e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Dost Sevgisi İhtiyacı

Makale 14, 1987/88

Burada pek çok gerçeklik vardır:

1) Kişiyi kendini sevmeden çıkarıp başkalarını sevmeye getirir. Kabalist Akiva’nın söylediği gibidir: “Dostunu kendin gibi sev, maneviyatın en büyük kuralıdır,” sadece bununla kişi Yaradan sevgisine gelir.

Ancak, bilmeliyiz ki, başkalarını sevmek ya da başkaları yararına çalışmak dünyevi olanların anladığının tersine yaratılış amacı değildir. Dünya birisinin bir başkasına iyilik yapması için yaratılmamıştır. Tersine, dünya herkesin kendisi için haz alması için yaratılmıştır. Başkalarının yararına çalışmak zorundayız demek yaratılışın amacı değil, sadece yaratılışın ıslahıdır. Islah öyle olmalıdır ki orada utanç meselesi olmamalı, yaratılanların tam hazzı ve mutluluğu utanç olmadan kendileri için almalarının tek yolu olan ihsan etme başarılmalıdır.

Bu bağlamda, Zohar’ın ayetle ilgili söylediğini anlamalıyız: “Fakat günah herkes için yüz karasıdır, tüm yaptıkları iyi şeyleri kendileri için yaparlar.”

“Tüm iyi şeyler” demek, niyetlerine bağlı olarak yaptıkları tüm saygınlık eylemleri, “onlar için” denilen kendileri içindir. Bu demektir ki, dünyayı yarattıklarına iyilik yapma amacıyla yaratan Yaradan’ın “dostunu kendin gibi sev” emrini yerine getirerek değil, kendi anlayışlarına göre hareket ediyorlar. Manevi prensipler (emirler) sadece insanların ıslahı için verilmiştir, bu şekilde haz ve mutluluk almada onlara yardım edecek Yaradan’a bağlamayı ve O’nunla Dvekut’ta kalmayı başarabilirler.

2) Dostlar tek bir birim olarak birleşerek, çalışmalarının amacının –Lişma’yı (O’nun adı için)- değerini arttırma gücü edinirler. Aynı zamanda, bu kuralla Maimonides’in söylediği gibi, “Kadınlar, çocuklar ve sıradan insanlara korkunun dışında çalışmaları ve bilgi, bilgelik edinene kadar ödül beklememeleri öğretilmiştir. Bu sır onlara azar azar öğretilir.”

“Bilgelik edinene kadar” Lişma’da çalışmaları gerektiğini onlara söylediğimizde, kitlelerin içinde büyük çoğunluk doğal olarak Lo Lişma’da kaldığı ve azınlık çoğunluğun önünde iptal olduğu için, dostlar Lişma’ya giden yolda yürümek istediklerinde, kolektifin önünde iptal olmaktan kaçınmak için birleşirler ve her biri kendini diğerlerine adar. Amaçları başkalarını sevmek vasıtasıyla Yaradan sevgisine gelmektir. Şöyle yazdığı gibi: “Ve sen Tanrı’nı tüm kalbinle ve ruhunla seveceksin.”

Öyle görünüyor ki, küçük bile olsa kolektif olduklarında, onlar çoğunluk olarak kabul edilir ve bu çoğunluk, kolektifin çoğunluğuna kölelik etmez. Dolayısıyla, onlar Yaradan sevgisine ulaşmak için dost sevgisiyle çalışabilirler.

Dostunu kendin gibi sev emri tüm insanoğluna atfedilse de, tüm insanoğlu başkalarını sevme eylemiyle Yaradan sevgisine giden yolda yürümez. İnsanlar birlik olduğunda birbirlerinin fikirlerini benimsediklerinden, Lişma (O’nun rızası için yapmak) meselesi –manevi çalışma ve Islahların esas amacı- kişinin kalbinde bu çalışma henüz sabitleşmemişse bile, çalışmayı yerine getirerek Lişma’yı başarırlar. Dolayısıyla, kişi başkalarıyla bağ kurduğunda, diğerlerinin fikri onun Lişma fikrini uyandırır. Bu sebeple, “Dostunu kendin gibi sev” meselesini sadece Yaradan sevgisine ulaşma aracı olarak gören ve tüm amacı kendini-sevme değil fakat Yaradan için çalışmak olan insanlara bağlanmak ve onlara hizmet etmek iyidir.

Bu, her birinin tek amacı Yaradan sevgisini edinmek olan özel bir grubun içindeki dost sevgisinin faydasıdır. Fakat manevi çalışmayla ilgilenmelerine rağmen sıradan insanlara bağlanıldığında, onlar Lo Lişma (O’nun rızası için değil) dediğimiz alma arzusuyla yetiştirildiklerinden, Yaradan’a ihsan etme amacı yolunda değillerdir. Bu nedenle, eğer onlarla birlik olurlarsa, onların fikirlerini benimserler ve sonrasında Lişma’yı başarma yolunda yürümenin iyi olmayacağını düşünürler, çünkü Lişma doğamıza zıttır ve bu nedenle Lo Lişma’dan çok daha zordur. Bu yüzden, kişi fazla bilgisi olmayan ve Yaradan’ın çalışmasının özünün kendileri için değil, Yaradan için olması gerektiğini henüz anlamamış olan insanlarla bağ kurmamaya dikkât etmelidir.

Fakat “dostunu kendin gibi sev,” kuralı tüm insanlara aittir. Yine de bize önceden kiminle bağ kuracağımız bilgisi verilmiştir. Bunun sebebi kişinin kendini sevmeden çıkmayla ödüllendirilmeden önce, çalışmanın zor olduğunu hissetmesidir. Çünkü beden buna direnir ve eğer bir fikrin altında birleşmiş, çalışmayı değil amacı hesaba katan bir grup insanın olduğu bir çevrenin içinde olursa, o zaman amacı içinde zayıflamaz.

Fakat eğer her zaman dostlarıyla beraber değilse, kişinin ihsan etme amacına tutunması çok zordur. Daha önce çalışmanın ve ihsan etme çalışması yolunda yürümenin daha iyi olacağını idrak etmiş aklının zayıf düşmemesi için cennetin merhametine ihtiyacı vardır.

Sonra birden kişi dostlarıyla birlik olmasına rağmen, farklı düşünür ve kalabalıkları izlemenin daha iyi olacağı düşüncesine kapılır. Bu bizim yukarıda söylediğimiz gibidir: Küçük bir grubun kolektifiyle bağ kurmadığında, derhâl kitlelerin kolektifiyle çevrelenir ve onların maneviyat ve ıslahları tüm detaylarıyla yerine getirmenin yeterli olduğu düşüncesini ve Kral’ın emirlerini Musa ve onu izleyen atalarımız aracılığıyla yerine getirmeyi amaçlayan görüşünü benimser. Bunun için ödül alacağımızı düşünür ve bize şunu söyleyen atalarımıza inanırız, “Çalışmanın karşılığı için sana ödeme yapan ev sahibine güven.” Neden bundan daha fazlasını düşünsün ki? Söyledikleri gibi, “Onu yerine getirmemiz bizim için yeterlidir.”

Tıpkı Akaşiah’ın oğlu Kabalist Hananiah’ın söylediği gibi, “Yaradan insanları ödüllendirmeyi arzuladı, bu nedenle onlara çokça manevi çalışma ve ıslahları verdi.” Bu demektir ki, bize verilen tüm manevi çalışma ve ıslahlar için büyük ödül alabiliriz.

Dolayısıyla, şimdi kişi kendi faydası için değil, Yaradan için çalışması gerektiğini ve kendini sevmeden çıkınca, Yaradan ile Dvekut’la ödüllendirileceğini anladığında, topluma karışmış olduğu hâlinden daha akıllı hâle gelir. Kendini sevmeden çıkmanın zorluğunu görmesine rağmen, bunun gerçek yol olduğunu yani Lişma çalışmasına gelmek zorunda olduğunu idrak eder.

Fakat böyle bir toplumdan uzak olduğunda, derhâl çoğunluğun fikrine düşer. Diğer bir deyişle, halkın çoğunluğu henüz Lişma çalışmasının gerekliliğine, Maimonides’in söylediğine gelmemiştir, “Bilgelik kazanana kadar, onlar için sır olarak kalacak.”

Kişi Lişma’nın yolunda yürüyen bir topluma girdiğinde, şu soru ortaya çıkar: “Bu kişi böyle bir yerde nasıl sonuca ulaşır?” Şuna inanmalıyız ki, bu üstten gelir.

Buna göre, neden sonrasında toplumla bağlarını kopardığını anlamalıyız. Baal HaSulam’ın dediği gibi kişi Lişma yolunda yürümeye başladığında, sonradan belli bir sebepten dolayı çalışmasında ihmalkâr olur ve kolektifin sıradan yoluna sapar, o zaman şöyle sormalıyız, “Neden ona üstten başka bir uyandırılma verilmedi?”

Bununla ilgili bize bir alegori verir. Bu durum nehirde yüzen bir insanın durumuna benzer. Nehrin yarı yolunda zayıf düştüğünde, yanında onunla beraber yüzen kişi onu iter böylece yeniden yüzmeye devam eder. Onu kurtarmaya çalışan kişi onu biraz iter fakat eğer onun işbirliği içinde olmadığını görürse, onu bırakır ve uzaklaşır. Ama onu ittirdiği zaman kendi başına tekrar yüzmeye başladığını görürse, tehlike uzaklaşana kadar her seferinde onu itmeye devam eder. Eğer bunda yer almazsa, onu bırakır.

Çalışmada da bu böyledir. Kişi üstten bir uyandırılma alır ve böylece Yaradan’a memnuniyet vermeyi bilerek çalışan insanların olduğu yere gelir. Kişiye birkaç uyandırılma verilir fakat buna ulaşmak için çaba sarf etmezse, kendisi için bahaneler bulur ve mücadeleden kaçar. Bu toplumdan uzaklaşınca kendini erdemli görür. Kendini haklı çıkararak, gerçekten erdemli olduğunu zanneder.

Dolayısıyla, kişi topluma tutunmalıdır. Ve elbette onlar birleşmiş olduklarından kolektif olarak kabul ediliriler. Ancak, onlarınki büyük bir kolektif, toplum küçük bir kolektiftir. Dahası bir kolektif diğer kolektifin önünde iptal olmaz.

3) Dostlarla birleşmede özel bir güç vardır. Aralarındaki birlik sebebiyle düşünceler ve fikirler birinden birine geçtiğinden, her biri bir diğerinin gücüyle kaynaşır ve bununla gruptaki herkes tüm grubun gücüne sahip olur. Bu sebeple, her insan bireysel olsa da, tüm grubun gücüne sahiptir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,309