e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Arzuları Algılamak

Kişi nasıl arzuları algılar? Kişinin ne istediğini bilmesi için önce onu denemesi gerekir, böyle yapmakla yaptığı şey içinde keyifli bir algı ya da tat bırakır. Keyif duyusal olarak algılandı ve şimdi gitti, hangi noktada kişi onu (keyfi) arzular? Gerçek Kli (kap) işte bundan oluşmalı. Bu şu demek, ışık onu geçmişte doldurmuş ve Kli (kap) ışığın varlığından kaynaklanan bütün zevk duygusunun gücünü tatmıştır. Sonra ışık kayboldu ve şimdi Kli (kap) bir kez daha ışığı tatmak için tutkuyla özlem duyar.

Şimdi ruhun nasıl inşa edildiği yoluna bakacağız ve de neden onunla çalışmamız gerektiğine. Taratılmış olan tek şey ruhtur. Beş filtresi aracılığıyla, ruh, görsel, duyusal, tensel, tatsal ve kokusal duyuları içine alır. Bu beş organın arkasındaki destek bir bilgisayar programına benzer. Dışarıda olanları anlayabileceğimiz bir lisana çevirir, yani zevk ve acı. Bir şeyin iyi ya da kötü olup olmadığını ruhumuzun en merkez noktasıyla algılarız.

Eğer bilgisayar doğal bir program ile çalışıyorsa onun programı iyi ve kötünün egosal yeni girişlerini (ruha) tatmin etmek için tasarımlanmıştır. Bununla birlikte, eğer ihsan etme programıyla çalışıyorsa iyi ve kötü düşünceler kendisine görece olarak değerlendirilmez; daha ziyade onun dışında olana göreceyle değerlendirilir ve bu ışıktır ya da Yaradan.

Şimdi görüyoruz ki ruhun değerlendirmesi ve seçenekleri için iki program ihtimali vardır: a) egosal olarak, kendi iyiliği için, ya da b) ihsan etme olarak, Yaradan’ın hatırı için. Sonuçta, Yaradan ve yaradılış dışında, ya da ışık/haz ve arzu/kap, dışında evrende hiçbir şey var olmaz.

Doğal süreçte, bir insan egosal program ile doğmuştur. Dolayısıyla, bilincimizin ya da beynimizin “arka planında” egosal olarak bir ters imge baskılanmış ya da tasarlanmıştır. Bu imgeye “bizim dünyamız” denir.

Biz ışık dışında hiçbir şey almayız. Bununla birlikte, eğer ışık egosal süreçten geçerse, bu bizim içimizde “bizim dünyamız” olarak açığa çıkar. Bizim egosal arzumuz, iyi olan her şeyi seçip ve kötü olanları eleyerek engeller oluşturup kendi sürecini uygular. Bu organizmanın kendini koruma programıdır ve eğer buna sahip olmasaydık dünyamızın resmi tamamen çok farklı olurdu. Onsuz (egosal arzumuz), resim ruhun ön tarafında baskılanırdı ve kişiye öznellikle ve kendine fayda sağlayacak şekilde içeride olanlardan ziyade dışarıda var olan her şeyi tarafsız gösterirdi. Bu dışarıda olana “ışık” ya da “Yaradan” denir.

Bilgisayarı egoistlikten tekrar ihsan etmeye programlamak için Kabala ilmi vardır ki bize egoistliğin örtmediği hakiki var olan dış görüntüyü almamızda yardım eder. Bizim dışımızdaki gerçek evreni hissedebiliriz. Bu duruma ışıkla birleşme denir; ışık ve ruhun arasında hiçbir engel olmadığında.

Bu, insanların biyolojik ölüm durumunda olup egoist bedenden (ya da hayvansal organizma) kısmen ayrıldıklarında hissettiklerini bir parça anımsatır. Işığı üzerlerinde görürler ve onu arzularlar ancak ona ulaşamazlar çünkü henüz kendilerini ruhani egoistlikten kurtarmış değillerdir. Zira kişi bundan sadece bedenin hayvansal egoistliği ile birlikte kurtulabilir, dolayısıyla bütün işlem bir veya birkaç yaşam boyuna egoist bedende gerçekleşir.

Ruhani egoistlikten çok kolaylıkla kurtulabiliriz, eğer egoizmin içsel bilgisayarımıza eklediği engelleri bilirsek. Tüm bilgiler Malhut’un beş kısmı ya da egoizmin idaresinin beş kısmı aracılığıyla girer. Bu beş kanal dışarıdan gelen bütün bilgileri, egoizm için iyi olanı kötü olandan ayırarak egoizme uyacak bilgiler çevirir. Bütün işaretler özel bir filtre genişliğinden (Aviut) geçerler ki bunlar her kişide farklıdır.

Ruhlarımız ne kadar reenkarneden geçerse Aviut’u o kadar büyür. Yani kişi daha kaba daha hedefe odaklı ve düzelmeye daha hazır hale gelir. Diğer taraftan bencilliği daha az gelişmiş olanların fazla bir şeye ihtiyacı yoktur çünkü az ile tatmin olurlar. Öyleyse, büyük bir egoist düzeltiye hazırdır çünkü kendisini ışıkla doldurmak için daha büyük bir gereklilik hisseder.

Bilgisayar programının düzeltilmeye ihtiyacı nasıl doğar? Kişinin içindeki Aviut’un maksimum boyuta gelişmesi ile olur. Bu dünyamızda birçok reenkarnasyon ve hayatlar ile olur. Sadece insan hayatı olarak değil, hayvanlar, bitkiler ve cansız doğa olarak ta. Bütün doğa, insan hariç, onunla (insanla) yükselir ve insanın durumuna bağımlıdır.

Bir kez insanın Aviut’u maksimum boyuta geldiğinde ışık ve aldığı görüntü (imaj) ile arasında maksimum farka sebep olur. Bu içsel bir şalterin açılmasıyla sonuçlanır ki kişiye şimdi ya da gelecekte asla bir daha hiçbir şeyin dolduramayacağı hissi verir.

Bu işaret geldiğinde kişi kendi içindeki şeyi ya da ruhunun arka tahtasındakini aramayı bırakır ve bunun yerine dışarıyı almayı arzu eder. Değişik felsefe ve metotlara yönelir. Ta ki Kabala ya gelene dek. Bu tam da uzun zamandır aradığı şeyi bulabileceği yerdir.

Kabala bu filtreleri değiştiren metottur. Onları çıkarmaz ancak sadece onları egoistçe haz alma niyetinden ihsan etme niyetine yeniden inşa eder ya da ayar yapar. Daha kesin olmak gerekirse ihsan etmek için hazzı almak, çünkü her şey Yaradan’la ilişkilidir. Bunun anlamı, Onun hatırı için haz almaktan başka Ona verecek hiçbir şeyimiz yoktur.

Böylece, aynı filtreler almak için kullanılabilir, ancak sadece ışığın ya da Yaradan’ın hatırı için. O zaman dışarıdan giren bilgiler hiçbir şekilde çarpıtılmaz. Daha ziyade, bize dışarıda ya da gerçekte aynı mevcut olduğu gibi görünecektir. Bu olduğunda yaradılışın tüm programı bir sona gelir, zira program bize şimdi egomuz için herhangi bir engeller olamadan var olmamıza izin verir. Bu şu ki; var olmak, almak ve gerçek evrende yaşamaktır. Dünyamızın tüm zevkleri, insanlığın almış olduğu ve gelecekte alacağı, sadece mümkün olan en küçük ışıkta (nefeş) kapsanmış hazzın 600.000’de biri kadardır.

Limitsiz olarak ışığın tamamını alan tek bir düzeltilmiş ruh bile bütün ruhların önünde yer alır. O, bilgiler ya da hazlar bütün ruhlara geçene kadar her şeyi gözlemler.

Aviut, bir kişinin içine ruhu ilk insan şekline girdiğinde ya da ilk inişte yerleştirilir. Bununla birlikte Kabala düzinelerce yüzde olarak bunu geliştirebilir, onun yaşam sayısını ya da bu dünyaya inişlerini kısaltarak. Yani, bir kişinin ruhani dünyayı asimile edebilmesi için olgunlaşma süresini hızlandırabilir.

İnsanın ızdırabı sahip olmadığı şeyin dışa yansımasıdır. Izdırap yok olmaz ancak Kabala hayvansal ızdırabı ruhani olan ile değiştirir. Bu ruhani algılamanın eksildiğinin ızdırabıdır. Izdırabın niteliksel değişimi içsel Kli’nin ya da ruhun tekrar inşa edilmesine yol açar. Amaca karşılık olarak ışığı algılama oluşur. Sonuç: birkaç jenerasyon boyunca olacak olanlar (aklımıza gelecek olanlar) şimdi birkaç sene içinde olur.

Sorabilirsiniz: “Neden bazen bir soruyu sormak ya da kesin ve açık olarak belirtmek imkânsızdır.” Böyle olur çünkü kişi hakkında konuştuğumuz şeyi içinde hissetmiyordur. Eğer henüz onun içinde açığa çıkmadıysa o zaman duyduğu şeye tepki göstermez.

Ruhun yapısı şöyledir: Yaradan’dan yayılan ışık Ondan (ışıktan) haz almak için arzuyu yaratır. Bu arzuya Malhut denir. Malhut’tan önce ışık değişerek dokuz evreden geçer ki sonunda Malhut’u yaratmaya uygun hale gelene dek. Işığın geçtiği dokuz evreye Keter, Hohma, Bina, Hesed, Gevura, Tiferet, Netzah, Hod ve Yesod denir. Ondan sonra en son durumu inşa eder ki buna Malhut denir. Hesed’den Yesod’a kadar ki altı duruma Zer Anpin denir.

Toplamda on Sefirot vardır ki: ışığın dokuz seviyesi artı bir Malhut ki o alma arzusudur. Malhut ruhtur ya da gerçek yaratılış ki ışığı kabul etmek (almak) ve ışıktan haz almak isteği hisseder. Malhut ışığı almaya başlar ve ışıkla birlikte onun özelliklerini de alır. Bizim dünyamızda bile üzerimizdeki herhangi bir etki (tesir) bile içimizde kendi yansımasını yaratır. Aynı şey üst dokuz Sefirot’tan ışığı aldığı zaman Malhut’a da olur.

Görüyoruz ki tek bir egoist yapı Malhut’un kendi içinde ışığın dokuz ilave ihsan vasfını kazanmıştır. (ışığın dokuz Sefirot unun ışığını alarak). Egoist engeller olmadığından ışık Malhut’un dokuz ihsan (altruistik) vasfından geçerken, ışığın yüzeysel (dış) bilgisi gerçek anlamından saptırılmaz. Işık sadece azıcık küçülür. Işık, ruhun optimum doldurulup, fazla doldurulmasını önlemek için azalır ki bu da ızdıraba sebep olur.

Bununla birlikte Malhut’un ışıktan ihsan etme özelliğini alıp Onun vermek arzusuna eşit hale gelmiş, onuncu kısım olmayan bir bölümü daha vardır. Daha ötesi Malhut’un ışığın vasfını hiçbir şekilde algılayamadığı dolayısıyla değişemediği bir bölümü daha vardır. Bu bölüme “Lev ha Even” ya da “taş kalp” denir.

Bizim işimiz, bu bizim ben dediğimiz kısmını bırakmaktan oluşur; düzeltilmenin sonuna ve Mesih’in gelişine dek, her zaman egoist kalacağından onunla çalışmayı bırakmak. Öyleyse Malhut’un bu kısmına engelleme uygulamak gerekir yani onu hiçbir şekilde kullanmamak.

Malhut ya da onuncu Sefira, Malhut’un ışığın özelliklerini kabul ettiği (aldığı) ve ışığın doldurduğu onun özelliklerini hissedebilen kısmıdır. Dolayısıyla değişebilir, yavaş yavaş dönüşmeli ve ışıkla aynı şekilde hareket etmelidir. Işığın niteliklerini Malhut’a etkili bir şekilde çekmek için “Shvira” denilen eylem uygulanır, yani kırılma ya da vuruş. Bu eylemin sonucu olarak ilk dokuz Sefirot’un özellikleri Malhut’un içine nüfuz eder.

Ancak sadece ışığın nitelikleri ile Malhut’unkilerin birbirine zıt olmalarını anlamak yetersizdir. Malhut ışıkla aynı yönde eylemde (hareket etmeli) bulunmalı dokuz Sefirot’a eşit hale gelmesi gerekir. Ancak ışık hiç içine nüfuz etmezse bunu nasıl yapabilir. Bu hedefi gerçekleştirmek için Kelim’in kırılması (shvira) gerçekleşir ya da arzuların kırılması. Bu, dokuz Sefirot’tan geçerek Malhut’a giren “Işığın girişi” yoluyla yapılır. Şimdi Malhut diğer dokuz Sefirot ile karışıp birbirine geçer. Buna “Shvirat HaKelim” ya da “günahkâr düşüş” (çöküş) denir.

Shvirat Kelim gerçekleştikten sonra dört çeşit arzu oluşur. Bunlar:

  1. a) İlk dokuz Sefirot’ta bulunan saf ihsan etme arzuları
  2. b) Egoist arzularla karışmış olan ihsan etme arzuları
  3. c) İhsan etme arzularıyla karışmış olan egoist arzular
  4. d) Saf egoist arzular

Bu yolla iki çeşit arzu, saf ihsan etme arzusu ve saf egoist arzu Shvirat Kelim sırasında düşüp bir bir karışıp şimdi iki tane daha karışmış arzuya dönüşmüştür. Sonunda sadece şimdi ilk dokuz Sefirot ile aynı şekilde düzeltilmiş Malhut’un içinde bir ruh yaratmak mümkündür. Bunun sebebi herhangi bir egoist arzu şimdi içinde ihsan etme kıvılcımı barındırıyor. Bununla özel bir tür kuvvet gerekiyor yani düzeltmenin gücü. Bu güç her bir ihsan etme kıvılcımının arzunun en rağbette olan kısmı olmasına sebep olur ki onun bütün egoist arzuyu düzeltme yeteneği vardır.

Bu nasıl olur? Kabala’nın ışığa benzemek üzere kendisini düzeltmiş bir Kabalist tarafından yazılmış kitabını alırız. Bir kişi bu tür bir kitap okuduğunda olan şey içsel Kli’yi ışığa benzemek üzere kendi içinde nasıl inşa edeceği ile ilgili bilginin iletilmesidir. Kitaptaki satırları okumakla okuduğumuzu anlamasak bile biz yine de arzularımızı yavaşça temizleyen ve düzelten bizi çevreleyen ışığı kendimize çekeriz.

Kabalist bir öğretmenin açık talimatları altında yaradılışın ya da Yaradan’a eşitlik amacına ulaşmak isteyen bir grup insanla çalışmanın etkili olacağı kesindir.

Kabala çalışmak eğer biz arzumuzu kitabı yazan Kabalist’in düzeltilmiş arzularına mukabil olarak yönlendirirsek, hangi sırayla ruhumuzun düzeltileceğini açıklar.

Kişi kendini düzelttikçe yavaşça arzularının kırıldığını hisseder. Onları farklılaştırmayı, nitelik ve niceliklerine göre ayırmayı, belli bir düzende birleştirmeyi ve toplamayı öğrenir. Bu uzun bir yol. Ancak özel ve ilginçtir. Kişi, yaradılış olduğunu algılayarak ve Yaradan ile ve evrenin diğer kısımlarıyla bağının farkına vararak kendinde yeni vasıflar açıklamaya başlar. Olan şu ki; dış sistemin tümü nasıl oluşturulmuş, üst yönetim nasıl çalışır anlaşılır.

Yaradan’ bizim için amacı, ilkin kendi üzerimizde kontrolümüz olması sonra bütün dünyanın ve böylece Yaradan’ın yerini almak. Bizim dünyamızda ışığın bazı özel belirtilerini; bilgi, güç, seks, yemek ve çocuklardan aldığımız zevk gibi kovalarız.

Işık gelip bizi tamamen ve sınırsızca doldurduğunda, derhal tam mükemmellik ve haz olarak algılanır. Kişide arzular kalmamıştır. Işıkla doldurulma süreci yavaştır ve buna “Sulam” ya da “merdiven” denir. Baal HaSulam bununla ilgili yazdı ve onu ruhani yükseliş sisteminin onuruna, tefsirlerinde “Zohar” kitabının “Sulam”ı olarak adlandırdı.

Yaradan Âdem dediği ortak bir ruh yarattı ki bu 600 000 parçaya bölündü, her biri dört arzudan oluşur. Kişinin görevi sadece kendini düzeltmek değil, ayrıca ortak ruhtaki parçasını da düzeltmekten oluşur. Her ruh bütün 600 000 ruh ile ilişkisini düzeltmeli, böylece o kendini düzeltir; çünkü her bir ruh sırayla 600 000 parçadan oluşur ve ilk dokuz Sefirot her birine girer.

Ruhlar sadece bedenler aracılığıyla ve bedenler de grup içinde tek bir amacı başarmak için yönlendirilir. Bazı mekanik hareketler aracılığıyla düzeltilirler. Bu tarz iki mekanik davranış vardır: a) çalışmak ve b) ruhun manevi düzeltilmesi hatırına (uğruna) ortak işler yapmaktır.

Onları ışık yarattığından, kişinin arzularını düzeltme yeteneği yoktur. Gerekli olan sadece bu arzuların hareket yönünü değiştirmek ya da kişinin hangi noktaya kadar arzularını yerine getirme isteğidir. Eğer geçici olarak arzularımdan birini yerini getirmezsem daha sonra bana daha da gerek anlamından çarpmış halde döner.

Bu arzuyu nasıl doğruca kullanmaya çalışmalıyız. Kendimizi açlığa mahkûm edip ya da eziyet edemeyiz ya da bir şeyden kaçamayız. Düzeltilmesi gereken şey, arzularımı kullandığımız niyetimizin düzeltilmesidir. Eğer bunu yaparsak bütün arzularımız amacımıza ulaşmamızda gerekli olduğunu görürüz. Bu yüzden derler ki egoist bir kişinin büyük arzuları vardır. Söylenen başka bir şey ise Tapınak düştüğünden beri sadece Kabalistlerin hâlâ dünyasal hazlar duyarlılığı vardır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,271