e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Mektup 7

24 Nisan 1955

Merhaba, ulusun şimdilerde yüzyüze kaldığı gölgeler ve bulutlara karşı dik duran dostlarıma en iyi dileklerimle. Bu zamanda dünyamıza inen büyük gizlilikten sonra, dostların Baal HaSulam’dan aldıkları Efendi’mizin ışığının kıvılcımları halen daha kalplerinde parlıyor; onlar kalpteki noktalarını nasıl koruyacaklarını biliyor ve ebedi kurtuluşu bekliyorlar.

Nisan’ın 23’ündeki konuşmamıza birkaç şey eklemek istiyorum. Önemli bir soru soruldu, “Eğer Yaradan, yaratılanları O’nla Dvekut’ta (birleşme) olmaları, haz ve mutluluk hissetmeleri için kutsallıktan yararlandırmak istiyorsa, dünyamızda dünyasal şeylerin, yani ızdırabın olmasının nedeni nedir? Dünyasal şeyler ne içindir?”

Size göre kutsallık yaratılanlar için yeterli olacaktır, öyleyse neden Klipot (Kabuklar) sistemi var? Eğer O’nun Kendisinin tüm bu evreni yarattığına inanıyorsak, bu Yaradan’a ne gibi bir kazanç ve memnuniyet getirecek?

Diyorsunuz ki, sadece mantık ötesi bu konuları kabul edebiliriz. Ben de düşünüyorum ki, mantık ötesi kabul ettiğimiz tüm bu manevi konularla ilgili daha sonra Yaradan’ın bilgisinin kıyafetiyle tam olarak kuşanacağız, şöyle yazdığı gibi “ve senin için sınırsız kutsama akıtacağım.” Fakat çalışmada Tora’nın yolunun aklını anlayacağız.

Zohar, (sayfa 6, madde 105), “Aptallar için İlmin Avantajı vardır” ve dünyada pek çok şey olmasına rağmen, tutunacak bir şey olmazsa, orada dünyada varolan muhteşem şeylerin ne algısı ne de hissiyatı olur diyen Sulam yorumuna bakın.

Bu demektir ki, içinde lezzetli tadı, tatlılığı ve hoşluğu hissedebileceğimiz en basit şeyleri bile edinecek Kelim’e sahip değiliz. Sadece bir kez “iyi şeyleri alma arzusu” denilen doğru Kelim’imiz vardı, özlem duymadan bu şeyleri alabildiğimizi söylediğimiz.

Bir alegori yapacak olursak, bilinir ki, tutkunun içinde haz vardır, yani tutkuda o şey ve onu elde etmek için haz vardır. Tutkunun içindeki hazzın ölçüsü, onu elde edememiş olmanın acının derecesine bağlıdır. Bu demektir ki, kişi, istediği şeyi elde edemeyeceğini hissederse hayal kırıklığı yaşar, haz özlem ve tutkunun içinde kıyafetlenir.

Bir örnekle bunu basitleştirelim: Kişi susuzluğunu gidermek için su içtiğinde, su Kli’nin ölçüsüne göre olur, yani susuzluk ızdırabının derecesine göre. Fakat şimdi içtiği sudan büyük zevk alan bir kişiye susuzluk ızdırabıyla mutlu olup olmadığını sorsak, kesinlikle şunu der, “Evet.” Ama eğer bir insana “eğer sudan zevk almak istiyorsan tuzlu yiyecekler ye ve daha sonra suyun sana daha çok haz vermesi için yarım gün boyunca su içmeden bekle,” tavsiyesinde bulunursak, kesinlikle şöyle der, “ne o, ne de onun ödülü.” Ayrıca ya bunun için Kelim’imiz yoksa…

Tüm hayatım boyunca yerine getirmem için bu konu önüme geldiğinde ızdıraba düşüyorum” diyen Rabbi Akiva ile alakalı olarak…

Mektubun geri kalanı kayıptır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,333