e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

4. Mektup

1920

Dostum,

Açıkça konuşmaktan çekiniyor olmandan dolayı çektiğin güçlüğü tüm samimiyetimle anlıyorum. Yine de, konuşmalarımız ve mektuplar aracılığı ile seninle olan tüm ilişkimde, çoğu insanın bu tip konularda yaptığı gibi, senin ruh halini herhangi bir şekilde etkilemeye çalışmıyorum. Aslında bu insanlar günaha ortak ettikleri her organın hırsızı olmaktan ya da onlara hayvanların yaptığı gibi davranmaktan utanç duyarlar. Kesilip atılanı ve diğer organları hayvanların yaptığı gibi yedi kılıfla örtüyorlar.

Bu nedenle, bu değişimle ilgili olarak sana karşı hoşgörülü olmak ve seninle hikâyelerin kılıfı altında konuşmak zorundayım çünkü bu sorunun ikimizin de ihtiyaç duyduğu cevabını beklemekten yorgun düştüm, özellikle Cennetin ihtişamı için tek ihtiyacım olan şey bu.

Seninle koruyucu meleklerin hiç ihtiyaç duymadığı şekilde hileli bir dille konuşacağım. Dolayısıyla senden kutsal Zohar’ın üç yerinde yazılanları benim için açıklığa kavuşturmanı istiyorum. Senin açıkça bir avantaj olarak gördüğün şeyleri, özellikle bilen ve anlayanların önünde böyle sırları açmanın günahını ve gökyüzündeki kuşlar gibi hafif olan en sıradan konuları bile bilmeye ihtiyacım var. Onlar kendileri için buna ihtiyaç duymasalar da, genel olarak bu bir ihtiyaçtır.

Bunu açıklıkla görmek için Zohar’da, Şemot (Çıkış) bölümünden başlayıp, Hamursuz Bayramından sonraki kısma ve onun devamına bakmalısın. Sonra Şavot’tan (Haftaların Festivali) önceki sayfaları, oradan da İsrail topraklarını geçtikleri zamanı araştır. Bu şekilde devam ederek İsrail topraklarının faziletini anlatan sayfalarından başlayıp sonuna kadar git.

Öncelikle buradan oraya kadar ki her türlü değişim ve hareketi derecelerin tamamlanmasıyla beraber açıklığa kavuştur ve elinden geldiğince konuyu anlamaya çalış. Sonra, bütününün ve onun parçalarının basamaklarındaki her iyi şeyi, gerekli ve gereksiz olanı, ne açıdan gerekli, ne açıdan gereksiz olduğunu ve o olmasaydı dünyanın neyden mahrum olacağını, her bölümdeki ümidi resmederek açıklığa kavuştur.

En önemlisi çizim gölgeler ve ışıklar aracılığıyla, çirkin ya da güzel ya da gülen ya da içten bir yüzün hatlarını ortaya çıkarmalıdır. Basit ve gereksiz bile olsa bu şekilde büyüyen bir şeyin üzerine her şey kaydedilmelidir, böylece tüm çizimler tek bir koleksiyonun her resmine dâhil olacak şekilde düzenlenmiş olur.

Ve çizimleri yorumlama hatasını tekrarlama, çizimlerin kendisi senin yorumuna gizlenmiştir. Benim ihtiyacım olan çizimin kendisi, ben de onları seninki gibi bir beceriyle, özellikle aşağıdan yaptığın yorumundan önce, sanki yukarıdan düşmüşler gibi yorumlamak istiyorum.

Senin yalnızca bir Klipa (kabuk) olan masum ve temiz ruhları avlayan aylaklığından korktuğumdan, sana bu formlardaki bazı yenilikleri yazacağım. Ve sen yukarıda bahsedilen çizimleri elinden geldiğince yorum yapmadan, sanki gökyüzünden düşmüşler gibi açıkladıktan sonra, benim burada Aramik dilinde yorumladıklarımı kendi kelimelerinle yorumlayabilirsin. Bu şekilde yazılarımı ve düşüncelerimi iyi anlayıp anlamadığını bilebilirim.

Aklımda olanı yorumladıktan sonra, sözlerimi gözden geçir, onlara eklemeler, eksiltmeler ya da her ikisini birden yap. Ve Tanrı aşkına birkaç hafta boyunca hiçbir çalışmanı ya da duanı atlamadan isteğim yerine gelene ve sözlerin net bir cevap olarak bana ulaşana kadar bunu yap. Parmaklarım korkuyla birbirine dolanıyor, bu şekilde seninle Tora’nın ve Yüce Sevgi’nin gölgesi altında yazışamam.

Gel ve gör: Üstte Olanlar ve aşağı olanlar için kutsal bir dil vardır. Bu nedenledir ki tüm bu gerçeğin bilgelerine “Tanrı’nın ağzı” denir. Bunun sebebi nedir? Çünkü Kutsallık onların ağzından konuşur ve tüm konuştukları başkasının değil kendi damak tatlarıdır. Dolayısıyla, bu bilgeler gerçeğin yolu olan ilmi dostlarına ağızdan ağza geçirir.

Ağızdan kulağa değil de ağızdan ağza geçirmenin sebebi nedir? Çünkü damak tadı kulaklara verilmemiştir, onlar ayrıdır. Bununla ilgili şöyle yazar: “Onunla ağızdan ağza bilmecelerle değil, açıkça konuşurum.” “Açıkça” görmek, “bilmeceler” duymak demektir.

Fakat tüm bunlar hiçbir şekilde damak tadına verilen gerçeğin ilminin yolu değildir tıpkı şöyle yazdığı gibi, “Eğer Ben olmayacaksam, kim yiyecek ya da kim haz alacak?” Bu kuralla bilgeler yargının içindeki yargıyı, her birinin özgünlüğünü ve her şeyin kendine ait tadını bilirler.

Bu hainler kalplerindeki iğrençliği gördüklerinden, kalpleri bölünmüştür ve ağız tatları aynı değildir çünkü “Tanrı onların dillini karıştırmıştır” ve bu nedenle “başkasının konuşmasını anlayamazlar.”

Fakat bilgelerin damağında yalan yoktur. Bu nedenle, tüm yedikleri gerçektir ve tüm uyanışları gerçek içindir. Dolayısıyla, bilgelerin hepsi, damakları bir olduğundan birbirlerinin dilini anlayan tek adam gibidir. Dolayısıyla birbirlerine ağızdan ağza sırları ifşa etme gücüne sahiptirler.

Bu bağlamda sadık çoban Yuda için dua eder “ve halkının üzerine onu getirir.” Atalarımız der ki o erdemliler arasında durur ve yasaları onlarla tartışır yani onların dilinden anlar.

Bu böyledir çünkü kusurlu olan—Babil neslinin günahını doğru şekilde ıslah etmeyen—Babil’in Ball denilen tanrılarının hükmü altındadır. “Ve orada onların dilini karışır” ve atalarımızın ne söylediğini anlamaz. Yazıklar olsun ona ve ruhuna. “Kutsallık ne der? O benim başımdan, kolumdan hafiftir.”

Böyle büyük bir günah nasıl ıslah edilebilir?” demelisin. Her şeyden önce şöyle yazılıdır, “Sen yeryüzünde, Tanrı cennette olduğu için; bırak sözlerin az olsun.” Ayrıca şöyle de yazılıdır, “Tanrı senin sesine neden kızgın olsun?” bu hiç şüphesiz gerçektir.

Fakat burada olduğu gibi ihtiyacımız olan şey, kendisiyle ilgili tanıklık eden Musa’nın, sadık çobanın, gücüdür: “O cennete değil… senin ağzında ve kalbinde.” Bilinir ki, sadık çobanın büyük gücüyle Tora yeryüzüne inmiştir tıpkı Tora’nın isimlerindeki harflerin kombinasyonu gibi.

Onun tüm dünyanın ve bizim önümüze serdiği tüm iyi ameller, “Senin ağzından, izin verilenden gelen” sözündeki gibidir, şimdi onlar fiilen yeryüzündedir, şöyle yazdığı gibi, “Yapman için o senin ağzında ve kalbindedir.” Bu, ruhun ve aklın babaların ve onların hizmetkârlarının söyleminde ve 613 emirdeki tüm akla ve sebebe tutunmasıdır. Her eylemde bir kombinasyon tüm ışığın depolandığı dünyanın Efendisi’nin yolları vasıtasıyla gözlere bilinir hale gelir. Bu anlayışa tam bir akılla tutunan, boşa çalışmış olmaz çünkü burada ruhun 613 parçasından biri söz konusudur. Bilahare tüm bu dereceleri ruhunun tüm organlarını bulana kadar çoğaltır.

Eğer ruhun bütünlüğü ile ödüllendirilirse, kralın sarayında hiçbir eksiklik ve yoksulluk olmadığı için her şeyi elde ettiğinden emin olur.

Yazıklar olsun aptallara, dünyayı mahvedenlere. Doğmamış olsalardı dahi iyi olacağını çok iyi bilirler. Söyleyebilecekleri tek bir şey vardır, o da bugünden yani doğmadan önce daha iyi günlerinin olduğu. Yaradan bunu onlara diğer insanların önünde eksikliklerini göstermeleri için yapar. Şöyle yazılıdır, “Bu günlerden önceki daha iyi olan günler nedir diye sorma çünkü bunu sorman ilimden dolayı değil’” Diğer bir deyişle bu sözle onlara merhamet eder ve içlerindeki aptallığın eksikliğinin işareti olan bu merhameti kalplerinde saklamaları için onları uyarır.

İnançlı peygamber, Malahi bununla ilgili onları azarlar: “Sunağıma kirli ekmek getirip, ‘Tanrı’nın masası aşağılık,’ diyerek şöyle dediniz, ‘Seni neyle kirlettik?’” Dünyadaki bütün aptalların yolu budur. Damakları tatlıyı acı olarak tattığı için, onun acı olduğunu söyler ve kutsal kralın ekmeğini hor görürler.

Bu sebeple o onları lanetler ve efendilerine karşı hilekârlık yapanın onlar olduğunu göstererek, şöyle der, “Sürüsünde bir erkek olan hileci lanetlensin.” Bunun sebebi nedir? Bu böyledir çünkü sürülerinde bir erkek vardır ve çalışmaları boşadır ve onu bulmak için çaba göstermezler. Kralın sarayına arı bir erkek yerine topal ve kör birini getirdikleri için kutsal peygamber onları lanetler.

Yazıklar olsun kralın sarayını itibarsızlaştıranlara. Bu sebeple büyük bir akılla eksiklikleri onlara gösterilir tıpkı, “Onu hükümdarına sun; senden memnun olur mu?” “Senin hükümdarın” onları aşağıda tutan kusurlarının yani üst dudakta bize göre kusur, onlara göre kusur olmayan bu yerin eğilimidir. Fakat bu yer dudaklarını bükerek doldurulamaz ve Yaradan onlara eksikliklerini yüzlerinde gösterir tıpkı seninleyken sana söylediğim gibi, şöyle yazılıdır, “Arı ve erdemli olan öldürmez.” Akla “arı” ve kalbe “erdemli” denir. Yazıklar olsun adını değiştirene, Yaradan adına yalan söyleyene ve anlamı ters yüz edene. Ayet onlara tanıklık eder: “Kötü olana tanıklık etmeyeceğim.”

Dolayısıyla, sen, hayatımın aşkı, sana kıyasla değersiz olan dünyanın yıkıcılarının ve aptallarının ayak izlerini izleme, ister gövdede, dalda ister fazlasıyla meyvede olsun. Gövdende sen bu nesilde eşsizsin. Seninleyken söylediğim gibi, bu gövdenin arılığında sen benden daha iyisin. Tanrı’nın kutsandığı yere gitmemen ve ruhundan düşen tüm o zayıf organları toplayıp tek bir beden haline getirmemen haricinde hiçbir eksikliğin yok.

Bu tamamlanmış bedene Yaradan İlahi Gücünü aralıksız olarak akıtır ve ışığın yüksek akımı hiç bitmeyen bir pınar gibi olur. Sonra gözünü diktiğin her yer kutsanır ve sürekli olarak seni kutsuyor oldukları için, sen nedeniyle her şey kutsanmış olur ve dilekleri seni lanetlemek olan tüm kirliliğin taşıyıcıları sonsuza kadar onların üzerinde olur. Bu sırada büyükbabanın kutsaması, “Seni kutsayanlar, kutsanır,” gerçekleşir.

Daha önce ilgilendiğimiz Tanrı’nın ağzı konusuna geri dönelim. Bir üst dudak bir de alt dudak vardır. Bu taçlar birbirine denktir, fakat tüm bu değerli olanlara ekleme ve iyilik üzerine iyilik yapmak, ışık üzerine ışık eklemek için Dikna’nın dört büyük ve kutsal ıslahı onların üzerinde olmalıdır. Ne mutlu onları miras almakla ödüllendirilene ve onları miras almış olana tutunmakla ödüllendirilene.

Bu dört ıslahla ilgili olarak şöyle yazılmıştır: “Ne Ben’im düşüncelerim senin düşüncelerin, ne de yolların Ben’im yollarım.” Yüce ve kutsal düşünceler, eğitimsiz birinin düşünceleri gibi değildir. Yüce ve kutsal yollar, eğitimsiz birinin yolları gibi değildir. Düşünce Roş’tur (baş/akıl) ve yol Roş’un yayıldığı ve çoğaldığı yerdir.

Gel ve gör. Yukarı bir Roş ve üst dudakta yukarı bir yol ve aşağı bir Roş ve alt dudakta aşağı bir yol vardır. Bu nedenle bıyık, daha önce bahsedilen yukarı Roş’un benzeri olan üst dudağın üstüne yerleşir.

Bu ıslaha “merhametli” denir. Biri bunu gözüyle görme ile ödüllendirildiğinde, her yer bereketle dolar çünkü içinde … yer yoktur. Bu nedenle o gerçekten “merhametlidir.”

Sonrasında onlar erkek keçilerin, yükselenlerin yolu olan üst yolu görmekle ödüllendirilirler. Bu sebeple o bütün aşağı dünyalarca görülür, tıpkı Roş’un övgülerin övgüsü “merhametli” denilen eşsiz ıslahının onlara göründüğü gibi.

Bıyığın ortasında bir boşluk vardır, yoldaki bu kesinti burundaki iki delik vasıtasıyla aşağıda olanlara görünür. Bu yol uzar ve üst dudağın ortasına kazınır. Bu ıslaha “bağışlayan” denir ve sırları bilen herkes bunu açıkça görür.

Şimdi sen bu iki adla ödüllendirildin… aşağıda olanlarla ve böylece dudağın olduğu yerde, önümüzde olanı görebileceğiz … alt dudaktaki Roş’u. Orada … yani buna layık olanlar öpücüklerle ödüllendirilir… öpücükler nedeniyle … aşağıda olan bir olur.

Bu nedenle sormalıyız, “Neden alt dudağın Roş’una tutundular? … iyi bir neden … ve kutsal bir ağız … sevgiyle olması gerektiği gibi … üst dudağa kazınmış yol, o yolu onlara … insan doğası olmayan bir yol… gibi gösteren … Ve sonra … onlar alt dudakta gittikçe güçlenir. Bu anda “Sevgi ölüm kadar güçlüdür.” Ruhları altta olanla … üst ve alt sevgiyle açığa çıkar.

Bu sebeple o yere “alttaki Roş” denir. Bunun sebebi nedir? Bu böyledir çünkü o kesinlikle üst Roş’a benzer ve herkes birinin diğerine babalık yaptığını bilir. Üst Roş’un Panim’i (yüz) uzadığından buna “uzun” denir… herkes için değildir. Ve onlar bir olarak birleştiklerinde herkesin gözü olurlar.

Bununla ilgili atalarımız şöyle der, “Bir ses, bir görüş ve bir koku sahtekâr olarak düşünülmez.” Bunun sebebi nedir? Çünkü bu üçünde, tüm … görünür. Ve biz alt Roş’la ödüllendirildiğimizden, o katlanır ve üç övgüde gelir … Üst Roş bize geldiğinde onların içinde kesinlikle hile ve bu eşsiz ıslahlarda kusur yoktur ve herkes bilir ki, “Sarah, Gerar’ın kralı Abimelek’ten hamile kaldı” diyen saltanatın palyaçoları haricinde, biri öbürüne babalık eder.

Bu nedenle, “Bu Ben’im onlarla olan taahhüdümdür,” ayetinde Tanrı şöyle der, ‘Üzerinizde olan Ben’im Ruhum.’” Bu İsrail tohumunun ekiminde gerçek olur. Öyle görünüyor ki, bu ıslah kesinlikle aşağıda olanların Roş’udur, tıpkı onları saklamak ve yaşam demetine bağlamak aşağıda olanlar için olması gibi.

Atalarımız bunu şöyle pekiştirir, “Azarah’a(Tapınağın özel bir bölümü) Davud’un Evindeki krallar haricinde giriş izni yoktur.” Bunun sebebi nedir? Çünkü onlar Roş’dadır. Fakat neslin geri kalanı için o yer sadece geçiş içindir. Böyle olmasaydı geri kalan orda dolanıyor olacaktı ki bu nedenle o Roş’dan aşağıda olana uzanacak ve yayılacak şekilde tesis edilmiştir.

Bu üst yola benzer, fakat yaşlı bir adam gibi görünür ve “Yaşlılıkta sağduyu yoktur.” Bu tıpkı Barzillai, Gileadite gibidir çünkü üst Roş’dan yayılan üst yol gibi alttaki yolun şekli de her şeyde tamamıyla aynıdır, bu sebeple Guf’un aşağıda ve alttaki yolda üstte olana benzer olduğunu görür tıpkı maymunun insana benzemesi gibi. O ne görürse iyi görür.

Bu nedenle, tıpkı “Ve onlar yeryüzüne yüzlerini eğdiler” sözünde olduğu gibi, tüm yüzlerin aynı olmadığını ve insanların tüm kusurlarının yüzlerinde olması gerektiğini göstermek için bu ıslaha “yüz” denir.

Bu nedenle bu yol üst dudağın tam zıttı olan alt dudakta kayıtlıdır, tıpkı “birbirine bakar” gibi duran meleklerin yüzü gibi. Çünkü onların şekilleri birbirine benzer, birbirleriyle güçlenir ve dudaklara daha derinden tutunurlar. Bu aynı zamanda “yüz” ün anlamıdır yani şimdiye kadar hiçbir şekilde yukarıda ve aşağıda yüzler olduğu ve bütün yüzlerin aynı olmadığı bilinmiyordu.

O, Anah, “Babası Zibeon’un eşeklerini dolaştırırken çölde su kaynağı buldu” ve ilk kötülük silindi, diyerek tüm dünyaya “Gördüğün, Tanrı’nın imgesi” erdemliği içinde güldüğünü ve derecelerinden memnun olduğunu söyleyen o bilge öğrenciyi duyduğumda, kendime dedim ki, bu onu alt yolda bulup, ona “aşağı yol” diyen atalarımızdan gelir: Anah, babası Zibeon’un çobanı. Burada daha önceki yazılarında hiç duymamış olduğum bir şeyden, aşağı Roş’a Zibeon dediğinden bahseder.

Bu sözleri şu nedenlerle yorumlamaya çabalıyorum, 1) bu “su kaynaklarının” ne yaptığını yani yüzlerinde toplanmış bütün Reşimo’ları(içimize işleyen/hatıralar) ses, görüntü ve koku olarak enine boyuna bilmek için. Bununla birlikte, soruları nedir ve bunlara ne cevap verirler—ister yeni bir soru olsun ister Zibeon’un çobanı Anah’tan gizlenmiş soru olsun? Eğer Zibeon ona “Oğlum, eğer kalbin bilgeyse, benim kalbimde sevinecek mi?” demiş olsaydı, bilge oğluyla ilgili olarak ne düşünüyor olacaktı?

Genel olarak bu soruda neşe var mıdır? Bu neşe kaç gün sürer ya da sadece birkaç saatlik midir? Tüm bunlar aşağı Roş’un ve bahsetmiş olduğum alttaki yolun açıklığa kavuşturulmasında açıkça açıklanmış ve yorumlanmıştır. Eğer bu senin için böyle değil de başka bir şekildeyse asıl çalışmanın nasıl olacağını bana anlat.

Şimdi artık aşağı Roş, alt yol ve yüzlerindeki alt dudak altındaki– “uzun yüz”—kılların ıslahıyla ödüllendirilmiş olanlara verilen kutsal adlarla ilgili olarak rahatladığımızdan, daha aşağıya kutsal perdenin altına inebiliriz. Orada kötü olana acı ve zor gelen cezalarla beraber, erdemli olana iyi bir ödül hazırlanmış, gizlenmiş ve ifşa olmuştur. Bu perdeye, Hesed’e (merhamet) doğru uzandığından “çok merhametli” denir. O tüm erdemliğe ve dünyanın Efendisi’nin cömertliğine sahiptir.

Yazıklar olsun ensest yapana. Ruhunu bu dünyadan kopardığında, gelecek dünyadan da kopar. O “Yakup’a gerçeği vereceksin” formundadır ki bu nedenle eli Esaf’ın topuğunu tutar. Bahsettiğimiz tüm bu merhameti bulur çünkü gerçek ve merhamet “Sen Yakup’a gerçeği, merhameti İbrahim’e vereceksin” sözündeki gibi birbirinin içine dâhil olduğundan, onun mükemmelliğinde “ve gerçek” denilen yedinci ıslah ifşa olur.

Gel, gör ve bu zamana kadar görmüş olduğun tüm derecelerdeki sana söylediğim düzeni anla ve onların tasvirine hakkıyla bak. Onları karşılıklı ve biri birini izleyen bitkilerin ekilmiş olduğu bir bahçe tasvirinde bulacaksın. Bu demektir ki, yukarıda bir Roş ve bir yol ve aşağıda tamamen onlara zıt bir Roş, bir yol ve herkese göre ortada ve herkesin aşağısında olan“çok merhametli” denilen bir yol vardır.

Ayrıca orada bu bitkilerin farklı bir kombinasyonda—üç bitki yukarıda olacak şekilde Roş, Toch, Sof—ekildiği bir bahçe daha vardır. Üst Roş’a Roş, üst yola Toh ve alt Roş’a Sof denir.

Onların kombinasyonunun bu olmasının sebebi nedir? Bu böyledir çünkü tüm bu üç bitkinin tat, görünüş ve kokusu aynıdır. Bununla üçü bir olarak birleşir ve üçü birden Roş, Toch, Sof olarak olağanüstü olarak kabul edilir.

Aşağı yol ve “çok merhametli” olanın birleşimine “söğüdün iki dalı” denir. Neden? Çünkü onlar eş zamanlı var olur ve ulusların içindeki sürgün çocukları onlarla kaynaştığında, söğüdün iki dalıyla ilgili olarak derler ki ne kokusu var ne tadı. Bu nedenle bahçede daha önce bahsettiğim gibi yukarıda üç, aşağıda iki vardır.

(Elokim) kelimesindeki beş harfte 120 kombinasyon vardır. Fakat ben “hatırla” ve “sakla” kelimelerindeki kombinasyonu göstermek için bu ikisini söyledim. Gerisi bahsettiğim o iki tarafa dahildir ve bu düzene “Elokim adının beş kombinasyonu” denir.

Bunun sebebi nedir? Çünkü onlar biri diğerinin altında olacak şekilde yayılma yoluna göre yerleşmişlerdir. Ancak, genişliğin bir ölçüsü vardır, bu zamana kadar senden bir yorum duymadığım için seninde onun içinde olduğunu duyana kadar sana bundan bahsetmeyeceğim.

Ben “aşağı” ve “yukarı” dediğim zaman, yerleri kast etmiyorum çünkü ruhun bir yeri yoktur. Ancak, dünyada biliniyor olmaları için kesinlikle bir zamanları vardır. Ona “yukarı” diyor olmam önce göründüğü, “aşağı” diyor olmam sonradan göründüğü içindir.

Senden daha fazlasını istiyorum: sana gösterdiğim tüm bu beş bölümü yukarı ve aşağı düzeninde kendi kelimelerinle yorumladıktan sonra, her bir zamanı, ne zaman ilk bölüm, ne zaman onu takip eden bölüm olduğunu ya da hepsini birden hafızan el verdiğince titizlikle veya yaklaşık bir hesaplama ile benim için yorumla.

Ve her şeyden önemlisi “yüzün” ıslahı denilen aşağı yolla ilgili olarak sana bahsettiğim söğüdün iki dalının, “çok merhametli” denilen kutsal perdenin ve onların başlangıcı “gerçeğin” süresini senden duymayı heyecanla bekliyorum.

Bu senin için küçük bir şey olsa da benim için büyük bir şey. Başka bir mektubunda onların zamanını unutmuş olduğunu zaten yazmıştın ama lütfen sanki ben hapisteymişim ve bu yüzden kalbimdeki bu önemli meseleyi seninle tartışamıyormuşum gibi düşünüp bunları hatırlamaya çalış.

Dolayısıyla onların zamanını hatırlamak için kendini zorla, süreleri aşağı yukarı başlangıçları kadar. Ve lütfen boşa kaybedilen zamana acı ve bana sana sorduğum tüm bu soruların tam açıklamasını içeren bir mektup gönder ki böylece sonrasında tekrar cevap yazmak zorunda kalmayayım.

Şimdi sevgili dostum, beni gerçek cevaplarınla nasıl donatacağını gel ve gör. Yükü senle beraber taşıdığım için şu an hüzünden başka bir şeyim yok. Yine de, cevaplar soruların önünde gittiğinden seninle ilgili hiç şüphem yok.

Ama eski defterleri kapatalım ve hiçbirini ziyan etmemen için bundan böyle dakikaları sayalım, çünkü her gün yukarıdan üzerimize bir müjde iniyor. Bu sana verdiğim bir yetki değil. Daha ziyade sana verdiğim bir hizmet. Hem, karalın çocukları arasında, kötülüğe, aylaklığın Klipa’sına (kabuk) liderlik eden kimdir ve nerdedir? Bu kesinlikle cennette karşı hürmetsizliktir ve “Kapı menteşeleri üzerinde, aylak yatağında döner”. Kutsallık, nefret ve hiddetle metreslerinin yüzüne tükürmeyi dileyen yabancı metreslerin yaptığı gibi büyük bir küstahlıkla yürüyüp, başı ve kollarıyla her şeyi ezen metresinin ayakları altında toza döner.

Bu hürmetsizliği söküp atma gücüne sahip olanlar tüm bu saygısızlığı görüp, kalktığında yine de onlara “aylak” mı diyeceksin? Aylak onların adı değildir. Daha ziyade onlar önlerindeki cennetin Efendisi’nin(Yaradan) ihtişamı ve eşsizliğinin algısına sahip olmayanlardır.

Benzer şekilde, uzatma süresinde çaba olmadığını söylemek zorundayız fakat çalışırken o kirli öz ve günde yirmi-dört saat çalışma arzusu hafiflediğinden, çalışmanın uzatılmasında bir saat bile harcamak istemez.

Temel çalışma Tora’nın sırlarını ve onun düşüncesini anlamaktır çünkü bu sürgünde başka bir kölelik yoktur. Bu kirli öz, Mitzvot’u (emirler) çalışma sebepleriyle uğraşmamak için her şeyi yapar. Bu sebepler bulunsa bile bu onun yorucu bir çalışma ve birinin diğerinden çok da farklı olmadığını gösterir, sonra kişi yorulur ve artık daha fazla çabalamaz.

Meselenin özü budur. Bu Tanrı’nın evininin topraklarından çıkarılmalı ve sökülmeli ve kişi Tora’nın mantığını ve Tora’nın sözlerindeki Mitzvot’ların anlamını bulma çalışmasını üstlenmelidir. Ve sonra Yaradan Tahtına geri döner.

Dün akşam Heşvan (Yahudi takviminde 8.ay) ayının on dördünde yazmış olduğun mektubunu aldım. Şimdi sabahın bu erken saatinde mektubum tamamlandı ve gönderilmeye hazır. Evine girip çıkan bu adamın gerçek bir bilge ve kutsal biri olduğunu nasıl anladığını bilmek istiyorum. Lütfen detaylı bir şekilde hangi bakımdan muhalif olduğunu yaz çünkü bunu bilmek istiyorum, eğer bu kişi senin evinde gördüğüm ciltçi ya da kitap satıcısı değilse ve mektuplara bakıyorsa… onlarla ilgili ne diyor. Fakat en önemlisi sana gereksiz görünen bu sözlerle ilgili kanaatkar olma çünkü bu tip tanımlamaları arttırdığımızda aramızdaki idrak artar ve benim buna ihtiyacım var.

Dostun, Yehuda

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,138