e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ben İlk Ve Son Olanım

14.Makale

Ayet der ki, “Ben ilk ve son olanım, Ben’den başka Tanrı yok.” Bilinir ki, Yaradan’la Dvekut içinde olma yolundaki çalışma düzeni ihsan çalışmasıdır. Ancak, insanın doğduğundan itibaren yerine getirdiği çalışma düzeni LoLişma’dır, Maimonides’in dediği gibi, “Atalarımız der ki, ‘İnsan LoLişma’dan Lişma’ya geldiğinden, LoLişma’dayken bile daima Tora’ya bağlanmalıdır.’ Dolayısıyla küçüklere, kadınlara ve eğitimsiz insanlara korkunun dışında, çalıştıklarında ödüllendirilecekleri öğretilir. Bilgiyi alana ve ilmi edinene kadar onlara bu sır azar azar verilir, böylece O’nu edinene, bilene ve O’na sevgiyle hizmet edene kadar bu konuya aşina olurlar.”

Kişi Yaradan’la Dvekut amacı yolunda yürümek istediğinde, öncelikle eksikliğe sahip olmalıdır, yani LoLişma çalışmasındaki tatminsizlik hissiyatına.

Alışmış olduğu Tora ve Mitzvot çalışması LoLişma denilen alma arzusu temeline dayandığından, çalışmada başka bir düzen aramaya başlar. Tüm yaşamı boyunca oturtmuş olduğu temeli değiştirme ihtiyacındadır. Bu LoLişma aşamasını sahte olarak görmesine bağlıdır, bu düşünce onu rahat bırakmaz ve bu aşamadan çıkıp, Lişma aşamasına girene kadar huzur bulmaz.

Peki, henüz doğru yolda olmadığını ve Yaradan’la Dvekut’tan çok uzak olduğunu kim ona hissettirir? Diğer insanlar LoLişma yolundayken neden o farklı olsun ki? Diğerlerine baktığında ondan daha yetenekli ve becerikli insanlar görür. Fakat onlar küçüklüklerinden itibaren onlara verilenle hemfikirdir. Oysa o, LoLişma aşamasını kabul etmez. Şunu sorar: “Eğer bu kadar beceriksiz ve yeteneksizsem; LoLişma aşamasının huzursuzluğunu nereden edindim?”

Buna cevap şudur: “Ben İlk Olanım.” Bu demektir ki, Yaradan ona bu eksikliği doğru yolda yürümesi için verdi. Kişi bunu kendi erdemliğiyle edindiğini düşünmemelidir. Daha ziyade Yaradan şöyle der, “Ben İlk Olanım,” yani “Gerçeğin yolunda yürümen için ilk dürtüyü sana Ben verdim. Sana gerçeğe ulaşman için eksiklik hissiyatını verdim.”

Sonrasında kişi, kendini-sevmeden tövbe edip, tüm çalışmasının ihsan olacağı aşamayı beklemeye başlar. Bu sırada tüm düşüncelerini ve kaynaklarını kontrol altına alır, tıpkı “Kendi gücünle yapabildiğin her şeyi yap,” sözündeki gibi.

Sonrasında Yaradan’la Dvekut ile ödüllendirildiğinde, bunun Tora ve Mitzvot vasıtasıyla kendini-sevmenin üstesinden gelmekle gerçekleştiğini, çalışması ve ısrarcılığı karşılığında bu zenginliklerin ona verildiğini bilir.

Ayet bununla ilgili şöyle der: “Ben, Son Olanım.” Bu demektir ki, sana eksiklik vermede İlk Olduğum gibi, aynı zamanda son Olanım, yani sana eksikliğin doyumunu da verdim.” Eksikliğe Kap (Kli), onun dolmasına “ışık” denir. Kap olmadan ışık olmadığından, önce Kap vardır ve sonra bereket bu Kaba akar. Bu sebeple Yaradan önce “Ben İlkim,” denilen Kabı verir ve sonra “Ben Son Olanım,” denilen bereketi verir.

Bununla kişinin dünyasal çalışması ve manevi çalışması arasındaki farkı anlayabiliriz. Genelde, çalışmayan bir işçi, karşılığında maaş almaz. Ancak çalışmadığı için de cezalandırılmaz.

Tersine maneviyatı çalışmayan, Tora ve Mitzvot’u yerine getirmeyen cezalandırılır, atalarımızın dediği gibi, “Dünya on ses ile yaratılmıştır. Dünyayı bozan günahkârın ödülü için on ses ve dünyayı devam ettiren erdemlinin iyi ödülü için on ses ile yaratılmıştır.”

Daha önceki makalelerde açıkladığımız gibi, “günahkârın ödülü,” günahkâr yaşamı boyunca acı çekecek demektir. Bu demektir ki, kişi kendi günahına, yani alma arzusuna baktığında, alma arzusu için yaptıklarının onu tatmin etmediğini, yaşamının hoş olmadığını hisseder ve görür, böylece Kap maneviyat eksikliği alır. Bu böyledir, çünkü yaşamında hissettiği hoşnutsuzluk, onu yaşamdan haz alacağı bir yer aramaya iter.

Dolayısıyla yanlış yolu seçtiğinden dolayı çektiği acı, Yaradan’ın yolunda yürümemenin sonucu değildir. Tersine bu yardımdır—o, bereket ve mutluluğa itilmiş olur.

Bunu takiben cezayı, günahkârın çektiği acıyı hissetmesi gerektiğini görür. Bunun anlamı şudur, “O’nun ıslah ettiğine ne mutlu.” Bu demektir ki yanlış yolda yürürken hissetiği acı vasıtasıyla Yaradan ona “Ben İlkim,” denilen Kabı veriyor.

Ancak, O, LoLİşma yolunda yürürken kimsenin acı çekmesine izin vermez. Daha ziyade sadece “Tanrı sevdiğini uyarır.” Bu, kendini-sevmeye dalmış, günahkârlığın tadını almak olarak kabul edilir ve bu insanı yanlışın yolundan döndürür.

Öyle anlaşılıyor ki, bir işçi çalışmadığında ona ücret ödenmez, ama çalışmadığı için de cezalandırılmaz. Maneviyatta ise eğer çalışmada aylaklık ederse cezalandırılır ki bu cezalandırılma olarak değil, daha ziyade doğru yolda yürümesi için arkadan itilme olarak kabul edilir. Bu ceza değil ıslahtır.

Islahın iki şekli vardır: 1) Tora’nın yolu, 2) Acının yolu, ancak bu ceza değil ıslah olarak kabul edilir ve ıslah ona acıyla gelir.

Sonrasında “ihsan kapları” denilen Kabı edindiğinde, yeni bir arzu edinir, yani Yaradan’ın ona ihsan etme arzusu denilen Kabı vermesini umar. İhsan etme Kabına sahip olduğunda, “Yarattıklarına iyilik yapmak,” olan yaratılış düşüncesindeki mutluluğu ve bereketi alır. Bu “Ben Son Olanım,” sözünün anlamıdır.

Ancak, bu sadece bireysel İlahilikte böyledir. Yani kişi her şeyin kendisine bağlı olduğunu söylemelidir, çünkü sadece kendini-sevmenin üstesinden gelme becerisine göre yaratılma nedeni olan amaçla ödüllendirilir. Bu insanın ödül ve cezaya inanması olarak kabul edilir. Aynı zamanda çalışmasını yerine getirdiğinde, her şeyin bireysellik altında olduğunu söylemelidir.

Kişi tüm düşüncelerinin ve eylemlerinin Lişma’da olmasının en önemli şey olduğunu bilmelidir, şöyle yazdığı gibi, “Ben’im adımla çağrılan her şeyi Ben yarattım ve İhtişamım için donattım.” “Ben’im adımla çağrılan her şeyi Ben yarattım,” sözünü yorumlamalıyız. Yaradan Kendi İhtişamı için “Ben’im adımla” denileni yaratmadı mı? “Ben’im adımla” sözünün anlamını anlamalıyız.

“Ben’im adımla” sözü Onunla ilişkilidir, şöyle yazdığı gibi, “İsrail, Sen’in Halkın,” yani kişi Yaradan’la ilişkilidir. Bu sırada Yaradan’la form eşitliğinde olmalıdır, şöyle yazdığı gibi, “O merhametli olduğundan, sen de merhametli ol,” yani kişinin tüm niyeti sadece Yaradan’a ihsan etmektir, eylemlerini sadece O’nun ihtişamı için yerine getirir ve kendi faydası için bir endişesi yoktur.

“Ben’im adımla adlandırılan her şey,” sözünü yorumlayabiliriz. Bu demektir ki, kim Ben’le ilişkilidir? Bunlar, tüm yaratılış sadece O’nun içindir diyen insanlardır. Bu şekilde kişi “İsrail’i sevgiyle seçen,” sözünü hissedebilir.

Öyle anlaşılıyor ki, kişi eksiklik içinde olmalıdır—Yaradan’ın yardımına ihtiyacı olduğunu hissetmesi ve “tüm eylemlerim Yaradan için” olması için. Sonra Lişma çalışması başlar ve kişi ödüllendirilir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,288