-de-ZA’ya bağlanmakla ödüllendirilmiş olan dürüstler, yüksek ve kutsal kralın ihtişamını görmekle ödüllendirilmişlerdir, “Efendinin hoşluğuna bak ve onun sarayını ziyaret et.” Onların konağı tüm kutsal meleklerden ve onların tüm kademelerden daha yüksektir, çünkü ne yukarıdaki ne de aşağıdakiler bu yüksek yeri görmekle ödüllendirilmemişlerdir, yazıldığı üzere, “Seninkinden başka hiçbir göz Tanrıyı görmedi.” burası yukarı Eden’dir.

58) Onlar kadar yükselmekle ödüllendirilmemiş olanlar, onların durumuna göre daha aşağıda bir yer alacaklardır. Bu yerle ödüllendirilmeyenler ve bu yukarıdakilerin gördüklerini görmeyenler, bunlar aşağı Eden Bahçesinin yerinde dururlar, daha yüksekte değil. Aşağı Eden Bahçesi “aşağı Hohma” diye adlandırılan Eden’dir, Malhut’dur ve dünyadaki bahçenin üstünde durur.

59) Aşağı Eden ile yukarı Eden arasındaki fark, aydınlığın karanlığa üstünlüğü gibidir. Aşağı Eden Edna [keyif/zevk] diye adlandırılır, dişidir. Yukarı Eden diye adlandırılan, erkektir. Onun hakkında şu yazılmıştır, “Seninkinden başka hiçbir göz Tanrıyı görmedi.” Aşağı Eden yukarı Eden’le ilgili olarak “bahçe” diye adlandırılır. Aşağıdaki bahçeyle ilgili olarak da Eden diye adlandırılır. Aşağı bahçede, yeryüzünün Eden Bahçesinde olanlar, her Şabat ve her ay onların üzerindeki, aşağı Hohma’daki bu bahçeden keyif alırlar, yazıldığı üzere “Ve bir yeni aydan bir diğerine ve bir Şabat’dan bir diğerine geçecektir.”

60) Solomon onlar hakkında dedi ki, bu ölüler, “Halen ölü olanlar” onlardan, bu “Yaşamakta olandan daha çok yaşayan,” dan daha yüksek kademededirler. Bu halen ölü olanlar, iki kere cezalarını aldılar. Onlar “ince işlenmiş gümüş,” diye adlandırılırlar, fırına iki kere girdiler ve pislik onlardan çıktı; ayıklandı ve temizlendi. Eden her ikisinden de daha iyi değildi, yani yukarıda duran ve aşağı inişi geciktiren bu Ruah’dan daha iyi değildi. Günah işlemediği ve cezalandırılmadığı için bu direnir ve ta yukarıda olan yukarı besinlerden besini vardır.

61) Herkesten daha iyi olan, bu dünyaya gelen ve açığa çıkmayan Yaratandan ayrılmayan ve her sözü alçak gönüllü olandır. Bu değerli sadık kişi Tora’nın Mitzvot’unu gözler ve onları tutar ve gündüz ve gece Tora ile uğraşır. Tüm insanlardan daha yüksek bir kademe ile birleşir ve mutlu olur ve bu kişinin Huppa’sına [tente] bakanların hepsi yanarlar.

62) Yaratan Musa’ya “Aron insanlarıyla toplanacaktır,” dediği zaman, onun gücü zayıfladı. Sağ kolu, Hesed’in kırıldığını biliyordu ve bütün bedeni sarsıldı. “Aron ve oğlu Elazar’ı al,” dediği zaman, Yaratan ona, “Ama Musa ben sana başka bir kol ödünç verdim, Aron’u giysilerinden soy,” dedi. “Ve Aron toplanmalıdır” ve Elazar babasının yerine senin sağ kolun olacaktır. İhtişamın bulutu ayrıldığı ve Elazar’in erdemi ile değil ama ancak Musa’nın erdemi için geri döndüğünden, işte bu nedenle, bu defa babası gibi babasının yerine geçmedi,

63) “Ve Musa, Efendi’nin ona emrettiği gibi yaptı ve cemaat toplandı.” Neden tüm cemaatin gözü önünde? Çünkü Aron insanlar tarafından herkesten daha çok sevilirdi ve böylece Musa ile öldüğünü söylemeyeceklerdi. Musa onlar dağa yükselene kadar, sözlerle Aron’u cezbetti ve Aron’un elbiselerinden soyup onları Elazar’a giydirirken Musa’yı tüm İsrail görüyordu.

64) Musa’nın, Aron’un elbiselerini çıkartmasının sebebi neydi? Musa onları Aron’a, o rahipliğe yükseldiği zaman giydirmişti, yazıldığı üzere, “Ve onun üzerine örtüyü koydu.” Şimdi, Musa ondan verdiğini geri aldığı için Yaratan da ona verdiğini, ruhunu geri aldı ve her ikisi de Aron’u her şeyinden soydular. Musa dışarda olanı çıkardı ve Yaratan da içerde olanı çıkardı. Musa çıkarmadığı sürece Yaratan da çıkarmadı. Ne mutlu Musa’ya.

65) Yaratanın onun ihtişamını arzu ettiği dürüste ne mutlu, Aron için bir yatak ve aydınlatan altın bir lamba yaptı ve ona günde iki kere ışık veren kendininkinden verdi. Bundan sonra, mağaranın kapısını mühürledi ve onlar aşağı indiler.

66) Mağara kapısı açıktı, tüm İsrail Aron’un ölü olduğunu gördü, lambanın kandili onun önünde yanıyordu ve yatağı içeri ve dışarı gidiyordu ve böylece İsrail onun ölü olduğunu görebiliyordu, bir bulut yatağın üstünde duruyordu. Böylece İsrail Aron’un öldüğünü biliyordu. İhtişam bulutlarının İsrail’den ayrıldığını gördüler, yazıldığı üzere, “Ve tüm cemaat Aron’un ölü olduğunu gördü.” Bu nedenle, o herkes tarafından sevildiği için, tüm İsrail evi Aron için ağladı, erkekler, kadınlar ve çocuklar.

67) Bunlar üç kutsal yukarı kardeşler. Neden aynı yere gömülmediler ve organlar biri buraya diğeri oraya ve öteki başka bir yere saçıldı? Bazıları, onların her biri İsrail tehlikede olduğu yerde onu korumak için öldüğünü ve böylece kurtulduklarını söyler. Herkes kendine uygun olanda öldü. Miriam kutsallıkta öldü. Kuzey ve güney arasında idi, çünkü Miriam, Malhut için bir Merkava idi, o ZA’nın “güney kuzey” diye adlandırılan sağı ve solu arasında idi. Hesed için bir Merkava’sı olan, Hor dağında ölen Aron, sağda idi. Ona uygun olduğu üzere, Avarim dağında ölen Musa ortada idi, çünkü Musa orta çizgiye, Tifferet’e Merkava idi.

Şu Musa’nın dağı Aron’un dağına tutundu ve Miriam’ın mezarını Musa’nın dağına topladı, mezar iki taraftan tutulmuştu, sağdan ve soldan, orta çizgi her ikisini de dâhil ettiği için. Maavar [geçit] sözü nedeni ile “Avarim Dağı” diye adlandırılır, dağın iki yamacı arasındaki- geçitler- ve geçit bu taraftan o tarafa tutunur, sağdan sola.

68) Bu dünyada ve sonraki dünyada ne mutlu dürüst olana. Ve başka bir yerde olmalarına rağmen, başka, yukarı dünyada, erdemleri bu dünyada nesiller boyu kalır. İsrail, Yaratanın önünde tövbe ettiği zaman ve hüküm giydiği zaman, Yaratan onun önünde ve yukarısında duran dürüstleri çağırır ve onları bilgilendirir, onlar hükmü iptal ederler ve Yaratan İsrail’e acır. Onlar için “Ve sana her zaman Yaratan yol gösterecek,” denen dürüst olana ne mutlu.

Ve İnsanlar Tanrıya ve Musa’ya Karşı Konuştu

70a) “Ve üçüncü gün o geçmek için geldi, şu Ester kraliyet kıyafetlerini giydi.” Hagiografa arasında yazıldığı için Magillat Ester [Ester’in hikayesi] kutsallık ruhu ile anlatıldı. “Ve üçüncü gün, o geçmek için geldi” oruç yüzünden üçüncü gün bedenin kuvveti zayıfladı ve o bedensiz bir ruh olarak durdu. “Ester kraliyet kıyafetlerini giydi.” “Kraliyet” ne anlama gelir? Şerefe kıyafetleri veya krala ait kıyafetleri değildir. Bunlar “kraliyet” diye adlandırılmaz. Tersine, “Ester kraliyet kıyafetlerini giydi.” onun yukarıyı, kutsal Malhut’u giydiği anlamındadır. Tabi ki o kutsallık ruhunu giydi, Malhut “kutsallık ruhu” diye adlandırıldığı için.

70b) Ağzını bir şey söylemeden kapalı tuttuğu için Malhut ile ödüllendirildi. “Ester akrabalarını söylemedi.” Ağzını ve dilini hiçbir şey söylemeden kapalı tutabilen kutsallık ruhunu giymekle ödüllendirilir, ağzını kötülük konuşmağa veren her kişiye kötü bir şey olacağı kesindir. Ezeli yılan gibi iftira ederse, bu yılan ona hâkim olur. Bu nedenle İsrail Tanrıya ve Musa’ya karşı konuştuğu zaman, O onların üzerine yılan melekler gönderdi. Aksi halde, salgınlar ve cüzam, yılan gibi yanarak onlara gelecekti.

71) “Ve insanlar Tanrıya ve Musa’ya karşı konuştu.” Yaratan için kötü şey söylediler ve Musa ile dövüştüler. “Bizi neden yukarı getirdin?” Her yüzü eşit gördüler, ona “Bizi neden yukarı getirdin?” diyerek Tanrı ve Musa’yı eşitlediler. Bu nedenle onlara, onları ateş gibi yakan yılanlar gönderildi. Ateş onların iç organlarına girdi ve onlar düşüp öldüler, yazıldığı üzere “Ve Efendi onların arasına yılan melekler gönderdi.”

72) Yılanlar ağızları ile tıslayarak ve ısırarak geliyorlardı ve onlar öldüler, yazıldığı üzere, “Eğer yılan tıslamadan ısırırsa.” Ağızlarında alev saçan ateş vardı. Onları ısıracak ve onların içine iç organlarını yakan ateş göndereceklerdi ve onlar ölecekti. Ancak, bu sözler başka bir yerde açıklandı.

Kuyu

73) “Ve oradan Beer’e kadar, bu kuyudur.” “Bu kuyuya [dişi formda]” ile sonra “Bu kuyu” arasında ne fark vardır? “Bu kuyuya” sular denizde toplandıktan ve aşağıya, Malhut’un yerine gittikten sonraki Malhut’dur. Kuyu Malhut olduğu için, bir kuyu Isaac- ZA’nın sol çizgisi- onu doldurduğu zamanki Malhut’a işaret eder.

74) Burada kuyuda olduğu gibi, erkek ve dişinin her ikisinin beraber olduğuna işaret ederek, her nerede “O [erkek formda]” yazılı ise “O [dişi formda]” okunur. Ve “o [erkek formda(İbranicede)]” nun üç harfi yüksek bir kuraldır. Hey Nukva’dır, Malhut’dur, Vav erkektir, ZA’dır. Alef Bina’dır, her şeyin hepsidir, ZON ondan çıkıp geldiği için her şeyin bütünlüğüdür, Mohinin hepsi oradan gelir.

Ne mutlu İsrail’e. Aşağıda bile olsalar, her şeyin- üç harf içindeki Hey, Vav, Alef- yukarı kurala tutundular. Bu nedenle söyle yazılmıştır, “Bizi o yaptı ve biz değil.” “Ve… değil” Alef ile yazılmıştır ve bu Vav-Hey’in tamamıdır, bunlar ZON’dur ve Alef her şeyin tamamıdır.

75) Sudaki ruh, kutsallığın ruhudur, Malhut’un ruhu, buna “kutsallığın ruhu” denir, bu önce eser, yazıldığı üzere, “Bahçeme nefes aldır,” yani o MAN’ı yükseltsin demektir. Daha sonra, “Su akacaktır,” bunlar onu dolduran yukarıdaki erkek sulardır, yazıldığı üzere, “O esen rüzgârın ve akan suyun nedenidir. Bu rüzgâr esmediği sürece, su akmaz.

Bununla o bize her şeyde, bir hareket veya bir sözle, aşağıdan bir meseleyi, MAN’ı uyandırmak zorunda olduğumuzu söylüyor veya bir hareketin benzerliğini ve böylece yukarıdan uyanma geleceğini gösteriyor. Bu nedenle burada, rüzgâr esmediği sürece, su- bolluk- rüzgârı estirmez. Erkek formda yazılmıştır, çünkü eğer bir erkek olan yerde, onunla 100 tane bile dişi olsa, onların hepsine erkek formunda gönderme yapılır.

76) Yazılmıştır ki, “Şu bu kuyudur.” Biz bunu “O [dişi formda] bu kuyudur.” diye okuruz. Önce “Beer’e” ve şimdi de “Bu kuyu” diye yazmasındaki ayrım nedir? Başlangıçta, Nukva- Malhut- yalnızdı. Bu nedenle dişi formda “Beer’e” diye yazılmıştır. Ve şimdi “O [erkek formda]” erkek ve dişiyi içerdiğine işaret eder, o “Bu kuyu” diye erkek formda adlandırılır.

Nukva’yı da içermesine rağmen o hala ZA’nın işi içindedir. Bu nedenle, Hey’siz, erkek formda “Bu kuyu” diye adlandırılır. Böylece, “O [dişi formda] bu kuyudur,” Vav ile “O [erkek formda] bu kuyudur,” diye yazılır, yazıldığı üzere “Ve Levi hizmet yapacaktır,” bu ZA’nın sol tarafına işaret eder.

77) Yazılmıştır ki, “Şu bu kuyudur.” bununla Efendi Musa’ya “İnsanları topla.” dedi. “Şu” [“o,” erkek formda] dur, çünkü bu kuyu onlarda eksik değildi. Onları hepsi bundan nasıl çekebilirler? O 13 dereden dışarı çıkar, yani bu Malhut 13’e ayrılır demektir, 12’sini ZA’nın – her biri hepsini içeren- 12 sınırından alır. Kuyunun temeli doludur ve her taraftan çıkar. Böylece İsrail şarkı söylediği ve su istediği zaman, İsrail onun üstünde dururdu, bu kuyunun üstünde ve şarkı söylerdi. Ne söylediler? “Oh kuyu, yukarıya fışkırt,” suyunu yükselt ve senden sulanmaları için herkese su getir. Bu kuyuya övgüler de söylediler. “Prensin kazdığı kuyu”. “Gerçeği konuşuyorlardı, işte böyledir.

78) Buradan öğreniriz ki, bir davranış veya bir sözle, yukarıdaki şeyleri uyandırmak isteyen her kişi için, eğer bu hareket veya bu söz doğru biçimde yapılmazsa hiçbir şey uyanmaz. Yukarıdaki bir meseleyi uyandırmak için, dünyadaki tüm insanlar toplantı-evine gitmelidirler, ama ancak birkaçı nasıl uyandırılacağını bilirler. Yaratan ona nasıl sesleneceğini ve bir meseleyi doğru biçimde uyandırmayı bilenlere yakındır. Ama eğer ona nasıl sesleneceklerini bilmezlerse, onlara yakın değildir, yazıldığı üzere, “Efendi ona seslenenlerin hepsine yakındır, ona doğrulukla seslenenlere.” “Doğrulukla” doğru bir meseleyi doğru bir biçimde uyandırmak demektir. Böylece bu her şeyin içindedir.

79) Burada da bu kuyu ile İsrail bu sözleri, doğru sözleri söyledi, bu kuyuyu, Malhut’u uyandırmak ve İsrail’e su vermek için. Eğer bu sözleri söylemeselerdi, kuyu uyanmazdı. Hatta onlar hakkında doğru işlem yapılana kadar, çeşitli kötülükleri kullanan, dünyadaki şu büyücüler için bile bu böyledir. Eğer, onları istedikleri tarafa uzandıracak doğru sözler söylemeseler, asla onlara doğru uyanmayacaklardır. Bütün bir gün başka sözleri veya başka işleri bağırsalar, onları asla kendilerine çekemeyecekler ve onlara doğru uyanamayacaklardır.

80) “Ve Baal ismi ile çağrıldı.” Onlar cevaplandırılmadı, çünkü Baal’dan, ateşi gökten aşağı getirmek için izinleri yoktu. Onlar arasında meseleler güvenilir olamadığı için, yaratan onlara onları unutturdu, yazıldığı üzere, “Ve onların kalplerini geri çevirdin.” Efendisini doğru biçimde okuyan dürüstlere ne mutlu.

81) Doğru biçimde bir davranış ileri sürmeyi ve doğru biçimde sözleri ileri sürmeyi bilen kişilerin, bu üst ve dosdoğru meselelere uzanmak için Yaratanı uyandıracakları kesindir. Eğer değilse, onlarla uzlaşmaz. Böylece, tüm dünya davranış düzenlemeyi ve sözler ileri sürmeği bilir. Çalışmanın ve davranışın kökünü bilen, kalbi ve iradeyi nasıl hedefe yönelteceğini o kadar çok bilmeyen bu diğerlerinden daha iyi bilen, dürüst kişinin önemi nedir?

82) Davranışın kökünü o kadar iyi bilmeyen, ama yalnızca bir düzenlemeyi ama daha fazlasını bilmeyenler, bunlar, onlara doğru Yaratanın omuzlarının ardında bir çekiş çekerler, yani bunun anlamı onların duaları “takdiri ilahi” diye adlandırılan havada uçmaz. İşte bu, yüzün takdiri ilahisidir ve onlar yalnızca “omuzların arkasında” olmaya layıktırlar.

83) Kalbi ve iradeyi nasıl hedefe yönelteceğini bilenler düşüncenin, Hohma’nın olduğu yerden kutsama bulacaklardır ve olması gerektiği gibi aşağıda olanlar ve yukarıda olanlar kutsanana kadar, doğru biçimde kademelerin tüm kök ve gövdelerden çıkıp geleceklerdir, kutsal yukarı isim onlarla kutsanır. Ne mutlu onlara, çünkü Yaratan onlara yakındır ve onların önündedir. Onu çağırdıkları zaman, onlar için hazırdır. Ve onların başı dertte olduğunda, onlarla beraberdir. Onlara bu dünyada ve sonraki dünyada saygı duyar, yazıldığı üzere, “Beni sevdiği için, bu nedenle Onu getireceğim; Onu yukarı yerleştireceğim, çünkü o Benim ismimi bilir.”

Ondan Korkma

84) “Tüm ev halkı kırmızı giyinmiş olduğu için, o kendi ev halkı için kardan korkmaz.” Knesset İsrail iki taraftan emer, bir kere Rahamim’den ve bir kere Din’den. Rahamim’den emmek istediği zaman, Rahamim’in oturacağı bir yer bulunur. Din’den emmek istediği zaman, Din’in oturacağı ve üstünde olacağı bir yer bulunur. Bu böyledir, çünkü böylece o her yerdedir, onun üzerinde duracağı bir yer bulunana kadar yukarıda hiçbir şey mevcut değildir.

Bu nedenle, Knesset İsrail kendi ev halkı için kardan korkmaz, çünkü tüm ev halkı kırmızı giyinmiştir. Kişi yalnız bunun içinde var olur, kırmızı içinde beyaz ve beyaz içinde kırmızı. Sağ, Hesed, sol, Din olmadan tamam değildir ve tersi de onun içinde Yod’un Avir’den çıkıp gelmediği sağ çizgi, Holam GAR’sız VAK’dır.

Bu nedenle sol gereklidir, Hohma ondan uzandığı için ve böylece sağın GAR’ı olur. Ve içinden Yod’un Avir’den çıkıp geldiği sol çizginin Hohma’sı olur. Ama Hassadim’siz Hohma sert Dinim’dir ve aydınlatamaz. Bu nedenle, Hohma’nın aydınlığına sahip olana kadar Malhut Hassadim’i çekmez, yani sağı ve Rahamim’i çekmez. O zaman Hohma’nın aydınlığı Rahamim ve Hassadim ışıkları için bir yer ve alıcı haline gelir ve onun içinde GAR haline gelirler. Aynı zamanda, halen Hassadim ve Rahamim’i olmadığı sürece, Malhut Hohma’yı soldan, Din’den uzatmaz ve sonra Hohma Hassadim’in içinde giyinir ve aydınlatır. Ve Hassadim’i olmadığı sürece, aldığı Hohma aydınlık değil ama karanlıktır, bundan dolayı Hassadim Hohma için bir yer ve alıcıdır.

Bilindiği üzere eğer Hohma, Hassadim’in içine yerleşmeden yalnızca Malhut içinde aydınlatırsa, Malhut donar. Bu nedenle Knesset İsrail kendi ev halkı için kardan korkmayacaktır, çünkü tüm evi kırmızı giyinmiştir.

Onu Şanim [kırmızı] diye okuma ama Şnaim [iki] diye oku, iki ışık, Hohma ve Hassadim beraber, böylece ışıklar donmaz. Biri yalnızca diğerinin içinde mevcuttur, beyaz kırmızının içinde, sağdan olan Hesed beyaz soldan olan Hohma, kırmızının içindedir. Aynı zamanda, kırmızı beyazın içinde, Hohma solda iken, kırmızı, Hassadim sağda iken, beyazın içindedir.

85) “Ondan korkma.” “Ondan” kelimesi dolu olduğu zaman, iki Vav’ladır, Tora’da iki kere görünür, bir kez burada bir kere de bu mısrada, “Kardeşin onu ihtiyaç duyana kadar,” bunlar gerçek harfler anlamına geldikleri için, Et “bu” kelimesinden türemezler. “Kardeşin onu ihtiyaç duyana kadar,” bir kaybın yadigarı olarak yorumlanmalıdır.

86) Burada da “bu” budur. Bu Abraham’a ve onun ev halkına sadık kalan Og’dur. Abraham sünnet edildiği zaman, yazılmıştır ki “Ve tüm ev halkı da.” Bu Og’dur, onunla beraber sünnet olan ve o kutsal yadigârı alan. Og İsrail’in ona yaklaştığını gördüğü zaman, “Ben kesinlikle onlar için duran emre uyan ilk kişiydim,” çünkü o ata Isaac’dan önce sünnet olmuştu ve ona güvenmesi için onu onun önüne koymuştu.

87) O zaman Musa korkmuştu. Abraham’ın izleniminin etkisini nasıl söküp atabilirdi. Dedi ki, “Tabi ki sağ benimdir”- bu Aron’dur- ve ölüdür, onu yenmek için sağı alır. Ve eğer Elezar oradaydı denmiş olsa idi, o benim değil ama ayın, Aron gibi Malhut’un sağıydı, o Aron gibi, ZA’nın, Musa’nın sağı değildi. Og’un bu yadigârı ZA’nın sağıdır, çünkü Abraham ZA’nın sağı idi.

88) Yaratan derhal dedi ki, “Ondan korkma,” yani onun yadigârından korkma, onun sağa ihtiyacı bile yoktur. “Onu senin eline verdiğim için,” yani anlamı, senin solun onu dünyadan söküp atacaktır. Bunun nedeni, çünkü Og, onun sözleşmesinin izlenimini lekelemiştir ve bu yadigârı lekeleyen birisi kendi dünyasından sökülüp atılmalıdır. Daha da ötesi, senin solun, bu senin elindir, onu bu dünyadan söküp atacaktır. Ve bu nedenle bu dünyadan sökülüp atılmıştır. O çok güçlü olmasına rağmen, güçlü olanın oğulları, İsrail’i yok etmek istediği için Musa’nın eline düştü ve yok edildi.

89) Bu nedenle İsrail her şeyi yok etti: oğullarını, insanlarını ve tüm sahip olduklarını. “Ve onu ve oğullarını ve tüm insanlarını öldürdüler.” Çoğul işareti olan Yod olmaksızın “Onun oğulları” diye yazar, ama “Onun oğulları,” diye okunur.

90) Onlar arasında peygamber- onlar için Yaratanın tüm bu yadigârları yaptığı- Musa’nın olduğu İsrail’e ne mutlu. Yaratan geri kalan insanlarla bağlayıcı bir sözleşme yapmadı, ama yalnızca, Abraham’ın çocukları olan İsrail ile yaptı. Bunun hakkında şu yazılmıştır “Ve senden sonra, nesiller boyunca senin tohumunla aramda sonsuza kadar bir sözleşme.” Şu da yazılmıştır, “‘Benim için bu benim onlarla sözleşmem,’ der Efendi: ‘Benim ruhum sizin üzerinizdedir ve ağzınıza koyduğum sözlerim, ağzınızdan ayrılmayacaktır.'”

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,328